Davanın avukatı Sarıhan, ''Mahkeme, bu olayın, insanlığa karşı suç teşkil ettiği gerekçesiyle, zaman aşımı kurallarının uygulanamayacağını karara bağlamalıdır''
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İhsan Çakmak'ın
avukatı Gökhan Öztürk ile müşteki avukatları katıldı.
Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, ''yokluğunda tutuklu sanık Cafer Erçakmak'ın
yakalama emriyle ilgili Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler
Genel Müdürlüğünün, Emniyet Genel Müdürlüğü cevabi yazısına göre, Erçakmak'ın 10
Temmuz 2011'de öldüğü ve aynı gün saat 10.00 sıralarında otopsisi yapılmadan
defnedildiğini bildirdiğini'' açıkladı. Mahkemeden, bu durumda sanık hakkındaki
Kırmızı Bülten'in iptal edilip edilmeyeceğinin sorulduğunu kaydeden Şatır,
mahkemenin, Erçakmak hakkındaki, İstanbul Adli Tıp Kurumu raporu sonucuna göre
Kırmızı Bülten'in kaldırılıp kaldırılmayacağı hususunda bilgi vereceğini
ilettiğini söyledi.
Müştekiler avukatlarının talebi üzerine, ''Erçakmak'ın ölüp ölmediğine
ilişkin gerekli incelemelerin yapılması ve durumdan bilgi verilmesi amacıyla
Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazıldığını'' anımsatan Şatır,
''başsavcılıktan verilen cevapta, açılan mezar ile Erçakmak'ın ailesinden alınan
kan ve doku örneklerinin Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, rapor tamamlandığında da
mahkemeye gönderileceğinin bildirildiğini'' kaydetti.
Şatır, müşteki avukatı Şenal Sarıhan'ın, 5 Ekim 2011'de dilekçe vererek,
bir Polonya televizyonunun internet yayınında, Sivas davası sanıklarından 3
kişinin yakalandığından bahsedildiğini belirttiğini ve bu kişilerin kimliğinin
tespiti ve iadelerinin acilen yapılmasıyla ilgili bilgi verdiğini açıkladı.
''Zaman aşımı kuralları uygulanmasın''-
Müşteki avukatlarından Şenal Sarıhan, Madımak olayından bugüne kadarki
dava süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Olay sırasında Emniyet
tutanaklarına göre 15 bin kadar şüpheli olduğunu belirten Sarıhan, buna karşın
hazırlanan iddianamelerde 160 kadar kişinin sanık olduğunu kaydetti.
''Olayın sıradan adam öldürme olayı gibi görüldüğünü, bazı sanıklara ödül
gibi cezalar verildiğini'' söyleyen Sarıhan, ''sanıkların sürekli korunduğunu''
savundu.
Olayın, insanlığa karşı bir suç olduğunu ifade eden Sarıhan, bu nedenle
mahkemeden, ''iç hukukun dar sınırlarıyla değil, uluslararası hukukun geniş
yorumuyla'' hareket etmesini istedi.
Sarıhan, ''Mahkeme, bu olayın, insanlığa karşı suç teşkil ettiği
gerekçesiyle, zaman aşımı kurallarının uygulanamayacağını karara bağlamalıdır.
Mahkemenin, halkın vicdanının verdiği yetkiyle, TCK'nın 77. maddesine göre zaman
aşımını kabul etmemesini istiyoruz'' diye konuştu.
Hakkında kesinleşmiş hüküm bulunan sanık Vahit Kaynar'ın Polonya'da
yakalandığını söyleyen Sarıhan, Türk makamlarının, acele davranarak, Kaynar'ın
iadesini sağlaması gerektiğini ifade etti.
Müşteki avukatlarından Mehdi Bektaş da davaların başından beri olayların
üstünün kapatılmaya çalışıldığını kaydederek, ''Gerçeğin ortaya çıkartılması
gerekir. Aksi takdirde bu dava, toplumsal açıdan bitmeyen bir
dava olacaktır''
dedi.
Cumhuriyet Savcısı Hakan Yüksel, önceki celse verdiği esas hakkındaki
görüşünü tekrarladığını belirtti. Erçakmak'a ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunun
sonucuna göre ek mütalaada bulunup bulunmayacağına karar vereceğini ifade eden
Yüksel, ''Erçakmak'ın yokluğunda tutukluluk halinin bu aşamada devamına karar
verilmesini'' istedi.
Sanık İhsan Çakmak'ın avukatı Gökhan Öztürk ise müvekkilinin atılı suçu
işlemediğini, bu sebeple beraat etmesi gerektiğini savunarak, ''Ancak, iddia
makamının, müvekkilimin lehine olan, suçun zaman aşımına girdiği yönündeki
görüşüne de katılıyorum ve müvekkilim hakkındaki davanın düşmesini istiyorum''
dedi.
Mahkeme heyeti, müzakerenin ardından ara kararları açıkladı.
Buna göre, mahkeme, Cafer Erçakmak ile ilgili Sivas Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından Adli Tıp Kurumuna yazılan müzekkerenin akıbetini
sorulmasına ve Erçakmak hakkındaki Kırmızı Bülten'in kaldırılıp kaldırılmayacağı
konusunda, Adli Tıp Kurumunun cevabı geldikten sonra Adalet Bakanlığı
Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne cevap verilmesine karar
verdi.
''Sanık Cafer Erçakmak'ın, mevcut delil durumu, atılı suçun niteliği ve
dosya kapsamına göre, yokluğunda tutukluluğunun devamını'' da kararlaştıran
mahkeme, duruşmayı erteledi.
Duruşmayı, Madımak Oteli'nde hayatını kaybedenlerin yakınları ile
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel ve Alevi örgütleri yetkilileri de
izledi.
-Basın açıklaması-
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, duruşma
bitiminde adliye önünde yaptığı basın açıklamasında, ''katliama dair bütün
gerçekler açığa çıkana ve tüm suçlular cezalarını çekene kadar mücadele
edeceklerini'' söyledi.
Sanıkların kaçmaları için korunup kollandıklarını savunan Güzelgül,
şunları kaydetti:
''Yakalanan sanıklar cezaevlerinden salıverilmiş, hükümlü sanıklar teslim
olmadıkları gibi, yurt dışına çıkmada hiçbir engelle karşılaşmamışlar ve yurt
dışına çıkışları veya kaçırılışları için her türlü kolaylık sağlanmıştır.
Sanıklar, hükümlü olarak arandıkları dönemde de belediye şirketlerinde işe
girmiş, askere gitmiş, cezaevlerinde çocuk sahibi olmuş, evlenmiş, resmi nikah
yapmış; Kırmızı Bülten ile aranırken, katliam yaptıkları yerde, evlerinde
yaşamışlardır. Bütün bunları üst üste koyunca katliamın, devletin bir yerlerinde
planlanıp, uygulandığı sonucu gün gibi açığa çıkmaktadır.''
Bağımsız İstanbul Milletvekili Levent Tüzel de insanlığa karşı işlenen
suçlarda zaman aşımı olamayacağını ifade etti.
Davada gerçeklerin henüz ortaya çıkmadığını ve beklenen adaletin
gerçekleşmediğini söyleyen Tüzel, ''bu toplu kıyımda, çok açık şekilde bir devlet
organizasyonunun, bir kontrgerilla organizasyonu olduğunu'' kaydetti.
Tüzel, ''bu insanlık suçunun tam anlamıyla anlaşılması ve ortaya çıkması
'Gerçekleri Ortaya Çıkarma ve Adalet Komisyonu' kurulması gerektiğini'' ifade
etti.
Avukat Şenal Sarıhan da olayın sorumluları bulunmadığı sürece
''Madımak'ın Sivas'ın ve dünyanın orta yerinde yanmaya devam edeceğini''
söyledi.
-Savcının görüşü-
Cumhuriyet Savcısı Hakan Yüksel, esas hakkındaki görüşünde, sanık
Erçakmak'ın eyleminin 765 sayılı TCK'nın 146/1. maddesinde yer verilen ''anayasal
düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs'' suçunu oluşturduğunu belirterek, bu suça
ilişkin zaman aşımı süresinin dolmadığını kaydetmişti.
Diğer sanıklar yönünden yargılamanın daha fazla sürüncemede kalmaması
için Erçakmak hakkındaki yokluğunda tutuklama kararının devamına, evrakının
ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmesini talep eden Yüksel,
sanıklar Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca, Yılmaz Bağ ve
Necmi Karaömeroğlu'nun üzerlerine atılı eylemlerinin 765 sayılı TCK'nın 146/3.
maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesinde düzenlenen
''Anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüse iştirak'' suçu olduğununu, bu suça
ilişkin olağanüstü zaman aşımı süresinin 765 sayılı TCK'nın 102/3. ve 104/2.
maddeleri gereğince 15 yıl olduğunu ifade etmişti.
Suç tarihinin 2 Temmuz 1993 olduğu dikkate alındığında 2 Temmuz 2008'de
zaman aşımı süresinin dolduğunu kaydeden Yüksel, sanıklar bu sanıklar hakkında
açılan kamu davasının zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle düşmesine karar
verilmesini istemişti.