loading
close
SON DAKİKALAR

''Sesimize ses verin''

''Sesimize ses verin''
Tarih: 24.11.2012 - 13:17
Kategori: Sağlık, Yaşam

400. hafta Hayrettin Eren için bir araya gelen Cumartesi İnsanları bugün bir kez daha ‘’Asla vazgeçmeyeceğiz, asla affetmeyeceğiz’’ dedi...

Cumartesi Anneleri/İnsanları gözaltında kaybedilen, faili meçhul cinayetlere kurban verdikleri yakınlarının akıbetlerini 400. haftada Galatasaray Meydanı’nda sordu.


400 haftadır Galatasaray Meydanı’nda devleti yönetenlere seslenen Cumartesi Anneleri/İnsanları, çiçek koyacakları bir mezar, yakınlarını gözaltında kaybedenlerin, işkence yapanların yargılanmasını istiyor.


17 yıldır kaybettikleri eşleri, kardeşleri, anaları, babaları için oturan Cumartesi İnsanları bugün bir kez daha ‘’Asla vazgeçmeyeceğiz, asla affetmeyeceğiz’’ dedi.


Sırrı Süreyya Önder, Sırrı Sakık, Pervin Buldan, Levent Tüzel, Sezgin Tanrıkulu Ahmet Şık, Banu Güven, Ali Topuz gibi birçok siyasetçi, gazeteci, sanatçının destek verdiği eylem kayıp yakınlarının konuşmasıyla başladı.


80 darbesinde gözaltına alınan Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayı ilk sözü alarak, 12 Eylül faşizminin ölçmeden, biçmeden kendilerine giydirilen deli gömleğiyle bu alanlarda seslerini duyurmaya çalıştıklarını, yıllardır bu meydanlarda adaleti, vicdanı ve ahlakı aradıklarını söyleyerek, yıllarca kendilerine yalan söylenildiğini firar etti denilen Kırbayır’ın işkenceye uğrayıp cesedinin kaybedildiğinin ortaya çıktığını belirtti.

 



’Biz buradayız katiller nerede?'


Ferhat Tepe’nin eşi Zübeyde Tepe, Başbakan’a seslenerek, ‘’Biz buradayız katiller nerede? Neden yargı önüne çıkarmıyorsunuz? Diyerek 400 haftadır direndiklerini ve direnmeye devam edeceklerini söyledi.

 

Kasım Aksoy'un eşi Leyla Aksoy, ''Feryat ediyorum sesimı duymuyor. Kocamın tespit edilmiş bir suçu yoktu. kayıplarımızın katilleri bulunana kadar bu meydanlardayı'' diyerek, kemikleri dahi olsa kendilerine verilmesini istedi.


Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, ‘’Yıllardır bu meydanlarda acılarımızı dile getiriyoruz. Onların kirli yüzü temizlenene kadar, kayıplarımızın katilleri bulunana kadar ellerimiz onların yakasında olacak’’ dedi.

 

''Devlet kürtlere her şeyi reva gördü''


Seyhan Doğan’ın kardeşi Hazni Doğan, bu devletin Kürtlere reva görmediği hiç bir şeyin kalamadığını, anne babasının son isteklerinin yerine gelmediğini belirterek, Tansu Çiller’in ‘’Ben de bir anayım’’ diyerek timsah gözyaşları akıttığını, Başbakan’ın da yıllar sonra Roboski olayı için ‘’Ben bir babayım’’ diyerek onunda günah çıkarıp çıkarmayacağını merak ettiğini dile getirdi.


Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, taşıdıkları fotoğrafların kendilerinin onuru Türkiye’nin ise karanlık yüzü olduğunu belirterek, devam eden bu rejimle hiçbir şeyin değişmeyeceğini söyleyip, halkı duyarlı olamaya, kitlesel eylemlere çağırdı.


'’O yüzden tuğlayı çekmeye korkuyorlar''


Bilgin, Mehmet Ağar’ın ‘’Üstüme gelmeyin bir tuğla çekilirse herkes altında kalır’’ söylemine işaret ederek, ‘’O yüzden tuğlayı çekmeye korkuyorlar. Gün gelecek bu halk o tuğlayı çekecek ve onlar altında kalacaktır’’ dedi.


Muzaffer Yedigöl’ün kardeşi Nurettin Yedigöl, 12 Eylül davasının sözde bir yargılama olduğunu söyleyerek, ‘’Size nasıl işkence yaptığını sormuyorum. Abimi nereye gömdünüz?’’ diyerek tepkisini dile getirdi.


Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, tek dileklerinin çiçek koyacakları bir mezar olduğunu, burada yaşanan dram karşısında yetkililerin sessiz kaldığını söyleyip,  ‘’Dünyanın dört bir yanında seslerinin duyulduğunu vurgulayarak, bizim ülkemiz bizi duymadı. İnsanlara yas tutma hakkını çok gördüler. Nice Berivanlar, Zilanlar, Berfinler anasız babasız bırakıldı. Bunun hesabını sormak boynumuzun borcu. Buna sessiz kalan herkes suçlu’’ dedi.

 

 

 

''Bu meydanlarda olmaya devam edeceğiz''


Vecdin Avcıl’ın abisi Behçet Avcıl, DNA testi için alınan cenazenin kendilerine verilmediğini, Türkiye’nin ne ölüye ne de diriye saygısı olduğunu söyleyerek, Türkiye’de adaletin böyle işlediğini ifade etti.


Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, söylenecek sözün olmadığını, kayıplar bulununcaya kadar bu meydanda oturmaya devam edeceklerini söyledi.


Hayrettin Eren’in kardeşi Faruk Eren,  abisinin 80 darbesinde gözaltında kaybedildiğini ve yıllar geçtikçe kayıp sayılarının attığını söyleyerek, hesap soruluncaya kadar bu meydanda olacaklarını belirtti.


BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ise, adaletin olmadığı bir ülkede adaletin arandığını, kayıpların farklı yerlerde olmasına karşın acıların ortak olduğunu belirterek, kaybedilen insanların devlet tarafından kaybedildiğini vurguladı. Buldan ayrıca  ‘’Ülkenin gerçeğinin faili meçhuller ülkesi olduğu gerçeğidir. Çocuğunu bulmayan analar, babalar var. Bu ülkeden o çocukların hesabını sormaya devam edeceğiz’’ dedi.

 

 

 

''400.haftamızl bir milat kabul ederek, sesimize ses verin''


Basın açıklamasını okuyan Maside Ocak, 400.buluşmada 32 yıldır süren Hayrettin Eren  hikayesini paylaştı.

‘’400 haftadır bu meydandan devleti yönetenlere sesleniyoruz; kayıplarımızın akıbetlerini açıklayın, faillerini yargılayın. Yalnız yöneteniere değil, 400 haftadır bu meydandan siyasetçilere, savcılara, basın mensuplarına, akademi dünyasına da sesleniyoruz; muktedirlerin gücüne boyun eğmeyin; işinizi evrensel değerlere uygun yapın. Anneleri mezarsızlığa mahkûm eden, çocuklarına yönelik düşlerini. Onların kemiklerine kavuşmakla sınırlayan bu sisteme itiraz edin. İnsan haklarından yana, adaletten yana, demokrasiden yana taraf olun.

Topluma sesleniyoruz; susmayın susarak kaybedenleri cesaretlendirmeyin. Ancak siz taleplerimizi sahiplenirseniz kaybedenlerin yargılanacağı iklimi yaratabiliriz. 400.haftamızl bir milat kabul ederek, sesimize ses verin.’’ dedi.


Vişne Haber Ajansı/Rojda Duygu Yeşilgöz

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları