CHP Sözcüsü Haluk Koç, ''Biz sehven savcı olanları muhatap almıyoruz. Bizim muhataplarımız cumhuriyet savcılarıdır. Herkes haddini bilsin'' dedi...
-“Haddini aşan bir savcı hala konuşmaya devam ediyor. Herhalde yeni yargı vesayeti oluşturanların kanatları altında hissediyor kendini”
-“Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Genel Başkanına da, benim geçen hafta yaptığım uyarıya da aynı şekilde kastını aşan küstah ifadelerle sağda solda bir takım medya organlarında aklı sıra yanıt vermeye çalışıyor..
- “TBMM başkanlığı makamı iktidar amigoluğu veya protokol maskotluğu koltuğu değildir.”
-“Sayın Cemil Çiçek, artık siyasi tavırlarınızın sözde tarafsızlığınızın üzerine çıktığını üzülerek görüyoruz. Artık bulunduğunuz makamı işgal altında bir makama çevirdiğinizi sizde fark etmelisiniz.”
-“ Ahlaken de eskimiş bir eski bakan Mecliste herkesin gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Saatin garanti belgesinde adım var, reklamını gazetede gördüm, çok beğendim yanımda şu kişi vardı, böyle elde ettim diyor. Firma açıklama yapıyor, garanti kişiye değil mala verilir, medyaya reklam vermeyiz diyor. Pes vallahi”
-“Sözüm bunlara. Yeterince maskara oldunuz konuştukça, debelendikçe de batıyorsunuz. Batmaya devam ediyorsunuz.”
-“Meclis’te kurulan komisyon sadece bir soruşturma komisyonu olarak görev yapmayacak. Aynı zamanda bir “ibret komisyonu” olarak da çalışacak.”
-“Eğer komisyon çalışmaları sonunda yüce divan yolu engellenirse, red oyu verecek her AKP milletvekili bu iddiaların odağındaki suçların ortağı durumuna düşmüş olacaktır”
-“Ortağı Zencavi İran’da tutuklu, tüm mal varlığına İran devleti el koyuyor. Bizdeki ise yandaş kanalda Türk bayrağı dekoru önünde hayırsever iş adamı rollerinde”
-“Yargı elinde terazi tutan bir genç kız olarak resmedilir. Bunlar yargıyı gözünü intikam hırsı bürümüş, elinde terazi yerine intikam bıçağı tutan bir figür haline getirdiler.”
–“Yargıyı paralel paralel diyerek çalıştıran siz değil misiniz? Bu tezgâhı, kumpası ortaklığınız sürerken aranızdan su sızmazken onaylayanlar siz değil misiniz? Ortaklaşa hukuk cellatlığı yaparken, “ben bu davanın savcısıyım” diye yeri göğü inletenler sizler değil misiniz?”
-“Haksızlığa uğramış insanlar birer birer ölüyorlar. Cezaevindeler, yakınları feryat ediyor. Avukatları Anayasa Mahkemesi önünde feryatlarını demokratik bir eylemle dile getirmeye çalışıyorlar. Ne hükümetin, ne Adalet Bakanının henüz attığı tek bir adım yok.”
-“Sivas’ta 38 can yakılırken kılını kıpırdatmayan, o sürecin sanıklarını daha sonra kendi özel avukatlığına getiren ya da milletvekili yapan, o sanıklarla ilgili dava zaman aşımından düştüğünde hayırlı olsun temennisinde bulunan, Uludere’de gencecik çocukları öldürme emrini bizzat verdiği açıkça belli olan bir kişi CHP’ye laf söyleyemez.”
-“Biz ülkemizin geçmişiyle de CHP’nin geçmişiyle de her zaman yüzleşiriz, açığız, övünürüz. Belgelerde çıksın, bununla ilgili girişimimizi de yaptık.”
-“Hükümetin başındaki, şu anda panik halinde gölgesinden korkan kişinin kendi dönemindeki olaylarla ilgili hesabını bu millete vermesi lazım”
CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç düzenlediği basın toplantısında güncel konularla ilgili açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını şöyle yanıtladı;
“Değerli arkadaşlarım, hoşgeldiniz. Gelişen olaylar çerçevesinde düşüncelerimizi paylaşmak için huzurunuzdayım.
Pazartesi günü biliyorsunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletle saklambaç oynatarak adeta yolsuzluk ve rüşvet olaylarıyla ilgili fezlekelerin görüşmeleri yapıldı. Daha soruşturma komisyonu kurulması için görüşmeler yapıldı.
Cumhuriyet Halk Partisinin dört eski bakanla ilgili ayrı ayrı verdiği soruşturma önergesi teklifleri hatırlayacaksınız iktidar oylarıyla reddedildi. Dört bakanla ilgili tek bir ortak komisyon kurulması kararlaştırıldı.
Bu süreçle ilgili bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum. Bunlardan birincisi; Türkiye’nin gündemindeki en önemli konulardan birisi olmasına rağmen bu konu mecliste görüşülürken TRT’nin naklen yayın yapmadığı bir güne özellikle bu görüşmelerin getirilmesi olayıdır. Cumhuriyet Halk Partisinin TBMM başkanı ki TBMM TV’den de sorumludur TRT’ye bağlı olarak yayın yapan. Bu kişiye yaptığı başvuru komik gerekçeler ileri sürülerek reddedilmiştir.
Sayın Cemil Çiçek TBMM Başkanı. Artık siyasi tavırlarınızın sözde tarafsızlığınızın üzerine çıktığını üzülerek görüyoruz. Artık bulunduğunuz makamı işgal altında bir makama çevirdiğinizi sizde fark etmelisiniz.
Televizyon yayınının engellenmesi milletin tanıklığından korkmak, milletin vicdanından kaçmak, milletle saklambaç oynamak, uygulanan genel sansürün, Türkiye’deki genel sansürün Meclis Başkanı eliyle de mecliste devam ettirilmesi girişiminden başka hiçbir şey değildir.
Değerli arkadaşlarım, sadece televizyon yayını değil biliyorsunuz. TBMM TV’nin internet üzerinden yaptığı yayında herhalde Telekom’a kedi girdi esprisiyle bu da engellenmiştir. Bunu da bilgilerinize sunmak istiyorum.
Şimdi Sayın Çiçek’e nasıl tanık oluyor Türk milleti? Ulvi, vicdani, monoton bir konuşma üslubuyla zaman zaman gündemi yorumlayan bir siyasi kimlik. Maalesef Sayın Cemil Çiçek bu özelliklerin hepsini yitirmiştir. Aldığı sansür talimatını yerine getiren kişi konumuna geçmiştir.
Bu dönemdeki demokrasi sabıkaları listesinin en başında yerini tartışmasız sağlamlaştırmış olarak ortadadır.
Demokrasi, hak, hukuk, şeffaflık, açıklık, adillik gibi kavramları artık kullanması Sayın Çiçek’in inanın beyhudedir.
Hatırlatmak istiyoruz ve çok ciddi bir uyarıdır bu. TBMM başkanlığı makamı iktidar amigoluğu veya protokol maskotluğu koltuğu değildir. Herkes kendine gelecek, Sayın Çiçek’te dahil. Türkiye’nin iki numaralı koltuğunda oturuyorsunuz. O koltuk bir protokol koltuğu değildir. Üzerindeki görevi yerine getirme koltuğudur. Bir iktidar amigoluğu koltuğu değildir. Hele hele bir protokol maskotluğu koltuğu hiç değildir.
Meclisteki görüşmelere gelecek olursak ikincisi bu da tam bir hayal kırıklığı içinde geçmiştir. Bunu da ifade etmek istiyorum. İddiaların merkezindeki eski bakanlar, sırasıyla konuştuklarında aklı, vicdanı, sağduyusu olan herkesi şaşkına çevirmişlerdir.
Haklarındaki iddialar karşısında, gülünç ve acınacak mazeretler üretme yarışına, gösterisine kalkmışlardır. Sanırım bu tablo izleyebilenler tarafından ibretle değerlendirilmiştir.
Zaman zaman münafıkların kullandığı bir yöntemi siyasette tercih etmişlerdir. Nedir o? Ağır suçlamalar, suçlamalar, iddialar karşısında “Ben ne kadar inançlı bir insanım, siz benim imanımı sorgulayamazsınız, hem ben zaten daha önce hacca da gitmiştim” tarzında kurdukları cümleler ibretliktir. Bunlar münafıkların siyasette kullandıkları cümlelerdir.
Değerli arkadaşlarım, şüphesiz bu sözler en çok haramdan korkan, yalandan tiksinen, namuslu ve ahlaklı yaşamı kendine rehber eden mütedeyyin ve inançlı kesimleri rahatsız etmiştir. Artık bu insanlarımızın hangi değerler kullanılarak arkasına hırsızlıklar, yolsuzluklar, rüşvet olayları saklanıyor vicdanlarını onlarında bir şekilde sorgulaması gerekmektedir. Tablo ortada, söylenenler ortada, saklandıkları mazeretler ortada.
Değerli arkadaşlarım, ortada çok ciddi belgelere ve kanıtlara dayalı ağır iddialar var. Neden kendinizi komik duruma düşürüyorsunuz ey eski bakanlar?
Bakın, hükümetin başı arkanızda. Çünkü iddiaların ucu kendisine geliyor diye çekiniyor. Gözünü karartmış her kavramın içini boşaltıyor. Her kurumu zücaciye dükkanına girmiş fil gibi dağıtmakla meşgul.
Yargı düzenlemesi, hakim, savcı düzenlemeleri sizin tribünlerde. Arkanızda, birçoğu vicdanı kabul etmese de yaşananları siyasi gereklilik, biat, bağlılık, talimat ne derseniz deyin bu tablo içerisinde sizin lehinize oy kullanmaya koşullanmış bir iktidar grubu var.
Hem bütün bu pis ilişkilerde adınız iddialarda, belgelerde yer alacak, hem de , “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali bu sözündeki gibi üste çıkmaya çalışacaksınız.
Değinmeden geçemeyeceğim. Söylemek istemiyordum ama bu eski bakanlardan bir tanesi ki ahlaken de eski bir düzeyde kalmış anlaşılıyor. Ahlaken de eskimiş bir eski bakan. Mecliste herkesin gözünün içine baka baka yalan konuşabiliyor. Şu saat meselesi. Söylemek istemiyordum ama yani bu tablo içerisinde bunu belirtmek bir görev oldu artık. Hatırlıyorsunuz, bu saati gazetede gördüm reklamını çok beğendim yanımda şu kişi vardı, böyle elde ettim. Firma açıklama yapıyor biz çok pahalı ürünler üreten bir firmayız, hiçbir zaman medyaya reklam vermeyiz. Ancak özel müşteri portföyümüz vardır onlara elektronik postayla ürünlerimizi tanıtırız diyor. Böyle bir reklam yok.
İkincisi, parayı şu kişi ödedi ama garantisi bende diyor garanti belgesi. Benim adıma. Firma yine açıklama yapıyor. Sattığımız ürünlerin garanti belgesi kişi adına yazılarak verilmez. Sattığımız ürün adına verilir diyor. Ve bu yalanlar herkesin gözünün içine baka baka o münafık söylemlerle beraber bende 35 yaşında hacca gitmişim arkasına saklanarak ne yazık ki bu kürsüden ifade edilebildi değerli arkadaşlar.
Bence, sözüm bunlara. Yeterince maskara oldunuz konuştukça, debelendikçe de batıyorsunuz. Artık farkına varın bunun. Sizi yakınlarınız uyarmıyorsa da bir siyasi karşıtınız uyarıyor. Yeterince maskara oldunuz, konuştukça, debelendikçe de batıyorsunuz, batmaya devam ediyorsunuz.
İktidar parmaklarıyla aklanacağınızı sanıyorsanız aldanıyorsunuz.
Kurulan komisyon biliyorsunuz sadece bir soruşturma komisyonu olarak görev yapmayacak. Aynı zamanda bir “ibret komisyonu” olarak da çalışacak. Herkesin gözü, Türkiye’nin vicdanı bu komisyonda olacak.
Eğer komisyon çalışmaları sonunda meclise inecek olan raporun oylaması sırasında yüce divan yolu bu son oylamada engellenirse, şimdiden ifade etmeliyim ki red oyu verecek her AKP milletvekili bu iddiaların odağındaki suçların ortağı durumuna düşmüş olacaklardır.
Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi bu komisyonda kendi adına grubuna düşen 4 üyesiyle beraber titizlikle görev yapacaktır. Bunun da bilinmesini özellikle istiyorum.
Buna paralel bir diğer konu, paralel deyince başka bir konuya geçmiyorum. Bu konuyla bağlantılı bir konuyu ifade ediyorum. İran’da Babek Zencani isimli kişinin (tutuklu biliyorsunuz) bütün mal varlığına İran devletinin el koyması olayıdır. Biliyorsunuz bu kişinin iş ortağı ve Türkiye ayağı olarak bilinen ya da olduğu söylenen kişi (bu deyimde özel) “Cari açık savar Reza Zarraf”. Uçaksavar gibi mübarek. Cari açık savıyor o da.
Şimdi manzaraya bakın; bunlardan birisi kendi ülkesinde tutuklu, tüm mal varlığına İran devleti el koyuyor. Bizdeki ise yandaş kanalda Türk bayrağı dekoru önünde hayırsever iş adamı rollerinde.
Birisi İran’da tüm rüşvet ve kirli ilişkilerinin hesabını veriyor. Diğeri, bizdeki muhtemelen tutuklu olduğu süre içerisinde 17 Aralık’la 21 Şubat yanılmıyorsam. Bu süre içerisinde eğer konuşursam hepinizi mahvederim tehdidiyle elini kolunu sallayarak Türkiye’de dolaşıyor. Daha birkaç gün önce birkaç milyon dolara yeni bir villa aldığı
haberleri gazetelerde çıkıyor.
Değerli arkadaşlarım, bu sürecin diğer bir ciddi, üzerinde düşünülmesi gereken tarafı da şu; İran’ın elindeki Babek Zencani aracılığıyla, Türkiye’de dönen her türlü kirli ilişkinin detaylarına sahip olma ihtimali.
Biliyorsunuz siyaset eğer uluslararası alanda, uluslararası ilişkilerde bu tür şantajlarla şekillendiriliyor ise, Türkiye’de sorumlu noktalarda bulunanlar ağır töhmet altına girmişler demektir. Sözlerim çok açık.
Babek Zencani, İran’ın ruhani liderliğinden sonra ABD’yle yakınlaşma politikası sonrasında eğer bu Babek Zencani İran tarafından gözden çıkartıldı ise ABD – İran yakınlaşmasından sonra Reza Zarraf ve Türkiye ilişkileri de birilerinin istihbarat oyuncağı haline getirilmiş riskli bir duruma ulaşmış olabilir.
“Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur” diye bir atasözümüz var. Çok anlamlı bir atasözü. Birçok şeyi anlatabiliyor bu atasözü.
Şimdi gözleri doymayanlar bulundukları görev yerlerini, kişisel çıkarları için zenginleşme aracı olarak kullananlar bu yolda her şeyi, her değeri harcamayı mubah görenler, sadece belayı kendi başlarına sarmıyorlar, yönettikleri ülkenin yani Türkiye’nin ulusal çıkarlarını da bu ilişkilerle ipotekli hale getiriyorlar. Söylemek istediğim önemli nokta bu.
Onun için bu işte sorumluluğu olanların veballeri sanıldığından çok daha büyüktür.
Değerli arkadaşlarım, bu kadrolar gerçekleri örterek, yaygaralarla, algı operasyonları yaratarak belirli bir oy oranını sandıkta almış olabilirler. Ama hiç kimse unutmasın bu milletinde ahını da alıyorlar.
Şüpheniz olmasın, tarihte kahramanlar ve fedakar insanlar kadar, işbirlikçiler ve kötülerde unutulmazlar. Ama tarihte bunların kaydedildikleri sayfalar ayrı ayrıdır.
Bir başka minik bir olay. Türkiye’de biliyorsunuz en çok vergi verenler listesi açıklandı. Bu da bu dönemin icraatın içinden tablolarından bir tanesi. Vermeleri gereken vergileri dün Sayın Genel Başkanımızın belirttiği gibi, hayır hasenat onlara göre. Rüşvet, havuz oluşturma gibi yerlerde harcadıklarından olsa gerek Türkiye’nin en zengin 100 kişisi arasında birçok bu dönemin meşhur işadamı var, havuzcu var. Ama en çok vergi veren 100 arasında bunlardan bir tanesi bile yok. İbretlik. Bu dönem olaylarından bir tanesi de bu.
Değerli arkadaşlarım bu süreç devam edecek.
Bir başka kanayan yara; 5 numaralı CD hikayesi. Başlık böyle 5 numaralı CD hikayesi.
Balyoz kumpası kurulurken anımsayacaksınız vicdanı olan herkes bağırdı. Bu dijital veriler kurulan tezgâhın bir parçası dediler. Savunma makamları imkan buldukları oranda, bunu ve benzerlerini dile getirdi, haykırdı. Bilirkişi raporları bu sahteciliği ortaya koydu ve bu sahte delillere dayanarak bir çok masum insan hüküm giyip mahkum oldular.
Her şey açık ve ortada. Artık mızrak çuvala bu konuda da sığmıyor.
Yeniden yargılanmanın önünün açılması için hala daha maalesef adım atılmıyor.
Yargıyı bunlar ne hale getirdi öyle tarif edeyim. Yargı nasıl tarif edilir? Gözü bağlı, görmeyen, elinde terazi tutan bir genç kız olarak resmedilir. Bunlar yargıyı gözünü intikam hırsı bürümüş, elinde terazi yerine intikam bıçağı tutan bir figür haline getirdiler. Uygulamaları da ortada.
Bu süreçte; bu sorular çok soruldu ama bir kere daha hatırlatmak lazım. Çünkü gündemde konu. Yargıyı paralel paralel diyerek çalıştıran siz değil misiniz? Vicdanlarını karartanlar sizler değil misiniz? Bu tezgâhı, kumpası ortaklığınız sürerken aranızdan su sızmazken onaylayanlar siz değil misiniz? Ortaklaşa hukuk cellatlığı yaparken, “ben bu davanın savcısıyım” diye yeri göğü inletenler sizler değil misiniz?
Şimdi rüyadan uyandılar. Paralel, kumpas, tezgâh, komplo, darbe. Ama vesayet ihtirasları aynen devam ediyor.
Değerli arkadaşlarım, Haksızlığa uğramış bu insanlar birer birer ölüyorlar. Cezaevindeler, yakınları feryat ediyor. Avukatları Anayasa Mahkemesi önünde feryatlarını demokratik bir eylemle dile getirmeye çalışıyorlar. Ne hükümetin, ne Adalet Bakanının henüz attığı tek bir adım yok.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak özel yetkili mahkemelerdeki yargılama yargılama değildir dedik. Bu mahkemelerde verilen kararların, kesinleşen hükümlerin tekrar yargılanmaya açılmasını teklif ettik. Bu konuda yasa tekliflerini sunduk. TBMM’de hepsi komisyonda bekliyor.
Değerli basın mensupları, unutmayın bunlar kendi ihtiyaçları olduğunda özel hukuk yaratarak MİT’e özel koruma sağlamak için 48 saatte yasa teklifi verip kanunlaştıran bir kadrodur. 48 saatte.
Yargıdan açılmışken konu dün Sayın Genel Başkanımızda değindi. Pek muhatap almak istemiyoruz ama haddini aşan bir savcı hala konuşmaya devam ediyor. Aklı sıra herhalde yeni yargı vesayeti oluşturanların kanatları altında hissediyor kendini. Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Genel Başkanına da, benim geçen hafta yaptığım uyarıya da aynı şekilde kastını aşan küstah ifadelerle sağda solda bir takım medya organlarında aklı sıra yanıt vermeye çalışıyor. Biz sehven savcı olanları muhatap almıyoruz. Bizim muhataplarımız cumhuriyet savcılarıdır. Herkes haddini bilsin. Herkes aklı kadar, boyu kadar konuşsun. Bu kadar yeter.
Bir başka konuşma Başbakanın çok speküle ettiği bir konuşma, bir konu. Dersim olaylarıyla ilgili 37 – 38. Sürekli sıkıştığı anda mal bulmuş mağribi gibi 37 – 38 Dersim deyip Cumhuriyet Halk Partisine bir takım suçlamalar tarihin ortasından çıkartma özelliğini biliyorsunuz. Kendisinin yakın tarih bildiğinden yok ha. Bir grup bunları herhalde veriyor yok şu köprüde şu kadar Azeri şöyle oldu, yok bu soruya şöyle cevap verildi, yok 43’de böyle oldu. O da aklı sıra stratejisinin bunları siyaseten kullanıyor. Ne yakın tarihten ne yakın tarih bilgisinden çok donanımlı olduğunu hiç sanmıyorum. Kimsede sanmıyor.
Değerli arkadaşlarım, bakın açık söylüyorum. CHP 37-38 Dersim olaylarıyla ilgili bütün belgelerin, arşivlerin açılması için girişimde bulundu, kanun teklifini de verdi. Tarihte yaşanan süreçlerin tartışılmasından bizler rahatsız değiliz. Ülkenin birliğini, bütünlüğünü, bir arada yaşama güdüsünü her zaman savunuyoruz. Herkesin de eşit yurttaş olarak, eşit hukuku paylaşan, eşit cumhuriyet yurttaşı olarak bu ülkede birlikte yaşamasından onur duyacağı bir düzeni hepimiz savunuyoruz özgürlükler ve demokrasi bağlamında.
Sayın Başbakan bunları temcit pilavı gibi kullanıyor. Ama şunu hiç unutmasın; Sivas’ta 38 tane can yakılırken kılını kıpırdatmayan, o sürecin sanıklarını daha sonra kendi özel avukatlığına getiren ya da milletvekili yapan, o sanıklarla ilgili dava zaman aşımından düştüğünde hayırlı olsun temennisinde bulunan daha yeni Uludere’de gencecik çocukları öldürme emrini bizzat verdiği açıkça belli olan bir kişi bu dönemin, kendi dönemindeki bu sorumlulukları taşımayacak, tartışmayacak CHP’ye laf söyleyecek.
Bunlar samimiyetten uzak davranışlardır. Bunlar hükümetin başındaki kişinin sıkıştığında kullandığı bir portföy var oradan çıkarttığı, heybeden çıkarttığı sözlerdir. CHP açık. Biz ülkemizin geçmişiyle de CHP’nin geçmişiyle de her zaman yüzleşiriz, açığız, övünürüz. Bu belgelerde çıksın, bununla ilgili girişimimizi de yaptık.
Değerli arkadaşlarım, onun için hükümetin başındaki şu anda panik halindeki kişinin gölgesinden korkan kişinin kendi döneminde işlenen söylediğim olaylarla ilgili hesabını bu millete vermesi lazım önce bunu da aklının alacağı şekilde bir kere daha bu kürsüden ifade ediyorum.
Sizlerin soruları;
Soru- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den ortak aday çıkarma konusunda CHP, Saadet Partisi, BBP’yi ziyaret edeceği yönünde bir açıklama geldi. Ortak aday konusunda CHP’nin nasıl bir yaklaşımı olacak? Cemil Çiçek Engin Alan’ın cezaevinden çıkmasını öngören bir formül, kanun teklifini siyasi partilere gönderdi. Buna yanıtı ne olacak CHP’nin?
Haluk KOÇ- Cemil Çiçek konusu konuşmamın başında özetlediğim gibi artık birçok yükü üzerinde barındıran bir konu. Böyle bir girişim olduysa niye bu saate kadar eli kolu bağlı oturdu Meclis Başkanı olarak başkanlığını yaptığı bir kurumun, bir üyesinin bu şekilde benzerleri serbestken o kişinin MHP İstanbul milletvekili Sayın Engin Alan’ın halen cezaevinde olmasının gerekçesini önce kendi açıklaması lazım. 12 Haziran 2011’de seçimler oldu. O tarihten bu yana 1 ay sonra 3 yıl dolacak. 3 yıldır eli, kolu, dili bağlı bir Cemil Çiçek. Bu konuyla ilgili mutlaka grup başkanvekillerimiz bir değerlendirme yaparlar. Ondan sonraki gelişmeleri de sizinle paylaşırlar.
Diğeri; şu çok ilginç. Tabi CHP daha önce Sayın Genel Başkanımızda açıkladı, Türkiye’de cumhurbaşkanı olması gereken kişinin nitelikleri ne olmalıdırı kamuoyu önünde ifade etti. Aslında medyada ve genelde tartışılması gereken şu aşamada isim değil de bu nitelikler olmalı. İsim kısmına daha var. Nedir bu nitelikler? Kamplaştırıcı olmamalı, birleştirici olmalı, hukuk devletinden yana olmalı, demokrasiden yana olmalı, ikiyüzlü olmamalı, her şeyden önce şaibeli olmamalı, kendisi, ailesi, yakınları, oğlu bilumum efradı, tertemiz biri olmalı. Türkiye’yi kucaklayabilmeli. Türkiye’nin bugün bölünmüş manzarasının önüne geçebilmeli. Herkesin benim cumhurbaşkanım diyebileceği bir kimliği taşıyabilmeli. Uzlaşmacı olmalı. Dağıtıcı kavgacı değil. Bunları hep söyledik. Uluslararası saygınlığı olmalı. Bunları da ifade ettik. Hukuk devletinden ödün vermeyen bir kişi olmalı. Bunları da ifade ettik.
Şimdi bu profil üzerinde aslında medyanın biraz çalışması lazım. Şu anda değişik şeyler var. Herkes CHP’nin adayını merak ediyor. Ortada başka aday yok. Geç mi kaldınız? Niye geç kalalım? Zaten yasal süresi 29 Mayıs-3 Haziran arasında adaylıklar ilan edilecek. Tabi ki bizimde istişarelerimiz oluyor. Sayın Genel Başkanımız bu konuda değişik noktalarda görüşmelerini yapıyor. Sayın Bahçeli’nin ifadelerini bizde medyadan okuduk. Bu değerlendirmeler mutlaka Sayın Kılıçdaroğlu tarafından da yapılacaktır. Önümüzde daha süreç var. Bu gelişmelere demin söylediğim profilde bir aday noktasında belirlenirse bu parti tarafından ifade edilir.
Soru- Baykal’ında bir önerisi olmuştu. Sayın Baykal’ın önerisini de değerlendirecek misiniz?
Haluk KOÇ- Şu anda bu istişareler, bu görüşmeler her boyutta devam ediyor. Biz kendi parti grubumuzda, kadın kollarımızda, il başkanları toplantımızda Sayın Genel Başkanımız örgüt yapımızla ve grup yapımızla bunları değerlendirdi. MYK’da da değerlendirilecek. Daha sonra bir takım görüşme trafiği olacak. Daha önceki Genel Başkanımızda kendisiyle görüştü, düşüncelerini ifade etti. Bu çerçevede demin söylediğim profil boyutunda bu değerlendirmeler devam ediyor.
Soru- Parti içinde mi görüşme trafiği?
Haluk KOÇ- Her boyut olabilir. TSK’larda var tabi. Türkiye bir tek CHP’den ibaret değil. Birçok noktada ben demim söylediğim özelliklere herhalde STK ya da CHP dışındaki tüm yapılarında paylaşacağından eminim. Şurada olan hiç kimse benim söylediklerime itiraz edecek bir tez ileri süremez. Birleştirici olur dedik. Hukuk devletinden yana olur dedik. Şaibesiz olur dedik. Uzlaşmacı olur, bölücü olmaz dedik. Kamplaştırıcı olmaz dedik. Saygın birisi olması lazım dedik. Bütün özelliklerini saydım. O çerçeveyi bence medyanın da biraz daha işlemesi gerekiyor. Böylece heveslenip de arkasına belirli bir organizasyon gücünü, sermaye gücünü, medya gücünü alarak kendini adaylaştırmaya çalışanlarla bu özelliklerin hiç tutmadığı da ortada.
Soru- Alt kadrolarda olduğuyla ilgili iddialar var. Herhangi bir temas var mı CHP-MHP arasında?
Haluk KOÇ- Alt kadro üst kadro derken partinin görevlendirdiği kişiler arasında bu temaslar olabilir. Şu anda benim böyle üstlendiğim bir misyon yok kendi hesabıma söyleyeyim.
Soru- Bahsettiğiniz kriterlere sahip bir adayla kapınızı çalarsa MHP Genel Başkanı ve ortak aday olarak bunu gösterelim derse sizin CHP olarak tavrınız ne olacak?
Haluk KOÇ- Siyaset varsayım üzerine olmaz. Siyaset gerçekler üzerine konuşulur. Varsayım üzerine düşünceler yarıştırılır. Siyaset gerçekler üzerine adım atma sanatıdır. Henüz o adım atma aşamasında değiliz.
Soru- MHP’nin önereceği bir adaya CHP destek verir mi? CHP’ye HDP’den de aslında bu yönde bir açıklama gelmişti. Bir ortak aday çıkartılması sizce mümkün mü?
Haluk KOÇ- CHP’nin bu kriterlere uyarak belirlediği bir aday acaba MHP tarafından da uygun görülür mü? Bu soruda karşı soru olabilir. Yani kesişen bir yol var. Önce bu nitelikler üzerinde herkesin hemfikir olması lazım. Bu soru-cevap kısmının faydası da şu; bu niteliklerin bir kez daha sizler aracılığıyla medyaya taşınmasına vesile oluyor, aracı oluyor. Bu bugünün en kazançlı noktası.
İyi çalışmalar diliyorum.”
Vişne Haber Ajansı