loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

Sapancalılar taş ocağına isyanda

Sapancalılar taş ocağına isyanda
Tarih: 05.10.2012 - 10:03
Kategori: Bilgilendirme

Sakarya'nın Sapanca ilçesine bağlı Yanık-köy'de halk, açılması planlanan ve doğayı tehdit eden taş ocakları yüzünden isyanda...

Radikal'den Esra Has'a haberine göre, Bir Kızılderili atasözüdür; “Doğadan uzaklaştıkça kalbiniz sertleşir.” Hidroelektrik santralları, ‘kentsel dönüşememe’ projeleri, parksız bahçesiz betonarme şehirleri ve balıkları hunharca tüketilmiş denizleriyle doğadan giderek uzaklaşan Türkiye’nin de kalbi, artık daha çok ‘taşlaşma’ sinyalleri veriyor.

Bu sinyallerden sonuncusu ise Sakarya’nın Sapanca ilçesine bağlı Yanıkköy’den geldi. İstanbul’da nefes alacak yer bulamayanların uğrak yeri olan Sapanca Gölü’nün yanı başındaki Yanıkköy, bugünlerde köyde yeniden açılması beklenen taş ocağı yüzünden huzursuz. Fakat bilinçli yöre halkı, derhal bir eylem komitesi kurup protesto gösterileri yapmaya ve dava açıp haklarını aramaya başlamış bile. Gelin, hikâyeye baştan başlayalım...

Yanıkköy, 1864’te son Kafkas sürgünüyle gelen Çerkeslerin Ubıh boyu tarafından kurulmuş. Daha sonra Batum’dan gelen Mohdi Lazlar da buraya yerleşmiş. Yöre halkı, Yanıkköy’e geldikleri günden beri birbirlerinin kültürüne saygı göstererek, barış içinde yaşamış. İki topluluk da doğayı koruyan bir kültüre sahip. Bu köyde hiç orman suçu işlenmemiş mesela.

Taş ocağı hikâyesi ise 40 yıl önce burada işletilen bir ocakla başlıyor. O dönemde kamyonlar ocağa gidip gelirken ulaşım sorunu yaşanıyor; patlatılan dinamitlerin yarattığı titreşimler ise evlerin camlarının kırılmasına yol açıyor. Tabii hem yerleşim yerinde bulunduğu hem de su kaynaklarını kirlettiği için ocak, on yıl sonra kapatılıyor. Bu arada bir diğer firma, yeni bir taş ocağı açıyor. Ama onun ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporunda da sorun olduğu için (makilik alan olarak gösterilen yerin aslında ormanlık arazi olması; arazinin içinden dere geçmesi gibi nedenlerle) kapatılıyor. Neden sonra (!) yeniden açılıyor... 1999 Gölcük depreminden sonra taş ocağından alınacak taşlarla, depremde zarar gören yerlerde ‘yeniden inşaat yapılacağı’ gerekçesi sunuluyor. Ocağın kısa süreli olacağı düşünülse de süreç pek öyle işlemiyor. Ve doğa katliamı başlıyor...

Taş ocağının yanı başında Sapanca Gölü’nü besleyen su kaynaklarından Yanık Deresi var. Tabii ocaktan çıkan maddeler yağmurla birlikte dere yatağına inince, dereden göle balçık akıyor. Bunu gören Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (SASKİ) açtığı dava sonucu ise mahkeme, iki ay önce yürütmeyi durdurma kararı veriyor ve bu ocak da kapanıyor.

İkinci bir sürgün mü?

Yöre halkı tam rahat bir nefes alacakken, şimdi de 40 yıl önceki ocağın yeniden açılması gündemde. Kapatılan iki eski ocağın arasında kalan arazide 160 dönümlük bir ocak izni daha alınmış. Ve son olarak, Kocaeli’ne bağlı Maşukiye ile Sakarya’ya bağlı Yanıkköy’ün sınırındaki Soğuksu adlı ormanlık arazi de taş ocağı için alınmış. Bu da toplamda dört adet taş ocağı demek...

Ocakların açılma sebebi, ‘Yüksek Hızlı Tren’ projesinin Köseköy-Vezirhan arasındaki etabında dolgu malzemesi olarak kullanılmak için ham madde üretmek. Zemini güçlendirmek için buradaki taşlar kullanılacak.

Şimdi yöre halkı, kendilerini adeta bir daire içine alarak yaşam alanlarını yok edecek olan ocaklara karşı yasal haklarını kullanıyor. Yanıkköylüler, evlerinin önüne ve yol kenarlarına astıkları ‘Taş Ocağına Hayır’ pankartlarıyla yetinmeyip, toplantılar düzenliyorlar. Hem kendi adlarına ocaklara karşı ‘haklı dava’larını açmış hem de SASKİ’nin açtığı davalara müdahil olmuşlar. Bütün bunların gündeme geldiği 1,5 aydan beri taş ocağı ha geldi ha gelecek korkusuyla yaşayan Yanıkköylüler, gelişmeleri takip etmek için mütemadiyen muhtarlık binasının etrafında dolanıyor.

Eylem komitesi üyesi Koray Lakay, dinamitlerin yarattığı tahribata ve korkuya dikkat çekiyor: “Dinamit atıldığında yıkılan ağaçları görseniz içiniz acır. Hafta sonu buraya pikniğe gelenler de korkunca, hafta sonu dinamit atılmaması uyarısı yaptık. Ama hafta içi yer yerinden oynuyor.”

Bir diğer komite üyesi Soner Koç, “1864’ten beri bu yeşilliği koruduk, talan edilmesine izin vermeyeceğiz” diyor ısrarla. Ve en can alıcı soruyu soruyor: “Bir zamanlar Rus egemenliğine girmek yerine özgürlüğü seçtiğimiz için sürgün edilen bizler, bugün yaşamımızı sürdürebilmek için ikinci bir sürgün mü yaşayacağız?”


‘Doğamız ve halkımız tehdit altında değerimiz bu kadar ucuz mu?’

Yanıkköy Muhtarı Sibel Baykal, taş ocaklarına karşı çıkma sebeplerini şöyle sıralıyor: “Ocağa gelip giden kamyonların yaratacağı toz ve karbonmonoksit, insan sağlığını tehdit ediyor. Bunun çevre kirliliği de var, gürültüsü de. Dahası, fay hattı köyümüzden geçiyor. Eski köy evleri, patlamaların etkisiyle yıkılabilir. Meskenler ve meyve bahçeleri de ocağa sıfır mesafede. Taş ocağına sıfır mesafede tarım yapılabilir mi? Burada arıcılık yapılıyor. Siz o arıyı öldürürseniz meyveniz olacak mı? Döllenme olmayacak, çünkü doğa zincirini koparıyorsunuz.

Taş ocağının geçtiği alanda 2-B arazileri var. Köyün güneyinde devlet muhafaza ormanı var, kuzeyinde ise Sapanca Gölü’ne sıfır. Orman Bakanlığı buraya karaca, ayı ve ala geyik bırakıyor, yaban hayvanı korunsun diye. Bu hayvanlara ne olacak? Flora ve fauna elden gidiyor. Nilüferlerimiz, zambaklarımız var. Kestane, gürgen, ıhlamur ağaçları ve orman güllerimiz var. Yüksek kesimlerde nesli tükenmekte olan kardelenleri korumaya çalışıyoruz. Yayın, sazan gibi tatlısu balıklarımız, eski taş ocağı yüzünden suyumuz kirlenince havyarlarını bırakmamaya başladı buraya. Peki şimdi ne olacak? Sapanca Gölü, dünyanın sayılı göllerinden biri; kendini sürekli olarak yenilediği için doğrudan içme suyu olarak kullanılabiliyor. Ayrıca iki saatlik trekking parkuruyla ulaşılan Çatalkaya Vadisi var. Parkurda göletleri olan üç büyük şelale var. Asıl su kaynaklarının olduğu yer burası.”
Hızlı tren projesi kapsamında açılması planlanan ocaklara karşı bir de alternatifi var Baykal’ın: “Gölün karşısında, Geyve Pamukova’da ve Doğançay’da doğa katliamının yaşanmayacağı, şu anda işletilen taş ocakları var. O bölgeleri önerince bize maliyet gösteriliyor. Peki bir insanın maliyeti nedir? Bunu kim ölçebilir?”

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları