loading
close
SON DAKİKALAR

Zammı boş verin fiyatlar böyle olsun o da yeter

Can Ataklı
Tarih: 11.01.2024
Köşe: Günlük Yazılar
Kaynak: Can Ataklı - Korkusuz

Can Ataklı; Dün sosyal medyada meclis lokantasında yenen bir yemeğin fişini gördüm. Dana kavurma ve pilav 42 lira, ton balıklı salata 45 lira, humus 12 lira, fıstıklı tel kadayıf 32 lira.

BUNU YAZMAK GEREK

Murat Kurum’un hayali bu mu?

Erdoğan tarafından İstanbul’a başkan adayı olarak atanan Murat Kurum seçimi kazanır mı bilemem ama daha ilk günden her açıdan yıpratılacak bir aday olduğu kesin.

Geçmişinde parlak bir başarı yok.

Nasıl yükseldiği bilinmiyor.

Emlak Konut genel müdürüyken hakkında açılan soruşturmadan sonra nasıl bu kadar tepelere ulaştığını anlayan yok.

Bakanlığı döneminde ise eleştirilecek o kadar çok iş yaptı ki Murat Kurum, seçim kampanyası boyunca önüne bunlar geldikçe ne yapacak merak ediyorum.

En ironik olan ise Murat Kurum döneminde çıkarılan İmar Affı sonucu son depremde yıkılan binaların hatırlatılması bile Kurum’u çok sıkıntıya sokacaktır.

Avrupa’nın çöplerinin Türkiye’ye taşınması, Salda Gölü’nün mahvedilmesi, yüzyılın konut projesindeki mağdurlar Murat Kurum’u seçim turları yaparken zora sokacaktır.

Elbette bu tür eleştiriler yönetime soyunan her aday için yapılabilir, Ekrem İmamoğlu da bazı eksikleri ve hataları nedeniyle gittiği yerlerde eleştiri bombardımanına tutuluyor zaman zaman.

Ancak benim dikkatimi çeken Murat Kurum’u destekleyenlerin bu adaya layık gördükleri imaj oldu.

Murat Kurum’u tanıtmak ve yüceltmek için hazırlanan bir görsel bana çok çarpıcı geldi.

Murat Kurum tıpkı İmamoğlu gibi kolları sıvamış, elinde bilgisayar, başında kask çalışıyor.

Çevresinde ise inşaatlar, kamyonlar, gökdelenler ve camiler var.

Peki İstanbul bundan mı ibaret?

İstanbul halkının bütün beklentisi inşaatlar mı?

İstanbul halkı camiye mi özlem duyuyor?

Kurum’u yüceltmek için hazırlanan bu görselde tek ağaç bile yok.

İnsanların huzur bulacağı bir park yok.

Okul yok.

Görünen o ki Murat Kurum da İstanbul’a hizmet etmek, bu kente bir şey katmak için değil Erdoğan iktidarının ayakta kalmasını sağlamak için din üzerinden yapılan algı yönetiminin bir parçası olmak üzere aday yapılmış.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

CHP İstanbul’da iş birliği yapmak zorunda

Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz CHP’nin İstanbul’da ve diğer büyükşehirlerde kaybedebileceği savından yola çıkarak iş birliği yapılması çağrısında bulundu.

CHP yönetiminin bu uyarılara kulak asmadığını söyleyen Vecdet Öz bakın mesajında neler yazdı;

2019’da sadece 13 bin 729 oy farkla galip gelen CHP, seçime bu kez Millet İttifakı desteği olmadan giriyor. Bu ise aradaki farkı çok geriye çeken büyük bir handikaptır. Cumhur İttifakı blok halinde zaiyat vermeden giriyor. AKP seçmeni Ekrem İmamoğlu’nun ne yaptığıyla ya da Murat Kurum’un neyi yanlış yaptığıyla ilgilenmez; reisleri ne diyorsa onu yapar!

CHP’nin kimden, nasıl ve hangi aklı aldığını bilemem, bildiğim bir şey var ki o da bizlerin telefonlarına cevap vermedikleri ve son seçimlerde sadece İstanbul’da aldığımız 50 binin üzerindeki oyu önemsemedikleridir.

Bana şimdi diyeceksiniz ki ‘hocam siz yine de destek verin!’ O iş öyle olmuyor maalesef! Seçmen partisini resmen ilan edilmiş bir birliktelik içinde görmediğinde oy vermiyor kardeşim.

İttifak görüntüsü, katılan parti oylarının dışında sinerji oylarını beraberinde getiriyor. Sizler bizleri değil bunu göremeyen ya da görmek istemeyen CHP yönetimini ikaz ediniz. Zira bizler tüm iyi niyetimizle gerekeni yaptık! 

Ne yazık ki kazanma ihtimalimiz olmazsa dahi ülke genelinde seçime katılmak zorundayız çünkü aksi halde hukuken bundan sonraki seçimlere katılma hakkımızı kaybederiz. Aynı şey CHP’nin araması gereken diğer partiler için de geçerlidir! Başta CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel olmak üzere tüm adayların da bunu biliyor ve görüyor olması gerekirdi. Ne yapılmaya çalışılıyor anlamak mümkün değildir.

Kimse hayal görmesin. Başta İstanbul olmak üzere ülke genelinde büyük bir hüsran yaşanacaktır.

Demedi demeyin!

Bakın huzurunuzda Sayın Özgür Özel, Sayın Ekrem İmamoğlu ve Sayın Mansur Yavaş beylere son kez çağrı yapıyorum:

Bırakın televizyonlarda gereksiz tartışmaları..!

Millet İttifakı bileşenlerini, Adalet Partisi’ni, Genç Parti’yi, Zafer Partisi’ni, Memleket Partisi’ni, Doğru Parti’yi, Bağımsız Türkiye Partisi’ni, Milli Yol Partisi’ni tekrar tekrar arayın, ikna edin, aday koymuşlarsa geri çektirin ve ne yapıp edip büyük bir ittifak kurun.

Katılmayanı ifşa edin zira bu seçim bundan sonra müspet ya da menfi yönde olacakların önünü açacak bir kader seçimi olacaktır.

Şunu asla unutmayın; bu normal bir seçim değil Cumhuriyet’le Siyasal İslam rejimi arasındaki ölüm kalım mücadelesidir. Daha neyin peşindesiniz?

Biz hazırız ve bir telefon kadar yakınız

Daha ne diyeyim? Aksi halde sizler de aynı yere hizmet ediyorsunuz, tarih sizleri affetmeyecektir.

ŞAŞIRDIM

Bağış makbuzunu yayınlamaya “kişisel veri açıklama” cezası

Merkez Karabük’te olan BRTV’nin genel yönetmeni sevgili dostum Mehmet Çetinkaya aradı.

“Hem öfkeliyim hem de çok gülüyorum başıma gelene” dedi.

Merakla ne olduğunu sordum.

Safranbolu eşsiz mimarisiyle UNESCO’nun dünya miras listesinde olan bir kentimiz.

Bu kentte usulsüz olduğu kadar görüntüsü de hayli çirkin bir bina inşa ediliyor.

Çetinkaya ve ekibi bu binayı haber yapıyor.

Haberin önemli ayrıntılarından biri de bina sahiplerinin Safranbolu Belediyesi’ne 500 bin liralık bağış yapmış olmaları.

Haberde bu bağış makbuzu da yer alıyor.

Bunun üzerine bina sahibi savcılığa suç duyurusunda bulunarak “kişisel verilerim izinsiz açıklandı” diyor.

Savcılık hemen soruşturma açıyor.

Çetinkaya ifadeye gidiyor, savcı bu bağış makbuzunu nereden aldığını, neden yayınladığını soruyor.

Ardından da “kişisel verileri alenen yayınlamak” suçlamasıyla ve 4 yıl hapis istemiyle kamu davası açıyor.

Ancak aynı savcı yapılan itiraz sonunda 4 gün sonra bu makbuzun kişisel veri sayılamayacağı, belediye tarafından kesilmiş bir makbuzun aleniyet kazandığı gerekçesiyle bu kez “soruşturmaya gerek yok” kararı veriyor.

Mehmet Çetinkaya durumu gülerek anlattıktan sonra “Son zamanlarda yargının iktidar mensuplarınca bir silah gibi kullanıldığı yolunda ciddi iddialar var. Benim başıma gelen de bu, senin takdirine bırakıyorum” dedi.

KOMİK

Zammı boş verin fiyatlar böyle olsun o da yeter

Herkes zam telaşında.

İşçi, memur, emekli herkes alacağı zammı konuşuyor.

Oysa alınacak zam o kadar da önemli değil.

Satın alma gücü hızla düşüyor, enflasyon yükseliyor fiyatlar sürekli artıyorsa zammın o kadar da anlamı yok.

Dün sosyal medyada meclis lokantasında yenen bir yemeğin fişini gördüm.

Dana kavurma ve pilav 42 lira, ton balıklı salata 45 lira, humus 12 lira, fıstıklı tel kadayıf 32 lira.

Meclis lokantası kuver için de 10 lira almış.

Toplam 141 lira etmiş.

Aynı yemekleri sıradan bir lokantada yemeğe kalksanız en az 500 lira ödersiniz.

O halde milletin vekillerine uygulanan tarife milletin aslına da uygulansa sorun kalmayacak.

ŞAKA GİBİ

Gitti “bay Kemal” geldi “Özgür efendi”

Türkiye’de kişilere istediği gibi hakaret etme, aşağılama hakkı sadece Erdoğan’da var.

Dilediği gibi konuşuyor, beğenmediği kişi ve kurumlara ağır hakaretler ediyor, lakaplar takıyor.

Erdoğan eski CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için “bay Kemal” diyordu.

Şimdi yeni genel başkan Özgür Özel’e de “Özgür efendi” diyor.

Her iki lakap da aşağılamak için kullanılıyor.

Nitekim Erdoğan “Özgür efendi” dedikçe dinleyenler kendisini alkışlıyorlar.

Erdoğan’ın hakaret ve aşağılamalarına karşı kimsenin yaptırım gücü yok.

Buna karşı Erdoğan’a söylenecek bırakın hakareti, eleştiriler bile hakaret tanımına sokuluyor hemen.

Çok merak ediyorum, CHP genel başkanı da Erdoğan için bir lakap bulsa ve kullanmaya başlasa ne olur?

Anında hakkında savcılığın “resen” soruşturma açacağını söylemek yanlış olmaz herhalde.

Bu arada bir yandaş yazarın yazısından öğrendim; Erdoğan beğendiği kişilere “hocam” dermiş. Eğer sevmediği biri ise ondan “efendi” diye söz edermiş.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları