loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu: İstanbul'da şoförü değiştireceğiz

Kılıçdaroğlu: İstanbul'da şoförü değiştireceğiz
Tarih: 08.12.2012 - 09:46
Kategori: Siyaset

CHP lideri Kılıçdaroğlu, İstanbul'un arabayı iyi tanıyan bir şoföre ihtiyacı olduğunu ifade etti...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını şöyle yanıtladı;

Kemal KILIÇDAROĞLU- Enflasyon verisinin 15 dakika önce haber ajanslarına sızmasını kabul etmek mümkün değildir. Bunu makul ya da mazur göstermek Türkiye İstatistik Kurumunun zaafını pekiştirmekten öte hiçbir anlam ifade etmez. Sağlıklı çalışan bir demokraside bunu yapan idarenin yöneticileri görevlerinden alınırlar veya ayrılırlar. Ama bizim gibi kuralsızlığı kural haline getirmiş olan ülkelerde o yöneticiler koltuklarında otururlar. Tıpkı, yolsuzluk yapan bakanların koltuklarına daha sağlam oturdukları gibi.

Soru- İlk konuşmanızda belirttiniz Sermaye Piyasası Kurulu başkanı ve üyelerinin görevden alınmasıyla ilgili. 
Haklarında yolsuzluk varsa bu soruşturulmalı dediniz. Size gelen bir duyum var mı tam olarak neden görevden alındıklarını biliyor musunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim şikayetlerimiz vardı. Sermaye Piyasası Kurulu yönetimi hakkında milletvekili arkadaşlarımız soru önergesi vermişlerdi. Sermaye Piyasası Kurulu etik değerlerin çok güçlü olması gereken bir kuruldur. Yöneticilerin şu veya bu şekilde şaibeye bulaşmamaları temel koşuldur. Eğer bunu ihlal ediyorsanız oradan ayrılmanız gerekir. Bakan büyük bir olasılıkla ayıramadı. Önüne tek seçenek koydular bir yasal düzenlemeyle görevden almak ve düşürmek gibi. Ama iktidar bir yolsuzluk varsa bunu soruşturmak ve kamuoyunu sağlıklı bilgilendirmek zorundadır. Çünkü görevden aldığı kurum Sermaye Piyasası Kurulunun başkanı ve yönetimi. Bu bağlamda bütün ekonomi çevreleri hangi gerekçeyle bu operasyonun yapıldığını bilme hakları var ve bilmek zorundadırlar. Oraya hangi gerekçeyle getirdiler, hangi gerekçeyle aldılar? Bunu bilmeliyiz. Yani görevden bu şekliyle alıyorsunuz ama bizim gerekçeleri bilme hakkımız var. Parlamentoda bu önerge görüşülürken Sayın Bakanın kürsüye çıkıp biz şu gerekçelerle bunu yapıyoruz demesi lazım, anlatması lazım.

Soru- Efendim konuşmanızın başında özellikle bütçeyle ilgili bir karşı oy yazısı yazılacağını söylediniz. Aynı zamanda şimdi Sayıştay’ın 4 raporundan 3’ünde açıklanmadığını belirttiniz. Bu konudaki girişimlerinizi biraz daha ayrıntılandırabilir misiniz? Yani karşı oy yazısıyla birlikte Sayıştay üzerinde o raporların istenmesiyle ilgili bir meclis mekanizması hayata geçirilebilir mi?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Şimdi raporların Plan Bütçe Komisyonuna gelmemesi başlı başına bir skandaldır. Bilgi edinme yasasına göre arkadaşlar raporları istediler. Raporlar hangi gerekçeyle gelmedi? Onu bilmiyoruz. Normalde TBMM Başkanının Sayıştay’dan bu raporları istemesi ve Plan Bütçe Komisyonu üyelerine sunması gerekirdi. Sayın Cemil Çiçek görevini yapmamıştır. Sayıştay’ın temel görevi anayasal görevi TBMM adına kamu harcamalarını denetlemektir. Denetledi mi? Denetledi. Nerede rapor? Ben oy vereceğim bütçeye lehte veya aleyhte. Benim adıma denetleyen kurumun raporu yok ortada. Bu ne yapar? Bütçeyi gayrimeşru kılar. Ve TBMM’nin denetim işlevini siz sıfırlamış olursunuz. Neye göre denetleyecekler? Ortada rapor yok. Bakan gelip anlatacak, birileri el kaldıracak kabul edilecek. Neye göre kabul edilecek? Bilgi edinme yasasına göre istendi. Raporlar varsa büyük bir olasılıkla gönderilecektir. Ama biz bunun takipçisi olacağız. Önümüzdeki süreçte Pazartesinden itibaren bütçe görüşmeleri başlayacak. Dolayısıyla bizim bunu sorma hakkımız var. Kim adına soruyoruz bunu? Bu ülkede yaşayan her yurttaş için doğduğu andan itibaren her yurttaş vergi verir. Doğduğu andan itibaren. Mama alırken vergi verirsiniz. Bu ülkede her yurttaşında benim ödediğim vergileri nereye harcadınız diye soru sorma hakkı var. Nereye harcadınız diye soruyoruz meclis adına denetim yapması gereken kurum meclise raporunu göndermiyor. Ve biz bütçeyi görüşüyoruz. Tam bir skandal.

Soru- Bu raporlarla ne olacağını sormaya çalışıyorum. Raporlar gelmedi, bütçe kabul edildi. Denetlenmedi çalışmalar.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Bizim sorduğumuz kadar halkın bilgilenme hakkını siz temsil ettiğiniz için sizin de sormanız gerekiyor. Bu bütçeye niye evet oyu verdiniz? Örneğin AKP milletvekillerinin çıkıp yanıt vermesi lazım. Niçin bu bütçeye siz evet oyu verdiniz? Sayıştay raporlarının gelmediği bir yerde siz hangi gerekçeyle evet oyu verdiniz? Bir milletvekilinin kamu harcamalarını denetleyen kurumun raporunu görmeden bütçeye evet oyu vermesi yasama görevini ihmal etmesi anlamına gelir. Yasama görevini kötüye kullanması anlamına gelir. Hükümet ne yaparsa yapsın, parayı nasıl harcarsa harcasın ben onaylayan mekanizmayım. Benim sorgulama yeteneğim yoktur anlamına gelir. Bir milletvekilinin benim bütçeyi sorgulama yeteneğim yoktur diyorsa onun milletvekilliği tartışılır. Çünkü o millet adına görev yapıyor orada.

Soru- Türkiye’de gayrimenkul sektörü üzerinden spekülasyonlar var.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Türkiye’de gayrimenkul sektörünü ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Sık sık arkadaşlarımız bu konuda raporlar düzenliyorlar. Olumsuz bir olayın başlangıç gongunu vurmak için izin verirseniz ben konuşmak istemiyorum bu konuda.

Soru- Dün Sayın Başbakan konuşmasında, göreve geldiğimiz günden itibaren Merkez Bankası döviz rezervleriyle ilgili bilgiler verdi. Ayrıca dedi IMF’den hiç borç almadık. Göreve geldiğimizde borç çok fazlaydı bugün itibariyle 900 milyon dolara indirdik. Teknik altyapı çalışmaları halen devam ediyor dedi. Birinci sorum bu.

İkincisi de, reel sektörde ekonomik gidişata dair toplantılar düzenlemeyi planlıyor musunuz? Planlıyorsanız ne zaman yapacaksınız? Ne tarzda toplantılar olacak?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Merkez Bankasının rezervleri konusunda Aşkın bey açıklama yaptı. Rezervler bir yıllık kısa vadeli borçları ödemeye yetmiyor. Eğer bir yıllık kısa vadeli borçlanmayı ödeyebiliyorsanız rezerv bir anlam taşır. Dolayısıyla ekonominin kırılganlığı 2002’ye göre artarak devam ediyor. Rezervler arttı ama borçlarda arttı. Ama o borçları ödemeye yetmiyor. IMF’den borç almadık diyor. Faik bey hatırlatıyor. 2005’te 10 milyar dolar para alındı. Niye bir Başbakan halkına doğruları söylemez? Bir Başbakana halkı kandırmak yakışır mı Allah aşkına? Nasıl bir Başbakan aklım almıyor benim. Kaldı ki, IMF’den borç aldınız diye kimse eleştirmez de. Yani gideceksiniz halka pembe tablo çizmek için yalan söyleyeceksiniz. Bir Başbakana yakışmaz. 2005’te gitmişsin 10 milyar dolar para almışsın.

Reel sektörle bir araya geliyoruz sık sık. Gaziantep’te bir araya geldik, Kocaeli’nde bir araya geldik. En son Bursa’da bir araya geldik sanayicilerle. Önümüzdeki süreç içinde pek çok yere gideceğiz. Reel sektör temsilcileriyle oturacağız, konuşacağız. Biz üreten Türkiye’den söz ediyoruz. Gönenç toplumundan söz ediyoruz. Herkesin aş, iş sahibi olduğu bir toplumdan söz ediyoruz. Bunun yolu üretimden geçiyor. Onun için reel sektörün desteklenmesi lazım. Bu amaçla gidiyoruz. Yeni bir ekonomi politikasıyla gidiyoruz biz. AKP’nin bir ekonomi politikası yok ama bizim var. Neyi hedeflediğimiz, makro büyüklüklerimiz nedir, 2023’te ilk 10’a girmek için en az her yıl %7 büyüme performansını düzenli olarak göstermemiz gerekiyor. Bunun bütün altyapısının hazırlanması gerekiyor. Biz reel sektöre, onların temsilcilerine bizim kendi politikalarımızı da anlatıyoruz.

Soru- Affınıza sığınarak madem Kuzey Irak’a girmişken burada bu kadar gazeteci var herkes merak ediyordur. Biraz daha ben siyasi bir konuya gireceğim bu dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili ne düşündüğünüzü merak ediyorum. O konuya da bir değinebilir misiniz acaba? Aslında görüşünüzü biliyoruz ama.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Genel görüşümüzü biliyorsanız sorun yok.

Soru- Özel bazı koşullarda sadece dokunulmazlıklar kaldırılacak. BDP’lilerle ilgilide var. O konuda bir açıklama yapabilirseniz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Onu daha sonra yanıtlayalım.

Soru- Efendim geçtiğimiz günlerde Rusya lideri Vladimir Putin’le Erdoğan’ın bir görüşmesi oldu. Bu görüşmede 10 güne yakındı, ekonomiden enerjiye birçok anlaşmaya da imza atıldı. Siz partiniz ve kendiniz olarak bu görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Şöyle söyleyeyim; Putin herhalde büyük bir memnuniyetle Türkiye’den ayrılmıştır. Güney Akım verildiği zaman Rusya’ya Putin’in gene ilginç bir sözü olmuştu. Bize bir yılbaşı hindisi verdi, armağan etti Türkiye diye. Ben şu soruyu bütün gazeteci arkadaşlarımın kendisine sormasını isterim. Dünyada hangi ülke bir başka ülkeye enerji bağlamında %60, 70 bağımlıdır? Onun için diyorum Putin son derece memnun bir şekilde ayrılmıştır. Niye ayrılmasın? Nükleer santralle beraber belki bu bağımlılık %80’lere çıkacak. Bir ülkeye enerji konusunda %60, 70 bağımlılık ne demektir biliyor musunuz? Ülkenin geleceğini, bağımsızlığını tehlikeye atmak demektir. Güney Akım niçin verildi? Defalarca Rusya istedi Türkiye vermedi. Ama öyle bir noktaya geldiler ki, İstanbul’un iki günlük gazı kalmıştı. Paşa paşa gittiler hiçbir ödün almadan teslim ettiler. Gerçekten de ben söylüyorum ya Türkiye yönetilmiyor. Sağlıklı yönetilmiyor. Birileri Türkiye’yi yönettiğini sanıyor. Ödün üstüne ödünler veriliyor. Dış politikaya bakın, ekonomiye bakın, sıcak paraya bakın, borsaya bakın. Hayatın her alanına gidin. Ekonomi toplantısı yapıyoruz, 2013’ün bütçesini görüşüyoruz. Kamu harcamalarının denetlendiği bir alan yok bütçede. Ve biz 2012’nin Türkiye’sinde yurtdışından saman ithal ediyoruz. Hangi ekonomi yönetimi, hangi para yönetimi, hangi dış politika, hangi ülke çıkarları? Siz Güney Akımı nasıl hiçbir koşul almadan, hiçbir koşula bağlamadan tek taraflı verebilirsiniz? Nasıl kendi ülkenizi enerji bağlamında bir başka ülkeye %60, 70 oranında bağımlı hale getirirsiniz? Yarın diyelim Suriye’yle savaş çıktı, Rusya tavrını Suriye’den yana koydu, muslukları keserse ne olacak Allah aşkına bu ülkenin hali? Yönetici bunları düşünür. Devlet adamı dediğimiz kişi bunları düşünür. Bunları düşünerek karar alır. Olası riskleri düşünürsünüz yöneticinin görevi odur zaten. Olası düşünürsünüz kararı ona göre verirsiniz. Parametrelerinizi ona göre belirlersiniz. Siz yönetmiyorsunuz, birilerinin yönetimine teslim oluyorsunuz. Ve sonuçta Türkiye’yi getiriyorsunuz bu noktaya. Ortadoğu’nun bataklığına sürüklüyorsunuz. O bataklığın ekonomik faturaları henüz daha tam çıkmadı. Rusya’ya narenciye ihraç ettik. Tamamını geri gönderdiler. Niçin? Sağlıklı değil diye. Kim tüketti bunları? Bizim insanımız tüketti. Kim izin verdi? Bu hükümet izin verdi. Niçin? Bizim insanımızın değeri yok mu?

Onun için söylüyorum, sağlıklı bir yönetime, tutarlı bir yönetime Türkiye’de ihtiyaç var. Bu şekliyle giderse Türkiye’nin başı beladan kurtulmayacak. Zaten o sürecin içine girdik. Hükümet bir çıkmaz yol içinde. Ekonomide de öyle. Geldiğimiz noktada neyi nasıl yöneteceğini bilmiyor. Bakanlar birbiriyle çelişen demeçler veriyorlar. Geçen seferde söylemiştim. Gaz mı, fren mi vs. bu tartışmaları bırakın. Yapmamız gereken bir şey var. Şoförü değiştireceğiz bitti o kadar. Şoför değişecek yolu bilen, gaza, frene nerede basmasını bilen, arabayı iyi tanıyan, yani ülkeyi iyi tanıyan, ekonomiyi iyi bilen yeni bir şoföre ihtiyaç var. Ve halkına her ortamda doğruları söylüyor. Ve halkına saydamlığın ne kadar önemli olduğunu, hesap vermenin demokrasilerde ne kadar önemli olduğunu bilen bir yönetime ihtiyaç var.
Soru- Sayın Başkan, iki sorum olacak. Birincisi; Türkiye’nin önemli bir sorunu bankacılık sektöründeki rekabet. Bu nedenle Çin başta olmak üzere aktif büyüklüğü önemli noktada olan ve Türkiye’ye KOBİ kredileri ve proje kredileri noktasında önemli katkı sağlayabilecek bazı yeni bankaların Türkiye’de lisans alarak Türkiye’de faaliyete geçmesine CHP nasıl bakıyor? Türk bankacılık sektörüne yeni aktörler kazandırılmasını CHP olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
İkincisi de; reel sektörden şöyle bir talep var. Diyorlar ki, niye 5. ve 6. teşviklerle ilgili olarak niye 5. ve 6. yatırım bölgelerinde o bölgelerde yatırım yapmak isteyen KOBİ’ler ve reel sektör belki de şuanda yumuşak iniş tedbirleri çerçevesinde Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminin uyguladığı ve bir şekilde kredi maliyetlerini arttıran uygulamalardan biraz daha bağımsız kılınarak kredi kullanamıyor. Acaba CHP bu konuda bir girişimde bulunarak, ekonomi yönetimiyle konuşarak 5. ve 6. bölgede kredi maliyetlerinin biraz daha yumuşamasını sağlayacak ve o bölgelerde teşvikin biraz daha etkili olmasını sağlayacak bir fikir ortaya koyar mı, koymaz mı? Reel sektör bunları merak ediyor.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Bankacılık konusunda özellikle yabancı bankaların Türkiye’de yeni bir aktör olarak gelmeleri ve faaliyette bulunmalarını isteriz. Yani bizim bir önyargımız sözkonusu değil. Tam tersine eğer bunlar…

Soru- Proje kredisi veriyorsa?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Tabi. Yani bunlar gerçekten önemli projelere destek vereceklerse, özellikle katma değeri yüksek ürünlerin üretimini yapan reel sektöre katkı vereceklerse bunların ayrıca desteklenmesi lazım. Gelsinler hiçbir sorunumuz yok.

5 ve 6. bölgede yatırım yapan yatırımcıların kredi maliyetlerinin düşürülmesine yönelik çağrıda da bulunuruz, gerekirse arkadaşlarımız o konuda eğer hükümet katkı verecekse biz elimizden gelen her türlü desteği sağlarız. Bununla ilgili olarak bir yasal düzenleme gerekiyorsa o yasal düzenlemeye destekte veririz. O bölgelerde yatırım yapmalı. Çünkü CHP olarak biz özel sektör gitmiyorsa, yatırım yapamıyorsa kamu özel sektör işbirliğini öneriyorduk. Bu da olmayacaksa devletin doğrudan yatırım yapmasını istiyorduk. Çünkü biz o bölgede istihdamın yaratılmasını, ekonominin gelişmesini istiyoruz ve teşvik için elimizden gelen her türlü katkıyı yaparız.

Soru- Şimdi başkanım, reel sektörün özellikle son dönemde hükümetin Ortadoğu pazarına çok yöneldiğini ve yine halen Avrupa pazarı belki çok önemli Türkiye için ama Ortadoğu pazarına çok yöneldiğini ve son dönemde Mısır’la Türkiye’nin ilişkilerinin ticari anlamda çok daha önemli aktörler olacağı yönünde bir takım yaklaşımlar ve hükümetin destekleri var. Siz bu oluşuma katkıda bulunur musunuz? Ortadoğu pazarını nasıl görüyorsunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Ortadoğu pazarı katma değeri yüksek mallar ihraç ettiğimiz bir pazar değil. Bir anlamda geleneksel pazar ve onların özel bir tüketim talepleri, beklentileri var. Özel mallar bildiğimiz klasik bazı özel malları çok fazla tercih ediyorlar. Bu bağlamda Gaziantep sanayisi büyük ölçüde o talebi karşılıyor. Kahramanmaraş, Şanlıurfa onu karşılıyor. Batıya yönelik olarak ise daha çok katma değeri yüksek malların üretimini yapmamız ve o piyasaya açılmamız lazım. Ortadoğu pazarı bizim için önemli. Pazara girilmeli, açılmalı. Bizim işadamlarımız gerçekten acımasız rekabet koşullarına göğüs geriyorlar, mücadele ediyorlar, pazara giriyorlar ve dişe diş mücadele ediyorlar. Ve üretimde yapıyorlar son derece iyi. Elimizden gelen her türlü katkıyı yaparız, önlerinde hiçbir engel olmasın. Katma değeri yüksek malları üreten sanayiye de biz destek vermek isteriz. Hatta o çok daha önemli. Türkiye’nin geleceği açısından, bilgi toplumunu yakalaması açısından bir gönenç toplumu olması açısından çok daha önemli. Her türlü desteği veririz.

Soru- Bir şey daha eklemek istiyorum. Yatırımlar oraya daha fazla kayıyor. Onu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yani orada yatırım yapan Türk işadamlarını Türkiye’den ihraç etmesi ve orada yatırım yapmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Türk iş adamlarını sadece Türkiye değil Ortadoğu’ya da, Çin’e de, Avrupa’ya da yatırım yapmalarını isteriz. Bu rekabet açısından büyük avantaj sağlıyor işadamına. Dolayısıyla orada yatırım yapıyor, üretim yapıyor. Bazen istihdam açısından, bazen bürokratik engelleri aşma açısından bu tür yatırımlar yapılıyor. Onları doğal buluyoruz. Büyümesini de isteriz zaten.

Soru- Yeni Osmanlıcılıkla bağdaşır....

Kemal KILIÇDAROĞLU- Yo hayır. Yani bizim işadamlarımız başka ülkelere yatırım yapacaklarsa bundan memnunluk duyarız. Herhangi bir önlerine engel çıkarılmasını da istemeyiz. Dış politikada da zaten işadamlarımızın önünde o ülkelerde engeller varsa o engelleri ortadan kaldırmalıyız. Bakınız geçen Irak Başbakanı ilginç bir açıklama yaptı. Dedi ki, Türkiye Petrolleri Anonim ortaklığının bir sorununu bir günde çözdük dedi. Bu güzel bir şey. Yani bir şekilde bizim bir şirketimiz Irak’ta önemli bir yatırım yapacak, önüne bir engel çıktığı zamanda o engelin kalkması bizi mutlu eder.
Soru- Başkanım, biraz önceki sorunun bir tanesinin cevabında narenciyle ilgili açıklamalarınız oldu. Buna bağlı ben şunu sormak istiyorum. 2012 içerisinde zaman zaman hem tarım, hem hayvancılıkla ilgili bir takım açıklamalarınız oldu. Şimdi yılsonu itibariyle baktığınız zaman tarımda sektörde rakamlar hep büyümeyi gösteriyor ama üreticinin her kesiminden şikayet var. Özellikle girdi fiyatları konusunda, çeşitli konularda, mazot fiyatı konusunda.tarım politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Tarım politikalarını yetersiz buluyoruz. Nereye giderseniz, nereye dokunursanız ah işitiyorsunuz. Buyurun gidelim Niğde’deki patates üreticilerine soralım. 10 kuruşa alıcı yok. Gidelim Şanlıurfa’da pamuk üreticisine soralım, soğan üreticilerine soralım, narenciye üreticilerine soralım. Hepsinden şikayet geliyor. Besicilere soralım. Fazla uzağa Kars’a gitmeye de gerek yok. Balıkesir’e gidip soralım. Hepsinin derdi var, sorunu var.
Evet arkadaşlar hepinize çok teşekkür ediyorum, sağ olun. Belki ilk bir toplantıydı bu bağlamda bir bütçe parlamentoda genel kurulda görüşülmeden önce biz medya mensuplarıyla görüştük. Hepinize şükran borçluyum, teşekkür ederim.” 

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları