Yarbay Ali Tatar ölümünün 11. yılında mezarı başında anıldı

FETÖ’nün kumpas soruşturmalarından 'Amirallere suikast' iddialarıyla ilgili soruşturma sürecinde intihar eden Yarbay Ali Tatar, ölümünün 11. yıl dönümünde Ankara'daki mezarı başında anıldı.
Yarbay Ali Tatar, 11'inci ölüm yıl dönümünde Ankara Karşıyaka Mezarlığı'ndaki kabri başında anıldı. "Amirallere suikast" tertibiyle tutuklanan ve serbest bırakıldıktan sonra savcının talebiyle yeniden yakalama kararı çıkarılınca intihar eden Yarbay Ali Tatar, ölümünün 11'inci yılında Karşıyaka Mezarlığı'nda düzenlenen törenle anıldı. Törene Ali Tatar'ın eşi Nilüfer Tatar, Ali Tatar'ın ağabeyi Ahmet Tatar ile eşi Leyla Tatar, çok sayıda seveni katıldı. Tatar'ın kabri başında saygı duruşundu bulunularak, İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından dualar edildi.

Anma töreninde konuşan Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar şu ifadeleri kulandı:
"Hayatımızı zehir eden bir virüsün gölgesinde tedirginlikle, ama bir o kadar da kararlılıkla bir araya geldik.
Yarbay Ali Tatar’ı anmanın ne demek olduğunun, yakın geçmişi unutmamak gerektiğinin bilinciyle buradayız.
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, unuttuğumuz her olay, üstünü örttüğümüz her sorun çok kısa süre içinde yeniden ve büyümüş olarak karşımıza çıkıyor.
Bu ülkenin tarihi, en temel hak ve özgürlükler konusunda kitlesel mücadelelerden ziyade bireysel ve küçük grupların çıkışlarını yazar. Bu yüzden kahramanları hiç eksik olmaz bu toprakların.
Bu kahramanlar, canları pahasına tarihin her diliminde ağasına, paşasına, beyine; hırsızına, zorbasına, zalime karşı herkesin sustuğu zamanlarda canlarını ateşe atmaktan çekinmemişlerdir. Cürümlerine aldırmadan, kaybedebileceklerini düşünmeden, cesaretle, haksızlığın karşısına dikilmişler, zalimin maskesini indirmişlerdir.
Tarih kitaplarında, onların hikayeleri mutlu sonlarla bitmez. Çoğunlukla güçlünün, egemenin karşısındaki yenilgileri yazılır. Yok edilmemişlerse tümden, mezarlarını işaretlenir.
Ama cesaretleri ve haklılıkları onları toplumsal hafızada ölümsüz kılar.
Onları ezenler, katledenler unutulur da onlar hep hatırlanır.
Hatırlanan genellikle kahramanlık hikayelerinden ibaret olunca, onların canları pahasına yaptıkları mücadelenin amacı unutulur, ya da sahiplenilmez.
.jpg)
Adına bilgisizlik de, korku de, yılgınlık de ne dersen de…
Bu derinliği olmayan hafıza, pusuda bekleyen zalimleri hep teşvik eder. Her dönem bir başka görüntü ile karşımıza “alikıran baş kesen” olarak tekrar tekrar dikilirler.
Cumhuriyet tarihi boyunca yaşadığımız budur.
Bunca kahramanın kaderini bu topraklarda bir Mustafa Kemal kırmıştır. Aslında ortaya çıkışı yalnızlığı, cesareti öncekilerle aynıdır. Ancak bilgisi, öngörüsü ve geleceği kurgulamaktaki üstün yeteneği ile bir imparatorluğun yıkıntıları arasında, umudunu kaybetmiş bir milleti kendine getirerek, Cumhuriyeti kurmuştur. Bunu nelere ve kimlere rağmen başardığını hepimiz okuduk, öğrendik. Ama çoğumuz bugünün konforu ile unuttuk.
Bak şimdi canımız yanıyor.
Bir bir budanıp yok edilen Cumhuriyet kazanımlarını koruyamamanın acısını yaşıyoruz.
Sıradan insanlar, yaşam alanlarının daralmasına çaresizce tepki gösteriyorlar.
Hepimiz yapamadıklarımızı, yerine getirmediğimiz sorumlulukları, başka yerlere ihale ettiğimizi çözümleri geç de olsa itiraf ediyoruz.
Ama ne kadar geciktiğimizi henüz bilmiyoruz. Gidişatı tersine çevirebilecek imkanımızın olup olmadığını zaman ve bizlerin kararlılığı gösterecek.
İşte tüm bu sürecin pervasızca yaşandığı bir dönemin sembol isimlerinden birinin, Yarbay Ali Tatar’ın kabri başındayız.
Yarbay Ali Tatar, devletin bütün kurumlarını ele geçiren, hukuku, adaleti ayaklar altına alıp, insanları ezmek için bir araç olarak kullanan Fetullahçı çetelere karşı canı elinde isyan etmiştir. Bedenini feda etmiş ama FETÖ'nün maskesini düşürmüştür.
Bedenen yoktur aramızda. Muktedirler için ‘hiç yeredir’ yaptığı.
Ama onursuz bir yaşamı kendilerine yol olarak seçenlerin, amaca ulaşmak için her yolu mubah görenlerin onu anlamasını zaten beklemiyoruz.
Beklediğimiz ve umut ettiğimiz Yarbay Ali Tatar’ların unutulmaması, uğruna mücadele ettiği değerlerin hatırlanması; ülkemizin, üzerine giydirilen bu deli gömleğinden kurtulması ve içine sokulduğu bu çağdışı ablukayı yarıp çıkmasıdır.
Saygıyla.”
Ali Tatar kimdir?
Ali Tatar 1967 yılında Ankara'da dünyaya geldi. İlk, orta ve liseyi Ankara Keçiören'de okuyan Ali Tatar, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden mezun oldu. Ali Tatar, burada master yaptı. Ali Tatar, 1989 da açılan sınavı kazanarak eğitim uzmanı olarak teğmen rütbesiyle Deniz Kuvvetlerine katıldı.
Deniz Kuvvetleri bünyesindeki astsubay hazırlama okulu Ali Tatar'ın ilk görev yeri oldu. Tayin olduğu Karamürsel Egitim Komutanlığında eğitim plan program şube müdürlüğü yaptı. Ali Tatar, Deniz lisesi ve Deniz Harp Okulu Öğretim Başkanlığı bünyesinde kısım amirliği ile şube müdürlüğü yaptı.
Son görev yeri olan Beylerbeyi Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığında, Okullar Eğitim Yönetim Şube başkanlığı yapmaktaydı. Görevleri devam ederken karşın yüksek lisans ve doktora yaptı. Ali Tatar, görev yaptığı birliklerde birçok başarı belgesi ve takdirname ile ödüllendirilmiştir.
5 Aralık 2009’da “Amirallere Suikast” soruşturması kapsamında tutuklanan ve 10 gün sonra tahliye edilen Yarbay Ali Tatar hakkında 3 gün sonra tekrar tutuklama kararı çıkarıldı. Tekrar cezaevine girmek istemeyen Tatar, bir veda mektubu bırakarak 2009 yılında intihar etti.
Ali Tatar'ın intihar ederken bıraktığı mektup şöyle:
Sevgili Nilü ve canım aile üyelerim...
Tam her şeyden kurtulduk derken sizlerden bir ayrılık durumu daha yaşamak durumundayım.
Bu ayrılık ebedi ayrılıktır.
Eğer öbür dünya varsa... İleride orada buluşuruz.
Ben ailemden kimseye küskün değilim.
Hepinizi çok seviyorum.
Hepinize bir hakkım geçtiyse helal olsun.
Sizin de bana hakkınızı helal edeceğinize eminim.
Dediğim gibi bana sakın kızmayın.
Belki bu süreç altı ay, bir yıl sonra geçecek.
Ancak benim buna dayanacak halim yok.
Öncelikle başınızı öne eğdirecek hiçbir şey yapmadım.
Başınızı dimdik tutun!
Ama ben bu hukuksuzlukla yaşayamam.
Yaşadıklarımı ikinci defa kaldırmam mümkün değil...
O deliğe bir daha dönmektense mezara girmeyi tercih ederim...
Belki benim ölümüm bu durumda olan başkalarının aydınlığa çıkışına bir ışık olur. Boşu boşuna ölmemiş olurum.
Bu şekilde ölmeyi hiç istemezdim.
Buna en çok karşı çıkan bendim.
Şu anda çok duygusal değilim.
Ağlamıyorum.
Yalnız içim buruk ve kırgın.
Bana bu oyunu oynayanlara ve sahip çıkmayanlara kırgınım.
Beni rahmetli babamın yanına gömün.
Karımı ve kızım Gökçen’imi size emanet ediyorum. Kızımı ve karımı yalnız bırakmayacağınızı, bu işin peşini bırakmayacağınızı biliyorum.
Tek tesellim sizleri son bir defa, hep birlikte görmek oldu.
Gökçen’im, canım kızım derslerine çok iyi çalış.
İyi çalış ve önemli yerlere gel ki, benim hesabımı sorabilesin!
Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez.
Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir cumhuriyet, ne de bir ülke bulamayacaksınız.
Şunu bilin ki, en küçük suçu ve günahı olmayan ben, bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum."
.jpg)
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












