Sataşmadan söz alan Sakık ise, "O zaman hep birlikte 1920'lilere doğru gidelim. Kimin kime ihanet ettiğini, kimin bütün halkları tek kimliğe getirdiğini, diğer halkları nasıl katlettiğini hep birlikte tartışalım. Sizin tarihiniz katliamlar tarihidir. O tarihlerde bugün mücadele edenlerin atalarının nasıl katledildiğini siz çok iyi bilirsiniz" diyerek şunları söyledi:
"Bu milletin tarihine hiç kimse bir şey söyleyemez. Bu millet gittiği yere adalet götürmüştür, sevgi götürmüştür, gönülden sevgisini götürmüştür, kalbini götürmüştür, hizmet götürmüştür. Yanlış olaylar olabilir, vardır, onu da açıkça söylüyoruz. Başbakanımız da söylüyor, biz de söylüyoruz. Yanlışlık varsa üzerine gideriz, gidiliyor. Yanlışlık olması başka bir şey ama bir milletin, böyle necip bir milletin tarihine laf söylemek kimsenin haddi değildir, hele sizin hiç haddiniz değildir.40 bin vatandaşımızın kökenine bakılmaksızın, çoluk çocuk olduğuna bakılmaksızın otuz yıldan beri katleden, katliam yapan bir terör örgütünü destekleyen sizlerin hiç haddi değildir."
Sakık'ın sözlerine sert tepki gösteren
MHP Grup Başkanvekili
Oktay Vural ise, "Tabii, bugün, maalesef bu kürsüde, aslında bizatihi nefret suçunu ifade eden bir milletvekili, Türk milletine, devletine, tarihine nefretle bakan bir insanın nefret suçlarından bahsetmesiz ne kadar büyük bir paradoks" dedi. Vural şunları söyledi:
"O nefretle belediye otobüsündeki Serap'ı öldüren, Van'da polisin arkasından gidip ensesinden kurşun sıkan, Antep'te, Kumrular'da, Güngören'de bombaları atan, işte o mayınları, o tetikleri çektiren tetikçiler bu nefret suçlarıyla siyaset yapanlar, ırkçılıkla siyaset yapanlardır. Asıl ırkçılığı yapanlar, Türk milletine, bugüne kadar kardeşçe olmuş, Allah'a şükür oynanan bütün oyunlara rağmen vatanın her yerinde, tahriklere, bu kadar tahrike rağmen her yerinde kardeşçe yaşayan, birbirlerine kız alıp veren insanlar arasına fitne ve fesat yerleştiremeyenler, bugün, birtakım olayları bahane ederek kin ve nefret kusuyorsa aslında aynaya dönüp kendilerini suçluyorlar demektir.
Buyurun,
PKK terör örgütünün yapmış olduğu katliamlar: 1988 Mardin Nusaybin Bahmini mezrası, 6 çocuk, 2 kadın, 7 erkek, toplam 15 kişi.
PKK terör örgütü katliamı 1987, Mardin Midyat Başyurt Köyü Efeler mezrası 3 erkek, 1 kadın, 7 çocuk, 11 kişi. 89, Şirvan, Eruh, Milan, şu çocuklara bakın, şu öğretmenlere bakın, şu çocuklara bakın. Siirt Şirvan Daltepe, 10 çocuk, 7 kadın, 16 erkek, 33 kişiye katleden
PKK terör örgütü."
Bu konuşmalar nedeniyle sataşmadan söz isteyen Sakık'ın "Aslında çok da uzağa gitmeye yok. Yani Dersim'den tutun Ağrı'ya, Ağrı'dan gidin Zilan'a, Zilan'dan dönün gelin son tarihlere, Uludere'ye kadar gelin, bakın kimler, nerede, nasıl bir katliam yapmış onu görürsünüz. Siz, otuz yıllık çatışmada, bizim de tasvip etmediğimiz bazı resimleri çıkarıp buradan saldırıları meşrulaştırmaya çalışıyorsunuz ama o ölenler… Bu savaş bizim tercihimiz değil, bu savaş sizin ret ve inkâr politikalarınıza karşı Kürt çocuklarının onurlu bir duruşudur yani bunların" demesi üzerine
TBMM Genel Kurulu karıştı.
Milletvekillerine, "Bakın, bağırmayın. Bağırmayacaksınız, bağırmayacaksınız. Haddinizi bileceksiniz. Sus be! Sizin ret ve inkâr politikalarınızın sonucudur" sözleri gerginliği daha da arttırdı. Sakık'ın zaman zaman mikrofonu tokatladığı ve "Si, si" gibi sözlerle tepki verdiği konuşması söyle:
"Sizin işinize geldiği zaman Sayın Başbakan çıkacak, Dersim'de olup bitenlerden dolayı kamuoyundan özür dileyecek. Neden özür diliyor? 70 bin insan Dersim'de katledildiği için özür diledi. Dönüp 'Cumhuriyet Halk Partisi, sizin tarihinizde katliam var' diyen Sayın Başbakandır. Şimdi, o zaman bunları söylemeyeceksiniz. Bunları söylediğiniz zaman da biz de çıkar bunu açıkça söyleriz. Eğer bir yerde ret ve inkâr politikaları varsa onların çocukları da bu ret ve inkâr politikalarına karşı dik bir duruş sergiler. Eğer, sizlerin, vicdan sahibi olan bakanlar çıkar derse ki; ‘Diyarbakır Cezaevinde olup bitenler bize uygulansaydı biz de dağın yolunu tutardık’ diyorsa burada bir vicdan muhasebesi var. Oysaki çok yakın bir tarihte bu katliamların olduğunu bilirsiniz ve bu katliamları gerçekleştirenlerin de kimler adına yaptıklarını da bilirsiniz ama sorun Kürtler olunca, evet, birbirinize çok benzeşirsiniz, hepiniz bir yumruk olursunuz, Osmanlı Bankası olursunuz ama."
Gerginliğin artması üzerine
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, 10 dakika ara verdi. Aranın ardından gerginlik yatıştı ve BDP'nin önergesi reddedildi.