Tarih:
03.11.2013 - 06:08
Kategori:
Gündem

Reyhanlı’da pansiyon görünümündeki binalarda cihatçılar tedavi ediliyor.
Savaş başka hiçbir şeye benzemiyor. Yaralı transferi savaş ekonomisinin önemli bir parçası haline gelmiş. Kaçakçılar, her gün yeni bir yaralıyı sınırdan içeri sokuyorlar. Bir yaralı askerin izinden gittim. Hastaneleri gezdim. Savaşın acı gerçeğini gördüm. Belden aşağısı felç olmuş, bacağı kopmuş, hafızasını kaybetmiş insanlar ve onların yaşama tutunması için çaba gösteren gönüllü doktorlar… Savaşın olduğu yerde insani yardımın değeri hiçbir şeyle ölçülemez. Ancak bu hastanelerin üzerinde isimleri yoktu. Tam tersine kapısında pansiyon yazıyordu ve bir güvenlik görevlisi nöbet tutuyordu. “Hollandalıyım” dedim. İçeri girdim. İşkenceden, ağır silahlardan bedenlerinin bir kısmını kaybetmiş, belden aşağısı felç omuş insanlar gördüm. Savaşın başladığı yer olan Humus’tan gelen yaralılar bile vardı. Reyhanlı’da böyle dört hastane bulunuyor. Kapısında Türkçe konuşan yerel bir güvenlik görevlisi var. Esad’a karşı savaşan yaralı askerlerin tedavisinin yapıldığı hastanelerde Arapça bilen doktorlar çalışıyor. Gezdiğim hastanelerden biri bir fizik tedavi merkeziydi. Başında Suriyeli bir başhekim bulunuyor. İlaçlardan fizik tedavi merkezinde kullanılan aletlere kadar her şeyin Suudi sivil toplum örgütü tarafından sağlandığını anlattı. Peki Türk devletinin bu hastanelerden haberi var mıydı? Bu soruma cevap vermedi. Tedavi gören Özgür Suriye Ordusu askerleriyle konuştum. Aralarında El Nusra’ya katılan, geçmişte turizmci olduğunu söyleyen Abbas, devlet memurluğundan istifa edip Şam’dan kaçarken Özgür Suriye Ordusu askerleriyle karşılaşmış. O günden bu yana savaşıyor. “Bize savaşmayı Beşşar Esad öğretti. Ülkemizde mecburi askerlik süresi iki buçuk seneydi. Silah tutmayı Esad’dan öğrendik” diyor. Havan mermisi vücuduna girmiş. Belden aşağısı felç. 9 aydır Reyhanlı’daki bu merkezde tedavi görüyor. Abbas’ın oda arkadaşı Casım el Birecevi adında bir imam. Camide hutbe okurken rehin alınmış. Esad’ın askerleri tarafından bir gün boyunca işkence gördüğünü, ellerini kelepçeleyerek başında çuvalla kendisini baş aşağı bir kuyuya bıraktıklarını anlatıyor. Esad’ın askerleri gidince halk onu kurtarmış. İlk ameliyatını Humus’ta olmuş. Belinde üç kırıkla 7 ay boyunca saklanmış. Bir kaçakçının yardımıyla 45 gün süren yolculuktan sonra Reyhanlı’ya gelmiş. Casım’ın belden aşağısı tutmuyor. Hastanenin duvarlarına Suudi sivil toplum örgütünün amblemi yapıştırılmış. Arapça bilmediğim için hastanenin ismini okuyamıyorum ancak fotoğrafını çekiyorum. O sırada yanıma başı örtülü bir hemşire geliyor. “Fotoğraf çekmek yasak” diyor ve nazik bir şekilde beni kapıya kadar uğurluyor. Ben hastaneden ayrılırken yeni bir yaralıyı getiriyorlar. Daha 20’sinde bile değil. Şarapnel parçaları sinir sistemini tahrip etmiş. Vücudunun kontrolü artık onda değil. Tekerlekli sandalyede yanımdan götürülürken, savaşın acı yüzünün bakışlarında donduğunu görüyorum.ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları