loading
close
SON DAKİKALAR

Kıvılcımlı Külliyatı; ''YOL'' Serisine Girmeden

Ahmet Kale
Tarih: 16.01.2014

Ahmet Kale; Kıvılcımlı’nın ölümünden sonra ancak 1978 yılında yani yazılışından 36 yıl sonra parça parça yayınlanmaya başlamış.

1935-37 yılları arasında yazılmış ve yayınlanmış Kıvılcımlı kitaplarının özet tanıtımlarını bitirmiş oluyoruz. Ama yazımızın başlığında andığımız “YOL” serisi de o yıllarda yazılmış eserlerdi. 1929 TKP Davasında aldığı 4,5 yıllık mahkûmiyeti Elazığ cezaevinde tamamlarken yazdığı en önemli eserlerden olan ve kendisinin “her biri ayrı kitaplar halinde yazılmış” dediği bu 9 kitaplık seriyi de bu dönem kitapları arasında saymak ve o dönemle birlikte yorumlamak gerekir. Yani yazılmış ama yayınlanmamış olsalar da bu seriyi ve kitapları 1935-37 kitapları arasında değerlendirip tanıtacağız.

1930-32 arası yazılmış oldukları Kıvılcımlı tarafından da belirtilen bu çok önemli eser, ne yazık ki yazıldığı o dönemlerde yayınlanamamış. Kıvılcımlı’nın ölümünden sonra ancak 1978 yılında yani yazılışından 36 yıl sonra parça parça yayınlanmaya başlamış. Serinin kendisini ve tek tek kitaplarının tanıtımında ayrıntıyla değinmeye çalışacağımız için burada fazla detaya girmeden bırakacağız. Ancak yine o dönemde Marksizm Bibliyoteği Yayınevince yayınlanmış ancak Kıvılcımlı’nın imzasını taşımayan 3 kitap daha var. Bu kitaplar, her ikisi de Hasan Ali imzası taşıyan ve 1936 yılında yayınlanmış Sovyetlerde Stahanof Hareketi ile İspanya’da Neler oluyor? Kitapları. Üçüncü kitap ise Fatma Nudiye Yalçı imzasıyla çıkmış olan 1935 tarihli Sosyete ve Teknik kitabı. Kıvılcımlı Külliyatı içinde olmasalar da bu 3 kitabı da çok kısa tanıtmadan geçmeyelim.

Öncelikle Sosyete ve Teknik kitabına değinmek istiyoruz: Kıvılcımlı’nın hayat ve mücadele arkadaşı Fatma Nudiye Yalçı tarafından yazılmıştır. 2012 Temmuz ayında yayınladığımız “Fatma Nudiye Yalçı, Hayatı ve Eserleri” kitabının giriş yazısında şunları demişiz: “Sosyete ve Teknik kitabı, 1935 yılında ‘TARİH ÖNCESİ DİN ve DEVLET’ alt başlığı ile yayınlanır. ‘Boş saatlarını değil, inkılâba bütün bir ömrünü ver’en Hikmet Kıvılcım yoldaşa armağanımdır.’ İthafıyla başlar. Bu kitaba tam metnini eklediğimiz Sosyete ve Teknik’in orijinali 78 sayfadır. Baştan sona F. Engels’in Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni eserinin son derece sadık bir özetlenmesi gibidir.

“Bu kitap üzerinde Kıvılcımlı izleyicileri arasında verimsiz tartışmalar süregelmiştir hep. Kimi izleyiciler, hiçbir elle tutulur kanıt ya da gerekçe göstermeksizin, bu eserin aslında Kıvılcımlı’nın olduğunu, kimi zorunluluklardan dolayı Fatma Nudiye’nin imzasıyla yayınlandığını söylerler. Eserin içeriğinden bihaber biçimde ‘Sosyete ve Teknik, Tarih Tezi’nin şafağıdır, Kıvılcımlı’dan başkası yazmış olamaz’ ya da ‘Fatma Yalçı madem bu kitabı yazabilecek kadar ustaydı, neden başka kitap yazamadı’ türünden kafa karışıklıkları sergilemeye çalışırlar. Kimileri de kitabı önce Kıvılcımlı’ya maleder, sonra kendi kariyerizmlari açısından değerlendirip, Kıvılcımlı’nın ‘olayı kavrayamamış’ olduğunu ‘saptayıp’, bir çırpıda Kıvılcımlı’yı aşıverirler.

“Bu tartışmaların detaylarına burada girmenin bir yararı yok elbette. Fatma Nudiye Yalçı’nın henüz yayınlanmamış olan notları “Sosyolojiye Giriş”, kitap olarak yayınlandığında, Sosyete ve Teknik kitabının önemi daha çok anlaşılacaktır.” (Adı geçen kitap, s. 17) Ayrıca Vatan Partisi Davasındaki savunmasında da (28.10.1960 tarihli) Kıvılcımlı’nın da olduğu oturumda “Sosyete ve Teknik adlı telif eserim” diyerek kitabı sahiplenmiştir. Ayrıntı isteyenler adı geçen kitaba bakabilirler.

Buradan yeri gelmişken bir duyuru da yapalım: Fatma Nudiye Yalçı’nın “Tarihi Materyalizm: Sosyolojiye Toplu Bir Bakış” adlı daktilo edilmiş notları tarafımızdan yayına hazırlanmıştır. Çok uzun olmayan bir sürede kitabı yayınladığımızda Sosyete ve Teknik kitabının mahiyeti daha çok anlaşılacaktır.

Diğer iki kitaba dönersek: Her ikisi de 1936 yılında ve Hasan Ali imzasıyla yayınlanan bu kitaplar İspanya’da Neler Oluyor ve Sovyetlerde Stahanof Hareketi’dir.

Hasan Ali (Ediz) o zamanki Merkez Komitesindeki 3 kişiden biridir. Diğerleri Kıvılcımlı ve Eczacı Vasıf (Onat)tır. Başta da söylemiştik; Kıvılcımlı, “elimle kurup partiye mal ettiğim” diyor Marksizm Bibliyoteği yayınevi için. Yine anılarının bir yerinde “Böcür'le (Hasan Ali Ediz) Kara Patron (Eczacı Vasıf Onat), Ankara Caddesi'nde tutamak bulunca, hele kendilerini son Menşeviklikle ithamımdan beri, yavaşça Marksizm Bibliyoteği'nden koptular. Kaydıkları yeri sezer gibiydim. Benden fellek fellek sakladılar. Bursa'da bir ağaca 1 Mayıs günü çizilmiş orak-çekiç davasından tevkif edilişim onlara fırsat ve gün doğmuş gibi geldi. “Ludwig Feuerbach”a yazmış ve bastırmış olduğum önsözü yok etmek için birinci formayı atmışlar ve kitaptan (‘içeride’ bulunduğum bahanesiyle) adımı çıkartmışlardı. Orak-Çekiç'ten çabuk beraat edip döndüm.” (Günlük Anılar, s. 218) diyor. Bu ifadeye bakıp burada andığımız iki kitabın da aynı tarihlerde basıldığını da varsayarak, benzeri bir isim değiştirme olabilir mi diye düşünebiliriz. Kişisel kanımıza göre, İspanya’da Neler Oluyor Kıvılcımlı’nın üslubundan oldukça uzak. Toplam 106 sayfa olan kitap önemli bir “tarihe tanıklık” belgesi aslında. Kitap 1936 Ekim ayında yayınlanmış. İç savaş ortamında yapılan 16 Şubat 1936 seçimlerini ilerici Halk Cephesi’nin kazanmasının ardından Falanjistlerin (İspanyol Faşistleri) başına geçen General Franko’nun Fas’tan başlattığı ayaklanma ortamındayızdır. Kitap bir belgesel titizliği ile İspanya’yı, savaşan tarafları, dış desteklerini falan ayrıntılarıyla sergiler bize. Bu yanıyla her zaman başvurulabilecek bir kaynak niteliğindedir.

Kitapta öncelikle İspanya’nın sınıfsal bir analizi yapılır. Faşizmin doğru bir tanımının ardından, faşizme destek olan iç güçler, İspanya Finans-Kapitali+Derebeyler+Kilise olarak tespit edildikten sonra, dış destekler olarak da Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve ABD sermayesi ve faşist örgütleri sıralanıp tahlil edilir. Faşizme karşı güçler de İspanyol proletaryası+Yoksul köylüler+Aydın küçük burjuvalar+Bask ve Katalan halkları olarak sayılır ve başta Sovyetler birliği olmak üzere tüm dünya demokratlarının desteği eklenir. Bu tahlillerin çoğu da o zamanki Komünist milletvekili, efsanevi komünist kadın, La Pasiniora lakaplı Dolores İbarruri’nin İspanyol meclisinde yaptığı uzun konuşma ile desteklenir. Sadece bu konuşmanın ayrıntıyla verilmesi bile kitabın belgesel önemini kanıtlar. Nihayet kitap “İspanya’ya gelince, burada faşizmin tutunabilmesi ihtimalleri diğer ülkelere nazaran çok daha azdır… Bunun için İspanya faşizmi muvakkaten[geçici olarak] iktidar makamına gelse bile tutunamaz.” Tespitleri ile biter. Oysa bildiğimiz gibi 1 Nisan 1939’dan, Franko’nun öldüğü Kasım 1975’e kadar 36,5 yıl İspanyol halkı üzerinde faşist rejim sürmüştür. Tekrar edelim bizce bu kitap sıcağı sıcağına İspanya’da neler olduğunu bize aktardığı ve belgelediği için son derece önemlidir ve yeniden basılmalıdır.

Diğer kitap Sovyetlerde Stahanof Hareketi’ne gelince: Bu kitap Kıvılcımlı’nın üslubuna daha yakındır. 32 sayfalık bu kısa kitapçıkta o yıllarda Sovyetler Birliğinde gelişen, üretimde verimliliği arttırıcı kampanyalardan Stahanof hareketini inceler.

Kitap Stalin’in 21 İkinciteşrin [Eylül] 1935’teki Stahanofçular Kongresindeki konuşmasından bir alıntı ile başlar. Şöyle der orda Stalin: “Stahanof hareketi, sosyalizmden komünizme geçiş şeraitini[şartlarını] hazırlayan bir harekettir.”

Stahanof Donbaz kömür madeninde çalışan 29 yaşında bir maden işçisidir. Maden üretiminin arttırılması için yeni kişisel teknikler geliştirerek bunun tüm Sovyetler Birliği’ne yayılmasına öncülük etmiş, dolayısıyla da hem Sovyetlerde hem de dünyada tanınmıştır.

Stahanof’un üretimi arttırma yöntemi tamamen daha verimli zaman ve teknik kullanımına dönük olup, kapitalizmin rasyonal tedbirlerinden oldukça farklıdır. Kapitalist, kâr amacıyla yaklaştığından daha çok artı değer elde ederek üretimi arttırmaya çalışır. Bu bakımdan Stahanof hareketiyle benzeşmez bile.

Bu küçük kitapçık, yine sıcağı sıcağına bize, Sovyetlerdeki bu önemli gelişmeyi bildirir. Tüm dünyadaki sosyalistler için olduğu gibi, Türkiyeli sosyalistler için de önemli moral kaynağı olacaktır o zamanlar bu bildirim.

Önümüzdeki yazıda “YOL” serisinin önemi ve genel bir değerlendirmesini yapacağız.

Ahmet Kale

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları