Murat Ağırel'in avukatlarından 'sahtecilik' suçlamasına yanıt

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Murat Ağırel'in avukatı Onur Cingil hakkında Ağırel için hem serbest bırakılması hem tutuklama kararı verildiğini gösteren karar metninin sahte olduğunu açıklamış, Cingil hakkında soruşturma başlatmıştı. Cingil belgelerle yanıt verdi. ...
Şehit MİT mensubunun cenaze törenine ilişkin görüntülerin yayımlanmasının ardından başlatılan soruşturmada adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Murat Ağırel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı üzerine 8 Mart'ta yeniden gözaltına alınmış, sonrasında tutuklanmıştı.
8 Mart'ta hakkında tutuklama kararı verilen Ağırel'le ilgili iki farklı karar verildiği ortaya çıkmış, Ağırel'in avukatlarına verilen karar metninde hem "Tutuklama" hem de "Serbest bırakma" kararı yer almıştı.
Murat Ağırel, karar metnine tepki göstermiş, "Pelikanın İstanbul Adliyesi'ni nasıl ele geçirdiğini madde madde anlattık. Bir kararın içerisinde ev hapsi, derhal serbest bırakılması ve tutuklanması var. Bugün hakime söylediğim ‘Ya Türk milletinden yana karar vereceksin, ya pelikandan yana karar vereceksin. Bütün Türk milleti adına vereceksin’ dedim. Tarihi karar bu oldu. Bir tane karar içinde 3 tane karar var. Ev hapsi verdi, serbestlik verdi ve beni tutukladı şimdi. Görsünler rezaleti" demişti.
Tutuklama kararının işleme konulmasının ardından, Ağırel’in avukatları iki farklı karar karşısında mahkeme kararına şerh düşmüştü.
Başsavcılık: Sorgu tutnağı sahte, soruşturma başlatıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2 farklı kararın yer aldığı metne ilişkin yaptığı açıklamada, belgelerin sahte olduğunu ifade ederek "Sosyal medyada paylaşılan sorgu tutanağı sahte olarak düzenlenmiş olup bu sahte belgeyi düzenleyenler, kullananlar ve yayanlar hakkında TCK'nin 204'ncü maddesi uyarınca ayrıca resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlatılmıştır" demişti.
Avukat Onur Cingil'e soruşturma
Murat Ağırel'in avukatı Onur Cingil, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın haklarında soruşturma başlattığını duyurdu.
Murat Ağırel'in avukatları Onur Cingil ve Gizay Dulkadir bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada, "UYAP onaylı, Hakim ve Katip E-imzalı, Kare Kodlu, UYAP doğrulama/erişim kodu bulunan bir zabıtta neden birden fazla ve birbiri ile çelişen karar vardır? Tarafımıza memurla tebliğ edilmesine rağmen bu zabıt neden yalanlanmıştır ve neden sahtecilikle üretildi denilmiştir? Duruşma zaptının altına düştüğümüz şeyh dosyada bulunduğuna göre neden basınla paylaşılmamıştır?" soruları soruldu.
Avukatlar Onur Cingil ve Gizay Dulkadir, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na soruşturmayı genişletme çağrısı yaptı.
Avukatlar, "başta Hakim Veli Gürsoy olmak üzere tüm sorumlularla ilgili olarak suç duyurusu sayılmasını ve anılan hakimi ayrıca HSK'ya da şikayet edeceğimizi belirtiriyoruz" dediler.
Cingil ve Dulkadir'in açıklaması şöyle:
"Müvekkilimiz Murat Ağırel bilindiği üzere 06/03/2020 tarihinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıktan sonra, 08/03/2020 Pazar günü sabahın ilk ışıklarında bazı adreslerde kendisinin arandığını duyarak biz avukatları ile birlikte Vatan Emniyete gitmiş, devamında anılan tarihte nöbetçi olan Istanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği'ne tutuklanması talebi ile sevk edilmiştir. Hakimlikte yapılan savunmaların akabinde karar verilmek üzere Müvekkil Murat Ağırel ve biz avukatları dışarıya alınmıştır.
Kararın açıklanması için tekrardan içeriye davet edildiğimizde, bizler yerlerimizi dahi almadan CMK Md. 35'e aykırı bir şekilde, Müvekkile gerekçesi okunmadan sadece "Savcılığın itirazın, kabul ediyorum, tutuklusun" diyen Hakim Veli Gürsoy akabinde duruşma zaptını biz avukatlara ve Müvekkile vermeden hepimizin dışarı çıkmasını istemiştir. Işbu duruma da onlarca Avukat ve Milletvekili şahit olmuştur.
Yaklaşık 15-20 dakika sonra, Müvekkil süreçle ilgili konuşurken yanımıza gelen Mahkeme kalem memuru (video görüntülerinde de sabit olduğu üzere) Av. Onur Cingil'e duruşma zaptından bir suret vermiş, incelediğimizde UYAP onaylı, Hakim ve Katip E-imzalı, Kare Kodlu, UYAP doğrulama/erişim kodu bulunan kararda Müvekkil hakkında hem serbest bırakılma hem adli kontrol talepli serbest bırakılma hem de tutuklama kararı olduğu ayrıca adli kontrol tedbiri uygulanacağı yazılan bölümde hem Istanbul iline çıkmamak hem evden dışarı çıkmamak ve hem de haftada iki gün imza için en yakın karakola gitmek şeklinde birbiri ile çelişen adli kontrol tedbiri uygulaması yer aldığı görülmüş ve bu duruma bir açıklık getirilmesi istenerek, olaya açıklık getirmeden Müvekkilin tutuklanmasının yanlış olacağı tarafımızdan dile getirilmiştir.
Hakim Veli Gürsoy ile görüşme talebimiz de derhal kendisine iletilmişse de Hakimin bizle görüşmeyeceği tarafımıza bildirilmiş ve yine bu şekilde geçen 1 saatin sonrasında polisler aracılığıyla doğru kararın tutuklama olduğu ve Müvekkilin tutuklanacağı tarafımıza söylenmiştir.
Ardından bize doğru karar diye polislerce uzatılan metni, Müvekkil Murat Ağırel ve biz müdafileri ancak şeyh koyarak alacağımızı bildirmiş olup bu kararın altına tarafımızdan şeyh düşülmüş sonrasında da Müvekkil tutuklandığından bahiste Silivri Cezaevine götürülmek üzere yanımızdan alınmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın resmi belgede sahtecilik yapılarak üretildiğini iddia ettiği, UYAP onaylı, Hakim ve Katip E-Imzalı, Kare Kodlu, UYAP doğrulama/erişim kodu bulunan duruşma zaptı bizdedir. Zira, bu karar mahkemenin memuru tarafından tarafımıza tebliğ edilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılıklarının görevi iftira atmak, usulsuzluğe destek olmak, suçu ort bas etmek, halkı yanlış yönlendirmek değil, usulsüzlüklere, hukuksuzluklara el koymaktır.
Yaşanan olaya, Müvekkil asil, biz müdafileri ve onlarca meslektaşımız, milletvekilleri, siyasiler, adliye muhabirleri, polisler, diğer dosyalardan gelen tüm taraflar olay yerinde bulunan onlarca kişi de şahittir. Gerçekler; yalanlarla ve iftiralarla kapatılamaz.
Şimdi soruyoruz,
UYAP onaylı, Hakim ve Katip E-imzalı, Kare Kodlu, UYAP doğrulama/erişim kodu bulunan bir zabıtta neden birden fazla ve birbiri ile çelişen karar vardır?
Tarafımıza memurla tebliğ edilmesine rağmen bu zabıt neden yalanlanmıştır ve neden sahtecilikle üretildi denilmiştir? Duruşma zaptının altına düştüğümüz şeyh dosyada bulunduğuna göre neden basınla paylaşılmamıştır? Neden şeyh ile imza atmamıza rağmen Hakimlikçe yalnızca "imzadan imtina edildi" şeklinde bir tutanak tutulmuştur? Bizim altına şeyh düşerek imzaladığımız tutanak dosya içinden çıkarılmış ve yerine Hakim tarafından başka bir tutanak mı konulmuştur? Kısıtlama kararı nedeniyle bizim dosyaya bakma olanağımız bulunmaması fırsata mı dönüştürülmüştür? Hakimlik bilgisayarları Savcılıkça incelenmiş midir? Olayın yaşandığı güne ait ilgili koridorun kamera kayıtları incelenmiş midir? Bu bilgisayarlara bir müdahale Savcılıkça ya da Hakimlikçe yapılmış mıdır?
Ve buradan uyarıyoruz.
Bizde bulunan onaylı belge, fotoğraf, video ve onlarca şahide karşın hakimlik bilgisayarlarındaki kayıtları silmeye kimsenin tevessül etmemesi konusunda ilgilileri uyarıyor, silinen her bir bilginin uzman teknik kişilerce geriye getirileceğini de hatırlatıyoruz.
Kayıtları silmeyin, gerçekleri ortaya koyun. Gerçek dışı bilgi ve ithamlarla, algı yöneten basın açıklamaları yapmayın.
Sabaha karşı operasyonların, basın açıklamalarının ve farklı kararların FETO döneminin bir ürünü olup bu konunun hukuk devleti ilkesine zarar verdiğini hatırlatıyor;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na soruşturmayı genişletmeye çağırıyor, her an ve her sıfatla ifade verebileceğimizi tüm bilgi, belge, video ve fotoğrafları savcılığa sunacağımızı beyan ediyoruz.
Son olarak, atılan iftiralar bizde kalmaz; çünkü, biz namuslu insanlar, tam da sahtecilik yapanlarla, dolandırıcılarla, yalancılarla, hukuku katledenlerle uğraşmaktayız!
Bu açıklamamızın aynı zamanda, başta Hakim Veli Gürsoy olmak üzere tüm sorumlularla ilgili olarak suç duyurusu sayılmasını ve anılan hakimi ayrıca HSK'ya da şikayet edeceğimizi belirtir, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nin bilgisayarları üzerinde nesnel bir güvence ve imaj çalışması ile delil sağlığı ve delil bütünlüğü korunmadığı taktirde daha sonra yapılacak değerlendirmelerin hiçbir hukuksal değerinin ve delil olma yeteneğinin kalmayacağını kamuoyuyla paylaşırız."
+++
Cingil, iki kararın yer aldığı şerh düştükleri metni paylaştı.
.jpg)
Cingil, duruşma salonu kapısında kararın ellerine ulaştığı anın videosunu paylaştı. Cingil, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı hakkımızda soruşturma başlatmış. Videoyu farklı açıdan izleyin. "Kalem memuru" tarafından şahsıma verilen duruşma zaptı ile videonun son 2 saniyede tahliye kararını görüp yaşadığım şaşkınlık var. Dahası var gelecek... Adliye kimsenin fidanlığı değildir" dedi.
Cingil, paylaştığı ikinci video için de şunları kaydetti:
"Bu da farklı iki kararı gördükten sonraki tepkimiz. Demek ki neymiş; 30-40 kişinin arasında onaylı karar memur tarafından verilmiş, karar uydurmamışız. Hangi kararı vereceğinizi son anda göklerden gelen kararla belirliyormuşsunuz. Lütfen elinde görüntü olanlar atsın."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












