loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: Meydan okuyorum, 17 ay beklemeyelim gelin seçim yapalım

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: Meydan okuyorum, 17 ay beklemeyelim gelin seçim yapalım
Tarih: 24.10.2017 - 11:40
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısınd konuştu. CHP lideri Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'a erken seçim çağrısı yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. CHP lideri Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'a erken seçim çağrısı yaptı.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Türkiye sorunlar yumağı halinde, kimse umutsuzluğa kapılmasın. Sözüm söz bütün bu sorunlardan Türkiye'yi arındıracağız. 15 yıldır övündükleri hapishaneler yapıyorlar. Fabrikalar yapacağız. 3-4 yıl önce ilk kez taşeron işçiliği dile getiren bu kardeşinizdi. Hiçbir güvenceleri, sendikaları, iş güvenceleri yoktu. Madem ki emekten, hak hukuk adaletten yanasın o zaman taşeron işçilerin tamamına sahip çıkacaksın... Tamamına sahip çıktık. Bir sendikalı da, kadrolu işçi de taşeron işçi de aynı haklara sahip olacak. Bu işin sağı solu yok, ahlak, insana değer verme işidir bu. Biz değer vereceğiz ve arkasında duracağız.

Aylardır Enis Berberoğlu hapiste. Bir ameliyat oldu. Ameliyat havuz medyası tarafından suistimal edildi. Hapishanede yatmamak için ameliyat oldu, dediler. Bunlarda vicdanın kırıntısı yok. İnsan düşmanına dahi insanca davranmalı. Gözleri kararmış, kim yanlarında değilse yok edilmesi lazım diyorlar.

-Berberoğlu 'Siz yürürken ben yatarken' diye kitap yazdı. Bunun gelirini gazetecilik stajını yapan öğrencilere verecek.

Ergenekon davalarında Silivri külliyatı ortaya çıkmıştı. Şimdi de 20 Temmuz külliyatı çıkacak. Gereksiz yere içeri atılanlar, işinden atılan akademisyenler de külliyatı oluşturacaklar.

-BirGün gazetesinden Mahir Kanaat'in duruşması var. Berat Albayrak'ın maillerini kamuoyuyla paylaşmış diye yargılanıyor. Suç mu bu? Amerika ziyaretim an an Berat Albayrak'a bildiriliyordu. Umursamadım. Kendisinin maillerinin paylaşılmasından dolayı insanlar içeri atılıyor.

Ahmet Şık'ın, Akın Atalay'ın, Emre İper'in, Altan kardeşlerin ne günahı var? Bir ülkede gazeteci hapisteyse demokrasi yoktur. Adını saydığım bazı gazeteciler gazetecilik yaptıkları dönemde belki CHP şunu iyi yapmış dememişlerdir. Onlar gazeteciler, kalemleri özgür olsun diyorum. Onların haklarını demokrasiye inanan bir kişi olarak biz savunuyoruz.

İnsan hakları savunucuları da hapiste. Büyükada'da toplantı yapmışlar. Gizli toplantıymış, ne gizli toplantısı. Bu aktivistler AK Parti'nin bakanlıklarında da görev yapmışlar. Ellerine silah alıp bir yeri mi bastılar? Bu olayların üzerinde durmamızın nedeni Türkiye'nin itibar kazanması. Aktivistler, gazeteciler hapisteyse Türkiye itibar kazanamaz. Parayla itibar kazanırız sanıyorlar. O para rüşvetle gelmişse dünyanın en itibarsız adamı olursun.

-Bazı belediyeler kitap fuarı düzenler. Kayseri Büyükşehir Belediyesi kitap fuarı düzenlemiş. İhsan Eliaçık saygıdeğer bir isim. Dini içerikli onlarca kitabı var. Düşünce, inanç özgürlüğünü savunur. Kendi kitapları da fuarda. İmza gününe katılmak ister. Belediye Eliaçık'ın oraya gelmesini yasaklar. Belediye en büyük hakareti Kayserililere yapıyor. Yayınevine yasak getireceksiniz, İhsan Eliaçık içeri giremeyecek, polis koruyacak. Bu hakarettir. Eliaçık 28 Şubat sürecinde tutuklanıp hapse atılan biridir. İbrahim Kaboğlu için de yasak getirilmiş. Bunlar bizde demokrasi olmadığını, tek adam rejiminin olduğunu gösteriyor. Tek adam telefon etmiştir, almamışlardır, öyle değilse tepki göstermesi lazım. Tepki göstermediğine göre talimat oradan gidiyor.

-Şırnak'ta bir kömür madeninde 8 işçimiz hayatını kaybetti. Bunlardan biri Sıddık Kabak. 17 yaşında okula gitmesi lazım. 17 yaşında çocuk kömür madeninde çalışıyorsa yönetenlerin oturup düşünmesi lazım ama yaparlar m? Memleketi değil ceplerini düşünüyorlar. Şırnak'taki, güneydoğudaki kardeşlerime sesleniyorum. Düşüneceksin kim senin sorunlarını çözmek için mücadele ediyor, kim haktan hukuktan yana, kim doların yeşilini kutsal sayıp ibadet ediyor, kim bu ülkeyi savunuyor, düşün.

Maden ocağındaki olaydan sonra 'kaçak çalıştırılıyor' diye açıklama yapıldı hemen. İhaleyle verilmiş, kaçak değil. Yalan dokularına işlemiş. O bakanın görevini bırakması lazım. 8 işçinin kanı onun boynundadır. Kendi kabahatini gizlemek için maden ocağı kaçak, diyor.

Daha önceki konuşmalarımda BM raporlarına göre Türkiye'de uyuşturucu kullanma yaşının 11'e düştüğünü belirtmiştim. Yoksul mahallelerdeki çocuklar kullanılıyorlar. Anne babalar çaresiz. Sorunun çözüm yeri TBMM. TBMM'ye bir araştırma önergesi verdik. Uyuşturucu sorununu masaya yatıralım, dedik. Önerge iktidar partisinin oylarıyla reddedildi. Çocuğu olan bütün annelere sesleniyorum. AK Partili vekil gelirse 'CHP uyuşturucu sorununa ilişkin önerge verdi, siz çocukları mı uyuşturucu baronlarını mı savunacaksınız' deyin.

-OHAL yine uzatıldı. Darbe girişiminden hemen sonra Çankaya köşkünde Binali Yıldırım'la bir araya geldik. Kısa bir süre için OHAL ilan edildiğini söyledi. 1 yılı aştı. 2 tane 15 Temmuz var. Biri halkın diğeri sarayın. Halkın 15 Temmuz'unda 250 şehidimiz var, halkımız darbeyi engellemeye çalıştı. Bir de sivil darbe yapan sarayın 15 Temmuz'u var. Yüzlerce kişi işkenceden geçti, binlerce kişi işten atıldı. Hukukun üstünlüğüne uymayacağız diye BM'ye yazı gönderdiler. Her darbe kendi hukukunu yaratır. 80 darbesi kendi hukukunu yaratmıştır. 20 Temmuz sivil darbesi kendi hukukunu yarattı.

-Bir komisyon kuruldu. O komisyonu engellediler. İfade vermesi gerekenleri davet etmediler. Adil Öksüz'ü serbest bıraktılar. Cep telefonlarıyla birlikte serbest bıraktılar, takip etmediler. Ama İbrahim Kaboğlu'nu takip eder, pasaportuna el koyarlar. Adil Öksüz olayı hala muammadır. O kullandığı cihazı hangi kurum ithal etmiştir? FETÖ soruşturmasını yapan savcıdan soruşturmayı aldılar. 1 milyonu aşkın aileyi mağdur ettiler. Askeri öğrencilerin ne günahı var, darbeyi yapanı yakala. Er erbaşın ne günahı var? Üstün emrini uygulamam demenin dünyanın hiçbir ordusunda yerinde yok.

20 Temmuz darbesinden sonra korku iklimi yarattılar. Hakimler bile adalet dağıtamaz noktaya geldiler. İradesini saraya ipotek etmemiş hakim savcılara sesleniyorum Siz adalet dağıttığınız sürece saygınlık kazanacaksınız. Adalet dağıttığınız sürece 20 Temmuz darbesinin üstündeki külleri atmış olacağız.

Parlamento da işlevsiz bırakıldı. Parlamentoda istediklerini yapıyorlar. Referandum öncesi tek adam rejimi ülkeye felaket getirir diyordum. Kılıçdaroğlu yalan söylüyorsun, diyorlardı. Her söylediğim doğru çıktı.

Devlet akılla, birikimle, istişareyle, iş bölümüyle yönetilir. Bütün yetkileri bir kişiye devrederseniz karmaşa olur, ahlak elden gider, bu toplumu felakete götürür. Hitler, Mussolini, örnekleri... Tek adamı kandırırsanız memleketi felakete sürükler.

PKK, FETÖ, Barzani, Obama, lobiciler kandırdı. Bu kadar kandırılan adamın ülkeye faydası olur mu?

Sarayında bile her gece bir odada yatıyorsa korkuyla ülke mi yönetilir? Neden korkuyorsun? Çık git kahvede otur taşeron işçiyle, çiftçiyle sohbet et.

Devleti yöneten aldatılırsa devletin kozmik odasını teslim eder. Türkiye'nin bütün sırlarını bir terör örgütüne teslim eden vatan hainidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün sırlarını terör örgütüne açtın mı, bunun hesabını vereceksin.

Her seferinde kandırıldık diyor. Bilgisi, deneyimi yoktur, zeka yetersizliği vardır birisi aldatır anlarım. Ama ihanet farklı bir şeydir. İhanette doğrudan tasarlıyor ve uygulamaya koyuyorsunuz. İhaneti yapana hain denir.

Erdoğan İstanbul'la ilgili açıklama yapıyor, 'Şehre ihanet ettik. Hala da ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum' diyor. Hainler devlet yönetemez.

Sultanahmet'teki 16/9 kulelerini mahkeme yıkacaksın, dedi. Kararı kimse takmıyor. 'Ben bildiğimi okurum.' diyor. 'İhanet ettim' diyor. İhanet ettiysen hain kim. Siluetleri Danıştay, Kültür Bakanlığı yıkacaksın, diyor. Yapan yıkmam, Erdoğan da 'yıkmazsan küstüm' diyor. Geçen yine oturdular yan yana kurdele kestiler. Ne biçim küsmeymiş.

Nurettin Sözen'i hatırlayın. Bir otel yasa dışı kat inşa etmişti. Sözen tamamını tıraşladı. O İstanbul'a saygı gösteriyordu. Kendini hain ilan ettiysen o koltuktan kalkacaksın.

İstanbul bir deprem yaşadı. Rahmetli Ecevit 493 bölgeyi deprem sonrası toplanma alanı olarak belirledi. 400'e yakınını imara açtılar. 16/9 kulesi de onlardan biriydi. Bunlarda ne din, ne iman, ne ahlak, ne kültür var, hiçbir şey yok. Sadece doların yeşilini seviyorlar. 10 bin metrekarelik arsaya 145 bin metrekarelik ruhsat veriyorlar. Bunun kentle, kültürle, ahlakla ilgisi var mı?

Erdoğan ihanetini itiraf ediyor. Haberim yoktu diyemez. Bir bakanı vardı 94'den beri yanında imardan sorumluydu. 'Ne yapılmışsa Erdoğan'ın talimatıyla yapılmıştır. Bakanlıktan istifa ediyorum Başbakanın da istifa etmesi gerekiyor' dedi. O etmedi. CHP'li belediyelerin de üzerine gideceklermiş. Gidin. Demirden korkan trene binmez. Bizim belediye başkanları namuslu adamalar. Yolun düşerse Aydın'a, Tekirdağ'a, Beylikdüzü'ne, Bakırköy'e git.

Bizim belediyeler ağacın yeşilini, insanı seviyorlar. O nedenle bizim belediyelerimizin olduğu yerler suç oranının, uyuşturucunun en düşük olduğu yerlerdir. Bizi korkutmaya çalıyorlar, biz korkmayız. FETÖ denemişti, 400 küsur yılla yargılanan belediye başkanlarımızı var.

Gezi olaylarında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, demokrasi sadece seçim değildir demiştir. Doğru, demokrasi yargı bağımsızlığıdır, STK'lerin güçlenmesidir, medya özgürlüğüdür. Erdoğan kıyameti koparmıştı. 3 haziran 2014'te 'Demokrasi sandıktan geçer. Adama sorarlar demokrasi sandık değilse nedir diye. Demokrasi sadece sandıktır' diyor. Yüzde 49,5 oy alan Başbakanı görevden aldı. 'Milli irade benim, ne halkı onlar teferruat' diyor. Seçimle gelen belediye başkanlarını şantajla istifaya zorluyor. Etmezsen hapse atarım diyor. Devlet halka saygıyla yönetilir. Suçluyorsun, tehdit ediyorsun, şantaj yapıyor ve istifaya zorluyorsun. Bunun adı kirli pazarlıktır. Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden adam kirli pazarlığın ana aktörüdür.

Namus ve şeref kavramını yüreğinde taşımayanların o koltukta yeri yoktur. Tek adam rejimi kaos yaratır. Kaos sarayda üretiliyor. Baskı tehditle devlet yönetilir mi? Siz belediye başkanını mı savunuyorsunuz diyorlar, demokrasiyi koruyorum. Teklif ediyorum 17 ay beklemeyelim, buyurun gelin seçim yapalım. Beklemenin bir anlamı yok. Anayasada hüküm var 367'yi bulamayız derlerse söz getirin değiştirelim anayasayı. Demokrasiyi artık daha fazla katletmeyelim. Açıkça sana meydan okuyorum gel kardeşim seçim yapalım."

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları