loading
close
SON DAKİKALAR

O makamda bu şartlarla oturulmaz

Şahin Mengü
Tarih: 08.05.2016

Şahin Mengü; Bu partinin geçmişinde o makama giden yol hep tertemizdi, elbette mücadele, hatta kıran kırana yarış oldu, ama kirlenme, şaibe hiç olmamıştı.

Geçtiğimiz günlerde Habertürk televizyonunda bir canlı yayın programına katılan İnternethaber sitesinin yazarı Süleyman Özışık, İnternethaber.com’da grup başkanlığı görevini yürütürken, Deniz Baykal’ı Genel Başkanlık koltuğundan eden bu hukuk ve ahlak dışı elde edilmiş kasetin önce yayınlanmak üzere kendisine getirildiğini ve fakat yayınlamadığını anlattı.
Özışık, kendisine bu kaseti yayınlanmak üzere getiren Cemaat üyesinin , bu hukuk ve ahlak dışı kaseti kendisine verenlerin iki CHP’li milletvekili olduğunu söylediğini, belirtti.
Habertürk’teki programdan sonra bize ulaşan haberlere göre de, bu iki CHP’linin operasyonun yapıldığı dönemde milletvekili olmadıkları, sonradan milletvekili yapıldıkları, hatta birinin de bir dönem önemli görev üstlendiği yönündeydi.
Bu işin hukuki boyutu Cumhuriyet Savcısını işi. Ama bu işin birde siyasi ahlak boyutu var ki, o bütün CHP’lilerin işi.
Öncelikle aydınlatılması gereken nokta bu iki, şeref, haysiyet, namus yoksunu kişilerin kim olduğudur.
Herkesin hem fikir olduğu nokta, siyasi iktidarın, talimatı, onayı ve kararı olmadan böyle bir işin yapılamayacağıdır.
O zaman bu kaseti yayınlanmak üzere internet sitelerine götüren ve şimdi CHP milletvekilleri olan bu kişiler nasıl bu kasete ulaşmışlardır. Komployu düzenleyenlerle nasıl bir ilişkileri vardır.
Acaba Baykal kasetini servis eden CHP’lilerle, Tayyip Beyin, Baykal kasetini seyrederken çekilmiş kasetini, Kılıçdaroğlu’na getirenler aynı kişiler mi?
Kılıçdaroğlu, kendisine Tayyip Bey’in kasetini getirenlerin kim olduğunu açıklamak zorundadır. Açıklamalıdır ki, bu insanların kimin ya da hangi örgütün maşası olduğu, Baykal kasetinin elde edilmesiyle ilişkili olup olmadıkları ortaya çıksın.
Ne Türk siyasi hayatı ne de Cumhuriyet Halk Partisi bu pisliğin içinde yaşayamaz. Bunun bir an önce aydınlanması lazım.
Türkiye’nin ve Cumhuriyet Halk Partisinin bağırsaklarının temizlenmesi gerekiyor.
Süleyman Özışık, canlı yayında kaseti kendisine getiren kişinin “cemaatçi” olduğunu söylemişti.
Bütün bunlar, Kılıçdaroğlu’nun geçmişte cemaati koruyan açıklamaları, bir grup CHP Milletvekili’nin cemaate karşı yapılan operasyonlarda büyük bir mücadele azmiyle FETO’cuları korumaya almaları da manidar.
Hele çok yakın geçmişte de Ergenekon, balyoz ve benzeri davalarda insanlar zindanlarda çürürken, ölüme tahliye edilirken, dayanamayıp intihar ederken, yazılarıyla, katıldıkları televizyon programlarında bu insanların üstünde tepinen, Ergenekon ve Balyoz yalanlarının ortakları ile kahvaltı etmesi, Kılıçdaroğlu’nun, başından beri komplonun içinde kimlerin olduğunu bildiği şüphesini, hatta inancını yaratıyor.
Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan kasetini kendisine getirenleri tanıyor, sakın ola ki yüzlerini görmedim, yüzlerinde kar maskesi vardı gibi çocuksu, insan aklıyla alay edercesine açıklama yapmasın.
Anlaşılıyor ki, bugüne kadar bu isimleri açıklamadığına göre, bundan sonra da açıklayamayacak, o zaman bunları ortaya çıkartmak CHP’lilerin görevidir.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlık koltuğu çok temiz ve önemlidir.
Bu partinin geçmişinde o makama giden yol hep tertemizdi, elbette mücadele, hatta kıran kırana yarış oldu, ama kirlenme, şaibe hiç olmamıştı.
Şimdi maalesef kendisi de suçun faillerini bilmesine rağmen bunları saklıyor durumundadır, o makamda bu şartlarla oturulamaz.  

Şahin Mengü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları