loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu Şeker Kanunu ile ilgili AYM'nin iptal ettiği maddeyi hatırlattı, Erdoğan'a sordu: Hangi uluslararası kuruluşla hangi anlaşmayı yaptınız?

Kılıçdaroğlu Şeker Kanunu ile ilgili AYM'nin iptal ettiği maddeyi hatırlattı, Erdoğan'a sordu: Hangi uluslararası kuruluşla hangi anlaşmayı yaptınız?
Tarih: 07.03.2018 - 10:47
Kategori: Siyaset

CHP PM üyesi Yavuz Karan’ın hayatını kaybetmesi nedeniyle dün yapılamayan CHP grup toplantısı, bugün gerçekleştirildi.

Grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı olduklarını yineleyerek, "Uluslararası kuruluşlar ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde şeker politikaları belirleniyor" dedi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Dün Parti Meclisi üyemiz Sayın Yavuz Karan hayatını kaybetti. Trabzon’dan onu sonsuzluğu uğurladık. Karadeniz’in yiğit evladı, yol arkadaşımızdı. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz, hepimizin başı sağolsun.

Sevinçli bir haber de vermek isterim. Eskrimde Deniz Selin Üstündağ Avrupa Şampiyonu oldu, kendisini kutlyuoruz.

 "İktidarın yaptığı her şeyi alkışlayan bir medya grubunun demokrasiye en çok zarar verdiğini kimse unutmamalı"

Bütün demokrasilerde medya önemli bir güçtür. Özellikle gelişmiş demokrasilerde 4. güç olarak algılanır. Medyanın temel özelliği gücü alkışlamak değil halk adına sorgulamaktır. Böylece ülkeyi yönetenler daha sağlıklı karar almak zorunda kalırlar. Bizde bir yaygın bir de yerel medya var. Yerel medya adeta sahipsiz. 3 yıldır Basın İlan Kurumu ilanlarına zam yapılmadı, geçinemiyorlar. Binlerce kişi çalışıyor. Ayakta kalmak için olağanüstü çaba harcıyorlar. Bu konuda iktidarın sağlıklı, tutarlı adımlar atması lazım. Yerel medya üzerinden tasarruf demokrasiye zarar verir. Yerelin de yaygın medyanın da bağımsız olmasını isteriz. Demokrasiyi ayakta tutacaksak medyaya da sahip çıkmak zorundayız. Medya üzerindeki baskılara karşı çıkmak zorundayız. Özellikle iktidarın yaptığı her şeyi alkışlayan bir medya grubunun demokrasiye en çok zarar verdiğini kimse unutmamalı.

"Kültür Bakanlığı MESAM'a kayyum atadı, Bakanlık suç işlemiştir"

Düşüncelerimizi özgürce ifade edeceksek, haklarımızı yargıda arayabileceksek bunların yolu demokrasiden geçiyor. Demokrasinin kuralları vardır. İktidarı yönetenler hukuka uygun davranmalı. MESAM diye bir örgüt var. Tüzüğü, yasal dayanağı var. Sanatı ve sanatçıyı desteklemeyen hiçbir kurum yoktur, darbe dönemleri hariç. Sanatı ve sanatçıyı yüceltmek her toplumun amaçlarından biridir. Sanatın 7 dalını da desteklememiz gerekir. Bir yasa var, sanatçının haklarını koruyor. MESAM da ona göre kurulmuş. MESAM mart ayında olağan kongresini yapacaktı, Kültür Bakanlığı MESAM'a kayyum atadı. Yasada kuralı var, bu kurallara uyarsa atayabilirler. Buna göre; Bakanlık, kanuna dayanarak ‘kurallara uymadığına dair yazı yazarım, 30 gün beklerim, kural yerine gelmemişse yine 30 gün beklerim. Yine uymazsa kayyum atarım’ diyor.  MESAM'a uyarı yazısı gitmemiş. Yasaya uyması gereken Kültür Bakanlığı yasaya uymazsa ne olacak? Yazısının içinde şu maddeye göre kayyum atadım diye bir şey de yok.  Yönetimi görevden aldılar. Sordum, dava açacaklar. Kültür Bakanı sanatı ve sanatçıyı korumakla yükümlüsün. Yasanın dışına çıkamazsın. Kültür Bakanlığı suç işlemiştir, umarım kısa süre içinde hatadan dönerler.

"Açıköğretimde okuyan 6 binin üzerinde tutuklu öğrencinin harçları yatmadı"

7 Şubat 2018'de açıklandı, hapishanelerde 235 bin 888 tutuklu var. Bunların 69 bin 301'i öğrenci. Kimisi açıköğretim orta okulları, liseleri, fakültelerinde okuyorlar. Bu güzel bir şey. Mahkum ya da tutuklu eğitime devam ediyor. Tutukluların sınav ücretlerini Sosyal Politikalar Bakanlığı ödüyor. Mahkumlar eğitim düzeylerini yükseltecekler. Açıköğretimde okuyan 6 binin üzerinde öğrencinin harçları yatmadı, süre bitti. Bakanlığa sesleniyorum, uygulamayı sürdürün.

"Özelleştirildikten sonra şeker fabrikalarının büyük bir kısmı kapanacak"

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi... Toplumun hemen her kesiminin karşı çıktığı bir uygulama. Konu gündeme gelir gelmez Veli Ağbaba başkanlığında bir komisyon oluşturduk. Tüm odalarla, sedikalarla konuşacaksınız, dedim. İktidar partisi de dahil olmak üzere şeker fabrikalarının olduğu yerlerde halkın tamamı özelleştirmeye karşı. Sadece 14 fabrikaya değil hepsine arkadaşlarımız gidecek. Şeker fabrikaları sıradan fabrikalar değildir, üretimde dünya 5'incisiyiz. Kamyoncusu, çiftçisi kazanıyor. Üretimin kaybedeni yok. Herkesin kazandığı ortama dinamit koyuyorsunuz, özelleştirildikten sonra fabrikaların büyük bir kısmı kapanacak. Kapanmayacak diyorlar, daha önce gördük, hepsi kapandı. Amaç nişasta bazlı şeker üretimini teşvik etmek. Arkadaşlarımız haftaya Erzincan, Kars, Ağrı, Van, Muş fabrikalarını ziyaret edecekler. Biz şekerin ve şeker fabrikalarının korunması gerektiğine inanıyoruz.

"Şeker fabrikalarını özelleştirerek cumhuriyetten intikam almaya çalışıyorsunuz"

1926'da ilk fabrika Gazi Mustafa Kemal'in öncülüğünde kuruldu, üretime geçti. Osmanlı’da bir kilo bile şeker üreten fabrika bile yokken. İnönü'nün, Özal'ın, Erbakan'ın attığı temeller var. Özelleştirerek cumhuriyetten intikam almaya çalışıyorsunuz. Şeker fabrikalarına sahip çıkmak, cumhuriyete, emeğe, alınterine sahip çıkmak demektir.

"Uluslararası kuruluşlar ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde şeker politikaları belirleniyor"

Bu süreci başalatan olay yeni değil. Şeker Kanunu çıktı. Geçici 8. maddesi vardı. Şöyle; Uluslararası kuruluşlar ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde Bakan Kurulu, kurum ve organlarının görev, yetki ve görev süresini yeniden belirler.  Hangi uluslararası kuruluşla hangi anlaşmayı yaptılar? Bugüne kadar kamuoyuna yapılmış tek cümle açıklama yok. Başta Recep ve Binali bey olmak üzere gayet açık net soru soruyorum. Hangi uluslararası kuruluşlarla anlaşma yaptınız ve bu anlaşma metnini neden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından gizliyorsunuz?

Uluslararası kuruluşlar ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde şeker politikaları belirleniyor. Bu madde AYM'ye götürüldü. AYM bu maddeyi iptal etti, 7 ve 123. maddelere dayanarak. AYM, yetkili uluslararası kuruluşlar değil TBMM'dir diyor. İptal edildiğine göre uluslararası sözleşme yürürlükte. Kiminle oturup şeker politikası belirlediniz? Nişasta bazlı şekerin sağlığa ne kadar zararlı olduğunu biliyoruz. Binali bey nişasta bazlı şekere (NŞB) kota getireceğiz, dedi. Kota zaten var. Türkiye'de yüzde 15, Almanya'da yüzde 1, bazılarında yasak. Kansere, şeker hastalığına  yol açıyor. NŞB'de yüzde 15 oranı uygulayan başka ülke var mı? Bizim ülkemizin insanının hayatı bu kadar mı ucuz?

"Gökhan Açıkkollu, 15 Temmuz'dan sonra gözaltına alındı, gözaltı sırasında hayatını kaybetti. Şimdi işkence sonucu öldüğü ortaya çıktı"

Türkiye Cumhuriyeti anayasasına göre Türkiye Cumhuriye sosyal, laik, hukuk devletidir. Devleti yönetenler buna uymak zorunda. 20 Temmuz'dan beri Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti değildir. 15 Temmuz'dan sonra BM'ye yazı gönderildi. 13 maddeyi Türkiye 'uygulamayacağım' dedi. Tutulanlara insanca davranmayacağım, dedi, adaletli yargılamayacağım, diyor. Darbe girişiminden sonra pek çok insan mağdur edildi. Mağdurların sesi olmaya özen gösterdik.  Gökhan Açıkkollu, 15 Temmuz'dan sonra gözaltına alınıp tutuklanıyor. Gözaltı sırasında hayatını kaybetti. İlaçları verilmediği bu nedenle hayatını kaybettiğini dile getirmiştim daha önce. Şimdi bu vatandaşın işkence sonucu öldüğü ortaya çıktı. İfadesi doğru dürüst bile alınmadı. Eşiyle arkadaşlarımız konuştu. Cenazesi verilirken hainler mezarlığına gömülecekse veririz, demişler. Diyanet İşleri ‘hainler gömülmez’ diye fetva veriyor. Aile kendi imkanlarıyla gömmüş. Bir avukatın o dönem savcılığa verdiği yazı var. Açıkkollu'nun işkence sonucu öldüğüne tanığım, diyor. Mağdurlara sahip çıkmayacaksınız da kime sahip çıkacaksınız. Bunları söylediğimizde bizi eleştirip, FETÖ'cüsünüz diyorlardı. Aile hakkını sonuna kadar aramalı, tazminat davası açma hakkı var. Sonuna kadar yanlarındayız. Bu bile Türkiye'de adalet olmadığını gösteriyor. 25 gün yürüdük niye yürüyorsunuz, dediler. Bu ülkede adalet var, diyemediler.

"Günaydın Recep bey. Bir kişi değil milyonlarca kişi ellerini semaya açmış adalet bekliyor"

21 Eylül 2017'de Erdoğan açıklama yapıyor. Yargı bağımsız, müdahale edemeyiz. Adalet Bakanı da yürütmenin yargıya etkisi de müdahalesi de yok, demişti. Ben etkisi de müdahalesi de var deyince eleştiriyorlardı. Erdoğan, Yargıtay'ın 150. yılı sempozyumunda konuşma yapıyor 6 Mart'ta. 'Eğer bir ülkede halk bunalmış, ellerini semaya açıp adalet çığlığı atar hale gelmişse oradaki yargı sisteminde sorun var demektir' diyor. Günaydın Recep bey, anladın. Yargı yok, adalet yok, neden bahsediyorsun? Yargı hiyeraraşisi yok. AYM karar veriyor, alttaki takmam diyor. Kararını uygulamadım, sesini bile çıkaramıyorsun, diyor. Bir kişi değil milyonlarca kişi ellerini semaya açmış adalet bekliyor. Kendisine otosansür uyguluyor yargı. Sarayın bazı avukatları saray adına hakimlere talimat veriyor. Hangi adaletten bahsediyorsunuz.

"Bunlarda ar damarı patlamış"

Yargıya doğrudan müdahale yok diyorlardı, geçen hafta açıkladım. Bakanlık dağıttığı kitapçıkta tahliye konusunda ‘HSK ile mutlaka istişarede bulunduktan sonra irade oluşturulacaktır, diyor. Görüşümü aldıktan sonra tahliye edeceksin, diyor. Hani talimat yoktu. Bir de ‘Soruşturmaların 17-25 Aralık 2013 esas alarak yapılması’ diyor. Bunlar hakime, savcıya talimat. İktidar yargı kararlarını da takmıyor. Salih Müslim olayı var. Terör örgütü ilan edildikten sonra Müslim'i davet edip, altına halı serip oturup konuşuyorsunuz. Ağırladılar, yedirdiler, göderdiler. Şimdi Avrupa'dan istiyorlar. Demezler mi sizdeydi, bizde yargı kararı da yok sizde vardı, diye. Bunlarda ar damarı patlamış.

"Tefeci Tayyip diyorlar"

Faizlerden şikayet ediyor. Yükselten sensin. CHP iktidarda sanki. Bundan da CHP sorumlu diyecekler. Vatandaş kahvede faizci Tayyip diyor. 15 yıldır yurt dışındaki bir grup faizciye 149 milyar dolar faiz ödedi. Sanayiciye, çiftçiye mi, emekliye mi verdiniz, yatırım mı yaptınız? Bir grup tefeciye veriyorsunuz. 689 milyar lira da yurt içindeki faiz. Bir grup tefeciye ödedin. O yüzden tefeci Tayyip diyorlar. Şikayetçiyiz diyor. Şikayetçi olmayacak, çözüm bulacaksın. Faiz sorununu çözemezler, yakayı tefeciye kaptırmışlar. Bu millete sözüm söz,  Türkiye Cumhuriyeti'ni faizcilerden kurtarmak boynumuzun borcu."

Kaynak : Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları