loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu: İdlib’den gelecek her şehidin sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan’dır

Kılıçdaroğlu: İdlib’den gelecek her şehidin sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan’dır
Tarih: 10.10.2017 - 12:11
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkanı Kemal KIlıçdaroğlu: Astana’dan sonra Esed tekrar Esad oldu. Rusya ve İran kimden yana tavır aldı; Esad’dan. Şimdi Türkiye kimden yana tavır alıyor; Esad’dan. Nasıl oldu 180 derece döndün? Adamın burnunu böyle sürterler.

CHP Genel Başkanı Kemal KIlıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

CHP lideri, Türkiye'nin dış politikada hezimete uğradığını belirterek, "Astana’dan sonra Esed tekrar Esad oldu. Rusya ve İran kimden yana tavır aldı; Esad’dan. Şimdi Türkiye kimden yana tavır alıyor; Esad’dan. Nasıl oldu 180 derece döndün? Adamın burnunu böyle sürterler." dedi. 

Diplomaside konuşurken dikkatli olunması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Stratejiniz olacak, oluşan strateji; Burayı sen pislettin gel pisliğini temizle. Suriye’ye sen silah gönderdin, terör örgütlerini İdlib’ten sen temizleyeceksin, onlarla sen çatışacaksın" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, İdlib’in cihatçılardan temizliğinin TSK'ye havale edildiğini dile getirerek, "Temizledikten sonra Esad’a teslim edecekler" dedi. 

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Yaşadığımız sorunlara çözüm getirmek siyasetin görevi. Biz de konun uzmanlarıyla bir araya gelip istişareler yapıyoruz. Karamsar bir süreçten geçiyoruz. İşçisi, işvereni, emeklisi herkes Türkiye’nin geleceğinden kaygı duyuyor. 

Sevindiren olaylar da var. Ampute Futbol Takımımız şampiyon oldu. Takıma, içten teşekkür ediyorum.
Bugün 10 Ekim’in 2. yıl dönümü. Bugün hiç kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Ankara’da 2 canlı bomba 103 vatandaşımızın ölmesine yol açtı. İnsanlar can derdindeydi. Tarihimizin en kanlı terör olaylarından birisidir. Dönemin Başbakanı terör eylemini IŞİD yaptı diyemedi. Çünkü onlara silah gönderiyorlardı. Nasıl sulandırırız diye düşünüp, kokteyl terör örgütü yaptı dediler. Hayatını kaybedenlerin yakınları anma töreni yapmak istedi. Çocuklarını, o günü anacaklar, bir daha kimse böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmasın diyecekler. İzin verilmedi. Bir terör eylemini kınamak için ailelere neden izin verilmedi? Bu terörün yanında durmaktır. Hala IŞİD’e destek veriyorlar. Bırakın lanetlesinler, insan hayatı bu kadar ucuz mu? 

-Geçen hafta bir grup asker ailesi yolumu kesti. 15 Temmuz darbe girişimi olurken bir grup asker derslerine devam eden askerler 31 Temmuz’da mezun olacaklar. O gün KHK çıkarıldı, ‘okudukları okuldan mezun olamazlar’ diye. Farklı üniversitelerin olmayan bölümlerinin diplomaları verildi. Haksızlığın nedeni 669 sayılı KHK’ye vurgu yapması. Bunu görünce kimse bunları işe almıyor. Bu öğrencilerin günahı ne? FETÖ’yü şiddetle kınıyoruz ama haksızlığa uğrayan herkesin yanında olacağız. 

-Enis Berberoğlu’nun duruşması vardı. Enis Berberoğlu’nun toplu iğne ucu kadar suçu yoktur. Berberoğlu üzerinden CHP’ye nasıl kumpas kurarızın hesabındaydılar. Kim olursanız olun, CHP’ye kimse kumpas kuramayacak. Hakimleri, savcıları aldılar. Talimatla karar veren sarayın hakim savcılarına görev verdiler. Bu ülkede namuslu savcılar da hakimler de var. Berberoğlu’nun davası bir üst mahkemede bozuldu.
İfşa edilen ve sır olmayan bir konudan tutuklanan Berberoğlunun serbest bırakılıp görevinin başına dönmesini istiyoruz. Devlet sırrı diyorlar. Devlet sırrı, derin devletin bildiği kimsenin duymaması gereken sırdır. O sır hukuka aykırıysa ve açıklanırsa devlet ona sahip çıkmaz. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Adana il jandarma komutanlığına yazdığı yazısı var. MİT TIR’larında mühimmat var, diyor. Gizli diye kim diyor. Herkesin bildiği olay gizli olabilir mi? Fatura Enis Berberoğlu’na çıkıyor. Elimizde belge olmadan konuşmayız, doğrulatmadığımız konuyu dile getirmeyiz. 
 
-Bu topraklarda tütün 400 yıldır ekiliyor. Bizim tütünümüz dünya markasıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ihracatın yüzde 30’unu tütün oluşturur. Binlerce aile tütünden geçinir. 2002’de getirilen bir yasayla tütün üreticilerinin idam fermanı çıktı. Tütünde destek alımları kaldırıldı. TEKEL özelleştirildi. 405 bin 882 aile tütünden geçiniyordu. 7 kat küçüldü 56 bine düştü. Yabancı sigara üreticileri Türkiye’ye tütün ithal etmeye başladılar. 2012’den itibaren Türkiye ithalat ediyor. 2013 verilerine göre tütün alanında faaliyet gösteren imalatçıların yüzde 89.3’ünü yabancılar oluşturuyor. Geriye kalan yüzde 10’a da göz diktiler. Parlamentoya bir kanun getirdiler. Sarma tütüne ilgi arttı. Buna ceza öngören düzenleme parlamentoya geldi. Kaçak tütün diyorlar buna. Bu, buralarda ekiliyor, satılıyor. Hem yerlidir hem millidir, üreticinin alınteridir. CHP’li vekiller her türlü muhalefeti tütün üretici lehine yapıyor.

Bugüne kadar tütün ürettiği için zenginleşen bir kişi yok. Üretici ancak geçinebiliyor. Siz buna yasak koyuyor, hem para hem hapis cezası getiriyorsunuz. Adıyamanlara sesleniyorum, siz bize milletvekili vermediniz ama biz sizin yanınızdayız. 
 
Ekonomide ciddi sıkıntılarımız var ama fatura fındık, üzün tütün üreticisine çıkarılıyor.

Köprü yaptılar, havaalanı, şehir hastaneleri, otoyollar, elektrik santralleri yaptılar, nükleer enerji santrali yapacaklar… Bütçeden para çıkmadı. Bu toplanan vergiler nereye gidiyor, kim aldı bu paraları? Nereye bakarsanız bakın israfın iktidarın dokularına sindiğini görürsünüz. Kime verdin bu paraları?
Namus ve şeref diyenler ölümü göze alırlar, namus ve şereften vazgeçmezler. Erdoğan belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini ağırlıyor. Afyon’da kampta konuşurken arkasında cumhurbaşkanlığı forsu var. Erdoğan’a soruyorum çık milletin önüne namus ve şeref ne anlama geliyor anlat bakalım. AKP’nin genel merkezi yok mu? Gidersin, genel başkan yardımcılarını, grup başkanvekilleriyle görüşmek istiyorsan orada görüşürsün. Tarafsızlık üzerine yemin edecek sonra bunu unutacak. Namus ve şeref kavramının ne anlama geldiğini bilmeyen bir kişi var o da o koltukta oturuyor. 

Ampute Milli Takımımız Avrupa Şampiyonu oldu. Bakan, Erdoğan’ı arıyor, ‘şampiyon takımı kutlar mısınız, Beşiktaş stadı için de teşekkür edelim’ diyor. Erdoğan, ‘ne teşekkürü parasını biz verdik’ diyor. Sanki beyefendi cebinden ödemiş. Ne demek parasını biz verdik. O parayı bu ülkede tüyü bitmemiş yetim ödedi. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi öder. Tek adam rejiminin getirdiği nokta bu. Kimsin sen? 

-Dış politikada ciddi sorunlar yaşıyoruz. Dış politikanın ayrı bir dili vardır. Bu dili kullananlara diplomat denir. Dış politikada konuşurken herkes dikkatli olmak zorunda. Dış politikanın bir başka farklılığı milli olması gerektiğidir. İktidar muhalefet olmaz. Ortak bir dil geliştirilir. O nedenle iktidarda olanlar dış politikadaki gelişmeleri muhalefete aktarmak zorundandır.

Bugün ortak bir dilimiz yok. Yanlış yaparsanız sonuçları ağırdır ve uzun süre telafi edilemez, hatayı 80 milyon öder. Arka kapı diplomasisini sürekli açık tutmak, Türkiye’nin çıkarını gözetmek gerekir.

Mesela dönemin ABD başkanını İnönü’ye, onun da İnönü’ye yazdığı mektup vardır. 74 Kıbrıs çıkarması. Türkiye ne yapacağını saptamış ve gereğini yapmıştır. Hatay’ın Türk topraklarına katılması diplomasi zaferidir. AB’ye başvuru diplomasi zaferidir. Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçilmesi ve buna sessiz kalınması, Suriye politikaları dış politika hezimetidir. Soğukkanlı olmalı, işin uzmanlarıyla konuşup politika oluşturmak siyasetin görevidir. Her şey tek adama bırakılırsa Türkiye freni patlamış bir kamyon gibi gider.

Dış politikaları basın üzerinden yapmak hiçbir devlete yarar getirmez. ABD’de Zarrab davası var. Halkbank Genel Müdür Yardımcısı hapiste. Rehin alma politikasıyla sorun çözülmeye çalışılıyor. Erdoğan dış politikadan o kadar habersiz ki. Okuduğumda gözlerime inanamadım. Vize ‘Ankara’da büyükelçinin böyle bir karar alarak uygulamaya sokması üzüntü verici’ diyor. Büyükelçi böyle karar alır mı? Karar çok ağır. İlk kez karşılaşıyoruz ve topu sadece büyükelçinin omuzlarına yıkıyor.

ABD’nin uygulaması yanlıştır. Binlerce öğrenci gidecek, hastalar var, işadamları var. Bunların tamamının önü kesiliyor. Cezalandırılan 80 milyon. Akılcı politikalar üretilmeli. Her iki ülkenin de sağduyulu olması lazım. Umarım bu kriz kısa süre içinde aşılır.

-TSK İdlib’e giriyor. Her ülke kendi geleceğini güvence altına almak zorundandır. Türkiye de sınırlarını güvence altına almalıdır. Askerin İdlib’e gitmesine destek veriyoruz oraya gidip çatışmasızlık bölgesi oluşturmalı.
Türkiye bu noktaya nasıl, niçin geldi? Astana süreci başladı. Türkiye, Rusya, İran ortak hareket edecekler. Suriye’de akan kanın durmasına katkı verecekler. Bu sürece Suriye’nin içişlerine burnumuzu sokarak girdik. Esad’ı Esed ilan ettik, Emevi caminde namaz kılacaktık, Suriye’den gelenleri tedavi ettik, gönderdik. Süleyman Şah Tübesi’ni kaçırdık. 4 milyon Suriyeli geldi. Bu politika milli mi? İktidar partisi dışında buna kimse destek vermedi. El Kaide, El Nusra’ya TIR’larla silah götürdüler. Rus uçağı düşürüldü. Ben emir verdim yarışı yapıldı. Sonra araya adamlar koydular mektup yazdılar, Putin bunları affetti. İtibar kaybına uğrayan Türkiye Cumhuriyeti oldu.

Astana’dan sonra Esed tekrar Esad oldu. Rusya ve İran kimden yana tavır aldı; Esad’dan. Şimdi Türkiye kimden yana tavır alıyor; Esad’dan. Nasıl oldu 180 derece döndün? Adamın burnunu böyle sürterler. 

İdlib’e gidilecek. Orada kim var, Erdoğan İdlib’de ne yapacak? Ruslar dışarıyı biz içeriyi koruyacağız. Kime karşı güvenliği sağlayacağız? Terör örgütü Tahrir El Şam’a karşı. Bunun çekirdeğini El Nusra oluşturuyor. Nusra’yı Erdoğan terör örgütü olarak görüyor mu, hayır. Nusra’ya cephane de silah da gönderdiler. Diplomaside konuşurken dikkatli olacaksınız. Stratejiniz olacak, oluşan strateji; Burayı sen pislettin gel pisliğini temizle. Suriye’ye sen silah gönderdin, terör örgütlerini İdlib’ten sen temizleyeceksin, onlarla sen çatışacaksın. Bedeli bu ülkenin fakir fukara çocukları ödeyecek. 

İdlib’den gelecek her şehidin sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan’dır. 

İdlib’deki cihatçıların havadan temizliğini Türkiye’ye havale ettiler. Temizledikten sonra Esad’a teslim edecekler.
İdlib’deki temizliğin maliyeti çok fazla olacaktır. Nusra direneceğini açıkladı.

Rusya’nın stratejisi sonunda Erdoğan’ın beslediği, büyüttüğü, göz yumduğu cihatçılarla TSK çatışacaktır.

Yüz binlerce sivil Türkiye’ye yönelebilir.

Varlık gösteren cihatçıların Türkiye’ye sızmaları ve saldırılar yapmaları güçlü ihtimal.

-Nuriye ve Semih sadece işlerini istediler. Görevlerinin başındayken çocukları eğittiler. KHK ile görevlerine son verildi. Biri hastanede diğeri hapishanede. Bir baba olarak Binali Yıldırım’a seslenmek isterim: Dünyanın en haklı talebi işini istemek. Size düşen görevler var. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Ölümle pençeleşen iki kişiye yapılan zulümdür. Demokrasi açısından da faturası ağır olacaktır. Bir an önce görevlerine dönsünler. Varsa sorumlulukları verin mahkemeye yargılansınlar. Umarım sesimiz duyulur."

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları