loading
close
SON DAKİKALAR

''Saldırı çok tesadüfi bir olay değil''

''Saldırı çok tesadüfi bir olay değil''
Tarih: 09.04.2014 - 12:41
Kategori: Siyaset

Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, ''Genel Başkanımıza saldırı çok tesadüfi bir olay değil. Üstü kapatılmaması gereken bir olay'' dedi...

-“Genel Başkanımıza saldırı süreci öyle bir günde gelmedi. Bu süreci AKP’nin üslubu, kullandığı ayrıştırıcı dil buraya getirdi”

-“Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken Başbakan gerilim politikasına devam edecek ve kendisini haklı çıkartan sebepler oluşturmaya çalışacak. Bu, üzülerek söyleyeyim devletin bazı kurumlarını kullanarak bazı provokasyonlarda olabilir, bazı düzmece iddialarda olabilir. Yapay gündemler olabilir. Çünkü bunu halka hızla, Goebbels mantığıyla anlatan bir medya yapısı da var elinin altında”

-“Düşünün kendi ülkesini bombalamaya niyet eden Genelkurmay İkinci Başkanı, Dışişleri Müsteşar Yardımcısı, bu ülkenin Dışişleri Bakanı, MİT Müsteşarı. Bunlar kendi ülkesini bombalamaktan söz ediyor. Türkiye buraya geldi. Bu doğru yönetilen bir Türkiye midir?”

-“Kendi ülkesine komplo kurup kahramanlar yaratmak isteyen küçük beyinler bu ülkeyi nasıl yönetirler.”

-“Birçok kriz yaşayabilirsiniz, hükümetler kötü yönetilebilir, ekonomide batabilirsiniz. Ama, hukuku kaybettiğiniz zaman o çadır başınıza çöker. Hukuk bir ülkenin temel direğidir.”

-“AKP’nin 2,5 milyon oy kaybı var. Ama, kendisini başarılı görmek, öyle göstermek algısı yaratıyor. AKP hızla erimeye giden parti. Ama bu tip olaylar bir günde hemen toplumda algıyı oluşturup o partiden kopmayı sağlayamaz. Bu bir sonraki seçimde gözükür. Çünkü ortaya çıkan yolsuzluklar rüşvetler, ağır ağır vicdanlarda yer etmeye başlayacak. Bu bir süre alır.”

Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Halk Tv’nin canlı yayınında güncel olayları değerlendirdi ve soruları şöyle yanıtladı;

Sunucu- Bugün sabah sohbetimizde Erdoğan Toprak’ı ağırlıyoruz CHP’nin Genel Başkan Yardımcılarından. Hoş geldiniz.

Erdoğan TOPRAK- Hoş bulduk, iyi yayınlar dilerim.

Sunucu- Dün bir saldırı olayı yaşandı öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi iletelim bizde ve bu saldırıyı konuşacağız öncelikle. Sizin değerlendirmenizi alalım olayla ilgili.

Erdoğan TOPRAK- Öncelikle Sayın Genel Başkanıma çok geçmiş olsun dileklerimle başlamak isterim. Ama dün en büyük soğukkanlılığı Sayın Kılıçdaroğlu gösterdi. Gergin bir süreçte yatıştırıcı konuşmayı Sayın Kılıçdaroğlu yaptı. Gerçekten kendisine düşen o devlet adamlığını sonuna kadar kullandı. Programını hiç aksatmadı, çıktı konuşmasını yaptı. Gerginliğe zemin hazırlamamak için yatıştırıcı tüm mesajlarını verdi.

Ama sizin de söylediğiniz gibi bu süre öyle bir günde gelmedi. Bu süreç bu ülkeyi yöneten iktidarın yani AKP’nin üslubu, kullandığı dil, ayrıştırıcı dil bugün buraya getirdi. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki, Türkiye kaosun içerisinde kalan zayıflamış bir Türkiye görüntüsü çıktı karşımıza. Türkiye bu sürece geldiği zaman başka aktörler kendilerine rol biçerler. Bugün bu aktörlerden bir tanesi de dün ne yazık ki gelip mecliste TBMM’de bu olayı yapmış oldu. Bu çok tesadüfi bir olay değil. Üstü kapatılmaması gereken bir olay. Bunun üstüne gidilmesi gereken bir olay. Bu olayı ayrı bir yere koymak lazım. Bu olayın güvenlik zaafını da farklı bir yere koymamız lazım. Yani güvenlik zaafı nedir? Bu adam bir kere meclise 3 saat önce giriyor. İkincisi, ilk defa meclise giren bir kişinin o koridorlarda Genel Başkanın geçeceği güzergahı nereden biliyor? Çünkü meclise ilk defa gelen bir kişinin…

Sunucu- Sayın Toprak bir son dakika haberi gelmiş. Konya’da bir kaza haberi geliyor. İlk bilgiler 7 kişinin öldüğü yolunda.

Erdoğan TOPRAK- Allahtan rahmet diliyorum ölenlere, yakınlarına da başsağlığı. Allah sabır versin. Tabi trafik Türkiye’nin en büyük sorunu. Gerçekten çok büyük canları veriyoruz. Umut ediyorum burada da daha sayı artmaz. Allah rahmet eylesin.

Sunucu- Tam dedik ki profil biraz garip, şüpheler var, şaibeler var. Dünkü ayrıntılardan biraz gidecek olursak sizin elde ettiğiniz bilgileri biraz paylaşır mısınız bizimle polisten gelen. 55 sabıkası örneğin. 26 mı, 55 mi? Biraz karışık bilgilerde geliyor.

Erdoğan TOPRAK- Şimdi bu tip adamlar kullanılır zaten. Bu tip adamların öyle sabıkasız, temiz insanlar olduğunu söylenmez. Sayın Kılıçdaroğlu Türk siyasetinde önemli bir değer. Yani böyle bir adamın hiç kimseye kötülüğü olmayan birinin bu ülkeye kendisini vakfetmiş, bu ülkeye hizmet etmek isteyen birine böyle bir şeyi sağlıklı bir insanın yapması mümkün değil. Nereden bulacaklar? Sağlıksız bir insanı bulacaklar. Sağlıksız insanları bu işlerde kullanacaklar. Bu bugün tek örneği değil. Bundan öncede örnekleri vardı. Yani burada hedef Kılıçdaroğlu değil. Türkiye demokrasisidir hedef. Türkiye’yi bir yerde kaosa sürüklemek isteyenlerin istediği bir plandır. Benim oradaki gördüğüm bu olayın tesadüf olmadığını şöyle sıralayabilirim. Bir kere ben olaydan sonra, çünkü usuldür Genel Başkan Grup Başkanvekilleriyle salona gelir. Gecikince birden bir kargaşa oldu. Biz dışarı çıktık baktım saldırgan öyle bir pozisyon almış ki yerde çok profesyonelce. Öyle bir kapanmış kendisinin darbe alacak hatlarını tamamen gizleyen polislerin arasında çok profesyonel bir duruşu vardı. Ben onu gördüm. Normal bir insan o pozisyonda durmaz. Yani darbe alacak yerlerini kapatmış, yumuşak hatları dışarda kendisi cenin pozisyonunda duran bir adam kişiyi gördüm ben orada.

İkincisi; seçtiği koridor Genel Başkanın güvenlik zaafının en yüksek olduğu yer. Neden? Orada basın karşılar, halk karşılar ve dar bir koridordur. BDP’lilerin grup salonu var, onların çıkış saati. Yani oturduğu yer, durduğu yer çok profesyonelce bir yer. Orası çok tesadüfü seçilmiş bir yer değil. İlk defa o meclise gelen kişi o noktayı nereden tespit etti? Çünkü oradan oraya gelinceye kadar olayın birçok yerde yapılabilecek yeri vardı. Ama orası çok şeye açık bir yerdi. Yani rahat yapamayacaktı. En sıkışık yer orasıydı ve ora çok iyi seçilmiş.

İkincisi; saldırgan Alperenler deyip bir kere hedefi dağıtmak istiyor. Kendisine farklı bir zemin hazırlamak istiyor. Allahtan BBP Genel Başkanına çok teşekkür ederim bu provokasyona gelmedi ve hemen Genel Başkanımızı ziyaret etti. Burada başka bir nokta daha var. Yanında cep telefonunu taşımıyor ve iki gün öncede sosyal medyada çok dağınık mesajlar veren yüklemeler yapıyor. Yani bu kadar planlı gelen bir yapı var. Bunun üstü örtülmemeli. Bunun üstüne gidilmeli. Ana muhalefet partisi bugün Türkiye’nin ilk seçimlerde Başbakanıdır. Yani böyle bir kişiye bu yapılan olayın üstü kapatılmamalı ve bu olay nereye kadar uzanıyorsa uzanmalı.

Sunucu- Ne yapmak isteniyor, ne olabilir? Onun üzerinde düşündünüz mü, değerlendirdiniz mi?

Erdoğan TOPRAK- Bu süreçlerde bu tip provokatif olaylar ülkedeki yönetimlerin zaafı olduğu zaman devreye girer. Bugün ülke kötü yönetiliyor. Ülke bir zaaf içerisinde. Şimdi seçimlerden sonraki Başbakanın balkonda yaptığı konuşma bu ülkeyi birleştirici bir konuşma değil. Seçim bittikten sonra evet siz demokratik hakkınızı kullandınız, bundan sonra ben bu ülkenin 76 milyonun Başbakanıyım demedi. İntikam naraları attı. Herkese saldırıldı, herkese açık açık meydan okundu. Muhalefetinden her kesime kadar. Gerginlik politikası izledi. Oysa Türkiye kötü yönetilen bir süreç içerisine girmese bu tip insanların emniyet birimleri görevini yapar, MİT görevini yapar, kurumlar görevini yapar ve bu tip adamlar çok rahat toplum içerisinde bulunup, ayıklanıp olayı yapmadan önce tespit edilir.

Şimdi MİT ne peşinde? Allah aşkına MİT şuanda Başbakanın talimatlarını takip eden bir yapı içerisinde. Oysa MİT bu 76 milyonun bekası için bu ülkede olaylardan önce istihbarat toplayan bir birim olmalı. Ama böylemi? Hayır. Başbakanın iki dudağı arasında buna şu eylemi yapacaksın, buna şunu yapacaksın, bu uluslararası örgüte şu silahları göndereceksin. Bununla görevli. Türkiye bir Türkiye Cumhuriyeti yapısı yok. Bir parti devletine hizmet eden devlet içerisinde bürokrasi yapısı var. Zafiyet var. Bugün Türkiye’yi yönetenler Türkiye’yi bir parti devleti gibi yönetiyorlar. Yani şuanda ne yazık ki AKP’nin bir parti devleti var ve tüm devlet birimleri buna hizmet etmek zorunda. Bu rezalet aslında Türkiye için. Bu ortadan kalkmalı. Kendisinin bir paralel yapılanmasını oluşturuyor AKP. Böyle bir şey olamaz. Tüm kadrolar, personeller devletin kadrosudur ve devletin personelidir. Partinin personeli değil. Ama bugün gelinen noktada partiye hizmet eden bir devlet çekirdeği oluşturulmaya çalışılıyor. Bu çok tehlikeli bir şeydir. Bunu defalarca söyledik. Türkiye kötü yönetiliyor. Dış dünyada da bu yönetim tarzı hızla Türkiye itibar kaybediyor. Bakın etrafımızda bir tek komşumuz kalmadı.

Sunucu- Dış politikaya gelelim ama buradan biraz daha uzaklaşmadan şunu da değerlendirmek istiyorum ben. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de değerlendireceğiz ama Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle de MHP ve CHP’nin ya da muhalefetin ortak bir aday göstermesine yönelik bir saldırı olduğu şüphesi dile geldi. Katılıyor musunuz buna? Bu saldırıyla öyle bir bağ kurulabilir mi?

Erdoğan TOPRAK- Ben bu tip olayların tamamına katılırım. Çünkü bu tip ülkeyi dizayn etmeye çalışanların bu tip şeylere tenezzül edeceğini bilirim. Hükümetin karşısında bir bloğun oluşması konusundaki bu tip olaylar o bloğun kendi içerisindeki kendisini tartışmaya açmasına sebebiyet verebilir. Yani dünkü o söylenen ben Alperenlerdenim, ben milliyetçiyim. Bu tip söylemlerle bu ülkede hükümetin karşısında duran ve bu ülkede devlet kurumlarının yerine oturması için gayret sarf edecek bir yapıyı dağıtmak için yapılan bir eylemde olabilir. Ben buna değildir diyemem. Çünkü bugüne kadar baktığınızda bizim yok canım bu kadar da olmaz ki dediğimiz birçok olay karşımıza çıktı. Yani düşünün kendi ülkesini bombalamaya niyet eden Genelkurmay İkinci Başkanı, Dışişleri Müsteşar Yardımcısı, bu ülkenin Dışişleri Bakanı, MİT Müsteşarı kendi ülkesini bombalamaktan söz ediyor. Yani Türkiye buraya geldi. Bu doğru yönetilen bir Türkiye midir Allah aşkına? Yani sorarım size neresi doğru yönetiliyor? Kendi ülkesine komplo kurup kahramanlar yaratan bir beyin yaratmak isteyen küçük beyinler bu ülkeyi nasıl yönetirler. Türkiye bunu tartıştı. Göndeririz oraya iki tane bomba sallarız Türkiye’ye diyen…

Sunucu- Bu arada bunu konuşmamızda yasak biliyorsunuz. Eleştirmemizde yasak, içeriğini konuşmamızda yasak. Yani bunları da görmezden gelmek zorundayız. Çünkü yasak.

Erdoğan TOPRAK- Ama işte bakın, Türkiye’nin haber alma özgürlüğünü kısıtlıyoruz aman şu hükümete dokunuyor bunu konuşmayalım. İyi de bu haltı sen yedin mi, yemedin mi? Yani birde buna bakalım. Sen bunu düşündün mü, düşünmedin mi? Türkiye’de yargı çürüdü. Tüm devletleri Türkiye’yi bir kenara bırakıyorum. Tüm dünya devletlerinin hukukla yönetilen dünya devletlerinin tamamında hukuk bir çadırın temel direğidir. Birçok kriz yaşayabilirsiniz, hükümetler kötü yönetilebilir, ekonomide batabilirsiniz. Ama hukuku kaybettiğiniz zaman o çadır başınıza çöker. Hukuk bir ülkenin temel direğidir. Hepimizin kendisini teslim ettiği bir alandır hukuk. Peki Türkiye’de sokağa çıkıp vatandaşlara soralım siz bu ülkede hukuka güveniyor musunuz? Ben vatandaşların bir çoğunun hukuka güvenmediğini görüyorum. Çünkü hukukla bu kadar oynarsanız, bu kadar partizanca davranırsanız, bu kadar hukuku tanımazsanız, kanunları tanımazsanız burada bir İçişleri Bakanı kalkıp şunu söyleyebiliyorsa, biz onu suç olmaktan çıkartırız sen kır kapıyı şunu al, getir, ifadesine başvur, boş ver canım sen ne yapacaksın. Bu suç diyor galiba karşıdaki. Yok canım diyor biz onu suç olmaktan çıkartırız. Düşünün suçu suç olmaktan çıkartan bir İçişleri Bakanı var. Yani burada televizyonları başında bizi izleyen vatandaşlarımızın vicdanına sesleniyorum. Bu ülkede hukuk devletine güven olabilir mi? Yani kanunsuzluğu örtbas eden, kanunla kanunsuzluğu bir noktada ortadan kaldıran bir İçişleri Bakanı varken bu ülkede hukuka nasıl güveneceğiz?

Sunucu- Tam da bu noktada dilerseniz seçimleri konuşalım. Böyle bir atmosferde, böyle bir algıda seçimlere güvenebilir miyiz?

Erdoğan TOPRAK- Seçimler konusunda ben yıllardır siyasetin içindeyim sanıyorum 20’li yaşlarda siyasetteydim ben. Birçok birimde de görev yaptım. İl başkanlıkları yaptım, ilçelerde görev aldım. Ben böyle şaibeli seçim görmedim. Bu kadar tartışmalı bir seçim görmedim. Şimdi kendisine güvenen bir iktidar neden parmak boyasını kaldırır? Hiçbir şeye gerek yok yani parmak boyasını kaldırmakla neyi elde eder? Parmak boyasını kaldırmakla sahtekarlığın yolunu açar. Yani iktidar partisi AKP sahtekarlığın yolunu parmak boyasıyla açtı zaten. Önce parmak boyasını kaldırdı. Sonra ne yaptı? Seçimlerde mühürler çalındı. Mühürler çalındıktan sonra dediler ki, mühürler yerine Esenyurt’ta oldu bu başka bir mühür kullanalım. Evet dışında bir mühür. Onu da kullanmadılar. Sonra ne oldu? Seçimde seçmenden çok daha fazla oy pusulası basıldı. %10 basarsınız ama 3 misli basmazsınız.

Şimdi bu kadar mühür ortadan kaybolurken, bu kadar fazla seçmen pusulası basılmasının anlamı nedir?

Sunucu- Adrese bağlı sistemde değiştirildi. Böylece kimse oturduğu mekanın, komşularının farkına varamadı.

Erdoğan TOPRAK- Varamadı. Yani onun için olayı getirdik bir kediye yükledik. 45 tane ilde ne hikmetse oy sandıkları sayılırken 45 tane ilde kedi trafoya giriyor ve elektrikler kesiliyor ve bu sahtekarlıklar yapılıyor. Yani bu ne nankör kedidir ki tam o güne denk geliyor. Yani bu hükümetin bence en büyük sahtekarlıktaki yaptığı o göstergedir.

Ben hükümetin bu seçimlerde çok başarıyla çıktığına inanmıyorum. Şimdi elimde bir harita var. Eğer hükümet büyükşehir oyununa girmeseydi Türkiye’deki o sarı tablolar böyle olacaktı. Yapı bu noktaya gelecekti. Hükümetin üzerine düşen görev neydi? Bu ülkeyi sağ salim bir şekilde seçime götürmek. Götürdü mü? Hayır.

Burada büyükşehirlerin bir çoğunda AKP yani Ankara’da dahil kaybediyordu. Bu kaybetmesini örtmek için işte Ordu’da kaybediyordu. Trabzon’u alıyorduk. Birçok ilde böyle bir tablo çıkacaktı. Hükümet bu tabloyu örtmek için kalkıp ilk başta büyükşehir yasasını getirdi. Büyükşehir yasası gelirken biz söyledik. Yani büyükşehir yasası bu ülkenin geleceğine hizmet etmez dedik. Bunu defalarca söyledik. Ama iktidar partisi aşağı düştükçe hızla yeni manevralar yaparak seçim sistemiyle oynayarak, bölgelerle oynayarak bu tip şeye gitti. Cumhuriyet Halk Partisi olarak daha fazla oy almak ister miydik, daha fazla oy beklentimiz var mıydı? Evet vardı. Ama Cumhuriyet Halk Partisi unutulmasın %29.6 oy aldı. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi 2011’deki oyunu hızla arttıran bir parti noktasında 29.6. Tabi ki daha fazla oy alınabilir miydi? Evet daha fazla gitmeliydik, daha fazla kendimizi anlatmalıydık, daha fazla projelerimizi anlatmalıydık. Ama biz yerel yönetimlerdeki projeleri anlatmak yerine başka şeyler konuştuk. Hükümetin yolsuzluklarını, çocuklarının yatak odalarında çıkan paralar gündemdeydi. Bizim topluma söylediklerimiz o başarılı yerel yönetimler kavramını yeterince anlatamadık.

Sunucu- AKP yeterince oy kaybetti mi sizce bunca tartışmaya, yolsuzluk operasyonlarına, yargıyla ilgili o AKP cemaat savaşı tüm bunlar etkili oldu mu?

Erdoğan TOPRAK- Bu tip olaylar toplumun hafızasında bir günde yer etmez. Evet oy kaybetti AKP. 2,5 milyon oy kaybı var. Bugün kendisini başarılı görmek algısı yaratıyor AKP iktidarı. 2,5 milyon AKP oy kaybetti. AKP hızla erimeye giden parti. Ama bu tip olaylar bir günde hemen toplumda algıyı oluşturup o partiden kopmayı sağlayamaz. Bu bir sonraki seçimde gözükür. Çünkü bu ağır ağır vicdanlarda yer etmeye başlayacak. Bu vicdanlarda yer etmesi bir süre alır.

Sunucu- Yani bundan sonraki seçimlere yönelik olarak düşünebiliriz daha fazla. Peki bundan sonra önümüzde örneğin Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Dün Abdullah Gül’ün açıklamalarını gördük. Bende varım diyor Abdullah Gül. Kamuoyu şuanda Gül’le Erdoğan arasında ne olacağına yönelmiş. Eğer seçim değerlendirmenizi bitirdiyseniz Cumhurbaşkanlığı konusuna yönelelim dilerseniz. Orada merak ettiğim şeyler var.

Erdoğan TOPRAK- Ben şöylede söyleyeyim. Yani şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Burada bir İmralı desteği var AKP oylarında. Yani AKP’nin bu oylarının daha aşağıda olduğunu bekliyorduk 40’ların altında bekliyorduk ama burada bir İmralı’nın mektup desteği var. Abdullah Öcalan’la Tayyip Erdoğan koalisyonu var. Bu yerel seçimlerin bunu kimse atlamasın belli bölgelerdeki BDP oylarının veya HDP oylarının AKP’ye kaymadığını kimse söyleyemez. İmralı destekli bir seçimdir. Bir koalisyondur. Şuanda AKP’nin bu aldığı oylar bir koalisyon oyudur. Nereden biliyorsun? Bilimsel. Aldığı oylara bakın daha önceki seçimlerde. O oylar BDP’ye gitmeyip AKP’ye gidiyorsa bunu görmek mümkün. Rakamlar var önümüzde. Onun için bu koalisyonun aldığı oy oranı bu. Ama toplumun vicdanının da artık ağır ağır harekete geçeceğine inanıyorum. Benim söylediğim şey şu; Türkiye kötü yönetiliyor. Türkiye ayrışıyor, Türkiye sevgisizliğe doğru gidiyor. Ne olursa olsun ben o koltukta kalayım Türkiye’de tufan diyen bir yönetim anlayışı var. Bir iktidar anlayışı var ve Türkiye’nin değerlerini feda etmeye hazır bir Başbakan var.

Bugün Cumhurbaşkanlığı seçimi dediniz. Evet ben Cumhurbaşkanlığında bir yarış olacak. O yarışta Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi kucaklayacak adayımızı çıkartacağız. Bu konuda hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Parti kimliği taşımamış olabilir, parti içinden de olmayabilir. Ama bu ülkenin 76 milyonun kardeşliğini pekiştirecek, bu ülkenin ihtiyacı olan bir yönetim anlayışını sergileyecek bir Cumhurbaşkanı adayı çıkartmak istiyoruz.

Sunucu- Toplumun çoğunluğunu benimseyecek. Çünkü ortada bir %60’lık kesim var AKP’nin karşısında gördüğümüz kadarıyla bu son seçimden aldığımız veri bu. O %60’a hitap edilecek bir isim bulunacak diyorsunuz Cumhurbaşkanlığıyla ilgili. Şunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sanki başka aday çıkmayacakmış gibi Erdoğan’la Gül arasında bir paslaşma haberleri başladı. Yok Rus modeli, yok Bayburt modeli. Milletin iradesine sanki gasp ediliyormuş gibi geliyor bana. Bir algı yaratılıyormuş gibi geliyor. Bir gündem değiştirme çabası mı? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi Türkiye’de üzücü taraf şu; Türk toplumunun haber alma hakkı engelleniyor. Yani ana muhalefetin haber alma hakkı engelleniyor, kendi fikirlerini yayma hakkı engelleniyor, toplumun rahat habere ulaşma hakkı engelleniyor. Yani seçime bir hafta kala Türkiye’deki sosyal medyanın kesilmesi tesadüf mü? Değil. Nerede bu yönetim anlayışları olur biliyor musunuz? Diktatörya rejimlerinde olur. Türkiye’de bir tanesi kalkıp Tayyip Erdoğan meydanda bağırdı o twitter mivıtırı tanımam dedi, dünyayı tanımam dedi ikinci gün tak diye sonra şak diye yapan savcıyla karşılaştık, hakimle karşılaştık. Böyle bir ülke olabilir mi? Türkiye’de medya tamamen bir havuz medyası oluşmuş ve bu havuz medyasının tek görevi padişahım çok yaşa diyen AKP borazancılığı yapmak. Niye bu kadar medyayı bu havuzda topladılar? Daha önce bu gazeteler kimdeydi? Akşam gazetesi kimdeydi? Sabah gazetesi kimdeydi? Niye el konuldu? O gruplar Takvim kimdeydi? O konulan gazeteler niye satılmadı? O havuzda toplatılan o gazeteleri niye bu ülkenin vergilerini eğer o gazete sahipleri almış heba etmişlerse ki ben öyle olduğunu sanmıyorum. Devlet baskısıyla o gazetelere el kondu. O gazeteleri niye biz tekrar ihaleye açıp da halka işadamlarına satmıyoruz ve orada devletin kaynağını alıp kasamıza koymuyoruz. Niye sırf o Başbakana hizmet etsin diye onların borazancılığını yapsın diye hükümetin tekelinde tutuyoruz? Belli devlet kurumunun kontrolünde tutuyoruz? Doğru mu? Yanlış.

Bakın, bunlar gazetecilik falan yapmıyor. Bunlar gazeteci değil. Bunlar gazeteciliğin yüzkarası. Utanılacak bir şey. Gerçek haberi gizle, Başbakan ne diyorsa sen onu yay ondan sonra bu ülkede Cumhurbaşkanı seçimi var sanki iki tane zat varmış Başbakanla Cumhurbaşkanı var da onların dışında hiç kimse yok, aday da çıkmayacak o mu olsun, bu mu olsun? Niye kardeşim. Bu ülkede %60 bekleyen insanlar var. Ben aslanlar gibi 20 tane imzayı verdiğim zaman Cumhurbaşkanı adayı çıkartırım. Cumhurbaşkanı adayı Cumhuriyet Halk Partisi olarak da herhalde çıkartacak gücümüz var. Benim adayımda tartışılmalı. Şuanda Cumhurbaşkanlığına aday kim olur bilmiyorum ama bu ülkeyi bölmeyecek, bu ülkeyi dışarıya peşkeş çekmeyecek, bu ülkenin parçalanmasını İmralı’yla iş tutmayacak bir yapıya ihtiyaç olduğunun inancındayım. Türkiye bitti. Türkiye komşularıyla bağı kopmuş bir yönetim anlayışına geldi. Türkiye komşularıyla ilişkileri olan bir ülkemi? Hayır. Dünyaya saygın bir ülkemi şuanda? Hayır. Peki 2002’de bu ülkeyi teslim aldıklarında Türkiye’nin yeri neresiydi? Evet ekonomik olarak belli sıkıntıları vardı ama dünyada saygın bir ülkeydi. Ortadoğu’da sözü geçen bir ülkeydi. Ortadoğu’da İsrail’le Filistin arasında arabulucu bir Türkiye’ydi. Ortadoğu’da sözü geçen, birçok anlaşmalarda gerçekten o masada olan bir Türkiye vardı. Şimdi? Şimdi Ortadoğu’da Türkiye deyince nefret edilen bir ülke haline geldik. Avrupa’da özgürlükleri kısan baskıcı bir rejimin temsilcisi olan bir Türkiye görüntüsü var. Sosyal medyasını kesen, insanların haber alma hakkını ortadan kaldıran bir Türkiye görüntüsü var. Bu Türkiye’ye yakışmıyor. Sandıkta çok oy alabilirsiniz ama sandık size her hakkı vermez. Ben başka bir ülkede %90’ların üstünde oy alan bir isimde tanıyorum. Kuzey Kore Başkanı Kim diye bir Başkanı var. %100’lere varan oy alıyor. Kuzey Kore’de demokrasiden söz edebilir miyiz? Herkes benim saçım gibi kesecek diyor. Başbakanın söylediği gibi herkes benim gibi bakmak zorunda bu meseleye demesi gibi. Düşünün akrabalarını yakıyor. En son bir tanesini yakmış fırında. Yani o da sandıktan çıktı.

Onun için sandıktan çıkmış olmak bu ülkede size her şeyi yapıyorum hakkı vermez. Sandıktan çıkan insanlar başak doğunca baş eğer. Ama sen o sandıktan tekrar böyle narayla çıkıyorsan demek ki ürktüğün bir şey var.

Sunucu- Programın başından buyana aslında seçimdeki o gerilim, meclisteki gerilim, ayrıştırıcı üslup ki sözleriniz arasından örneğin şu notu aldım ben. AKP oylarında İmralı’nın desteği var diyorsunuz. Öcalan – Erdoğan koalisyonu Cumhurbaşkanlığında da sürebilir. Biz buna karşı İmralı’yla iş tutmayan bir aday çıkarabiliriz diyorsunuz. %60 olarak bir aday bulanacaktır diyorsunuz. Geleceğe baktığımız zaman Cumhurbaşkanlığı ya da genel seçim tartışmalarında Türkiye’nin nasıl bir atmosferle daha da gerilerek mi gideceğini söylemek mümkün? Nasıl görüyorsunuz?

Erdoğan TOPRAK- Benim gördüğüm kadarıyla Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken Başbakan gerilim politikasına devam edecek ve bu gerilim politikasını da kendisini haklı çıkartan sebepler oluşturmaya çalışacak. Bu sebepleri de üzülerek söyleyeyim devletin bazı kurumlarını kullanarak bazı provokasyonlarda olabilir, bazı düzmece iddialarda olabilir. Yapay gündemler olabilir. Çünkü bunu halka hızla anlatan Goebbels mantığıyla anlatan bir medya yapısı da var elinin altında. Ben bu tehlikeyi görüyorum. Bu seçimlerde en fazla gezen, en fazla toplumla bütünleşen lider Sayın Kılıçdaroğlu’ydu. Kılıçdaroğlu sabahın 8.30’undan gecenin 12.00’sine kadar…

Sunucu- Bazen 4 yerde miting oldu.

Erdoğan TOPRAK- Yo ben 6 yerde, bakın ben Yozgat’ta 2 yerde, Kayseri 3, Niğde 4, Aksaray 5 ve gece saat 8.30’da da İstanbul Sarıyer’de miting yaptık biz. 6 yerde. Yani gecenin yarısına kadar ışıklar altında toplumla kucaklaştık. Buradaki amaç şuydu; Türkiye kötü bir yere gidiyor. Türkiye bu kötü gidişe dur diyecek parti Cumhuriyet Halk Partisi. Bizim görevimiz halka bu mesajı gidip yerinde iletmekti. En küçük bir beldeye de gittik, İstanbul gibi metropole de gittik aynı gün. Aynı gün bunları yaptık. Yani Sayın Kılıçdaroğlu elinden gelen tüm gayreti gösterdi. Hepimizden çok fazla çalıştığını söyleyebilirim. Oy artışı da yaptı. Yani Cumhuriyet Halk Partisi olarak adım adım oyunu arttıran bir partiyiz. Geldiğimiz günden beri Cumhuriyet Halk Partisi hızla yukarıya giden bir trendi var. %29.6 evet çok büyük bir oy ama hedef için yeterli olmayan bir oy. Hedef için bunu daha da zorlamak zorundayız. Eksiklerimize bakmalıyız. Dönüp daha fazla daha ne kadar biz bu oylarımızı attırabiliriz, halka daha ne kadar yaklaşım gösterebiliriz belli konularda ulaşıp projelerimizi anlatmak için bunu masaya yatıracağız, bunu tartışacağız kendi içimizde. Tartışmakta zorundayız.

Sunucu- Bir özeleştiri süreci yaşanıyor nihayetinde.

Erdoğan TOPRAK- Tabi tabi. Bunu yapmak zorundayız. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak görevimiz iktidar olmak. Bu ülkenin bölünmesini bu ülkedeki bu sevgisizliği ortadan kaldırmak için bu ülkede artık üretimden çıkan bir Türkiye var. Yani üretimini kaybeden bir Türkiye var. Hızla borç batağına sürüklenen bir Türkiye var. Buradan kurtarmanın yolu bizim Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelmek, bu ülkedeki tahribatı ortadan kaldırmak. Onun için dönüp daha sıkı bir şekilde iç çalışmaya döneceğiz.

Cumhurbaşkanlığı sürecinde gördüğüm nokta Başbakan Tayyip Erdoğan’ın AKP’nin Genel Başkanının bu ülkeyi daha da kutuplaştıracağı yönünde. Buna zemin hazırlamamamız lazım. O kutuplaştırma onun işine geliyor. Ama toplumu bu noktada kenetlemesine müsaade etmemeliyiz. Toplumun her kesimine dokunacak, toplumun her kesimini kucaklayabilecek bir adayla yola çıkmalıyız. Bu bizim içimizden de olabilir, dışımızdan da olabilir. Erkek de olabilir, bayanda olabilir. Yeter ki bu ülkede bu sevgisizliği ortadan kaldıran biri olsun. Ben böyle biri çıktığında diğer partilerinde bu konunun arkasında duracağına inanıyorum. AKP dışında diğer partilerin. Yoksa bu ülke ne Tayyip Erdoğan’a muhtaç, ne Abdullah Gül’e muhtaç. Yani bu ülkede her vatan evladı 76 milyon sabıkası olmayan herkes Cumhurbaşkanlığına aday olabilir.

Sunucu- Mümkün yani nihayetinde.

Erdoğan TOPRAK- Tabi ki.

Sunucu- Peki tüm bunlar yaşanırken az evvel konuya biraz girdik ama biraz daha detaylı bakalım isterim. Türkiye’nin dış politikasında dikkati çeken Suriye konusudur. En son gündeme gelen iddialar yalanlandı. İki yalanlama Ankara’da ve ABD’de ama Puisser ödüllü bir gazetecinin iddiası son derece çarpıcıydı. Sarin gazlı saldırılarda Türkiye’nin izi ki bu yeni gündeme gelen bir konuda değil. Biliyoruz ki, siz daha öncede gündeme getirdiniz bu konuları. Türkiye bu anlamda bambaşka bir yere de savuruluyor mu acaba diye kaygı duyuyoruz ki en son ortaya çıkan tapeden sonrada Suriye’nin BM’ye başvurusunu gördükten sonra Türkiye’nin bir yerde sıkıştığını tespit etmek mümkün herhalde.

Erdoğan TOPRAK- Şimdi Suriye olayını çok yakından takip ettim. Suriye’de sarin gazı atıldığında bunu hemen şu yaptı demek yerine bunun bence kim yaptı bunu araştırmak lazım. Bu insanlık suçu. Binlerce insan o gazla öldürüldü. Gaz kokusunun ne olduğunu hepimiz artık Taksim’de gezi olayından hatırlıyoruz. Bende hatırlıyorum. Görüntülerime baktığımda o gazı aldığım zaman öleceğimi hissettim. Yani gazı bilen biriyim. Biber gazımı ne meret şeyse yani nefes alamıyorsunuz. Onun için gazdan sonra Türkiye’de Adana’da geçen sene Mayıs ayında 12 kişi yakalandı. Benim o tarihte birkaç açıklamam var. 1 Eylül’de bir açıklamam var, ondan sonra 30 Eylül’de bir açıklamam var…

Sunucu- Geçen yıl dikkati çeken konulardı bunlar. Sizde direk bu konunun üzerine gittiniz.

Erdoğan TOPRAK- Evet. İnternete bakıldığında görülecektir. En son 27 Kasım 2013’te bir açıklamam var. Bunu direk Suriye’ye yüklemek yerine şu Adana’da yakalananlara da bakmak lazım dedim. Bu ucu bize dokunuyor mu acaba diye de en son Hürriyet’in gündeminde Seymour Hersh’ten önce ben bunu açıkladım. 27 Kasım 2013 sitesine girerlerse benim söylediğim var. Bu işin ucu umut ederim bize dokunmaz. Ciddi bir iddia olduğu içinde bundan fazla bir şey söylemek istemiyorum. Ama ben o sürede Silivri’de bir açıklama yapmışım ve bu konuya değinmişim. Sonra iki, üç toplantıda bu konuya değinmişim. En son 27 Kasım 2013’te de ben bu açıklamayı yaptım. O açıklamanın paragrafında da var. İsteyen 27 Kasım 2013 Hürriyet gündem sitesinde CHP’li Toprak diye bir açıklamam var onun içerisine bakabilir. En sonda Ayvalık’ta yapmışım.

Sunucu- Bu dün Adana’daki emniyetteki operasyonla bir bağ kurdunuz mu acaba? Kimi gazetelerde gördüm öyle bir bağ kurulmuş ama Adana’daki o tır meselesiyle bu konular arasında ama kimi gazetelerde sadece paralel yapı o dinlemelerle ilgili bir bağ kurmuş. Siz öyle bir bağ tespit ettiniz mi?

Erdoğan TOPRAK- Böyle bir tespitim yok. Ama şimdi olay şu; Adana’da bir evde 2013’ün Mayıs’ında 12 kişi yakalanıyor ve evde de bu gaza benzer bir gaz bulunuyor. İncelenmediği için resmi olarak bir açıklama yapılmadığı için mahiyetini bilmiyoruz, içeriğini bilmiyoruz. Burada 12 kişinin 6 kişisi serbest bırakıldı. Sonra birkaç kişi daha serbest bırakıldı. En son bir kişi kalmıştı onu da serbest bıraktılar. Sonra bu gazı da efendim antifriz dediler ve farklı şeylere getirip oturttular ve olayı kapattılar. Bakın bunlar tehlikeli şeylerdir. Bizim gibi hukuk devletinde bu tip olaylar olmaz. Bu işe yataklık yapmak doğru değil. Yapmadık mı diyoruz? Evet o zaman bizde bu kişilerin üstüne gitmeliyiz. Kim, nereden almış. Sonra İngiliz istihbaratı da kalkıp demiş ki, biz Suriye’nin envanterini biliyoruz içinde bu gaz yok. Demek ki Suriye’nin içerisinde ajanları var İngiliz hükümetinin, İngiliz gizli servisinin Amerikalılara bu bilgi. Amerikalılarda müdahaleden vazgeçmişler. Yoksa Suriye’ye müdahale olacak. Şimdi bunlar doğru şeyler değil. Türkiye dış politikada yalnızlaşmaya doğru gidiyor. Türkiye’nin ilk defa kendi toprağında 50 küsur vatandaşı öldü Reyhanlı’da. Sayın Başbakan Reyhanlı’ya gidip başsağlığı dilemek yerine nereye gitti? Amerika’ya gitti. Amerika’ya gidip ne dedi? Bak dedi benim 50 küsur tane vatandaşım öldü 53 tane hemen Suriye’ye müdahale edin. Amerika’da o masada sanıyorum tahminimce bir dakika kardeşim burada senin iş tuttuğun, silah verdiğin El Kaide’nin uzantısı olan El Nusra yaptı dedi galiba onlara. Biz bu müdahaleye…

Sunucu- Kamuoyuna da yansıdı, gazetelere de girdi böyle iddialar. Öyle karanlık şeylerden söz ediyoruz ki sabah programı olması dolayısıyla. Bazen insan çok yorgun hissediyor kendini güne hazırlanırken. Bütün bu konuştuğumuz olumsuzlukların içerisinde ne yapacağız? Yani siz karamsar mısınız?

Erdoğan TOPRAK- Hayır ben değilim. Türkiye AKP iktidarından bugüne kadar 12 yıldır yatırımlar konusunda sadece konuta yatırım yapan ve müteahhitlerden bir havuz oluşturan, rüşvet alan bir görüntü verdi ve böyle bir şey yaptı. Türkiye’nin önü açık aslında. Türkiye’nin sanayisi geriledi. %15’lere düşmüş ekonomideki payı. Bizim yapacağımız şey çok net. Bir kere toplumun özgürlüklerinin önünü açacağız. İnsanlar rahat haber alacaklar. Ben iyi yönetiyorsam bana oy verecek, kötü yönetiyorsam da bana oy vermeyecek. Haber alma hakkını vereceğim. Toplumun kendisini yönetecek kişiler konusundaki özgür bir biçimde icraatını denetlenecek bir yapıyı getireceğiz. Şeffaflaşacağız. Özgürlüklerin önünü açacağız. Bu ülkede Türk sanayicisinin önünü açacağız. Türk ihracatçısının önünü açacağız. Komşularımızla çatışmayacağız, komşularımızla işbirliği yaparak büyüyeceğiz.

Bakın, bir Suriye olayında 11 tane ülkeyle kapımız kapandı. Suriye’yle dost olacağız. Kendi kişisel sorunları varsa, özgürlükler sorunları varsa, insan hakları sorunları varsa bunu içişlerine müdahale etmeyip BM nezdinde o halkların hakkını savunacağız. Türkiye’nin o bölge üstünden başka ülkelere yapacak ihracatının önünü açacağız. Sanayiyi destekleyeceğiz, yoksulluğu kökünden kazıyıp atacağız. Bu ülkede vatandaş vergisini veriyorsa, askerliğini yapıyorsa, bu ülkede evladını askere gönderip şehit olacağını bile bile gönderip cenazesiyle geliyorsa ben o vatandaşıma bu ülkenin milli gelirinden hak ettiği payı kanunla teslim edeceğim. Diyeceğim ki, kardeşim bu ülkede yoksulluğa son vereceğim. Bu ülkede her vatandaş milli gelirden payını alacak. Asgari bir tenceresi kaynayacak. Önce yoksullukla mücadele edeceğim. Toplumun belli bir kesimini belli bir kültüre muhtaç etmeyeceğim. Sadaka demeye dilim varmıyor.

Sunucu- Çözüm var diyorsunuz Türkiye için.

Erdoğan TOPRAK- Çözüm var. Türkiye zengin bir ülke. Türkiye’yi yeter ki biz doğru yönetelim. Türkiye’yi yeter ki bir avuç yandaşla soymayalım. Biz bunu söylüyoruz. Türkiye’nin kaynakları var. Türkiye’nin kaynaklarını bu vatandaş için kullanırsanız, sanayicisi için kullanırsanız, bu ülkenin esnafı için kullanırsanız. Bu ülkede yaşayan şehirler yaratacağız.

Sunucu- Çözüm bizde diyorsunuz.

Erdoğan TOPRAK- Türkiye çok önemli bir coğrafyada, Türkiye’nin zenginlikleri var. Yeraltı, yerüstü zenginlikleri var. Biz bunu Türk halkı için kullanacağız. Türkiye tekrar bu bölgede yükselen değer olarak ortaya çıkacak. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları