loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu: Zarrab davası milli davaymış, yolsuzluğun millisi mi olur, geçiniz

Kılıçdaroğlu: Zarrab davası milli davaymış, yolsuzluğun millisi mi olur, geçiniz
Tarih: 21.11.2017 - 10:46
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan iktidarın Zarrab davasına yaklaşımı için 'Milli davaymış, yolsuzluğun millisi olur mu? Bizi kandıramazlar, geçiniz. Kimin köşeyi döndüğünü, ayakkabı kutularında para topladığını biliyoruz' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan iktidarın Zarrab davasına yaklaşımı için 'Milli davaymış, yolsuzluğun millisi olur mu? Bizi kandıramazlar, geçiniz. Kimin köşeyi döndüğünü, ayakkabı kutularında para topladığını biliyoruz' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle: 

"Geçen hafta Naim Süleymanoğlu vefat etti. 1988'de Seul, 1992 Barcelona, 1996'da Atlanta olimpiyatlarında madalya getirdi. Gururlandırdı bizi, Türk bayrağını göndere çekti. Kendisine sonsuz şükranlarımızı her ortamda sunduk. Spor dünyası için büyük bir kayıp. Allah rahmet eylesin diyoruz.

"Taşeron işçilik 21. yüzyılın modern kölelik sistemidir"

-Geçen hafta Taşeron İşçiler Çalıştayı yaptık. Taşeron işçiler görünmeyen işçilerdir. Hak aramaktan çekinen işçilerdir. Bütün hastanelerde, TBMM'de, bakanlıklarda görebilirsiniz ama görünmez insanlardır. Ömür boyu asgari ücrete mahkum edilen, kıdem tazminatı alamayan, iş güvenliği olmayan, hak aramaya kalktıklarında ceplerinde parası olmayan insanlardır. Bu insanlara öteden beri kimliklerine, görüşlerine bakmadan sahip çıkan tek parti CHP. 

Bütün taşeron işçisi kardeşlerime sesleniyorum. Sizin davanıza kadro alıncaya kadar sahip çıkacağız.

Türk-İş, Hak-İş, DİSK genel başkanları çalıştaya katıldılar. En içten selam ve saygılarımızı gönderiyoruz kendilerine. Taşeron işçiler bildirgesi yayınladık. Üç konfederasyonun da imzası var. Taşeron işçilik 21. yüzyılın modern kölelik sistemidir.

Taşeron işçilik çalışma yaşamını kuralsızlaştırıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşandığı gibi. Tüm yetkiler bir kişide. Burada da taşeron isterse bir saniye içinde sözleşmeleri feshedebilir. Taşeron işçiler, işlerin en ağırını yapmakta ücretin en hafifini almakta. Asgari ücret üzerinden ücret ödeniyor sonra işçiden bir kısmı alınıyor. İş cinayetinde ölen işçilerin büyük kısmı taşeron işçilerdir. Kadrolu çalışanlara verilen aile, çocuk, yakıt, yemek yardımından yararlanamıyorlar.

"Taşeronu kaldırmıyorlar, kandırıyorlar"

Taşeron işçilerin kadrolu çalışması haktır. Biz konfederasyonlarla bunun için mücadele ediyoruz. Biz siyasi ayağı, onlar emek ayağını oluşturuyor. Son taşeron işçi kadro alana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.

Bunları dile getirince biz de kadro vereceğiz, dediler. Memnun oluruz. Aylardır çalışma yapıyorlar. Çok basit açarsın telefonu Hak-İş, Türk-İş, DİSK genel başkanına 'kadro vermek istiyorum' dersin. Oyalıyor, kandırıyorlar. Nasıl uyuturuz, diyorlar.

Genel başkanlara 'size sordular mı' dedim, hayır dediler. Size kadro vereceğiz, diye çalışma yapıyor diğer taraftan taşeron işçilik sözleşmesini 3 yıllık yapın diyorlar. Taşeronu kaldırmıyorlar. Yani sizi kandırıyorlar demektir bu. Sandık gelecek, 'bekledim, söz verdin kadro vermedin, hakkımı arıyorum' diyeceksiniz.

"Asgari ücret vergiden muaf olursa otomatikman 2 bin lira olur"

Asgari ücret net bin 500 lira olsun dediğimde kıyameti koparmışlardı. Nereden bulacağız, Kılıçdaroğlu atıyor, demişlerdi. Bütün belediyelerimizde hayata geçirdik. Şimdi 2 bin lira diyoruz. Asgari ücret vergiden muaf olur. O zaman otomatikman 2 bin lira olur. Önümüze bu konu gelecek. Açık ve net söylüyorum en az net 2 bin lira olmalı. İster sarayda ister başbakanlık konutunda otursun ona ayda bin 400 lira verelim, geçin diyelim. Geçiniyorsa vazgeçiyorum 2 bin liradan. Geçinemiyorsa 2 bin lira olacak.

Asgari ücretlilere para bulamıyor, faiz lobilerine buluyorlar. 15 yılda bir avuç faiz lobisine 145 milyar lira para buldular. Asgari ücretli alınteri döküyor, ev kirasını ödeyemiyor. İçeride de bir grup faiz lobisine 620 milyar lira ödediler. Onlara para buluyorsun. Asgari ücretliden, sanayiciden vergi alıyorsun. Biz tersini yapacağız faiz lobisinden alıp asgari ücretliye vereceğiz.

"Asgari ücretli para vermemek için acil servise gidiyor"

Son bir yılda sadece patatese yüzde 49, nohuta yüzde 34 zam geldi. Çaya, margarine, yoğurda zam geldi hepsi yüzde 10'un üzerinde. Asgari ücret yüzde 7. Asgari ücretli fedakarlık yapıyor. Ankara'daki beyler sırtlarına binmişler. Bu oyuna taşeron işçisiyle, asgari ücretliyle, çocukları aylardır hapishanede olan annelerle son vereceğiz.

Asgari ücretli hastaneye gidiyor ilaç katılım payı yüzde 20, muayene katılım payı 6 lira. Reçete parası, eş değer ilaç farkı verecek, ilaç kutusu başına, özel hastaneye fark ödeyecek, tetkik fark ücreti, istisnai sağlık hizmeti verecek. Ne veriyorsun da asgari ücretliden para bekliyorsun? Asgari ücretli para vermemek için acil servise gidiyor. Türkiye'nin nüfusu 80 milyon. 1 yıl içinde acile başvuran hasta sayısı 110 milyon 915 kişi. Bunların yatacak yeri yok, milleti perişan ettiler. 

"FETÖ ile mücadele ediyoruz diyorlar..."

Ekonomi tam bir felaket, eğitimden kimse memnun değil. İktidar partisine oy veren anne de memnun değil. Demokrasi askıda. Memleket bir kişinin iradesiyle yönetiliyor. Bu anlayış Türkiye'yi taşıyamaz. Hukuk da askıda. Aşağıdaki mahkemeler siyasi otoritenin emrinde, anayasayı dinlemiyor güçlerini saraydan alıyorlar. Sarayın kölesi konumundaki yargıçlar bu ülkeye hakkı hukuku adaleti getiremezler. FETÖ ile mücadele ediyoruz diyorlar, hangi FETÖ'yle? Gazeteciler, öğretim üyeleri, askeri öğrenciler hapiste. Asıl darbe girişiminde bulunanlar paşa gibi yaşıyorlar. 57 gazeteci 3 kez ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyor. Uçağa binip Meclis'i bombalayan, emri veren 1 kez müebbetle yargılanıyor. Böyle adalet olur mu? Yargıtay cebir ve şiddet gerekiyor diyor müebbet cezası için. Gazetecinin silahı var mı, adam vurdu mu, hayır. Yazı yazdı. Bunların ağa babaları kitap bombadan daha tehlikeleri diyordu herhalde ondan müebbetle yargılıyorlar. Alttaki hakim AYM kararını tanımıyorsa hukuk çökmüştür. 

Boşnaklara: Yanınızdayız

Bunların bir de yandaşları var. Kanal kanal gezerler. Bütün kanallarda Cehape var ya Cehape... Cehape yüzünden zam geldi... Konuşurlar. AK Parti'nin vekilleri konuşmaz bunları konuştururlar.

Yandaş bir TV kanalında bunlardan biri çok ağır bir ifade kullandı. Boşnaklar ortak bir açıklama yayınladılar. Buradan ister Türkiye'de, ister Bosna'da, Arnavutluk'ta, Yunanistan'da, Bulgaristan'da olsun tüm göçmen kardeşlerime, tüm soydaşlarımıza CHP grubundan selam, sevgi ve dostluklarımızı gönderiyoruz. Yanınızdayız diyoruz. Onlara Gazi Mustafa Kemal'in sözüyle seslenmek istiyorum. 17 Ocak 1391'de, "Muhacir diye küçümsenenler tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani düşmanla sonuna kadar dövüşenler, çekilen ordunun ricat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır' diyor. Buradan o kardeşlerime CHP grubundan dostluğumuzu gönderiyoruz.

Başbakan Yıldırım'a: AK Parti grubunun önergeyi reddetmesi sizin mi sarayın iradesiyle mi?

-Vergi cennetleriyle ilgili olay medyaya yansımıştı. Başbakan Binali Yıldırım, gazetecilerin sorusu üzerine 'her türlü soruşturma yapılabilir, benim var ama çocuklarımın dokunulmazlığı yok' demişti. Ben de teşekkür ettim araştırma önergesi vereceğiz, dedim. Grup başkanvekili arkadaşlarımız araştırma önergesi verdiler. Bu önerge AK Parti milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Binali Yıldırım'a sesleniyorum: AK Parti grubunun önergeyi reddetmesi sizin mi sarayın iradesiyle mi? Saray kanısındayım. Yıldırım bir şey söylerse sözünde durur diye düşünüyorum.

-2006'da Kurumlar Vergisi Kanunu çıkıyor. Türkiye'den orada şirketler kurulursa paralarını Türkiye'ye getirirse yüzde 30 vergi alınıyor. Vergi cennetlerini Bakanlar Kurulu belirler, diyor kanun. 11 yıldır belirlenemiyor vergi cennetleri. Sen görevini yapmıyorsun araştırmayı reddediyorsun. Bu görev ihmalidir, kasıtlıdır. Dolar bozdur, diye bağırıyorlar sen paraları oraya gönderiyorsun. Asıl sen getir bozdur. Bu ahlaki de değil.

'Kayseri'den tüm Türkiye'ye sesleniyorum. Yastık altında doları, altını olanlar döndürün Türk lirasına. Milliyiz, yerliyiz' Recep Tayyip Erdoğan.

"Çocuklarının, dünürünün, eniştenin, kardeşinin vergi cennetlerine milyonlarca dolar para gönderdiği biliyoruz"

"Çorlu'da belediyemizin toplu açılış töreninde konuştum, şu soruyu Erdoğan'a sordum: Sevgili Erdoğan güzel konuşuyorsun, bütün değerleri siyasallaştırıyor, iktidarda kalmak için her yola başvuruyorsun. Senin çocuklarının yurt dışı hesaplarına gönderdiğin para var mı? Bilal'e anlatır gibi bir daha anlatayım. Çocuklarının, dünürünün, eniştenin, kardeşinin, özel kalem müdürünün vergi cennetlerine milyonlarca dolar para gönderdiği biliyoruz. Sorduk, tık yok. Bir daha soruyorum: Sen misin yerli ve milli ben miyim yerli ve milli? Çıkacağız milletin önüne.

Benim çocuklarımın, eniştemin, 7 göbek sülalemin bir dolar bir şeyinin hesabını bulursan gel. O gönderdikleri şirketin kuruluş sermayesi 1 sterlin. Giden para milyonlarca dolar. Yerli ve milliysen cevabını vereceksin. 

"Bilal'e anlatır gibi anlattım"

İstediğin kadar Cehape de, Bilal'e anlatır gibi anlattım. Her zaman soracağım. Yerli ve milli ayaklarını bırak, kaç milyon dolar paran var onları söyle. Yine bağırıyor, faiz lobisine çalışıyorsunuz, başka bir şey yok. En çok kazanan banka sektörü götürüyor parayı' diyor. Cehape diyecek ama CHP iktidarda değil. Memleketi Fransızlar yönetiyor haberimiz yok. 15 yıldır kim yönetiyor. Kızdığın adamı at diyorsun atıyorlar. Faizi bilinçli indirmiyorsun. Çıkar KHK'yı sıfıra faizi. Kimden şikayet ediyorsun, Yıldırım'dan mı? Merkez Bankası'ndan şikayet ediyor. Sen yaptın atamayı. Altında İngiliz'in, Fransız'ın imzası mı var? Sen masum bir adam değilsin, milleti felakete sürüklüyorsun, dolar aldı başına gidiyor.

Bakan açıklama yapıyor, 'amacımız cam filminde yasak yasağı kaldırmak' diye. Bak bak bak. Yasağı getiren sizsiniz. Kaldıran sizsiniz. Anlamak gerçekten mümkün değil. bütün ekonomik kararları bunlar alıyor, faiz bunlar yüzünden yükseliyor. Millet kara kara düşünüyor. Hukuk, demokrasi yok. OHAL'i kaldırmam, bütün yetki bende olacak, diyor. Bu memleketin başına gelen tüm felaketlerin sorumlusu sensin.

"Zarrab suç ortağı"

-Reza Zarrab çok önemli bir adam. Cumhurbaşkanı gitti, verin diye tık yok. Başbakan gitti, Dışişleri Bakanı, bakanlar gitti tık yok. Üstüne 2 kez nerede diye nota verdiler. Niye telaşa kapılıyorsun? Hapiste diyorlar... Dünya kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yurt dışında hapiste. Bu da öyle içerde. Nota veriyorsun... Kuzey Irak'ta Türk askerlerini başına çuval geçirince nota verdiler mi, vermediler. Askerler İngiliz vatandaşı mıydı? Reza Zarrab suç ortağı da ondan. Devlet protokolünde yeri vardı .Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar hepsi bir aradaydı. Fesli deli Kadir var bir de. Sabahtan akşama Atatürk'e sövüyor. O da devlet protokolünde. Bu aralar sesi çıkmıyor merak ediyoruz.
 
"Yolsuzluğun milli davası olur mu, geçiniz" 

Akılları olsa, devleti yönetselerdi İran'ın yaptığını yaparlardı. Zarrab'ı, Zencani'yi yargıladı İran. Ülkeyi zarara uğrattınız, dedi. Biz üstünü kapattık. Milli davaymış, yolsuzluğun millisi olur mu? Bizi kandıramazlar, geçiniz. Kimin köşeyi döndüğünü, ayakkabı kutularında para topladığını biliyoruz. 

"Sevgili Erdoğan bana laf yetiştirmek için gece bile uyumuyorsun"

Erdoğan BM toplantılarında Suriye için 30 milyar harcadım, demişti. vO paraayı Suriyelilere versen köşeyi dönerlerdi, açlıktan ölen çocuk bile var. Sevgili Erdoğan bana laf yetiştirmek için gece bile uyumuyorsun. İki basit soru sordum. Çocukların, enişten, niye sermayesi 1 sterlin olan şirkete para gönderiyor? Ve 30 milyar doları nerede ne zaman harcadın? 

Erdoğan'a: İki soruya cevap bekliyorum, gözlerinden öpüyorum

Ecevit döneminde büyük Marmara depremi oldu. Vergiler geldi. Yurt dışından bağışlar geldi. Bunlar deprem için harcandı. Başbakanlığın internet sitesinde aylık olarak yayınlandı. Deprem hesaplarını denetleme komisyonu kurmuştu Ecevit. Şimdi soruyoruz bu para nereye gitti? Sayıştay, ben, vatandaş, vekiller, STK'ler, maliye bakanı, ekonomi bakanı, Merkez Bankası bilmiyor. Kimden öğreneceğiz? Umarım sorularımı anlamışsındır. Bu iki soruya cevap bekliyorum, gözlerinden öpüyorum."

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları