CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç canlı yayında Erkan Tan'ın sorularını yanıtladı...
CHP Genel Başkan Yardımcısı
Haluk Koç Tv 8’de “Erkan Tan’la Başkentten” programına konuk oldu ve canlı yayında soruları şöyle yanıtladı;
Erkan TAN- Sevgili dostlar, Erkan Tan’la Başkentten programında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Sayın
Haluk Koç bulunuyor. Onunla konuşacağız. Cumhuriyet Halk Partisi Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu hakkında gensoru verdi. Konuşacağız, günaydın efendim hoş geldiniz.
Haluk KOÇ- Günaydın, hoş bulduk, iyi yayınlar.
Erkan TAN- Efendim ne yapalım işte bizim dışımızda gelişti olaylar, biz kanı durdurmaya, insanlık yapmaya çalışıyoruz gibi özetlenecek bir çalışması veya genel felsefe izahı var AKP’nin. Ne var bunda, niye itiraz ediyorsunuz diyorlar.
Haluk KOÇ- Ben de inandım.
Erkan TAN- İnanmıyor musunuz?
Haluk KOÇ- Yani şimdi olayın temeline baktığınız zaman çok büyük bir projenin Suriye’de uygulama ayağı olduğu ortaya çıkıyor ve buna da Türkiye’nin kendi ulusal çıkarları dışında sürecin içine çekilişi var ortada ve burada da Dışişleri Bakanı dediniz ama ismi değiştirelim isterseniz hariciye nazırının, Türkiye’nin şuandaki hariciye nazırının çok büyük…
Erkan TAN- Niye? Espriyi tam anlamadım, niye efendim?
Haluk KOÇ- Yani o biraz geçmişe dönük bir özlem taşıyor kafasında biliyorsunuz. Dışişleri Bakanı daha yeni bir
terminoloji biliyorsunuz. Yani hariciye nazırının burada da bu uygulanan politikalarda kendi akademisyenliğinde çizdiği bir takım stratejilerin ki ona derin strateji diyor. Ama ne kadar derin, ne kadar sığ olduğu ortaya çıkıyor. Yani çok karanlık bir sürecin içine Türkiye itiliyor. Biz uyarıyoruz, biz yanlışları söylüyoruz, biz Türkiye’nin dışarıdan telkinlerle değil, kendi ulusal çıkarlarına göre bir dış politika izlemesinin gereğinin altını çiziyoruz ve bu Sayın Bakanın Türkiye’yi soktuğu bu zahmetli süreçle ilgili temel sorumluluklarını tekrar parlamentoda gündeme getirerek bir denetim mekanizmasını işletmek istiyoruz. Bu gensoru tabi ki, AKP’nin oylarıyla parmak kaldırılarak reddedilecek ama TBMM tutanaklarına da, milletin vicdanına da Dışişleri Bakanı macerası yazılacak.
Erkan TAN- Özgür Suriye ordusunu Türkiye destekliyor diyorsunuz. Defalarca yalanladık gene yalan söylüyor muhalefet diyorlar.
Haluk KOÇ- Sayın Ertuğrul Özkök’ün bugünkü yazısını okuyun.
Erkan TAN- Canım o sizin adam zaten.
Haluk KOÇ- Niye bizim adam olsun. Sayın Özkök bugün öyle bir yazı yazmış ki, yani Adana’da bir takım karanlık odalarda bu Suriye özgür ordusu dediğiniz bir takım yapıların Kuveyt’ten ve Suudi Arabistan’dan gelen paranın bölüşüleceği konusundaki bütün senaryoyu yazmış. Yani ben gittim bakın, Kilis’e gittim, Gaziantep’e gittim, Hatay’a gittim. Sayın Genel Başkanla beraber gittik ve Kilis’te 2,5 saat çarşıyı dolaştık, ki Kilis küçük bir yer. El sıktığınız 5 kişiden bir tanesi Suriyeli. Hatay keza öyle. Bizzat Sayın Hatay valimize ben sordum. Sayın valim Hatay’da sokaktaki söylentiye göre Suriye uyruklu olmayan, hani mülteci statüsünde o kamplara değil de Hatay’ın sivil hayatına karışmış Suriye uyruklu olmayan yabancı başka uyruklu insanlar var mı dedim? Bizim tespitlerimize göre yok dedi sayın vali. Ve bir soru önergesi verdim. İstanbul – Hatay uçuşlarında yolcu listelerinin açıklanması son 6 ayda, 1 yılda ve bu yolcu listelerindeki uyrukların açıklanması. Çünkü milletvekiliyim, anayasadan ve iç tüzükten doğan soru sorma hakkını kullanıyorum. Şimdilik cevap yok. Ve Afgan, Çeçen, Libyalı, Tunuslu, Türk, ne idüğü belirsiz değişik uyruklardan, yani eski Fransız ordusundaki lejyonerler gibi. Bir kısmı kafasına göre bir cihat peşinde. Bir kısmı işte bugün Sayın Özkök’ün yazısında belirttiği gibi bir takım maddi imkanlarla Suudi Arabistan, Katar yetkililerinin, hepsinin kimlik şeylerini vermiş orada, kimliklerini, uyruklarını. Parayla destekledikleri bir iç savaş kargaşası. Bizim üzüntümüz şu; Türkiye komşusunda tabi ki demokratik bir nizamın, düzenin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesini arzu ediyoruz. Yani Esad baskısının ortadan kalkmasını, Suriye’deki tüm inançların, tüm grupların gerçekten demokratik, laik bir hukuk devleti içerisinde, kurallar içerisinde yaşamasını bizde arzuluyoruz. Bu çerçevede uluslararası camianın Suriye’ye yaptığı çağrıyı destekliyoruz. Ve bunda da Türkiye’nin Suriye’nin yanında komşu olarak ön planda rol oynamasını istiyoruz. Bu konuda biliyorsunuz önerilerimizi de yapmıştık hükümete ve Sayın Başbakana, çok ağır yanıtlar vermişti bize. Ama biz ne yapıyoruz? Biz Suriye’de geçen sene Ağustos ayında, bu Ağustos değil. Birdenbire düğmeye basılarak uluslararası bir yapının başta okyanus ötesi, düğmeye basmasıyla Türkiye’ye gelen şöyle yapın talimatıyla, açık söylüyorum. Ve Suriye’de çıkan karışıklığın tarafı haline getirildik. Birden bire oldu bu.
Erkan TAN- Ne yapalım canım zalimin, diktatörün, zulmün yanında mı olalım diyorlar.
Haluk KOÇ- Kucaklaşırken, Bodrum’da tatil yaparken, Fenerbahçe Halep’te maç yaparken, ortak bakanlar kurulu toplanırken, kardeşim Esad’ken diktatör değil miydi Esad? Baskı yok muydu Suriye’de? El Muhaberat çalışmıyor muydu? Oradaki Türkmen’e, Kürt’e, Arap’a, değişik inanç gruplarına baskı yok muydu? Aynı baskı vardı. Demokrasimi vardı o zaman? Yani birden bire mi Esad Zalim oldu? O zamanda sıkıntı vardı, o zamanda sen Suriye’de gerçek bir demokrasinin yerleşmesi için komşuluk ilişkilerinden çağrını yapsaydın o zaman. Ne oldu birdenbire? Sonra Sayın Başbakan bir ara Suudi Arabistan’a gitti biliyorsunuz. Kral Abdullah’la temasta bulundu ve oradan Suriye’ye demokrasi çağrısı yaptı. Nereden yaptı? Demokrasinin kalbinin attığı, beşiğinin olduğu Suudi Arabistan’dan. Böyle bir mantık olur mu Erkan bey? Yani Başbakan söyleyecek ona uygun yazarlar onu destekleyecek…
Erkan TAN- Canım dış politikamız ilk defa pasiften aktife geçti be ne anlatıyorsunuz siz. Yusuf Ziya Kar veya Y.Ziya Kar. İki; bu
CHP cumhuriyet tarihinde hangi hayırlı işe evet dedi ki bu işlere evet desin. Mustafa Aydınlı. Tezkereye de hayır dediniz ya.
Haluk KOÇ- Ona hemen cevap vereyim. Sayın Mustafa Aydınlı Cumhuriyet Halk Partisi en büyük hayrı senin şuanda yaşadığın toprakları sana vatan olarak sağlamasıyla yaptı. Bu kadar nankör olmasınlar, bu kadar ezbere klişe konuşmasınlar. Şimdi girdiğimiz bataklığa bir baksınlar nerelere gidiyoruz, o maceranın sonu nereye gidecek bir bağımsız Kürt devletinin güney sınırlarımızda kurulmasına kadar gidecek. O zaman hayrını görür Sayın Aydınlı.
Erkan TAN- Tezkereye niye hayır dediniz kardeşim bu milli bir meseleydi, milli bir davaydı. Hükümete evet diyeydiniz de sonradan eleştirseydiniz diyorlar.
Haluk KOÇ- Bu hükümetin davasıdır. Öncesinde de eleştirdik. Şimdi tezkere; o zaman bunları söyleyenlerin öncelikle Tayyip ordularının önünde hepsine ben şehadet diliyorum. Böyle bir şey olur mu? Türkiye’nin kendi çıkarlarını ön planda tutması gerekecek bir süreç olsa hep beraber arkasında dururuz. Bu bizim milli bir meselemiz haline
AKP tarafından zorla getirilmeye çalışılıyor. Türkiye’nin ulusal çıkarlarını koruyamayan bir hükümet, koruyamayan bir Dışişleri Bakanı ve Türkiye’nin Arap çöllerinde ölecek evladı yok. Aydınlı’da, diğer isimleri de bunu anlasınlar.
Erkan TAN- Dünde tezkere görüşüldü orada ne oy kullandınız?
Haluk KOÇ- Orada evet oyu kullandık.
Erkan TAN- Şimdi bu tabi kendi kendine sizi birden artıya geçirdi.
Haluk KOÇ- Bir çelişki değil ki. Bu tezkere şimdi de var. Sayın Başbakan geçen Salı günü…
Erkan TAN- Mustafa Aydınlı gibi düşünenlere diyebilirsiniz dünde tezkere vardı evet dedik diyebilirsiniz.
Haluk KOÇ- Şimdi bakın, çok açık bir şey söylüyorum…
Erkan TAN- Ben laf öğretme haddinde değilim yanlış anlamayın ama hani bu denebilir şuan.
Haluk KOÇ- Mustafa Aydınlı kardeşime de söyleyeyim. Bakın, Sayın Başbakan Salı günü İstiklal Marşını okuyor biliyorsunuz kendinden geçmiş bir şekilde. Delerim dağları, yırtarım enginleri, bendime sığmam taşarım diyor ya. Tezkere, dünkü Irak tezkeresi, sen hangi dağı deldin şimdiye kadar. Bak Kandil dağı orada duruyor kardeşim. Delebildin mi şimdiye kadar? Tezkere var elinde, tekrar uzatıldı.
Erkan TAN- Dünkü tezkereye evet dedik diyorsunuz yani.
Haluk KOÇ- Yani bu şeye benziyor biliyor musunuz?
Erkan TAN- Niye canım Esadçısınız siz, Baasçısınız, zaten de mezhepçilik yapıyorsunuz ondan onlara sempatik bakıyorsunuz dediler. Diyorlar demiyorum dediler size. AKP’nin önemli isimleri söyledi.
Haluk KOÇ- O zaman
Tayyip Erdoğan en büyük Esadçıymış, en büyük Baasçıymış Bodrum’da tatil yaparken. Yani eşi hanımefendi Esma hanıma dolma tarifi yaparken, en büyük Esadçı oymuş. Bu kadar basit bir mantıktan küçük pencereden bakmasınlar. Gitsinler Hatay’a, Hatay nasıl kamplara ayrılıyor, Hatay sokaklarındaki insanlarımız Alevi’si, Sünni’si her inanç grubundan insanımızın nasıl tedirgin olduğunu görsünler. Yazıktır, günahtır.
Erkan TAN- Biz onları dünyaya sembol olarak takdim ediyorduk diyorlar.
Haluk KOÇ- Yazıktır, günahtır. Yani böyle bir maceranın içine giriliyor. Bu macerada Türkiye’nin burnunun kanamadan, Türkiye’nin hiçbir evladının oralarda telef olmadan bu işten çıkmamız gerekiyor. Sayın, ismi o aklımda kaldığı için söylüyorum. Sayın Aydınlı ve benzerleri biraz daha ciddi düşünsünler. Bu işin AKP’si, CHP’si yok Türkiye’si var.
Erkan TAN- Demiş ki bir seyircimiz. Adı Bülent olabilir mi yazmış ama B.Akdeniz. Efendim demiş ki, Erkan bey
CHP tezkereye hayır demekle menfaatimiz yönünde oy kullanmıştır. Nitekim dün akşamki tezkereye demiştir. Demek ki tezkerelere değil, içine karşı CHP. Ne diyorsunuz?
Haluk KOÇ- Durumumuzu özetliyor. Bende deminden beri anlatmaya çalıştım. Türkçem yettiği oranda söylemeye çalıştım. Manzara bu.
Erkan TAN- Allah razı olsun sizin gibi dimdik ayakta duran insanlardan gurur duyarız. İyi ki
CHP var demiş. Bir seyircimizde, madem bu işler karanlık, yani gizli kendileri nereden biliyorlar demiş.
Haluk KOÇ- Ne demiş tam anlayamadım.
Erkan TAN- Yani bu işler karanlık, gizli siz nereden biliyorsunuz. Hani gizli, karanlık odalarda Adana’da işler çeviriyorlar dediniz ya.
Haluk KOÇ- Ben Sayın Ertuğrul Özkök’ün sabah gelirken okuduğum yazısını söyledim. Bunlar söyleniyor. Bakın, Hatay’da 10 – 15 kişinin kaldığı erkek evler var. 15 günde bir kiracı değişiyor. Birileri gidiyor, birileri geliyor. Yani bu uzaktan ahkam kesmek çok kolay. Sayın Başbakanın nutuklarına, vaazlarına bakarak Türkiye’nin Suriye politikasını ezbere değerlendiren yurttaşlarıma sesleniyorum. Elinizi vicdanınıza koyun. Bu ülke hepimizin, bu ülke dengeli bir politika ile kendi ulusal çıkarlarını koruyarak Ortadoğu bataklığına sürüklenmeden durmuştur. 1 Mart 2003’ü kimse unutmasın. 1 Mart 2003’te yine benzer bir süreçle o Felluce Irak ortalarına Türkiye sürüklenecekti biliyorsunuz. 60 küsur bin Amerikan askeride Türkiye’de konuçlanacaktı. Ve Cumhuriyet Halk Partisinin, Allah razı olsun yine söylüyorum.
AKP içinde duyarlı olan milletvekillerinin de birleşmesiyle o tezkere reddedildi ve Türkiye Irak’ta Müslüman kanına girmedi. Bu kadar açık. Şimdi benzer bir olayı Suriye boyutunda getiriliyor. Açık söylüyorum Sayın Aydınlı, bu işin patronu Amerika’dır. Olayın senaryosunu yazan Amerika’dır. Rol model olarak da bugünkü hariciye nazırı ve Sayın Başbakanı seçmiştir. Onları oynatmaktadır. Bu kadar açık daha nasıl söyleyelim artık.
Erkan TAN- Özgür hanım, sabah başka, akşam başka söylüyorlar. Oslo krizini unutmadık Haluk bey demiş. Hani siz başka bir şey söylediniz, Genel Başkan bir şey mi söyledi?
Haluk KOÇ- Hayır tamamen açık.
Erkan TAN- Yoksa o öylemi takdim edildi bazı yayın organları tarafından?
Haluk KOÇ- Öyle takdim edilmeye çalışıldı. Özgür hanımda herhalde sofraya gelen yemeği itirazsız kabul etti yedi. Oslo çok açık bir ihanet sürecidir. Çok açık söylüyorum Özlem hanım kulaklarınızı açın. Oslo’da ne oldu da biz bu şeyi yapıyoruz. Bakın, bir masa düşünün, bir masanın bir tarafında eli silahlı terör örgütünün temsilcileri, diğer tarafta Sayın Başbakanın görevlendirdiği müsteşarı, müsteşar yardımcısı ve yetkililer. Masanın bir ucunda da hakem devlet İngiltere.
Erkan TAN- Başka bir devlet mi var yani?
Haluk KOÇ- Evet. Ve 9 madde açıkladım Özgür hanım. Oslo’yu unutmadıysanız o zaman kafanıza bunu iyice sokun. 9 madde açıkladım. Türkiye’nin anayasası görüşülüyordu, Türkiye’nin idari yapısı görüşülüyordu, Türkiye’deki eğitim sistemi, eğitim dilleri ne olacak o görüşülüyor orada. Ve en sonunda da şu var. İmzası yok, önce inkar bunlar ortaya konduğunda. Ondan sonra mazeret arama, ondan sonrada itiraf dönemi başlıyor. Bunları gördük, bir çelişki yok bizim aramızda. Ve bakın metinde Türk tarafı, PKK tarafı. Ve en sonunda imzamız yok dediler. Hayır imzanız var. İmzanız var. Bir kere daha burada söylüyorum. Aynen İngilizcesinden söylüyorum. Bu metin taraflar adına hakem devlet tarafından imzalanarak muhafazaya alınmıştır. Taraflar adına imzalanarak muhafazaya alınmıştır. Oslo sürecini unutmayın, keşke unutmayın.
Erkan TAN- Ama siz başka bir şey söylediniz, Genel Başkanınız başka bir şey mi söyledi?
Haluk KOÇ- Hayır Genel Başkanda söyledi. Burada, şimdi şöyle söyleyeyim. Bir Papa fıkrası vardır onu söylemeyelim. Yani Genel Başkanın söylediği silah bıraktırtmak amaçlı görüşme dışında bir şey kabul etmek mümkün değildir. Anayasal düzeni tartışamazsınız, terör örgütünü muhatap alamazsınız. Silah bıraktırtmayı söylüyor.
Erkan TAN- Yani sizin söylediklerinizin aynısın söylüyor.
Haluk KOÇ- Şimdi Kemal beyin fotoğrafı ve Oslo görüşmeleri devam edebilir. Altında küçük bu manşetin altında minik yazıyla silah bıraktırtmak amacıyla.
Şimdi Sayın Tan, bizim insanımız…
Erkan TAN- Sanki ikiniz ayrı şeyler söylüyormuşsunuz gibi.
Haluk KOÇ- Bizim insanımız manşet okuyor, altına bakmıyor. Şimdi bu yayıncılık mıdır? Şöyle küçük tabldot şeklinde çıkan bir gazetemiz. Kendilerini yenilikçi olarak sunan birçok köşe yazarının vücut gösterdiği, boy gösterdiği, düşünce zikrettiği bir gazetemiz. Üç gününü bana ayırdılar sırf eleştiri için. Yani siz niye kurcalıyorsunuz bunu kardeşim. Bak ne oluyor işte bu tartışılmıştı, böyle üstü kapatılmıştı. Burada hükümeti rahatsız edecek bir şey yok. Türkiye’nin varlığı tartışılıyor orada Erkan bey. Türkiye’nin geleceği tartışılıyor gizli kapılar arkasında. Yani bunun açıklanması, bunun sorumlularının takibatı gerekmiyor mu? Ne dedi Sayın Başbakan? Özlem hanım iyi dinleyin ne dedi Sayın Başbakan? MİT Müsteşarını koruyacak yasayı çıkartmak zorundaydım. Çünkü savcı üzerine gidiyordu, canım ucu bana dokunacaktı ondan sonra dedi.
Erkan TAN- Hedefe beni koymuşlardı dedi. Yani siz ve Kemal bey başka başka şeyler söylemediniz?
Haluk KOÇ- Hayır, hayır. Bakın, böyle bir sorun var. Ciddi bir Kürt sorunu var Türkiye’de. Bu artık uluslararası boyutuyla da bütün Türkiye’yi ilgilendiren çok ciddi boyut. Bir de terör sorunu var. Terörle, bakın açık söylüyorum. Terörle Türkiye bir hukuk devleti olarak ulusal ve uluslararası hukukun kendine verdiği bütün hakları kullanarak mücadele etmek zorundadır. Ama birde Kürt sorunu var. Bunu kapalı kapılar arkasında bir takım müşahit ülkelerin, gözlemci ülkelerin hakemliğinde eli silahlı terör örgütüyle değil, bu sorun nedir kardeşim? İnsan hakları sorunumu, demokratikleşme sorunumu, yerel yönetimler mi? Ekonomik, sosyal, kültürel her boyutu ile nerede? Başından beri söylüyoruz Erkan bey. Meşru zeminde meşru siyaset aktörleriyle bu milletin önünde şeffaf tartışılması lazım. Bu sorunun çözülmesi için kabul edilebilecek hususlar olabilir, makul karşılanabilecek hususlar olabilir, bu haklar milletin önünde, parlamentoda halkın seçtiği temsilcilerle kararlaştırılarak verilir. Kabul edilemeyecek, reddedilecek bölümler vardır. Ama kapalı kapılar arkasında eli silahlı bir örgütle pazarlıkla değil. Bizim söylediğimiz budur.
Erkan TAN- Demiş ki, bir seyircimiz Haluk Beye selam söyle, onu seviyoruz. Kardeşim biz ekonomik meselelerle boğuşuyoruz. Bütün bunlar gündemi değiştirmek için yapılıyor. Ne dersiniz? Memleketin ekonomik durumu nasıl?
Haluk KOÇ- Bir hükümet yetkililerinin sunduğu pembe Türkiye var, dizilerdeki gibi. Bir yandan da sokağın Türkiye’si var. Halkın yaşamındaki gerçekler var.
Erkan TAN- Nedir onlar?
Haluk KOÇ- Mesela çok basit. Son ahlaksız zamlar, ben öyle tarif ediyorum. Son yapılan zamlar ahlaksız zamlardır. Çünkü neden? Deli Dumrul zammıdır. Yani akaryakıttaki, doğalgazdaki ve ona bağlı diğer bütün tüketim mallarındaki artışlar ahlaksız zamlardır. Yani hükümet kontrolsüz bir bütçenin çok reklam yapıyorlardı ya Sayın Zafer Çağlayan ayrı söylüyor, Sayın Ali Babacan ayrı söylüyor, Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ayrı söylüyor.
Demek ki, bir gerçek vardı orada. Bütçe kontrolü filan ortadan kalktı ve bunun faturası halka ödettiriliyor, kötü yönetimin faturası ve nasıl ödettiriliyor? Her kesin eşit oranda katılacağı vergilerle ödettiriliyor. ÖTV arttırılarak, KDV arttırılarak. Zenginden daha fazla, yoksuldan daha az vergi alacak bir sosyal politika, vergi politikasıyla değil. Herkesten yani Türkiye’nin en zengini Sayın Rahmi Koç’ta aynı vergiyi verecek bir şey tüketirken, asgari ücretle çalışan gariban yurttaşımda aynı vergiyi verecek bir şey tüketirken. Bu mantıkla gidiyor.
Bakın bir takım rakamlar söyleyeceğim size; şimdi 2002’de…
Erkan TAN- Yani perişandı memleket, batmıştı ki, biz aldık.
Haluk KOÇ- Nerede batmış aldınız? Yani belli bir programla biliyorsunuz o hükümet, o koalisyon hükümeti, Başbakanlıkta önüne yazar kasa atılan hükümet olayı biraz toparlayarak bir rayına koymuştu. Daha sonra MHP Sayın Genel Başkanının 2002 Temmuzunda Bursa’da birden bire aklına gelen bir erkten seçimi ifade etmesiyle memleket bir erken seçim sürecine girdi. Bugünkü davranışları da gördüğümüz zaman iktidara koltuk çıkmak, destek çıkma, sıkıştığı yerde ona payanda olma rollerini gördükçe MHP konusunda da benim ciddi kuşkularım oluyor. O kadar dokunalım.
Şimdi bakın, karşılıksız çeklerin tutarı. 2002’de 2,2 milyar TL, 2012’de 11,8 milyar TL. Piyasayı anlatabilmek için söylüyorum. Şimdi protesto edilenleri filan geçiyorum. İcra müdürlüklerine gelen dosya sayısı 2002’de 8 milyon 226 bin dosya, 2011’de 20 milyon 772 bin dosya. Yani 12 milyon 546 bin icra dosyası artıyor.
1 lt. benzin 1,66 TL’den 4,82’, 5’e gidiyoruz. Türkiye dünyada bilhassa Avrupa kıtada en yüksek benzin fiyatı olan ülke. Bunun zaten…
Erkan TAN- Canım yok işte ne yapalım, bizde var mı canım?
Haluk KOÇ- Şimdi bakın 1 lt. benzinden alınan ÖTV tutarı 2,18 TL. %173’de ÖTV var. Sıkıştıkça demin söylediğim gibi dolaylı vergi, herkesin tükettiğinde eşit olarak ödediği pay boyuna katlanıyor.
Erkan TAN- AKP’liler memleketi uçurduk kardeşim, ekonomi çok iyi, bak millet batıyor biz batmadık diyorlar.
Haluk KOÇ- Batmayan bir kesim var. Bir eli yağda bir eli balda olan bir kesim var. Onlar iktidar nimetlerinin kendilerine ulaşan paylarıyla çok rahat yaşıyorlar. Allah selamet versin. Ama unutmasınlar ki, bu milletin hakkını yiyerek ve kendi içlerinde de kul hakkı yiyerek eğer çok rahat yaşıyorlarsa bunu bedelini hem bu dünyada hem öteki tarafta çok ağır bir şekilde vereceklerdir.
Ben başka şeye geçeyim. Bakın bir sosyal olay. Boşanan çift sayısı. 2002’de 95 bin 323 çift boşanmış. 2012’de bu sayı 120 bin 117 çifte çıkıyor. Düşünebiliyor musunuz? Tabi evliliklerin içerisinde temel anlaşmazlıklar şunlar bunlar ama temeli kurulan yuvanın ekonomik anlamda yürütülememesinden doğan anlaşmazlıklardandır.
Erkan TAN- MHP’ye niye kızıyorsunuz?
Haluk KOÇ- MHP yapacağı kongresini yapana kadar kızgınlığımı ya da tepkimi ölçülü tutuyorum. Şunun için kızıyorum; şimdi yerel seçimler erkene alınacak diyor AKP. Daha demin Sayın Destici’de bazı şeyler söyledi CHP-MHP dedi. Orada CHP’yi kenara çekerek söylüyorum. Sayın Destici’yi de dinledim bir kısmını Mustafa Beyi.
Şimdi erken seçim öne alınsın. Efendim, kış şartlarında olmuyormuş. 1984 senesinden beri Türkiye’deki bütün yerel seçimler Mart ayının son haftasında yapılmıştır. 84-89-94-99-2004-2009 hepsi Mart ayının son haftasında yapılmıştır. Bir 18 Nisan 99’da genel seçimle beraber yapılmıştı. Bu bir gerekçe değil. Ana amaç yerel seçimler. Cumhurbaşkanlığı seçim ve milletvekili genel seçimleri arasında Sayın Başbakanın kendi kafasına göre, kendi siyasi çıkarlarına göre bir seçim takvimi yapması.
MHP hemen daha bu teklif ağızlarından çıkar çıkmaz biz destekliyoruz dedi. Seçime karşı dedirtmeyiz kendimizi. Onu konuşmuyoruz. Ne olacak? Bak peşinden ne geliyor şimdi? Peşinden gelen yeni büyükşehir kanunları, bütünşehir haline çevirmek yani
AKP önüne haritayı almış, ben Balıkesir’de Edremit’i nasıl parçalarım, Altınoluk diye bir ilçe nasıl yaratırım, hangi beldeyi nereye bağlarım ya da Hatay’da hangi etnik ya da inanç yapılarına göre mahalleri ayırıp birbirine bağlayabilirim, İskenderun’dan Arsuz’u nasıl çıkartırım, şurada ne yaparım, bunu da yaparım.
Yani bir siyasi mimarlık çalışması yapıyor harita üzerinde ve onu yasaya dönüştürüyor. Siz tamam 4 Kasımda kongrenizi yapacaksınız, şu kongrenizi bir an önce yapın da kim seçilecekse seçilsin, şu
AKP kuyrukçuluğundan bir kurtulun. Teslimiyetinden bir kurtulun.
Erkan TAN- Çok ağır konuştunuz MHP’ye de.
Haluk KOÇ- Hak ettiği zaman söylemek lazım. Çünkü AKP’nin frenlenmesi lazım. AKP’nin bir noktada Türkiye’nin
artık ulusal çıkarlarına zarar verecek dayatmalarının önüne geçmek lazım. Toplumsal muhalefeti bu duyarlılıkları sergilemek lazım. CHP’nin milletvekili sayısı 2 tane Silivri tutuklumuzla 133 şu anda. Karşınızda ha deyince el kaldıracak, bugün gensoruda göreceksiniz 325,326 tane el var. MHP ortada. Ne zaman
AKP sıkışsa 50 tane oraya. Onun için söylüyorum.
Erkan TAN- Demiş ki, bir seyircimiz ya
AKP zamanında ekonomi şahlandı, dünya krizle boğuşuyor, memleketler batma noktasına geldi. Biz onu hissetmedik bile. Ne konuşuyorsunuz orada demiş. Ne diyorsunuz?
Haluk KOÇ- Valla milyonlarca asgari ücretli var. Milyonlarca emekli var. Dar geçimli insan var. İşi tıkırında olanların sesi her zaman çok çıkar ve her zaman kendi gemisini yürüten, yüzdüren kaptandır. Herhalde bu arkadaşımız o gruptan. Aman AKP’yle devam edin. Allah işinizi bereketli kılsın, bol kılsın. Ama ne olur bir dua da şu millete edin ya. Şu garibanlarında bir yüzü gülsün, bir hak gelsin, hukuk gelsin. Bari bu kadar vicdansız olmayın.
Erkan TAN- Erkan Tan, dış politikada başarı nasıl varmış bir anlatın da bilelim? Yahu biz şu anda hem İran’la hem İsrail’le aynı anda düşmanlık yapıyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Bu nasıl başarı demiş? Bu sizin adamlardan.
Haluk KOÇ- Doğru demiş. Ben yurttaşlarımızın parti kimliğiyle bu tür tartışmalara izlemlerini yadırgıyorum. Neden? Yani düşünceyi beğenmeyebilirsin, eleştirebilirsin. Çok açık seçik bir hatalı uygulama var. Bunu herkes görüyor. Ama bunu yapan benim partim diye ben onu savunmak zorunda kalıyor vatandaş. Bu olmamalı. Bu spor kulübü taraftarlığı Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray işi değil ki. Takımın yenilir yine tutarsın. Kötü oynar ya benim takımım dersin. Ama burada bir yanlış yapılıyor ve bu gemide hepimiz varız. Bu gemi su alır, sıkıntıya girer, rotasını şaşırır, istediğin hızla gidemezse hepimizde bundan etkileniyoruz.
Sadece İran-İsrail değil. Sevgili yurttaşımıza onu da hatırlatalım. Arkada koca bir Rusya var. Hiçbir diplomatik önceden belirlenmiş üst düzey devlet başkanı düzeyindeki ziyaret. İşlerinin yoğunluğu nedeniyle son dakikada iptal edilmez. Bu bir uyarıdır. Bu bir mesajdır. Rusya’dan bahsediyorum. Hangi Rusya? Eski komünist Rusya değil. Şimdi bakın. 500 milyar dolarlık bütçe fazlası olan ve bunu da doğal kaynaklardan sağlayan, Gürcistan, Ukrayna’dan sonra eski kendi cumhuriyetleri üzerinden hem ekonomik, hem siyasi bir abilik pozisyonunu netleştiren, İran’la, Suriye’yle ve bölge ülkeleriyle çok güçlü bağlar kuran, Avrupa konseyinde dahi aleyhinde çıkabilecek bir kararı diplomatik çalışmayla geri çevirebilen bir Rusya’nın gücünden bahsediyorum.
Şimdi Türkiye verilen talimat doğrultusunda Amerika’dan Suriye olayına müdahil olarak şimdi bütün fincancı katırlarını ürkütüyor. Şimdi biz Şam’la zaten şuanda kankalık dönemi bitti, onların tabiriyle söylüyorum. Kardeşim Esad gitti, katil Eset geldi farklı çünkü biliyorsunuz. Biri aslan, biri zulüm yapan zalim anlamına geliyor. Bilinçli kullanıyorlar. Bağdat merkezi hükümeti biliyorsunuz El Malik şuanda yani uçuş için biliyorsunuz hava sahası için nota dahi veriyor Türkiye’ye. Başbakanın Erbil’i ve Barzani’yi referans almasından Irak merkezi hükümeti son derece sıkıntılı.
İran Kürecik’te kurulan kendisini tehdit eden füze radar sisteminden şikayetçi ve Türkiye’ye dönük çeşitli düzeylerde düşmanlık belirtiyor. Rusya keza aynı. Şimdi ne kaldı geriye? Çok bileşenli bir düşman yarattınız. Ah bu Düşişleri Bakanımızın zor, Düşişleri Bakanı dedim değil mi?
Erkan TAN- Evet evet diliniz sürçmedi bilerek söylediniz canım şimdi.
Haluk KOÇ- Düşişleri Bakanının bu derin stratejik politikası inanın tam bir sığlık, tam bir yetersizlik ve inatla orada duruyor. Tayyip beyin huyunu biliyoruz biz. Kemal Unakıtan döneminden de biliyoruz. Kemal Unakıtan’ı kum torbası gibi biz mecliste yapılan yolsuzlukları belgeleyerek silkelediğimizde tam görevden alacaktı, 3. Gensoruyu vermiştik almasın diye. Tayyip beyin huyunu biliyoruz. Orada durdukça çünkü muhalefet ona yüklendikçe onu korumak gayreti, hani bir şey var racon kültüründen geliyoruz. Adamımı ben korurum. Kızarım ama döversem ben döverim. O sırada şimdi aynısını Dışişleri Bakanı için yapıyor. Ama ilk fırsatta Abbas yolcu.
Erkan TAN- Nasıl yani?
Haluk KOÇ- Dışişleri Bakanı ilk fırsatta yani bu sıkıntılar atlatıldıktan sonra Başbakanın hanesinde ama bence beraber
gitseler daha iyi olur. Beraber gitseler Türkiye rahatlar, daha iyi olur.
Erkan TAN- Efendim Erkan Tan’la Başkentten programında Sayın
Haluk Koç misafirimizdi. Soruları, yorumları birlikte değerlendirdik. En aleyhte olanları bile büyük bir hoşgörüyle dinledi ve cevaplandırdı. Teşekkür ediyoruz kendisine.
Haluk KOÇ- O kardeşlerime de özellikle sabah selamlarımı yolluyorum buradan.
Erkan TAN- Özellikle anlattınız bir de ikna etmek için. İkna oldular mı bilmiyorum.
Haluk KOÇ- Olabilir.
Erkan TAN- Efendim Erkan Tan’la Başkentten programı reklamlarla devam ediyor.
ETİKETLER : Haluk Koç, CHP, TV8, Erkan Tan, AKP, Tayyip Erdoğan, türkiye, istanbul, gerçeği, haberleri, son dakika