loading
close
SON DAKİKALAR

Tezcan: Kendi sarayının bütçesi 1 dakikada bir asgari ücret yiyor, işçiye ‘bin 603 lira neyinize yetmiyor’ diyor

Tezcan: Kendi sarayının bütçesi 1 dakikada bir asgari ücret yiyor, işçiye ‘bin 603 lira neyinize yetmiyor’ diyor
Tarih: 03.01.2018 - 14:37
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

Tezcan, 15 Ocak’ta OHAL Çalıştayı düzenleyeceklerin belirterek, “İş, emek cephesinin, yargının, üniversitelerin OHAL’in etkileri konusunda düşüncelerini paylaşıp ortak çıkışı konuşacakları çalıştay olacak. Herkesi adavet ediyoruz.” dedi.

Erdoğan’ın asgari ücretin bin 603 lira olmasını eleştirenlere ‘neyinize yetmiyor, elinize dilinize dursun’ dediğini hatırlatan Tezcan, “Kendi sarayının bütçesi 1 dakikada bir asgari ücret yiyor. Bu saltanatı, israfı yaşayanlar işçiye bin 603 lira neyinize yetmiyor, diyor” ifadelerini kullandı.

"İran’ın istikrarı hem bölge hem Türkiye için önemli"

Tezcan’ın açıklamaları şöyle:

“-Orta Doğu uzun zamandan bu yana yangın yeri halinde. Bunun düzelmesini beklerken komşumuz İran’da da çeşitli gerilimlerin yaşandığını görüyoruz. Biz İran’ın bölgede önemli bir ülke olduğunu biliyoruz. İran’ın istikrarının hem bölge hem Türkiye için önemli olduğunu biliyoruz. Ülkede halkların talepleri olacaktır bunun sükunetle ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Şiddetten kaçınmaya herkesin özen göstermesini bekliyoruz. Sağduyu ve itidalin hakim kılınması hepimiz için önemlidir. Demokratik hak taleplere saygı duyulması beklentimizdir. Bir an önce konunun suhuletle çözüme kavuşturulmasını diliyoruz. 

"Asgari ücret pazarlığa tabi bir ücret olamaz"

Asgari ücret açıklandı. Biz net 2 bin lira olsun demiştik. Bizim önerilerimiz öncü olur. bin 500 olacak demiştik. bin 500e çıkaramadılar ama yükseltmek zorunda kaldılar. Şimdi 2 bin dedik. Biz verilebileceğini biliyoruz. Ne yazık k i işçisinin nasıl geçineceğini düşünmeyen bir hükümetle karşı karşıyayız.

Açlık sınırı bin 608 lira. Tespit edilen ücret açlık sınırının altında. Yoksulluk sınırı 5 bin 400 lira. Asgari ücret pazarlığa tabi bir ücret olamaz. Ücretliye seni açlığa mahkum ediyorum demektir. 

"Erdoğan 2014'te ticaret yapmasam milletvekili ve başbakan maaşıyla geçinemiyorum' demişti, 'bin 600 liraya geçinemem' diyene 'eline dizine, dursun' diyor"

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan bin 603 lira neyinize yetmiyor elinize dilinize dursun, dedi. Açlık sınırının altında ücret tespit ettiği kişiye söylüyor. Kendi sarayının bütçesi 1 dakikada bir asgari ücret yiyor. Sarayın 1 yıllık bütçesi 845 milyon 365 bin lira. Bu saltanatı, israfı yaşayanlar işçiye bin 603 lira neyinize yetmiyor diyor. Millete havale ediyorum: Kimin eline diline dursun. Bu sözün muhatabı oturdukları saltanatın maliyeti 1 asgari ücrete eşit olanlardır. Osmanlı’yı böyle bir saltanat sefası yıkmıştı, unutmasınlar. Eline diline dursun diyen, 2014’ün 3 martında başbakanken maaşını Alman başbakanının maaşıyla karşılaştırmıştı. Bizimki benim maaşım 3 bin küsur euro demiş bizi dünyaya rezil etmişti. Ben milletvekili ve başbakan maaşımla ticaret yapmasam geçinemiyorum demişti. Bugün 15 bin liraya tekabül ediyor. 15 bin lirayla ticaret yapmazsam geçinemiyorum diyen birisi bin 600 liraya geçinemem diyene eline dizine dursun diyor. Bunun neresinde insaf, neresinde izan var. Türkiye bu tablodan çıkacak. Bu AK Parti’nin işçiyi, çiftçiyi mahkum ettiği bir tablo.

"Milleti yoksulluğa sürüklemeye yemin mi ettiniz?"

-(Erdoğan) Geçenlerde Afrika gezinde gitti. ‘Tunus’tan zeytinyağı alacağız’ dedi. Anlamak mümkün değil. Türkiye’de zeytin alanlarını talan ettireceksin, zeytinleri söktürecek inşaat alanı yaptıracaksın, çiftçi kadınlarımız zeytinlerin altına yatacak bu benim evladım diyecek mücadele edecek… Sen buna rağmen kararnameye zeytin talanını koyacaksın. ‘Tunus’tan zeytinyağı alacağım’ diyeceksin.

İhanet arıyorsanız ihanet burada. Tunus’ta 80 milyon zeytinlik var. Türkiye’de 170 milyon zeytin ağacı var. Bizim zeytini zeytinyağı alacak şekilde geliştirmemiz gerekirken Türkiye’deki zeytinciye darbe vurmadır bu.

Pamuğu bitirdiler. ABD’den pamuk, Bulgaristan’dan saman, Kanada’dan mercimek alıyoruz. Türkiye tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydi. Şimdi ithalat cenneti oldu. Milletin kanını emen ithalat lobisi var. Arpa ithalatında gümrük vergisini sıfırladılar. Siz Türk çiftçisine düşman mısınız? Milleti yoksulluğa sürüklemeye yemin mi ettiniz? Bu ihanetin bedelini millet ilk seçimde soracak.

1 milyon 200 bin kamyon esnafı var, perişanlar. Vergiden beli bükülmüş, deposunu dolduramaz durumda. Çiftçiye, kamyoncuya pahalı vergiyle; yat sahibine vergisiz. Böyle adaletsizlik olur mu? Bizim iktidarımızda işçinin de çiftçinin de yüzü gülecek.

"Sen 4 dize şiir için 400 yıl konuşursun ama 140 karakter tweet attığı için gençlerin hapse atıldığı ülkede yaşıyoruz"

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan Kastamonu konuşmasında gençlere dedi ki ‘o şiiri okuduğum için hapis yattım. Sizi şimdi kimse şiir okudunuz diye içeri atamaz’ dedi. Bir şiir nedeniyle hapse girmesinin savunulacak yanı yok. Ben girdim ama sizi kimse içeri atamaz elhamdülillah, nerden nereye geldik’ dedi. Erdoğan’ın hoşuna gitmeyen 140 karakterlik tweet attı diye gençlerin hapse atıldığı ülkede yaşıyoruz. Elhamdülillah oradan buraya geldik. Oğuz Güven 55 saniye bir tweet sitede kaldı diye 3 yıl hapis cezası aldı. Sen 4 dize şiir için 400 yıl konuşursun ama 140 karakter tweet attığı için soruşturulan gençlerin ülkesine geldik. Dönüşümü buradan takip edin. Türkiye’yi nereden nereye getirdiniz.

"Genel başkan uçaklar çalışmadığı halde karayoluyla geldi Ankara’da genel kurula katıldı. Sen neredeydin Erdoğan? 4 gün niye gelmedin?"

-Geçtiğimiz hafta bir tartışma devam etti. Darbe gecesi kim nerdeymiş.. Genel başkanımız Bakırköy belediye başkanımızın evindeymiş. Kaçış havasına girip yalan üzerinden gündemi değiştirmeye çalışıyorlar. Darbe gecesi genel başkanımızın ne yaptığını herkes biliyor. Darbe kimden gelirse gelsin karşıyız, diyen ilk isimdir Kemal Kılıçdaroğlu. Yanında teselli ettiği kişi Hayati Yazıcı vardı. Sorun anlatsın.

CHP darbeye karşı olduğunu o gece paylaştı. Bizler Meclis’e ilk giden vekilleriz. Çoğunluğu nerdeydi bilemeyiz ama biz genel başkanın talimatıyla oradaydık. Nereye girip neyi saklamaya çalışıyorlar? Cumhurbaşkanlığı imkanlarıyla, devletin koruma filosuyla korunacaksın, devletin koruması sayesinde kendini saklayacaksın ondan sonra alan güvenliği sağlandıktan sonra havaalanında ortaya çıkacaksın. O gece hanginiz sokaktaydınız? Hanginizin tankın üstünde resmi var, hanginiz tankın önüne yattınız? Güvenlik sağlandıktan sonra havaalanına indiniz buna rağmen Ankara’ya 4 gün sonra gelmedin mi? Genel başkan uçaklar çalışmadığı halde karayoluyla geldi Ankara’da genel kurula katıldı. Sen neredeydin Erdoğan? 4 gün niye gelmedin? Güvenlik endişesiyle gelmedin. Darbe bastırılmıştı buna rağmen Ankara’ya 4 gün gelmedin. Başbakanın Ilgaz Tüneli’nde ne işi vardı? Hangarda saklananların hesabını vermeden genel başkanımızın mütevazı evde kalmasını polemik konusu yapıyorlar. Hangi üyeniz sokaklardaydı? Sanki bu fotoğraflar sonra ortaya çıkmış. 16 Temmuz’da basın büromuz tarafından servis edildi. Gizli saklı değil. Bilgi verilmiştir. Veremeyecek hesabı olmadığı için… 

"15 Temmuz’a Türkiye’yi kimin sürüklediğini tarih yazdı"

Bu fotoğraflardan o gün haberin vardı. Yenikapı’da niye çıkıp teşekkür ettin genel başkana. Türkiye’yi iftiralar, yalanlar üzerinden ayrıştırmanın faydası yok. 15 Temmuz’a Türkiye’yi kimin sürüklediğini tarih yazdı. 16 Temmuz’dan itibaren gelecekte nasıl yürünmesi gerektiğini kimin söylediğini tarih biliyor.

Yeni tarikatlarla yeniden Türkiye’yi çöküşün eşiğine getirmeyin, dedik. 20 Temmuz darbesini yarattılar. Muhalefeti yok etmek konusunda epey maharetli adımlar attılar ama başaramayacaklar. 

"15 Temmuz’dan sonra FETÖ ile ilişkileri kopmadı. İlişkilerinin nasıl devam ettiğinin çalışması yapıldı. Basılıyor, dağıtılacak"

FETÖ ile mücadele ediyoruz, diyorlar. Yalan söylüyorlar. Edemezler. Siyasi ayağı ortaya çıkarma kararlığı olması gerekir. Kendilerine dokunacağından korkanlar ortaya çıkaramazlar. Onun için Darbeyi Araştırma Komisyonunu çalışamaz hale getirmeye çalıştılar. 15 Temmuz’dan sonra FETÖ ile ilişkileri kopmadı. 15 Temmuz sonrası ilişkilerinin nasıl devam ettiğinin çalışması yapıldı. Basılıyor, dağıtılacak. 

"15 Ocak'ta OHAL Çalıştayı yapıyoruz"

Türkiye hızla OHAL rejiminden çıkmak zorunda. OHAL’in etkilerini konuşacağımız çalışmaların devam etmesi lazım. İş dünyası, emek dünyası, üniversiteler OHAL’e karşı. OHAL aynı zamanda ekmeği, işi aşı yok eden bir düzen. Türkiye siyasi olarak, ekonomik ve toplumsal olarak istikrarı sağlayamaz. 

Sendikalar, STK’lerle birlikte OHAL Çalıştayı yapıyoruz. 15 Ocak’ta iş, emek cephesinin, yargının, üniversitelerin OHAL’in etkileri konusunda düşüncelerini paylaşıp ortak çıkışı konuşacakları çalıştay olacak. Herkesi adavet ediyoruz. 

"Abdullah Gül’ün adaylığı üzerinden tartışmayı doğru bulmuyoruz"

-Abdullah Gül 696 sayılı KHK yayınlandığına sorumlu devlet adamı tutumuyla endişelerini paylaştı. AK Parti yönetimi öyle rahatsız olmuş ki kurucumuz değil noktasına gelmişler. Kendi tabanları üzerinde bu eleştiriyi itibarsızlaştırma adına cumhurbaşkanlığı adaylığı polemiği olarak gösterme çabasındalar. Bu cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışması değil onların bu tuzağına düşmeyeceğiz. Oradaki eleştirinin etkisini böyle ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Türkiye’yi yöneten AK Parti liderliğinin tahammülsüzlükte geldiği noktayı gösteriyor.

Abdullah Gül’ün adaylığı üzerinden tartışmayı doğru bulmuyoruz. CHP halkı tatmin edecek bir adayla halkın önüne çıkar.

"Devleti çeteden ayıran hukuk içinde kalmasıdır"

(Süleyman Soylu’nun uyuşturucuyla mücadelede polislere ‘ayaklarını kırın’ talimatı vermesi) Uyuşturucu satıcılarına karşı kararlı mücadele elbette olmalı. Devletin polisi, savcısı, hakimi yok mu, bu nasıl üslup? Devleti çeteden ayıran hukuk içinde kalmasıdır."

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları