loading
close
SON DAKİKALAR

Bütünşehir zorlaması halk için mi?

Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
Tarih: 14.10.2012

Prof. Dr. Birgül Ayman Güler yazıyor, ''Bütünşehirleşmek, hem ulusal hem toplumsal çıkarlara aykırıdır...''

Hükümet, 29 ili büyükşehir modelinin emrine vermek istiyor. Büyük soru her zamanki gibi: Neden?

Model tuhaf. Tuhaf, çünkü büyükşehir “büyük yerleşim merkezleri” için öngörülmüş bir model. Bizim sistemdeki illerde, illerin içinde yer alan kentsel mekanları yönetmek için tasarlanmış bir yapı. Hükümet’in yapmak istediği hem Anayasa’ya hem de yönetim bilimi ilkelerine aykırı.

Bu açık gerçeklere karşın Hükümet’in ısrarını ancak siyasal ve toplumsal alanlara bakarak açıklayabiliriz.

Israrın arkasındaki siyasal neden, Hükümet yetkililerinin zaman zaman açıkça dile getirdikleri ama açık bir siyasal program olarak ortaya koymadıkları “Başkanlık Sistemi” hedefidir. Başkanlık Sistemi, taşrada “merkezden yönetime dayalı il sistemi” üzerine yükselemez. İhtiyaç duyduğu şey, “yerinden yönetime dayanan il sistemi”dir. İller yerinden yönetime dayanırsa artık il olmaktan çıkıp “bölge” olarak adlandırılabilirler. Bu yapı, federalizm diye bilinen örgütlenmedir.

Birinci neden budur: Başkanlık Sistemi çerçevesinde federal örgütlenmenin alt yapısını oluşturmak. Bu yanlış iştir. Nasıl ABD üniter örgütlenmeye zorlansa dağılma riskiyle yüz yüze kalırsa, Türkiye de federal örgütlenme zorlaması karşısında dağılma riskiyle karşı karşıyadır.

Ancak, her siyasal nedenin bir toplumsal dayanağı, gerekçesi olmalıdır. Aksi halde, toplumsal ve siyasal gelişmeleri, siyasal aktörlerin iradelerinden ibaret şeyler derecesine indirmiş oluruz.

Israrın arkasındaki toplumsal neden, Hükümet Tasarısı’nın gerekçesinde yer almış durumdadır: Yerel yönetimler geniş ölçeğe taşınmalıdır. Buna göre “geniş ölçek” daha ileri teknoloji kullanmayı sağlayacaktır. Hizmetler “tek merkezden” görülecek, teknik adamlar ve yatırımlar büyük örgütlenmelerin içinden iş göreceklerdir. Çok sayıda küçük yerel birim, “büyük ölçek”li iş yapmayı, büyük işlerin ihalesini, büyük projeler geliştirmeyi ve büyük tesisleri işletmeyi beceremezler. O nedenle, Hükümet 16.082 köyü, köylerin %47’sini kapatıp mahalleye dönüştürmektedir. Aynı nedenle, 1562 beldeyi kapatıp mahalle derecesine indirmektedir. Yani, hiçbir yatırım kararı alma gücü olmayan ve yatırım işletme kararları sürecinde hiçbir etkileri olmayan birimlere dönüştürmektedir.

Geniş ölçekte hizmet, yani büyük projeler, büyük yatırımlar ve büyük hasılatlı tek merkezden işletmeler, “küresel” dünyanın baş rol oyuncularıdır. Bu “geniş” ve “büyük” ölçekli küresel dünya öyledir ki, yerli yatırımcı ve işletmecilerin en irileri bile bunların taşeronu konumuna mevzilenmekten fazlasını yapamazlar. Bergama’da, Kaz Dağları’nda, Uşak Eşme’de altın çıkaranlar, madencilik alanında yerli ya da yabancı olmaları fark etmeksizin her türlü fırsatı değerlendirenler, kamu – özel ortaklığı modeli ile kamu hizmet alanlarında tekel kuranlar, geniş ölçeği beklemektedirler. Ama bu geniş ölçek, “bürokrasiden arındırılmış” olmalıdır. “Yatırım ortamı yatırımcılar için iyileştirilmiş” olmalıdır. Yani, ‘yatırımcı’ bakanlıkların ulusal plan ve bütçeye dayanan karar sürecinin bolca soru soran mekanizmalarına takılmadan tüm işlemlerini “yerinden” ve tek adımda halledebilmelidir.

İkinci neden de işte budur: Türkiye’yi büyük ölçekli yerli – yabancı sermaye kesiminin verimine hazır etmek. Beldelerin yarısından çoğu, köylerin yarısı bu amaç uğruna kapatılmakta, halk bunun için karar mekanizmalarından daha da uzağa savrulmaktadır.

Bütünşehirleşmek… Hem ulusal hem toplumsal çıkarlara aykırıdır. Desteklenmesi, ancak, halkın yanında yer almaktan vazgeçmekle mümkün olur.

Prof. Dr. Birgül Ayman Güler

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları