loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu: Başbakan, Adalet Bakanı fasa fiso, yetkileri yok

Kılıçdaroğlu: Başbakan, Adalet Bakanı fasa fiso, yetkileri yok
Tarih: 16.05.2017 - 11:41
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu 'Hiçbir askeri darbe döneminde bu kadar büyük acılar yaşanmadı. 15 Temmuz'u fırsat bilip karşı darbe yaptılar ve milyonları perişan ediyorlar' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu 'Hiçbir askeri darbe döneminde bu kadar büyük acılar yaşanmadı. 15 Temmuz'u fırsat bilip karşı darbe yaptılar ve milyonları perişan ediyorlar' dedi.

CHP Lideri, KHK ile ihraç edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın açlık grevinde olduklarını dile getirerek, Başbakan Binali Yıldırım'a aileleriyle görüşme çağrısı yaparak, 'İki gencin ölümüne izin vermeyin' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"Hüzünlü bir anneler günü kutladık. Marmaris'e giden 24 kişi yaşamını yitirdi. Biz sevinçliysek annemiz de sevinçlidir. Anneler gelecek endişesi taşıyorsa, çocukları iş bulamıyorsa işsizliğin en derin acısını anneler yaşar. 

Tarihte de Nene Hatun gibi anneler var. Bir elinde çocuğu, diğer elinde top mermisiyle Milli Kurutuluş Savaşı'na mermi taşır anneler. Gazi Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım 14 Ocak 1923'te hayatını kaybetti. Vefatından 13 gün sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk annesinin mezarına gidebildi. 

Biz geçmişte bu ülkenin tarihine imza atmış kadın ve erkekleri hep saygıyla andık. İnançları, yaşam tarzları farklı olabilir ama taş taş üstüne koymuşsa hepsine saygı duymak zorundayız.

En büyük arzumuz annelerin acılarının sona ermesi. Bunun için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Bugün binlerce anne acı ve gözyaşı içindedir. Evlatlarının, eşlerinin geleceğinden kaygı duymaktadır. Aralarında Akın Atalay var, Murat Sabuncu var. Cumhuriyet yazar ve yöneticileri 198 gündür tutuklular. Hayatları FETÖ ile mücadeleyle geçmiş, hangi ahlaktan, hangi inançtan söz edeceksiniz?

-Yüksel Caddesi'nde İnsan Hakları Anıtı önünde 2 genç eğitimci açlık grevi yapıyor. Ne günahı var bunların. 'Okuduk, öğretmen olduk, KHK ile işimize son verdiler' diyorlar. 'Eğer çalıştırmayacaksınız bırakın ölelim' diyorlar. Buradan Binali Yıldırım'a sesleniyorum: 2 gencin ölümüne izin vermeyin. Aileleriyle görüşün, dertlerini dinleyin. Gençlere de sesleniyorum açlık grevine son verin.

-Ne hak kaldı ne hukuk. Cumhuriyet internet sitesi genel yayın yönetmeni Oğuz Güven bir tweet atıyor, tweet değiştiriliyor, gözaltına alınıyor sonra tutuklanıyor. Ne biçim hakimsiniz siz? Kesinlikle hesabını soracağız. Oğuz Güven hapishaneye gülerek gitti. O da biliyor ki içeride ya da dışarıda olmanın farkı kalmadı. Türkiye'yi dünyaya rezil ettiler. Birlikte soracağız hesabını.

Emin olun hiçbir askeri darbe döneminde bu kadar büyük acılar yaşanmadı. 15 Temmuz'u fırsat bilip karşı darbe yaptılar ve milyonları perişan ediyorlar. Kontrollü darbe dedim diye üzerimize geldiler. Bilerek konuşuyorum bu insanlık dramları gözdağı için yaşatılıyor. Neden 15 Temmuz darbeyi araştırma komisyonuna görev yaptırmıyorlar Neyin ne olduğunu biliyoruz. Sandığa gidip evet oyu veren vatandaşlarımıza sesleniyorum. Bu vebale ortak olanlar derin pişmanlık içindeler. Hangi vicdan, hangi din, hangi iman kabul eder bunu? Ama bunlar kabul ediyor. 

Referandum sürecinde 'freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyoruz' diyordum. Ne olacağı belli değil herkeste derin bir endişe vardı. Çöken bir devlet yapısıyla karşı karşıyayız. Emeklinin, çiftçinin, kadınların dünya kadar derdi var. 15 yıldır tek başına yönetiyorsunuz. Nasıl oldu da Türkiye'yi bu noktaya getirdiniz? Kendi anlayışınızı bu millete zorla kabul ettirmeye mi çalışıyorsunuz? Buna izin vermeyeceğim. 

-Bütün dünya bize düşman. Düne kadar ithalatımız ihracatımız vardı, yurt dışına gidip geliyorduk. Ne oldu da dünya bize düşman oldu? Suriye'de batağa saplandık. 'Türkiye'yi batağa sürüklemeyin' dedik. 'Suriye'ye ders vereceğiz' diyenler batından ders alıyorlar. 

İlk kez Türkiye toprak kaybına uğradı. Bize ait adalar Yunanistan işgali altında. (Erdoğan) Çipras'a gidiyor 'bizim adalar ne oldu' diyemiyor. Fırça yiyecek çünkü. Ezikler çünkü. Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu toprak bizim toprağımız. Toprağımızdan kaçtık, türbeyi de kaçırdık. 

AB ile düne kadar sorunumuz yoktu. Şimdi 1 numaralı düşman. Türkiye Cumhuriyeti uygar dünyanın bir parçası olmak zorundandır. Demokratik, gerçek bir cumhuriyet olmak zorundadır.

-Dışişleri bürokratlarını devreden çıkardılar. 'Biz biliriz' dediler. Şimdi çuvalladılar. Putin'le Trump arasında gidip geliniyor. Meşruiyet aranıyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinde böyle bir tablo yaşanmamıştır. 

-Ekonomi de tam bir felaket. Gazetelere zorla haber yaptırıyorlar ekonomi diye. 2 Trakya büyüklüğünde alan ekilmiyor. Çiftçiler haftasonu Ankara'da miting yaptılar. 'Bize sahip çıkın' dediler. Biz size sahip çıkacağız siz de bize sahip çıkın. Güç birliği yapacağız. 

Türkiye'de toprak yok gibi gidip Sudan'da 99 yıllığına 780 bin dönüm arazi kiraladılar. Bizim köydeki vatandaşımız da gidip oy veriyor. Bir daha oy verirsen açlıktan nefesin kokacak. Sen de bunu gör. 600 bin kişi işini terk etti. Buradakiler nasıl geçinecekler? Mazotun, ilacın, gübrenin fiyatı belli. İktidardakiler 'sırtına sopayı vursak da bunlar gelip bize oy verecek' diyor. Ahlakı da çökerttiler. Kul hakkı yiyenler, yolsuzluk yapanlar yükseliyor. 

-(YSK'nin referandum kararı) Kanunun açık hükmüne rağmen bildiğini okuyorsa adalet çökmüştür. Adalet çöktüyse orada devlet yoktur. Bir milyonu aşkın mağdur aile yaratılmışsa, sorgusuz sualsiz hapislerde süründürülüyorsa gücü olanın damadı çıkarılacak gücü olmayan kanser hastası içeride yatacak. Egemenlerin üstünlüğünün olduğu hukuk anlayışıyla karşı karşıyayız.

-23 Ocak 2017 tarihli KHK'de  'OHAL işlemlerini inceleme komisyonu kuracağız' diyor. 5 ayda 7 kişi tayin edemediler. 5 ayda 7 kişiyi bulamayan hükümet Türkiye'yi sağlıklı yönetebilir mi, yönetemez.

Ne Adalet Bakanı Adalet Bakanı ne Sağlık Bakanı Sağlık Bakanı ne Başbakan Başbakan. Hepsi fasa fiso, hiçbirinin yetkisi yok.

-Referandum sonucu Cumhurbaşkanı tarafsız olacaktı. Cumhurbaşkanı tarafsız değil. Bağımsız ve tarafsız bir yargı olacaktı. Ortak akıl artık yok. Din ve vicdan özgürlüğü, adalet, ahlak artık yok. Türkiye 4 temel konuda kopuş yaşıyor. Bunlar:

Birincisi; Meclis ve devleti yönetenler arasında ciddi kopuş var.  Yönetenleri denetleyebilecek bir güç artık yok. Bu tarihsel bir kopuştur Türkiye'yi felakete götürecektir.

İkincisi; Taraflı Cumhurbaşkanı ile ona oy vermeyenler arasındaki kopuştur. Şimdi sadece ona oy verenlerin Cumhurbaşkanı. Cumartesi günü Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel başkanı olduğunda daha da ortaya çıkacaktır.

Üçüncüsü; Adalet dağıtan hakimler hukukun üstünlüğüne göre değil, üstünlerin hukukuna göre adalet dağıtıyor.

Dördüncüsü; Türkiye'nin uygar dünyadan kopmasıdır. Türkiye dünyada dışlanan konumda. Bu 4 kopuş devletin dinamiklerini çökertiyor. Umutsuz muyuz? Asla umutsuz değiliz. Kayseri'den Ankara'ya gençler adalet için yürüyorlar. O gençler olduğu sürece kimse umutsuzluğa kapılmasın. O gençlerle birlikte yürüyeceğiz."

Vişne Haber Ajansı 























ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları