Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Genelkurmay çatı davasının bugünkü celsesi dönemin 2. Başkanı Yaşar Güler'in Özel Sekreter Yardımcısı eski binbaşı Recep Özkan'ın savunmasıyla başladı.
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Genelkurmay çatı davasının bugünkü celsesi dönemin 2. Başkanı Yaşar Güler'in Özel Sekreter Yardımcısı eski binbaşı Recep Özkan'ın savunmasıyla başladı. Özel Kuvvetler Komutanlığı’na gelirken önlerinde Güler'in emir astsubayı Mehmet Akkurt'u gördüğünü ve Akkurt'un onlara 2. Başkanın odasını gösterdiğini belirten Özkan, "Ayrıca Akkurt, 'komutanın emri, çekilin' diye bir şeyler söyledi. Komutan emri denilince Genelkurmay Başkanı veya 2. Başkan anlaşılır. Mehmet Akkurt 1 aydır kurstaydı. Sadece hafta sonları gelirdi. 2. Başkan onu görmekten mutlu olurdu" dedi.
Enterne olduğu için 2. Başkanın derdest edildiğini görmediğini kaydeden Özkan şöyle devam etti: "Bağırışlardan anladım. Yaşar Paşa'nın peşpeşe, 'geldiniz mi?.. Beceriksizler... Hepiniz öleceksiniz' diye bağırdı."
“HER ŞEYİN GENELKURMAY BAŞKANI’NIN BİLGİSİ DAHİLİNDE GERÇEKLEŞTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
Odatv'nin aktardığı habere göre Özkan, o gece öldürülen Güler'in emir subayı Mehmet Akkurt hakkında şunları da anlattı:
"Mehmet'i iyi tanımak gerekir. Devre arkadaşım. Onu kendisine emir subayı yapan Hulusi Akar'dır. Genelkurmay Başkanı olunca Yaşar Paşa'ya bıraktı. Mehmet'in ikisi nezdinde ayrı bir yeri vardı. İşini iyi yapan, çok ketum, hayır demeyi bilen biriydi. Niye bu kadar güçlü bir figürdü? İşini yaptığı için Yaşar Paşa emirlerini onun üzerinden verirdi. Yaşar Paşa'dan çok ondan çekinilirdi. Mehmet o gecenin çok önemli adamı. Yaptığı şeylerin düz olduğunu sanmıyorum. Yaşar Güler'in oğlu gibiydi. Göz damlasını damlatır, maydanoz suyunu hazırlardı. Yaşar Paşa Haziran 2015'te ağır bir hastalık geçirdi. GATA'da yattı. Bir imza atamayacak kadar dermansızdı. Mehmet sabahlara kadar her türlü mahrem ihtiyacını gördü. Ne olduğu muğlak. İstese zırhlı aracı getirir Yaşar Paşa'yı alır, götürür. Kapılar da selam durarak açılırdı. Mehmet'in ne yaptığını anlamış değilim. Muğlak bir durum var. Olan biten her şeyin Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini düşünüyorum."
“SABAHTAN BERİ SALLAYIP DURUYORSUN”
Özkan, Genelkurmay Karargahı’na giren vatandaşların buraya kimler tarafından sokulduğunun bulunmasını isterken, "Saf, iyi niyetli insanlar üzerinden asker-halk çatışması çıkarılmak istendi. Çok kan akması için her şey yapıldı. Askeri güvenlik bölgesinin ihlal edilmesinin karşılığı bellidir" deyince bir mağdur müşteki, "Darbenin karşılığı da bellidir. Bu ne diyor ya" diye bağırdı. Sivillerin Karargah’a girişini anlatmaya devam eden Özkan, o gece biri bıçaklı, 4'ü silahlı vatandaş gördüğünü, bıçağın kanlı olduğunu öne sürdü. Başkan Oğuz Dik, "Yaşar Paşa'nın yanında değil misin? Onun peşinden gitsene, onu korusana" diye müdahale etti. Özkan, "Niye gideyim? Nereye gittiğini bilmiyorum. Ayrıca niye gideyim? Emir subayı yanında. Benim gücüm de kuvvetim de yok. Koruma görevim de yok" karşılığını verince Başkan Dik, şöyle tepki gösterdi:
"Sabahtan beri sallayıp, duruyorsun, biraz da ben şöyleyim. Kızdırma beni. Sabahtan beri herkesi provoke etmeye çalışıyorsun. Böyle devam edersen keser, aşağı gönderirim. Vatandaşı işgal etmiş gibi gösteremezsin."
Özkan özür dileyince de Başkan Dik, "Kelimelerini dikkatli seç. Türk halkını düşmanmış gibi gösterdin" dedi.
Recep Özkan gözaltında işkence gördüğünü, çıkarıldığı mahkemede başkanın silahlı olduğunu, kendilerini getiren polislerin de duruşma salonuna silahları görünür şekilde girdiğini öne sürerken, rütbeli bir polisin, "Darbenin içinde Akın Öztürk, Mehmet Partigöç, Mehmet Dişli'nin olduğu" yönünde ifade vermesini istediğini iddia etti.
DARBEYİ YAPANLARDAN ŞİKAYETÇİ OLDU
Genelkurmay'a giren insanları öldürmekle suçlandığını hatırlatan Özkan, "El swapım bile alınmadı. Kimseye ateş etmedim, kimseyi öldürmedim ve yaralamadım. Silah almamın yegane sebebi, kendimi, odamı ve makamı koruma saikidir" dedi. Özkan darbeci veya FETÖ’cü olduğu için özel kaleme verilmediğini anlatırken de şunları söyledi:
"2014 Ağustos'ta Yaşar Güler'in yanına atandım. Tanımıyordum. Niye atandığımı bilmiyorum, ama tercümanlığını da yaptığım için yabancı dilime bakılmıştır. Yaşar Paşa MİT Müsteşarı ile en az haftada bir, yardımcılarıyla da en az o kadar görüşürdü. Ben ve yanında çalışanları mutlaka resmi, gayrı resmi araştırmıştır. FETÖ'yü lanetliyorum. Ya onlar başkalarını kullandı ya da başkaları tezgahladı, onları kullandı. Eski dostlar düşman olmaz. Bu darbenin arkasında FETÖ'nün olduğu aşikar. Belki yüzde yüz onlar yaptı. Adil Öksüz kimin adamıysa o yapmıştır. FETÖ'nün adamıysa yüzde yüz FETÖ yapmıştır. FETÖ artı bir istihbarat örgütünün adamıysa onlar yapmıştır. Darbeyi planlayan, yapan ve bunu bilip de tedbir almayan ve yol açanlardan şikayetçiyim."