TMMOB 'enerji zamlarıyla yapılan soyguna hayır' dedi...
TMMOB Makina Mühendisleri Odası, elektriğe ve doğalgaza yapılan zamları eleştirdi. Sermayenin kârına değil, çalışanın ücretlerine
zam yapılması gerektiğini savunan
TMMOB şunları söyledi:
"
Zam yağmuru devam ediyor. AKP hükümeti, hükümete yakın çevreler ve sermayenin karları astronomik rakamlarla artarken, çalışanların ve yoksul halkın alım gücü son zamlarla daha da aşağı çekiliyor. Öyle ki aileler asgari ücretin dörtte birinden daha fazlası bir bütçeyi elektrik ve doğalgaza ödemek zorunda kalıyorlar. Doğalgazda ve Elektrikte SoygunBOTAŞ, doğalgaza yüzde 9.8
zam yapıldığını açıkladı. Elektrikte de toptan alım birim fiyatı 18.91 TL'den 20.80 TL'ye yükseltildi ki bu durum elektriğe de hemen yansıtıldı ve % 9.8 konutlarda, %4.3 sanayide olmak üzere
elektrik zamları açıklandı.
2011 yılı Ekim ayı başında
doğalgaz fiyatlarına yapılan % 15`lik zammı, Nisan 2012`de yapılan % 18`72 olan
zam izlemiştir. 1 Ekim`de yapılan son zamla birlikte bir yılda zamlar toplamda % 53,8`e varmıştır.
AKP iktidarı döneminde Ocak 2002-Nisan 2012 arasında ise % 208 oranında
zam yapılmıştır.
Halk, 1 Nisan'da doğalgaza yapılan % 18,72'lik astronomik zammı (yaz aylarının sıcak geçmesi ve ısınma ihtiyacı olmadığından) faturalarda hissetmemişti. 1 Nisan`daki % 18.72'lik artışın üzerine % 9,8'lik yeni
zam gelince faturalarda, yalnızca
doğalgaz rakamları % 28,52 daha fazla olacak. Örneğin geçen kış, aylık 300 lira
doğalgaz faturası ödeyen bir aile bu yıl 387 lira ödeyecek.
Plansızlığın Faturasını Halk ÖdüyorZam yalnızca petrol ve türevlerine gelmiyor. Elektrik üretiminin yarısından fazlası ithal petrol türevleri,
doğalgaz ve taş kömüründen elde ediliyor. Bu nedenle petrol ve türevlerinde herhangi bir artış doğrudan
elektrik üretimine yansıyor. Elektriğe en son
zam 1 Nisan'da yüzde 9,26 ile gerçekleşti. Açıklanan yeni zamla birlikte
elektrik fiyatları 6 ayda % 19 daha pahalanmış oluyor. Yani 2012 Mart ayında 90 lira ödeyen bir ailenin
elektrik faturası, bugün 107,1 lira.
Doğalgaz anlaşmalarının ve dışa bağımlılığın sürdürülmesi, enerjide otomatik fiyatlandırma ve daha birçok nedenden dolayı, elektriğin "yeterli, kaliteli, kesintisiz, ucuz ve çevreyle uyumlu bir biçimde kullanıma sunulması"
savlarıyla yürürlüğe konulan Elektrik Piyasası Yasası`nın öngördüğü sistem, halkın çıkarlarına aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Son 20 yıldır sürdürülen piyasalaşma sürecinin ülkemizde
elektrik alanında yarattığı sonuca baktığımızda, iddialarla derin çelişkiler oluşturan bir manzara ile karşı karşıya olduğumuz ortadadır.
Dünyanın En Pahalı Akaryakıtı Türkiye`de Bilindiği gibi zamanı ve bir periyodu olmadan sık sık yapılan
zam yağmurunun ilk halkası
akaryakıt idi. Türkiye bu zamla birlikte Akaryakıt Fiyatında Dünya Şampiyonu olmuştur. Şampiyon olmak zordur belki ama ülkemiz için bu süreç hiç de zor olmamış,
AKP iktidarı zamlarla ülkemizi hızla şampiyon yapmıştır.
Sermayeye Bir Peşkeş Daha: İGDAŞ`ın Özelleştirilme Çalışmaları SürüyorYaklaşık 25 yıl önce kurulan ve Belediye İktisadi Teşebbüsü statüsünde bir kamu kuruluşu olarak hizmet veren İstanbul Gaz Dağıtım Anonim Şirketi`nin (
İGDAŞ ) 2012 yılı sonuna kadar özelleştirilmesi planlanmaktadır. Başkent Doğalgaz A.Ş.`den sonra İGDAŞ`ı da özelleştirmeyi planlayan siyasal iktidar ve onun yerel yöneticileri temel bir insan hakkı olan enerjiye erişim hakkını gasp etmekte, bu karlı kamusal nitelikteki hizmetleri "özel" şirketlere "peşkeş" çekmekte, gelecekte büyük kamusal zarar doğmasına yol açmaktadırlar.
Halkın enerji ihtiyacının karşılanması faaliyetlerinin kamu hizmeti olduğu
gerçeği kabul edilmeli ve yasalarda yer alacak hususlar buna göre düzenlenmelidir. Neo liberalizmin emrettiği piyasa koşullarının insafına terk edilemeyecek kamusal hizmetlerin özelleştirilmesinden vazgeçilmeli, daha önce özelleştirilen kamu kurumları bu amaçlarla yeniden kamusallaştırılarak hizmete sokulmalıdır.
Enerji sektöründe süregelen ve sorunlara çözüm getirmediği ortaya çıkan kamu kurumlarını küçültme, işlevsizleştirme, serbestleştirme, özelleştirme amaçlı politika ve uygulamalar son bulmalı; mevcut kamu kuruluşları etkinleştirilmeli ve güçlendirilmelidir.
Özelleştirme en başta hizmet kalitesinin düşmesi, güvenlik açısından son derece önemli prensiplerin maliyet unsuru görülerek ortadan kaldırılması ve yüksek kar uğruna göz ardı edilmesi sonucunu doğuracaktır.
% 98 dışa bağımlı
doğalgaz enerjisi kullanımı hızla artıyor.
2002`de sanayide ve konutta 5 kente, sadece sanayide 9 kente giden
doğalgaz hattı, bugün itibarıyla 71 kente ulaşmıştır. Doğalgaz anlaşması yapılan tüm komşularıyla dış politikada sorunlar yaşayan Türkiye için enerji darboğazı hiç de uzak değildir. Bu yönde alternatif hiç bir şey planlanmadığı da görülmektedir.
Oysa: 140 milyar kWh/yıllık Türkiye Hidrolik enerji potansiyelimizin ancak yüzde 37`lik kısmı.
118 milyar kWh/yıl civarında olan linyit potansiyelimizin yüzde 33`lük kısmı,
11 milyar kWh/yıl potansiyele sahip olan taşkömürümüzün yüzde 22`lik kısmı,
31.500 MWt düzeyinde tahmin edilen ve Avrupa`da 1. sırada yer alan Jeotermal enerji potansiyelimizin ancak yüzde 15 civarındaki kısmı (4.757 MWt) işletmeye alınmıştır.
Sonuç Olarak:
Enerjiden yararlanmak çağdaş bir insan hakkıdır. Bu nedenle, enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir şekilde sunulması temel bir enerji politikası olmalıdır.
Enerji üretiminde ağırlık yerli, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına verilmelidir.
Yoksul ailelere mutlaka enerji yardımı yapılmalı, asgari ihtiyaçlarının karşılanabilmesini sağlayacak düzeyde
elektrik ve
doğalgaz desteği kamu eliyle sağlanmalıdır. Şehirlerde kirli kömür dağıtımından vazgeçilerek halkın sağlığı ile oynanmamalıdır. Kötü kaliteli kömürün şehir çöpleri ile birlikte temiz teknoloji ile çalışan
elektrik üretim tesislerinde kullanılması ve atık ısısının şehirlerin yoksul bölgelerinde ısıtma için aylık 30- 40 TL bedelle dağıtılması sağlanmalıdır.
TOKİ`nin özellikle gecekondu bölgelerinde inşa ettiği konutlarda bireysel ısıtma sistemlerinden vazgeçilerek
elektrik ve ısının birlikte üretileceği bölge ısıtma sistemleri kullanılmalıdır.
Orta ve düşük gelirli halkın oturduğu binaların ısı yalıtımının güçlendirilmesi ile yakıt tüketiminin düşürülerek istihdama katkı sağlanması için en az 500 milyon dolardan başlayan büyüklükteki fonlar devlet tarafından ayrılması gerekmektedir.
Zamlar Devam EdecekBu zamların ardından vatandaşın aylık faturası artacağı gibi sanayicinin de maliyeti yükselecek. Bu artışlarla tüm sektörlerde
zam furyası devam edecektir.
Asgari Ücretin Dörtte Biri Elektrik ve Doğalgaza Gidiyor
Bir asgari ücretli, aylık net ücretinin yüzde 17`sini doğalgaza, yüzde 11.48`ini elektriğe olmak üzere, aylık gelirinin dörtte birinden fazlasını % 28,5`ini enerji ihtiyacı için ödemektedir.
Bu durum ne insan haklarına, ne hak, ne hukuka sığar. Bir eli yağda bir eli balda iktidar ve sermaye çevreleri halkı ve emeği ile geçinen milyonları yok saymaktadır. Zamlar geri çekilsin."
ETİKETLER : TMMOB, elektrik, doğalgaz, zam, TOKİ, İGDAŞ, AKP, akaryakıt, türkiye, istanbul, gerçeği, haberleri, son dakika