OHAL'in uzatılmasına ilişkin tezkere TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Olağanüstü Hal'in süresi 19 Temmuz 2017'ye kadar uzatıldı.
OHAL'in, 19 Nisan Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Olağanüstü Halin (OHAL) 19 Nisan Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Başkanlığına sunuldu.
Başbakan Binali Yıldırım'ın imzasını taşıyan tezkerede, TBMM'nin 21 Temmuz 2016 tarihli kararı ile ülke genelinde ilan edilen, 3 Ocak 2017 tarihli kararı uyarınca devam etmekte olan olağanüstü halin, 19 Nisan 2017 çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılması kararının TBMM'ye arzının, MGK'nın 17 Nisan 2017 tarihli tavsiye kararı göz önünde bulundurularak Bakanlar Kurulunca bugün kararlaştırıldığı bildirildi. OHAL'in, 19 Nisan Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulu'nda AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi.
Tezkerenin görüşmelerinde HDP Grubu adına konuşan Mardin Milletvekili Mithat Sancar, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş’un, 21 Temmuz 2016’da, “OHAL’i üç aylığına ilan ettiklerini, en fazla 1,5 ayda kaldırmayı hedeflediklerini” açıkladığını hatırlatarak, “Şimdi sayısız tehdit örneği sunuyorsunuz. Kusura bakmayın, o açıklamanızı hatırlayın, onunla ilgili doyurucu bir açıklama yapma göreviniz var sayın bakan” ifadesini kullandı.
BAKTIK Kİ MESELENİN ASLI ÖYLE DEĞİL
Sancar’ın sözleri üzerine yerinden söz alan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İlk olağanüstü hali ilan ederken samimi düşüncemiz oydu. Fakat, işin içine girdikçe, FETÖ ile olan bu mücadele devam ettikçe gördük ki şu an için dahi karda yürüyüp izini belli etmemiş bu grupla irtibatlı, iltisaklı çok sayıda insan var. Bunların devletin içerisinden temizlenmesi de bir sorumluluktur. Böyle olmasını ümit ediyorduk, o şekilde yola çıktık ama baktık ki meselenin aslı öyle değil. 1975’te Harp Akademilerinin, harp okullarının sorularını çalmış olan bir örgütten bahsediyoruz. Halen devletin en ince noktalarına kadar girmiş, belki oralarda kendini saklayan örgütlerden bahsediyoruz. Türkiye’nin gerçekten demokrasisini, birliğini, dirliğini yok etmeye çalışan çok sayıda terör grubundan bahsediyoruz. Mücadelenin zarureti dolayısıyla sürmüştür. Başlangıçtaki samimi niyetimiz hakikaten öyleydi. Bu işi en kısa süre içerisinde bitirip, Türkiye demokrasisinin normal bir şekilde yürümesini sağlamaktı ama maalesef bir ihtiyaç dolayısıyla bu ortaya çıkmıştır.”