Genel Başkanı Kılıçdaroğlu NTV’nin canlı yayınında,''Kürt sorununun 30 yıldır çözülmemesinin tek sorumlusunun siyasetçiler olduğuna inanan birisiyim'' dedi...
Kılıçdaroğlu, sürecin kimsenin tekelinde olmadığını, herkesin, doğudan batıya, güneyden kuzeye barış istediğini ve barıştan yana tavır takınmak zorunda olduğunu belirtti.
-”BDP’nin yaptığı bir açıklama çok önemli. ‘Bayrak bizim bayrağımızdır’ dedi. Bitti. Bakın bu çok önemli bir ortak paydadır. Aynı bayrağa demek ki saygı duyacağız. Aynı bayrak geçerken ayağa kalkacağız. O bayrak eğer 76 milyon yurttaşın bayrağı ise çok önemli bir adımı atmışız. Diğer adımları da atabiliriz. Sonuçta bu ülkede beraber yaşayacağız”
- “Çatışmanın olmamasından memnunuz. Bölge halkı da, Türkiye de memnun. Şehitler gelmiyor. İnsanlar hayatlarını kaybetmiyorlar. Huzur var. Bu huzurun devam etmesini isteriz. Ama perdenin gerisinde ne görüşülüyor onu bilmiyoruz. Sadece ana muhalefet partisi olarak biz değil, bakanların da çoğu bilmiyor. Milletvekillerinin de zaten hiçbirisi bilmiyor”
-”İktidar fezlekeleri sulandırarak kapatma yolunu tercih etti. İstifa eden bakanların haklarında soruşturma açılmasına dair verdikleri dilekçede fezlekede yer alan rüşvet iddiaları yer almıyor. Adalet Bakanlığına gelen fezleke ile TBMM’ye gelen fezlekeyi karşılaştırdık ve Parlamentoya gelen fezlekeden bazı raporların çıkarıldığını belirledik”
-”İktidar fezleke konusunda çoğunluğuna güveniyor. Soruşturma komisyonunda yolsuzlukları kapatmaya çalışacak, ama kapatamazlar. Mümkün değil. Bu ülkenin vicdanı bunu kabul etmez. Kul hakkı yiyen, korunmaz. Korursanız gerçekten de vicdan azabı çekersiniz. Siz soruşturma komisyonunu olayı kapatmak için kurarsanız, böyle bir girişimde bulunursanız demokrasi yara alır. İnsanların siyasete olan güveni temelden sarsılır”
–”Bir ülkede Başbakanın yasa dışı dinlenmesi asla kabul edilemez. Ama,Başbakanlar eğer yasa dışı işlere bulaşmışlarsa ve bu yasa dışı işlemler şu veya bu gerekçe ile tespit edilmişse, bu telefon kaydı olabilir, fotoğraf olabilir, bir başka belge olabilir, bu artık gizlenemez. Bunun kamuoyuna açıklanması lazım.”
-”Başbakanlar devletin bekası için konuşurken elbetteki onların gerekli güvenliğinin sağlanması lazım. Kriptolu telefonun verilmesinin nedeni odur zaten. Bu her ülkede var. Bizde de olacak. Ama parayı istifleyip, şunu yapıp, bunu yapıp… Bunun devletin bekası ile alakası yok. Tam tersine devletin temeline dinamit koymayla ilgisi var. O nedenli diyorum zaten operasyonları paralel devlet değil, devletin vicdanı yaptı.”
-”Erdoğan TBMM’de “Ey Kılıçdaroğlu, senin nefes alışını bile takip ediyoruz” dedi. Beni O da dinliyordu. Ona servis ediliyordu benim bütün konuşmalarım. Ailemin konuşmaları servis ediliyordu, ona. Bunu ben de biliyordum, o da biliyor”
-”Cumhurbaşkanının bir kadın olmasını gerçekten çok arzu ederim. Çağdaş Türkiye’yi temsil edecek bir profilin, bir aktörün orada olması lazım.”
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, NTV’de Oğuz Haksever’in sorularını yanıtlarken özetle şunları söyledi;
Çözüm sürecine dair düşünceleri sorulan Kılıçdaroğlu, sürecin kimsenin tekelinde olmadığını, herkesin, doğudan batıya, güneyden kuzeye barış istediğini ve barıştan yana tavır takınmak zorunda olduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, “Kürt sorununun 30 yıldır çözülmemesinin tek sorumlusunun da siyasetçiler olduğuna inanan birisiyim. Siyasetçiler zamanında oturup adam gibi düşünüp taşınıp karar verselerdi, bugün bu tablo çok daha farklı olurdu. Ama yapmadılar işi askere havale ettiler. Onlar çözecek dediler. 30 yıllık deneyim bu yolun başarılı olmadığını bize gösterdi” dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin sürece yönelik parlamento komisyonu ve akil adamlar heyeti önerisini hatırlatarak, “Çatışmanın olmamasından memnunuz. Bölge halkı da memnun. Türkiye de memnun. Şehitler gelmiyor. İnsanlar hayatlarını kaybetmiyorlar. Huzur var. Bu huzurun devam etmesini isteriz. Ama perdenin gerisinde ne görüşülüyor onu bilmiyoruz. Sadece ana muhalefet partisi olarak biz değil, bakanların da çoğu bilmiyor. Milletvekillerinin de zaten hiçbirisi bilmiyor. Dar bir grup 5-6 kişi biliyor. O nedenle ayrıntıları bilmeden yorum yapmanın zorluğunu siz de takdir edersiniz” değerlendirmesinde bulundu.
Sorunun çözümü için 17 maddelik özgürlük ve demokrasi bildirgesi yayımladıklarını ve TBMM Başkanlığına sunduklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, “BDP’nin yaptığı bir açıklama çok önemli. ‘Bayrak bizim bayrağımızdır’ dedi. Bitti. Bakın bu çok önemli bir ortak paydadır. Aynı bayrağa demek ki saygı duyacağız. Aynı bayrak geçerken ayağa kalkacağız. O bayrak eğer 76 milyon yurttaşın bayrağı ise çok önemli bir adımı atmışız. Diğer adımları da atabiliriz. Sonuçta bu ülkede beraber yaşayacağız” ifadelerini kullandı.
-Cumhurbaşkanlığı seçimi
Kılıçdaroğlu, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayına dair bir soru üzerine, Cumhurbaşkanlığının önemli bir temsili makam olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanının, devleti temsil etmesi bakımından önemli bir rolü bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, halkın ilk kez Cumhurbaşkanı seçeceğini ve bundan dolayı da kendisinin parti kimliği çok öne çıkmış birisi olmasını istemediğini belirtti.
Cumhurbaşkanının herkesi kucaklaması, entelektüel birikimi, eğitimi, yabancı dili, temsil yeteneği olan birisi olması gerektiğinin altını çizerek, “Bir kadın olmasını da gerçekten çok arzu ederim. Çünkü çağdaş Türkiye’yi temsil edecek bir profilin, bir aktörün orada olması lazım. Böyle bir arzum var” dedi.
Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanvekili Meral Akşener ismine nasıl yaklaştığının sorulması üzerine “Gazetelerden Meral hanımın ismini ben de okudum. Tabi sonuçta takdir kendisine aittir, partisine aittir. Biz saygı duyarız. Meral hanım, saygıdeğer bir parlamenterdir. Ama ben parti kimliği çok öne çıkmamış birisinin olmasını arzu ederim. Böylece onun tarafsızlığı konusunda hiçkimse endişe duymayacaktır” diye konuştu.
TBMM’de görüşülen fezlekeler ile milletvekillerinin haklarındaki soruşturma taleplerine ilişkin soruya Kılıçdaroğlu, iktidarın fezlekeleri sulandırarak kapatma yolunu tercih edeceğini iddia etti. İstifa eden bakanların haklarında soruşturma açılmasına dair verdikleri dilekçe ile fezlekede yer alan rüşvet iddialarının yer almadığını öne sürerek, Adalet Bakanlığına gelen fezleke ile TBMM’ye gelen fezlekeyi karşılaştırdıklarını ve Parlamentoya gelen fezlekeden bazı raporların çıkarıldığını söyledi.
Kılıçdaroğlu, iktidarın fezleke konusunda çoğunluğuna güvendiğini ve soruşturma komisyonunda bunları kapatmaya çalışacağını iddia ederek, “Kapatamazlar. Mümkün değil. Bu ülkenin vicdanı bunu kabul etmez. Kul hakkı yiyen, korunmaz. Korursanız gerçekten de vicdan azabı çekersiniz. Siz soruşturma komisyonunu olayı kapatmak için kurarsanız, böyle bir girişimde bulunursanız bu doğru olmaz. Demokrasi yara alır. İnsanların siyasete olan güveni temelden sarsılır” değerlendirmesini yaptı.
Aklamanın yerinin mahkemeler olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, Suat Hayri Ürgüplü olayının bunun tipik bir örneği olduğunu belirtti.
-Yasa dışı dinlemeler
Kılıçdaroğlu, dinlemeleri devletin bekası açısından bir tehdit olarak görüp görmediğinin sorulması üzerine şunları söyledi:
“Bir ülkede Başbakanın yasa dışı dinlenmesi asla kabul edilemez. Başbakanlar eğer yasa dışı işlere bulaşmışlarsa ve bu yasa dışı işlemler şu veya bu gerekçe ile tespit edilmişse, bu telefon kaydı olabilir, fotoğraf olabilir, bir başka belge olabilir, bu artık gizlenemez. Bunun kamuoyuna açıklanması lazım. Çünkü Başbakanlar devletin bekası için konuşurken elbetteki onların gerekli güvenliğinin sağlanması lazım. Kriptolu telefonun verilmesinin nedeni odur zaten. Suriye politikası, dış politikalar, içerideki terör olayları, başka olaylar. Bu konularda elbetteki politika olacaktır, devletin bekası açısından. Bu her ülkede var. Bizde de olacak. Ama parayı istifleyip, şunu yapıp, bunu yapıp… Bunun devletin bekası ile alakası yok. Tam tersine devletin temeline dinamit koymayla ilgisi var. O nedenli diyorum zaten operasyonları paralel devlet değil, devletin vicdanı yaptı.”
Kılıçdaroğlu, dinlemelerin kim tarafından yapıldığına dair soruya TİB ve MİT’in 76 milyon insanın konuşmalarını dinlediğini cevabını verdi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın da TBMM’de “Ey Kılıçdaroğlu, senin nefes alışını bile takip ediyoruz” dediğini anımsatarak, “O da dinliyordu. Ona servis ediliyordu, benim bütün konuşmalarım. Ailemin konuşmaları servis ediliyordu, ona. Bunu ben de biliyordum, o da biliyordu. Servisi yapan kimdi?”
Erdoğan’ın 12 yıldır Başbakanlık koltuğunda oturduğunu ancak dinlendiğinin farkında bile olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Adama sormazlar mı ‘Sen nasıl Başbakansın? Bu ülkeyi sen mi yönetiyorsun başkaları mı yönetiyor?” dedi.
Kılıçdaroğlu, siyasetteki kutuplaşmaya ilişkin soruya ise gerginliği yaratanın kendisi olmadığını ve böyle bir düşüncesi de hiç bulunmadığına vurgu yaparak, siyasi partilerin devleti yönetmek üzere iktidar olacaklarını ancak Erdoğan’ın devlet olmak için geldiğini öne sürdü. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın kendi tabanının başka bir yere kaymasını engellemek için gerginliği ve kutuplaşma yarattığını, bunun da doğru olmadığını söyledi.
Vişne Haber Ajansı