Türkiye Barış Meclisi'nin 17 Kasım'da Ankara'da yapılan toplantısının sonuç bildirgesi...
Türkiye Barış Meclisi'nin 17 Kasım'da Ankara'da yapılan toplantısının sonuç bildirgesi;
Türkiye Barış Meclisi (TBM), 5 yıllık birikim ve deneyimleri ışığında, Türkiye’nin barışına yönelik sürdürmekte olduğu çalışmalarına yeni bir yön ve muhteva kazandırma amaçlı olağan toplantısını Kürt siyasi tutsakların meşru ve haklı taleplerle sürdürdükleri açlık grevinin 67. gününde gerçekleştirmiştir.
TBM olarak cezaevlerinden her an gelebilecek ölüm haberlerinin derin endişesini taşıyoruz. Türkiye’nin barışı ve demokratikleşmesi açısından öneme sahip bu talepler karşısında siyasal iktidarın takındığı kibirli, öfkeli tutumu ve kullandığı nefret dilini gayri ahlaki ve gayri vicdani olarak değerlendiriyoruz. Biliyoruz ki; siyasal iktidar barış karşıtlığını politik bir taktik olarak sürdürmekte. Bu siyaset sonlandırılmalı ve ölümler olmadan açlık grevindeki tutsakların talepleri karşılanarak bir an önce çözüm sağlanmalıdır.
Kürt sorununda yeni bir kritik aşamaya girdiğimiz bu dönemde TBM, barış mücadelesine yönelik yeni bir hattı örmeyi hedef olarak önüne koymaktadır.
Türkiye’nin Kürt sorunu, bugün gelinen noktada bölgenin ve bütün Kürtlerin sorunu halini alarak çok aktörlü, çok yönlü, bölgesel, hatta küresel bir soruna dönüşmüştür. Kürtler yeniden şekillenmekte olan Ortadoğu’nun en dinamik ve en belirleyici siyasal aktörlerinden biri haline gelmiştir. Bu anlamıyla bugünün barış mücadelesi her şeyden önce gerçekliğin adını koymaktan; Kürt’e Kürt demek, Kürt halkının sivil, siyasal ve sosyal haklarının tanınmasını söylemekten geçiyor.
Bugün Türkiye’yi yönetenler militarist politikaları ve güç gösterisini linç kültürüyle besleyerek tırmandırmaktadır. Artık savaş, salt Kürt hareketinin silahlı kanadına karşı yürütülmemekte. Kürtlerin, Kürt olmaktan kaynaklanan her türlü siyasal, kültürel ve sosyal hakları kullanmalarının toplumsal ve siyasal zeminlerini inşa etmeye yönelen Kürt hareketinin bütün kesimlerine ve bu hakları savunan ve hükümet politikalarına karşı çıkan her görüşten insanlara, siyasal ve toplumsal kurumlara karşı da yürütülmektedir.
Bu topraklarda yüzyıllık bir geçmişe sahip milliyetçi kin ve nefret söylemi şimdi Kürt halkı üzerinden yeniden üretilmektedir. Yükselen milliyetçilik ve nefret söylemi bir yandan eşit ve özgür bir arada yaşamı her geçen gün imkânsız kılarken diğer yandan demokratik çözüm konusunda umutsuzluğun gelişip pekişmesine de yol açmaktadır. Siyasal iktidarın bu stratejisini toplumsal kabule dönüştürmede hâkim medyanın izlediği nefret ve barış karşıtı söylemin de önemli bir payı vardır.
Tüm bu olumsuz koşullara rağmen barışın sesini yükseltmek, silahların susmasını gür bir sesle istemek, çözüm taleplerini güçlendirmek için güçlü, etkili bir barış hareketinin inşası yönünde çalışmalara hız vermek TBM’nin hala en temel görev ve sorumluluğudur.
Bu bağlamda önümüzdeki dönemin asli çalışması, başta siyasal iktidar olmak üzere savaş ve çözümsüzlükten yana olanların temel argümanı milliyetçilik ve nefret söylemini teşhir edici, geriletici eylem ve etkinlikler olacaktır. Bilhassa Fırat’ın batısında barış fikriyatının yaygınlaşıp kökleşmesi için yapılacak çalışmalar özel bir öneme sahiptir.
Önceki müzakere süreçlerinin akamete uğramasının derinleştirdiği güvensizliğin giderilmesi ve müzakerelerin yeniden başlaması ve kalıcı biçimde sürdürülmesi yönünde etkin katkı ve çalışmalarda bulunmak da ayrıca önem taşımaktadır.
TBM, inkâr ve imha sürecinden, tanıma yoluyla ikincileştirme ve imha sürecine geçen siyasal iktidara karşı tüm enerjisiyle Kürt halkının özgürlük ve haklar temelindeki mücadelesini barış diliyle birlikte örmeyi öncelikli hedefleri arasına koymaktadır.
TBM, yeni anayasa yapım sürecine daha fazla müdahil olarak, anayasa’da barışın dilini hâkim kılmak ve Türkiye halklarının eşit haklarla donatılmış yurttaşlar olarak bir arada yaşayabilecekleri bir toplumsal uzlaşıyı sağlamaya yönelik katkılar yapmayı amaçlar.
TBM, tüm toplumu barış mücadele sürecinde ortak paydada buluşturmayı amaçlar. Bu ortak paydayı var etmede bugün dünden daha fazla TBM’ne ihtiyaç olduğu açıktır. Bu nedenle TBM, çalışmalarını yaygınlaştırmayı, tüm toplumsal öznelere ulaşmayı hedefleri arasına koyar.
Bugünün barış süreci, tasfiyeci siyasete karşı kapsayıcılığı savunan ve tüm toplumsal kesimleri barış konusunda ortaklaşmaya davet eden bir yerden örülmelidir. TBM, oluşturmaya çalıştığı yeni yapılanmasıyla ve mücadele anlayışıyla önüne koyduğu hedeflere ulaşma konusundaki kararlığını bir kez daha ortaya koyar ve bu mücadeleye destek vermesi açısından tüm toplumu birlikte barış mücadelesine davet eder.
Vişne Haber Ajansı