loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: 'Yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele edeceğim' demiş. Aile boyu yolsuzluk yapan adam yolsuzlukla mücadele eder mi?

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: 'Yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele edeceğim' demiş. Aile boyu yolsuzluk yapan adam yolsuzlukla mücadele eder mi?
Tarih: 08.05.2018 - 11:33
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Siyasette varlık nedenim sadece ve sadece bu ülkeye hizmet etmek. Zengin, huzurlu bir Türkiye inşa etmek için siyasete girdim, aynı kararlılıkla yola devam edeceğim.

-Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan. 6 Mayıs 72'de 3 güzel fidanımızı darağacında kaybettik. Siyasal idamların toplumların belleğinde derin yer ettiğini kabullenmemiz gereklidir. İdamların kaldırılması önemlidir. Biz Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan'ı asla unutmayacağız.

-Dün bir gazetemiz 94. yılını kutladı. Çınar gibi bir gazete: Cumhuriyet. Cumhuriyet'in adını Gazi Mustafa Kemal Atatürk koymuştur. Her dönemde baskılara, darbelere karşı direnmiş, ağır bedeller ödemiştir. Yazarları katledilmiş, köşe yazarları hapse atılmıştır. Bugün Cumhuriyet bütün baskılara rağmen yoluna devam etmektedir. Demokrasiyi, özgürlüğü savunan, diktaya karşı olan herkesin Cumhuriyet'e sahip çıkması lazım. 20 Temmuz darbesine karşı en dik duran gazetelerden birisidir. Gazeteyi de yazarlarını da yürekten kutluyoruz. 

-İnançların siyasete malzeme edilmemesi gerekir. İnançlara saygı duymak insan olmanın gereğidir. Fransa'da bir grup sanatçı Kuran'dan bazı ayetlerin çıkarılması gerektiğini söylemiş. Çağ dışıymış. Çağ dışı kalan sizlersiniz. Sizin bu düşünceniz El Kaide, IŞİD, El Nusra düşüncesidir. İslamiyetin barış dini olduğunu bütün dünya kabul ediyor. Siz İslamiyeti nasıl böyle tanımlarsınız? Bu açıklamayı yapanlar İslamiyeti bilmiyorlar. Tavsiyem, Hz. Muhammed'in veda hutbesini okuyunuz.

-Geçtiğimiz cuma günü ezberleri yine bozduk. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Muharrem İnce'yi açıkladık. Beklemiyorlardı. 'Orada yarış oldu biri diğerini mahvedecek' diye düşündüler. Niye mahvedelim, aynı mücadeleyi veriyoruz. Sayın Muharrem İnce Türkiye'yi ve sorunların kaynağını çok iyi bilen birisidir. Bizim cumhrbaşkanı adayımız demokrasiye bağlıdır. Sen ben ayrımı yapmaz, 80 milyonu kucaklar. Biz en başından beri cumhurbaşkanının tarafsız olması gerektiğini söyledik. Sadece CHP'nin cumhurbaşkanı değil 80 milyonun cumhurbaşkanı olmalı görüşüyla yola çıktık. Muharrem İnce hiçbir zaman kimlik, inanç, yaşam tarzı, bölge ayrımı yapmadı. Böyle bir kişi cumhurbaşkanlığı makamını hak ediyor.

Muharrem beyin başka özelliği milleti bölmek istemiyor. Biz toplumu kucaklıyoruz. Muharrem İnce sadece 'bizim milletimiz, diyor. (Erdoğan) 'Bana oy verenler makbul, vermeyenler münafık' diyor. Lafa bak. Bu adam cumhurbaşkanı makamında oluyor. Bu kişiden cumhurbaşkanı olmaz. Muharrem İnce memleketinde huzur istiyor. Randevu aldım, adayları ziyaret edeceğim, diyor. Bu, 'kimseyi ötekileştirmiyorum' demenin işaretidir.

'Demirtaş için Adalet Bakanlığı'ndan izin isteyeceğim, onu da ziyaret edeceğim' diyor. Muharrem İnce adalet istiyor. Onlar rahatsızlık duyuyorlar. Nasıl aday gösterirsiniz? diyorlar. Muharrem İnce bir öğretmen. Bu ülkenin binlerce çocuğunu okuttu, ders verdi, geleceği, fiziği öğretti. Bürokraside çok sayıda akademisyen var onun yetiştirdiği. Öğretmenlerin çilesini en iyi bilen kişidir. Bütün anne-babalara ve öğretmenlere seleniyorum: Muharrem İnce'ye sahip çıkmak, onu cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmak zorundasınız.

Uygar dünyaya, eğitimle insan taşıyacaksınız. Bunu öğretmenler yapacak. Öğretmenleri baş tacı yapmayan bir toplumun geleceği karanlıktır. Muharrem İnce baş tacı yapacağım, diyor.

Muharrem İnce bir halk adamıdır. Vekil seçilmeden onu tanırdım. Siyaset öncesi bir arkadaşlıktır arkadaşlığımız. Milletvekili oldu, ne köyünden ne köylüsünden vazgeçti. O aristokrat bir aileden gelen biri değil. Hayat standardı yükseldikten sonra da asla köyüne köylüsüne ihanet etmedi. Birilerinin yaptığı gibi 'yırtık ayakkabıyla siyasete girdim, 3 bin kişi beni koruyor, sarayda oturuyorum.' demiyor. Muharrem İnce bunu reddeder, halka hakaret addeder.

3 bin kişiyle gezen cumhurbaşkanı mı olur? Kendi halkından korkan cumhurbaşkanı mı olur? Muharrem İnce 3 bin kişilik polis ordusunu kaldıracağım, diyor. Halk adamıyım, diyor. Muharrem İnce sarayların değil, halkın evladıdır. Tek adamlığa oynamıyor. Ben demokrasiye, güçler ayrılığına inanıyorum, diyor. O halkına inanıyor. Muharrem İnce'yi cumhurbaşkanı adayı seçtik beyefendide şafak attı. Nasıl olurmuş, bal gibi olur. Senden çok çok daha iyi olur.

Eskiden bir başarısızlık olunca CHP yüzünden oldu derlerdi. Şimdi baktılar CHP iktidarda değil. Şimdi dış güçler diyorlar. Sen dış güçlerin oyuncağı mısın, dik duramıyor musun?

Hangi dış güçler geldi de ne yaptı, çık anlat? Dış güçler Türkiye'ye karşı oyun oynuyorsa Kemal kardeşine haber ver, yanında olacağım.

15 yıl önce Türkiye'nin herkesle arası iyiydi. Ekonomi iyiydi. Terör bitmişti. Ne oldu da 15 yılın sonunda Türkiye'de beka sorunundan söz etmeye başladınız.

8 maddede sayacağım bu beka sorununun nereden çıktığını. 

1-Devlette liyakatı dış güçler mi yok etti? En düşük rütbeli sınıf şefliktir. Üniversiteyi bitirmek lazım. 

Müsteşarlık için devlette 12 yıl çalışmak lazım. Bunlar liyakatı bitirdiler sadakat dediler. Devlet temellerinden derin bir sarsıntı geçirdi.

2- Devlet yönetimi kişiselleştirildi. Alın teriyle gelmiş değil. Sarayın önerisiyle gelmiş kişiler devlette. MB, BDDK'nın fonksiyonu kalmadı.

3- Sarayın tek belirleyici olması bürokrasiyi altüst etti. Almanya'da 3 ay hükümet kurulmadı Almanya'da sıkıntı olmadı. Herkes görevini yaptı.

TEOG kalkacak, dedi saraydaki zat. Eğitimci misin, ders mi verdin, MEB Bakanını mı çağırdın, yok. Devlette çürüme başladı.

4- Sarayın aşırı yetkilendirilmesi sorunları çözmüyor, sorunlara kaynaklık yapıyor. Bugün beka sorunu varsa bir kişiye verilen yetki fazlalığından kaynaklanmaktadır.

5- Bizim yurtta sulh cihanda sulh kuralımız vardı. Bütün devletlerle sorunumuz yoktu. Orta Daoğu'da sorun olduğunda kapımızı çalar yardımcı olur musunuz, derlerdi. Şimdi Türkiye şamar oğlanı.

30 milyar dolar Suriyelilere harcadılar. İtibar sahibi mi olduk? O Suriyeliler senin yanlış politikalarından dolayı geldi. Yarın bir kısmı yer altına kayacaklardır.

6- İhbar mekanizması izlenecek politikalarda belirleyici unsur olarak ortaya çıkmışsa vay o devletin haline. Cumhurbaşkanlığını işgal eden zat 'İhbar edin' dedi. İhbarla devlet yönetilir mi? Herkes birbirinden korkuyor. Bir dönem ya bana komünist derlerse diye korkuyorlardı, şimdi FETÖ'cü derlerse...

7-Yolsuzluklar bu iktidarla beraber gündeme geldi. Oy veren vatandaşlara saygım var, onları suçlamıyorum. Yolsuzluk yapanlar devleti yönetenler. Yolsuzluk kurumsal kimliğe kavuşmuşsa devlet ağır yara alır.

Yolsuzluklarda devleti yönetenin de payı var diye fetva verdiler. Ahlaksızlığa bakın.

8- Medyanın kontrol altına alınması... Halk doğru bilgilendirmiyor. Medyanın yüzde 90'ını iktidar kontrol ediyor. Havuz medyasının bütün manşettleri aynı. Satılık kalemler ve satılık patronlar var. Tamamı fakir fukaranın vergileriyle devlet ihaleleriyle besleniyor.

Bunlardan hangisini dış güçler yaptı?

Erdoğan beni aslında dinliyor. Ona yalan söylemeyen tek kişi benim, bunu biliyor. Ahdim olsun diye bir konuşma yaptı. 'Bugüne kadar bir şeyler söyledim, olmuyor bir de bu adamın dediğini söyleyeyeim' demiş.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltacakmış. Yanına bu defa doktorunu değil danışmanını al, not tutsun. Enerjide dışa bağımlılık artacak. Dünyada enerji konusunda başka ülkeye bu kadar bağlı başka devlet var mı?

İstihdam artışı sağlanacak, fabrikalar artacak, dedi. Ben 'üreten Türkiye dedim, sen şantiye. Şeker fabrikalarını sanki ben sattım. Bütün fabrikaları kapattılar.

'Herkesin mal güvenliği hukuk devleti güvencesi altında olacak' dedi. Ben yok diyordum, beni tasdik ediyor. Ben 'can ve mal güvenliği yok' dediğimde sen, havuz medyası üstüme gelmediniz mi? Kim sana doğruları söylüyor, ben söylüyorum.

Galiba başına taş düşmüş. 'Faizler düşecek' demiş. Dış güçler 15 yıldır yönetiyordu şimdi bu gelecek düşürecek. Ama nasıl düşürecek bilmiyor. Geçen hafta dış güçlere ödenen faiz 150 milyar dolar demiştim. Yeni rakamlar çıktı. Dışarıya ödenen 151 milyar dolar oldu. MB, 75 faz puan artırdı fazileri.

Ekonomiyi, Türkiye'yi yönetemiyor. Kime ödüyorsunuz bu 151 milyar doları. Londra'daki bir grup tefeciye ödüyorlar. 

Enflasyon düşecek, demiş. Kılıçdaroğlu dedi ya düşüreceğim, diye. Git pazara, ekmeğin fiyatına bak, samana bak. Cari açık seni ürkütmüyordu şimdiye kadar. Azalması gerektiğini söylüyorduk.

'Dar gelirli vatandaşlarımızın hayat standartlarını artıracağız' demiş. Saraydan fark etmiş sonunda dar gelirli vatandaş olduğunu. 'Dar gelirlinin üzerindeki vergi yükü düşecek' demiş. Bu, vergiyi dar gelirli ödüyor demek. Yıktın dar gelirli vatandaşın üstüne vergiyi. Asgari ücretten vergiyi kaldıracağız diyemiyor, onu biz söylüyoruz.

'Adalet olacak' diyor. Yok demek ki söylüyor.

'Hakkındaki suçlama ne olursa olsun kişi adil yargılanacak' demiş. Onun için büyük laf. Bunu söyleyen kişinin Türkiye'yi BM'ye ihbar ettiği dilekçeyi çekmesi lazım. Dilekçede, 'işkence yapacağım, adil yargılamayacağım' diyor.

Bugün konuşma yapmış, Muharrem İnce gelince asfaltları mı sökecek, demiş. Dünyaları asfalt, yol, köprü. Yol, köprü yapmayan devlet mi var? Bilimsel olarak ne yaptın? Üniversitelerin bilgi mi üretti?

Bu söylediklerine inanmadığını bir cümleyle gösteriyor. 'Yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele etmek hedeflerimiz arasında'. Keşke bunu söylemeseydin. Aile boyu yolsuzluk yapan adam yolsuzlukla mücadele eder mi?

3 m'den yararlanıyor. Birisi mahkeme. Birisine kızdı mı 'atın içeri' diyor. 2. m maliye. Birisine kızdı mı dünyanın cezasını yazıyor. 3. m medya. Kızdı mı 'linç kampanyasını başlatacağım' diyor.

3 m'yi kaldrımak, bu ülkeye huzuru getirmek namus borcumdur. Ben bunu yapacağım."

Kaynak : Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları