Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), ‘Sokağa Çıkma Yasağı Sonrasında Cizre’de Sağlık Açısından Durum Raporu’nu açıkladı.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), ‘Sokağa Çıkma Yasağı Sonrasında Cizre’de Sağlık Açısından Durum Raporu’nu açıkladı.
İstanbul Tabip Odası’ndaki basın toplantısına TTB 2. Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, SES Eş Başkanı Gönül Erdem, TTB Merkez Konseyi Üyesi Prof. Dr. Nilay Etiler ve İstanbul Tabip Odası Sağlık Politikaları Komisyonu adına Dr. Süheyla Ağkoç’un katıldı.
Açıklamada söz alan Prof. Dr. Raşit Tükel, TTB ve SES tarafından oluşturulan bir heyetin, 6-7 Mart 2016 tarihlerinde, 14 Aralık 2015 - 2 Mart 2016 tarihleri arasında sokağa çıkma yasağı uygulanan Cizre’ye ziyaret gerçekleştirdiğini, bu kapsamda ilçede bulunan Devlet Hastanesi, Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık İstasyonu ve Özel Sağlık Kurumlarının ziyaret edildiğini belirtti.
Dr. Tükel, Cizre’de aylar süren sokağa çıkma yasakları sonucunda, ilçede halkın sağlıklı olma hali ile ilgili koşulların ortadan kalktığını, ilçedeki çatışmaların güven ortamını ortadan kaldırdığını, çatışmaların olduğu dönemde ilçe halkının büyük bir kısmının göç ettiğini belirtti. Sokağa çıkma yasağı süresince, sağlık çalışanlarını ve sağlık kuruluşlarını koruyan Cenevre Sözleşmelerinin ihlal edildiğini ifade eden Tükel, silahlı çatışma ve diğer şiddet durumlarında, güvenli bir biçimde, ihtiyaç duyan herkese sağlık hizmeti verilmesinin koşullarının sağlanması, sağlık kurumlarının ve sağlık çalışanlarının korunması gerektiğini söyledi. Dr. Tükel, ayrıca, güvenlik güçlerinin hastane içi ve yakınlarına konuşlanmaması, sağlık kurumlarını askeri amaçlarla kullanmaması gerektiğinin altını çizdi.
“Sokağa çıkma yasakları boyunca 167 kişi yaşamını yitirdi”
Raporu paylaşan Dr.Raşit Tükel,Cizre’de toplamda beş kez sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini ifade ederek, “Cizre’de son yasak 14 Aralık 2015’te ilan edilmiştir. Son yasak süresince kimliği tespit edilebilen 167 kişi yaşamını yitirirken; Temmuz 2015’ten beri yaşamını yitiren kişi sayısı toplam 278’dir. Doktor Aziz Yural da bu dönemde sokak ortasında vurularak yaşamını yitirmiştir” dedi.
Raşit Tükel, ilçe nüfusunun 2015 yılında 131 bin 816 olarak bildirildiğini,yasak başladıktan sonra yaklaşık 110 bin insanın yerinden olduğu dile getirerek, “14 Aralık 2015 tarihinden sonraki 20. günden itibaren ilçeden zorunlu göç hız kazanmıştır. 2 Mart 2016 tarihinden sonra İlçe merkezine dönüşler olmasıyla birlikte nüfusun yaklaşık 20.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir” açıklamasında bulundu.
Raporda yer alan ifadeler şöyle:
“Son sokağa çıkma yasağı ile Cizre’nin Cudi, Nur, Sur ve Yafes mahallelerindeki yapıların adeta deprem yaşanmışçasına ağır hasar gördüğü yerinde tespit edilmiştir. Cizre Belediyesi’nden verilen bilgiye göre, toplamda bin 300 civarında konutun ağır hasar gördüğü belirtilmiştir. Özellikle Cudi ve Nur mahallelerindeki evler içindeki eşyalarla beraber kullanılamaz veya tamamen yanmış haldedir. Altyapı bütünüyle hasar görmüş, sokaklar evlerin yıkıntılarıyla dolmuştur. Sokağa çıkma yasağının kalktığı 2 Mart 2016 sonrasında geri dönen ilçe nüfusunun büyük çoğunluğunun barınma sorunu yaşadığı gözlenmiştir. Yiyecek, giyecek, her hangi bir ev eşyası, kalacak bir yer bulunmamaktadır. Bundan sonra da dönebilecek nüfusla beraber bu sorunun daha da büyük bir boyuta ulaşacağı açıktır.
“Hastane içinde güvenlik güçleri ellerinde silahlarla dolaşıyor”
İlçede bir Devlet Hastanesi, iki özel sağlık kurumu, sekiz Aile Sağlığı Merkezi, bir Toplum Sağlığı Merkezi, Verem Savaş Birimi ve Belediye Halk Sağlığı Merkezi bulunmaktadır. Cizre Devlet Hastanesi’nin yataklı servisi olan 3. katın güvenlik güçleri tarafından kullanıldığı; 3. kata çıkışın yasak olduğuna dair yazıların asansör ve merdiven girişlerine asılı olduğu görülmüştür. Hastane içinde güvenlik güçlerinin elinde silahlarla dolaştığı gözlenmiştir. Hastane içinde dolaşan güvenlik güçleri ekibimize kim olduğumuzu, ne için geldiğimizi sormuştur. Fiziki bir engellemede bulunmasalar da hastanede olduğumuz süre boyunca sürekli etrafımızda dolaşmaları, sağlık çalışanlarının kaygılarını arttırmış ve bizimle temasını zorlaştırmıştır. Hasta yataklarının 3. kata taşındığı ve servislerde hasta yatırmak için yatak olmadığı, sadece yenidoğan yoğun bakımında hasta yatışı yapıldığı görülmüştür.
Yasak boyunca hastanede sadece acil poliklinikte hizmet verildiği, hasta ve yaralıların ambulanslarla hastaneye geldiği öğrenilmiştir. Kişilerin kendi olanaklarıyla gelmesinin mümkün olmadığı; gelmek için genelde sabah saatleri yerine öğleden sonraların tercih edildiği ifade edilmiştir. Hastanenin güvenlik güçlerince askeri amaçlarla kullanılması nedeniyle acil tedavisi gerekenler de dahil olmak üzere, halkın sağlık hizmetlerine erişim konusunda kaygı duyduğu izlenimi edinilmiştir.
Sağlık çalışanları tedirgin
Mevcut koşullar ve şiddet ortamının sağlık çalışanlarını da etkileyerek kaygı ve korkuya neden olduğu, bunun da çalışma ortamına yansıdığı gözlenmiştir. Görüşme yaptığımız bazı sağlık çalışanları güvenlik güçlerinin tedavi yapılması esnasında başlarında beklediklerini söylemiştir. Sağlık çalışanları, kendilerini korumak için yaptıkları enjeksiyonların ampullerini atmadıklarını, daha sonra olabilecek herhangi bir itham karşısında kendilerini korumak için bu ampulleri saklamak zorunda kaldıkların anlatmışlardır. Sokağa çıkma yasağının uygulandığı dönemde hastaneye başvuran kişilerin hastanenin Acil Servis girişinde sürekli bekleyen güvenlik güçleri tarafından üstlerinin arandığı ve kimlik bilgilerinin kontrol edildiği konusunda bilgi edinilmiştir. Aynı dönemde, üst aramasının hastane çalışanlarına da uygulandığı bildirilmiştir.
“Kadınlar evde doğumu tercih ediyor”
Aralık ayında normal doğum sayısı 152 sezaryen doğum 22, Ocak ayında normal doğum sayısı 78 sezaryen doğum 19, Şubat ayı normal doğum sayısı 94 sezaryen doğum 18 olarak kayıt edilmiştir. Yasağın olmadığı zamanlarda Cizre Devlet Hastanesi aciline başvuru sayısı ortalama 25 bin’dir. Normal doğum sayılarına bakıldığında 2014 Aralık ayında 943, sezaryen doğum 335 olarak tespit edilmiştir. Cizre Devlet Hastanesi’nde doğum sayıları yasak boyunca önemli bir düzeyde azalmıştır. Bu azalmada, gebe kadınların daha güvenli alanlara gitmesi yanında evde doğumu tercih etmeleriyle de ilişkilidir. 2015 yılının ilk üç ayında bile normal doğum sayısının yarıya düşmesi, bu durumun rakamlara yansıması olarak yorumlanmıştır.
“Sağlık çalışanları baskı altında olduklarını ifade ettiler”
Silahlı çatışma ortamının doğrudan ya da dolaylı etkileriyle halkın sağlık hizmetine erişimi önemli ölçüde engellemiştir. Hastane acil birimlerine günlük başvuruda, önceki aylara göre gözle görünür bir azalma olmuştur. Sağlık çalışanlarının yasak döneminde hastanede konakladığı, büyük bir kısmının evlerinin zarar gördüğü, kullanılamaz hale geldiği bilgisi alınmıştır. Acil poliklinikte sağlık çalışanları 10-15 gün sürelerle dönüşümlü olarak hizmet vermişlerdir. Sağlık çalışanları ısrarla mesleki sorumluluklarını yerine getirdiklerini dile getirmiş, “görev yerimizden ayrılmadık, buradaydık” vurgusu yapmışlardır. Hastanede görevli sağlık çalışanları bu dönemde baskı altında olduklarını, hizmet sunumu esnasında çeşitli sıkıntılar ve zorluklar yaşadıklarını ifade etmişlerdir.
İlçede iki özel sağlık merkezinden Nur Mahallesinde bulunan Botan Hastanesi, yasaktan önce sadece kadın hastalıkları polikliniği hizmeti veren bir kurumken kullanılamaz hale gelmiştir. Özel Cizre Tıp Merkezi, binanın tümü, içindeki odalar dahil paramparça edilmiştir. İçerideki tıbbi malzemeler tamamen parçalanmış, kullanılamaz hale gelmiştir.
“Eczaneler ciddi zarar görmüş”
Sokağa çıkma yasağının başladığı 14 Aralık 2015 Tarihi itibariyle çatışmalar yoğunlaşmış ve ilçedeki tüm ASM’ler kapanmıştır. Hekimlerin bir kısmı ilk gün ASM’yi açmış, ancak sonrasında kapatmak zorunda kalmıştır. Bir kısmı bir süre ilçede kalmış, sonrasında çevre illerdeki yakınlarına ya da ailelerinin yaşadığı illere gitmiştir. Cudi ve Nur mahallelerinde bulunan ASM’ler tahrip olmuş, kullanılamaz hale gelmiştir.
İlçede bulunan eczanelerin bir kısmı, özellikle Nur ve Sur mahallelerinde bulunanlar, ciddi zarar görmüştür. Merkezde ve hastane karşısında bulunan eczaneler açılabilmiş; ancak ulaşabilenlere hizmet sunulabilmiştir.
“Cizre’nin sağlığı için barış ortamı yeniden tesisi edilmesi gerekir”
Cizre’de gerek sağlık hizmetlerinden yararlanma gerekse sağlığın koşullarını yaratan temel olanaklar ortadan kalkmıştır. Sağlıklı olmanın olmazsa olmazları olan barış ve güven ortamı, kendini gerçekleştirme olanakları, kültürel kimliğinin tanınması, temel yaşam gereksinimleri ciddi yetersizlikler içermektedir. Sağlık hizmetlerine erişim açısından da güven duygusu ve mahremiyet ile ilgili ciddi engeller söz konusudur. Cizre’nin sağlığı için öncelikle savaş ortamının ortadan kaldırılması, barış ortamı ve güvenin yeniden tesisi edilmesi gerekir. Bunu takiben halkın temel yaşama gereksinimleri ve alt yapının yeniden inşa edilmesi için yerel yönetim devreye girmeli, kaynak ve işgücü anlamında merkezi yönetimden destek sağlanmalıdır. Cizrelilerin kendi yaşamlarını yeniden inşa etmesi anlamında olumlu ortam tesis edilmelidir. Sokağa çıkma yasağı süresince, sağlık çalışanlarını ve sağlık kuruluşlarını koruyan Cenevre Sözleşmelerinin ihlal edildiği bilinmektedir. Hükümetler ve güvenlik güçleri, sağlık çalışanlarının silahlı çatışma ve diğer şiddet durumlarında ihtiyacı olan herkese bakım verebilmesini sağlamak üzere Cenevre Sözleşmelerine uygun hareket etmelidirler. Bu yükümlülük, sağlık personelinin ve sağlık tesislerinin korunması gerekliliğini de kapsamalıdır.
“Sağlık kurumlarını askeri amaçlarla kullanmamalıdır”
Sağlık kurumlarının ve sağlık çalışanlarının korunması, güvenli bir biçimde hizmet vermesinin, yurttaşların da hizmet almasının koşulları sağlanmalıdır. İster sivil ister savaşan tarafta olsun, hasta ve yaralılara ihtiyaç duydukları bakım sağlanmalıdır. Klinik ihtiyaçların dikkate alınması dışında hastalar arasında hiçbir ayrım gözetilmemelidir. Güvenlik güçleri hastane içi ve yakınlarına konuşlanmamalı, sağlık kurumlarını askeri amaçlarla kullanmamalıdır. Bu konuda yerel idareciler, Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları net bir tutum göstermelidir. Olağanüstü durumlarda toplumun artan sağlık hizmeti ihtiyacının önünde böylesi bir engel oluşturulmamalıdır. Hekimler, sağlık çalışanları ve sağlık hizmeti sunumuna ilişkin haberler yapılırken, bir meslek grubunu karalayan, suçlayan haber ve yaklaşımlardan uzak durulmalıdır. Barınma, beslenme, temiz içme ve kullanma suyu ihtiyacına yönelik tespitlerin yapılabilmesi için eşgüdüm merkezinin kurulması önceliklidir.
Temel sağlık hizmetleri ile ilgili gereksinimler acilen karşılanmalı, gebe, bebek ve çocuklar gibi sağlık açısından risk gruplarının hızlıca tespit edilmeli, aksayan aşılama, tarama ve büyüme-gelişme takibi hizmetlerine devam edilmelidir. Bu amaçla Cizre’de gönüllü çalışma isteyen sağlık emekçilerinin teşvik edecek düzenlemeler yapılmalıdır.”
Vişne Haber Ajansı