loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre: Emir Sarıgül’ün İddialarının Hepsi Yalan!

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre: Emir Sarıgül’ün İddialarının Hepsi Yalan!
Tarih: 02.11.2026 - 10:56
Kategori: Siyaset

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre MYK toplantının ardından basın açıklaması yaptı. Zeynel Emre basın açıklamasında Emir Sarıgül’ün ek ifadesinde dile getirdiği iddiaları belgeleriyle çürüttü.

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre İddiaların hepsinin yalan olduğunu ifade etti.

Zeynel Emre’nin basın açıklaması şöyle:

“Değerli arkadaşlar, öncelikle sahada her geçen gün gördüğümüz bir durumdan büyük memnuniyet duyuyoruz. Dikkat ettiyseniz, geçtiğimiz hafta Sayın Genel Başkanımız 29 Ekim'de İstanbul'da, Kadıköy'de milyonlarla birlikte bir yürüyüş gerçekleştirdi. Bu, belki de bugüne kadar görülmüş en büyük kalabalıklardan birinin katıldığı, en büyük 29 Ekim gece yürüyüşlerinden biri oldu.

Yine ardından Balıkesir'de katıldığı bir etkinlikte halkın çok yoğun ilgisini gördü. Buradaki toplantılar da oldukça başarılı geçti.

Biz gittiğimiz her yerde şunu görüyoruz: Milletimiz YENİ Parti'yi bağrına basıyor, sahipleniyor. Partimize yoğun bir katılım sürüyor. Bundan ötürü büyük mutluluk duyduğumuzu ifade edelim.”

İktidara Yönelik Sahadaki Tepkiler

“Adalet ve Kalkınma Partisi ise gittiği yerlerde yoğun protestolarla karşılaşmaya başladı. Biz bunları yaşarken, geçtiğimiz hafta Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iki numaralı ismi, Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş'ın Kayseri'de, kendi memleketinde yuhalanması ibretliktir.

Kendileri yandaşlarla birlikte Lale Devri'ni yaşarken halkın sorunlarına, çektiği ıstıraplara ve acılara gözünüzü, gönlünüzü kapatırsanız sahada göreceğiniz tablo bundan farklı olmayacaktır.”

Fon Skandalı ve Sorumluluk Tartışması

“Değerli basın mensupları, tabii, asrın soygunu olarak tabir edeceğimiz büyük fon skandalı; kurucuların, iktidar partili yöneticilerin, soyulanların, genel başkan yardımcılarının, milletvekillerinin ve yöneticilerin, yani Adalet ve Kalkınma Partililerin içinde olduğu bir skandal. Öyle şeyler ortaya çıkardı ki artık her geçen gün, her hafta yeni bir pislik ortaya çıkıyor.

Biz bu süreç ilk başladığında, burada yaptığımız basın toplantılarında, hukuken örgütlü bir suç işlendiğini ve bunun nitelikli dolandırıcılık olduğunu ifade etmiştik. Geçtiğimiz hafta tutuklanan Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergün de örgüt üyesi olmak suçlamasıyla gözaltına alındı.

Bizim daha önce öngördüğümüz şekilde, evet, örgütlü bir suç.

Peki, örgütün üyelerinden birinin Enes Ergün Korkmaz olduğu bir ortamda bu örgütün lideri kimdir? Bu örgütü kim kurmuştur? Kurucusu kimdir?

Öyle ya, başı olmayan bir örgüt olur mu? Bunun hâlâ açıklanamamış olması, aslında olayın çok boyutlu olduğunu ve iktidar partisine mensup ya da onun yakınında bulunan çok sayıda kişinin gizlenen isimler arasında yer aldığını gösteriyor.

Şimdi, tabii, bu gözaltının şöyle ilginç bir yanı daha var: Biz başından beri yapılan işler için 'Siz kuzuyu kurda teslim ediyorsunuz, buradan böyle bir şey çıkmaz.' dedik. Haklılığımız da her geçen gün ortaya çıkıyor.

Biz bu Enes Ergün Korkmaz'ı daha önce nerede gördük, değerli arkadaşlar? Bakın, 29 Eylül'de Sayın Erdoğan'ın başkanlığında toplanan fon krizi toplantısında gördük.

Yani örgütlü bir şekilde nitelikli dolandırıcılık, bir fon soygunu gerçekleşmiş ve bunun bir üyesi var. Öte yandan, sözüm ona fonla ilgili kurduğunuz kurulun toplantısını da bu örgüt üyesiyle yapıyorsunuz.

O kadar iç içe geçmiş bir yapı var ki... Şimdi bu vurgunda başlıca sorumlular kimler? Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Borsa İstanbul. Ama en büyük kusurlu da Adalet ve Kalkınma Partisi'dir.”

Sosyal Medya Hesaplarına Erişim Engelleri

“Burada sorumluluklarını gizlemek, bunları toplumdan kaçırmak için yaptıkları başka bir şey daha var. İfade Özgürlüğü Derneği'nin raporuna göre, bakın, eylül ve ekim aylarında toplam 2.137 X hesabına erişim engeli getirilmiş. Sadece ekim ayında 795 hesap. Ekim ayında kapatılan bu hesapların toplam takipçi sayısı ise 21 milyon 500 bin.

Tabii burada ne yaparlarsa yapsınlar, bu soygun Anadolu'nun en ücra köşesinde dahi duyuldu, duyulmaya devam edecek. Bu fon vurgunu konuşuluyor ve foncuların bizzat Adalet ve Kalkınma Partililer olduğunu halkımız biliyor, görüyor.”

Açlık, Yoksulluk ve Emekli Maaşları

“Şimdi bir yandan milyarlarca TL'lik soygunlardan bahsediyoruz. Ülkeye ve topluma verilen zararın 100 milyar doları aştığı bir durumdan söz ediyoruz. Öte yandan, ülkede çok zor şartlarda yaşamını sürdürmeye çalışan halkımız var.

Bakın, TÜRK-İŞ'in açıkladığı Ekim 2026 açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 38.024 TL'ye yükselmiş.

Gıda harcamasının yanına giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu temel ihtiyaçları da koyduğunuzda, dört kişilik bir ailenin asgari düzeyde yaşayabilmesi için, yani yoksulluk sınırına ulaşabilmesi için 123.856 TL gelire ihtiyacı var.

Türkiye'de çalışan milyonlarca insanın böyle bir geliri var mı, değerli arkadaşlar?

Bakın, bugün 16 milyon emekli var. Ortalama emekli maaşına bakarsanız çok düşük. Beş buçuk milyon emekli, en düşük emekli maaşı olan 23.552 lira alıyor.

Emeklilikten sonra çalışmaya devam edenlerin sayısı rekor düzeye çıkmış durumda. Asgari ücrete bakıyorsunuz, 28 bin lira. Türkiye'de asgari ücretli sayısı da 11 milyona yakın.

Şimdi bu ücretleri ve sayıları hesaba katıp aileleri de düşündüğünüzde, Türkiye'nin yarısından fazlası açlıkla boğuşuyor; yoksulluk sınırının çok altında yaşıyor.

Ülkedeki milyonlarca işsizi de birlikte düşündüğünüzde, içine düştüğümüz, düşürüldüğümüz o yoksul ve kaotik düzen çok daha net hissediliyor, anlaşılıyor.

Türkiye'de böylesine bir ekonomik buhran, halkın bu kadar problem yaşadığı bir dönem hiçbir zaman yaşanmadı.

Bu iktidar, bu bereketli topraklar üzerine kurulu ülkemizde bütün topluma açlık yaşatmaktadır.

Şimdi de gelmişler, bakar mısınız, 'Emekli bizim başımızın tacı.' diyorlar.

Yatağa aç giren milyonlarca vatandaş, emekli var. Hâlâ hiç sıkılmadan 'Emekliler bizim başımızın tacı.' diyebiliyorlar.”

Yıl Sonu Zamları ve Elektrik Faturaları

“Şimdi değerli arkadaşlar, yıl sonu geliyor. Bir zamdan bahsediliyor, değil mi? Emekliye verilecek zamdan bahsediliyor.

Daha zam yapmadan, emeklinin cebine girecek muhtemel parayı, memurumuzun cebine girecek muhtemel artışı nasıl alacaklarının hesabını yapıyorlar.

Bakın, ilk işareti ne? Buna 'gizli zam' diyoruz.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, normalde yıllık 4.000 kilovatsaat elektrik tüketen abonelere, bu miktarın üzerinde tüketim yapan abonelere göre daha uygun fatura uygulanmasını sağlıyordu.

Yani şöyle ifade edelim: EPDK, 1 Ocak 2020'den itibaren konut aboneleri için yıllık elektrik tüketim sınırını 4.000 kilovatsaatten 3.000 kilovatsaate düşürme kararı aldı.

Bu da yaklaşık altı buçuk milyon konut abonesi demek.

Buna göre, elektrik harcaması 820 TL'yi aşan bu yaklaşık altı buçuk milyon konut abonesinin durumu ne olacak?

Yüksek tüketimli tüketici grubunda yer alacaklar ve faturalarında olağan dışı artış yaşayacaklar.

Yani siz, daha vatandaşın cebine beş kuruş girmeden, bir cebine girecek parayı öbür cebinden alıyorsunuz.

Dolayısıyla ülkedeki bu tür algı operasyonlarına dayalı uygulamalardan vatandaşımız bir kazanç sağlayamayacaktır. Burada yapılması gereken, maaşlara derli toplu zam yapılması, artış sağlanmasıdır.

Biz burada ifade ediyoruz, diyoruz ki: Bir emekli maaşı ilk etapta en az asgari ücret kadar olmalı. Devam eden süreçte de asgari ücret artırılmalı ve emekli maaşı bir buçuk asgari ücret seviyesine çekilmelidir. Aksi hâlde emekliye verilen bir maaştan değil, ancak küçük bir yardımdan bahsedebiliriz.”

Butlan Kararı ve Belediye Meclislerindeki Gelişmeler

“Şimdi değerli arkadaşlar, biz tabii YENİ Parti'yi kurduk. Büyük bir kumpasla, butlan kumpasıyla karşı karşıya kaldığımızda milletle birlikte partimizi kurduk. Bir buçuk yıldır belediyelere yönelik kumpaslar da devam ediyor.

Burada dikkat çekici bir şey var. Onun da altını tekrar çizmek istiyorum. Biz bu butlan kararı verildiğinde 'Bu, sarayla iş birliğidir. Önümüzdeki dönemde Cumhur İttifakı'na eklemlendiğini göreceksiniz.' dedik.

Bakın, yıllardır parlamentoyu takip eden basın mensuplarısınız. Bizim Mecliste, komisyonlarda, Genel Kurulda çok bariz, çok haklı, çok somut, itiraz edilemeyecek bir tespitimiz olsa dahi iktidar partisi bize gelir ve 'Ya siz şu önergeyi çekin, biz verelim; siz de öyle kabul edin.' der.

Çekmezsek bizim önergemizi reddederler. Aynı önergeyi başka bir ifadeyle kendileri getirirler. Ama ne olursa olsun bizim önergemizi reddederler.

Hiçbir kurulun seçiminde, hiçbir yerde yapılan seçimde bize oy verdiklerini göreniniz, bileniniz var mı, değerli arkadaşlar?

Şimdi bakın, bu butlan-iktidar ortaklığı, Adalet ve Kalkınma Partisi ile ortaklık artık o kadar aleni hâle geldi, o kadar gün yüzüne çıktı ki belediyelere operasyon yapıyorlar, belediye başkanlarını alıyorlar. Yerlerine başkan vekili seçimi yapılıyor.

Önce İzmir Menderes'te gördük. Butlan, Adalet ve Kalkınma Partisine gidip oy verdi; onları seçtirdi.

Sonra Mersin'de, Yenişehir'de, Mezitli'de gördük. İlk üç turda kendi partisine oy veren Cumhur İttifakı mensupları, son tura gelince butlana oy veriyor ve belediye başkan vekili seçtiriyorlar.

Yine geçtiğimiz günlerde Çukurova Belediyesinde gerçekleşen seçimde de aynı tabloyu gördük. İlk üç turdaki oylamada herkes kendi partisine oy veriyor. Biz öndeyiz. Dördüncü tur oylamaya gelindiğinde her nasılsa butlan, Cumhur İttifakı'nın oylarını alıyor ve belediye başkan vekilliğini kazanmış oluyor.

Bunu da bir kez daha milletimizin dikkatine sunuyorum.

Şimdi tabii, bu ittifakın, bu iş birliğinin, bu kumpasın sonuçlarını her geçen gün görüyoruz.”

Parti Açıklamalarının İnternet Sitesinden Kaldırılması

“Daha önce Genel Başkanımız Özgür Özel'in butlandan önce 'Turpun küçüğü' başlığıyla yapmış olduğu basın toplantısına ilişkin içeriğin butlan tarafından internet sitesinden kaldırıldığını görmüştük.

Şimdi üç yıllık süreçteki tüm konuşma ve açıklamalar iktidarı rahatsız ediyor ya, hepsini kaldırmışlar, değerli arkadaşlar.

Biz buradan bir kez daha söyleyelim: Saray, butlanla ittifakına devam etsin; biz milletimizle ittifak yapıp yolumuzda yürümeye devam edeceğiz.”

Askerî Hastaneler ve Savunma Kapasitesi

“Bugün içinde bulunduğumuz coğrafyayı düşündüğümüzde, askerî açıdan güçlenmemiz ve dikkat etmemiz gereken birçok husus olduğunu söyleyebiliriz.

Evet, güçlü bir ordumuz var. Ancak 15 Temmuz'dan sonra askerî hastanelerin kapatılması...

O zaman da biz buna itiraz etmiştik. Hatırlarsanız, 'Burada kurumlar söz konusu. Suç varsa kişilere aittir. Onları da bulup yargılarsınız. Ancak kurumları kapatamazsınız.' demiştik. Askerî hastaneler ve askerî hekimlik, uzmanlık ve savaş koşullarına uyum sağlayarak görev yapabilen personel gerektirir.

Bugün NATO'nun en büyük ikinci ordusuyuz. Askerî hastanesi olmayan NATO ülkeleri arasında tekiz. Burada bir yanlış yapılmıştı. Bu yanlıştan bir an evvel dönülmesi lazım.”

Avrupa Birliği, Lojistik ve Nakliyecilerin Sorunları

“Değerli arkadaşlar, dört gün önce burada yaptığımız basın toplantısında, 'Made in Europe' başlığıyla bilinen ve Avrupa Birliği'nin kendi içindeki ticareti geliştirmeyi amaçlayan çalışmasının önümüzdeki dönemde Türkiye'ye muhtemel yansımalarını da tartışmış, bu konuda bazı açıklamalar yapmıştık.

Şimdi bakın, burada her geçen gün yeni mağduriyetler ortaya çıkıyor. Şu an Avrupa'yla ticaretimizin yüzde 40'ı kara yoluyla yapılıyor. Yine geçtiğimiz günlerde yüzlerce tır şoförünün kontak kapatıp protesto ettiğini gördük.

Çünkü nakliye amacıyla Avrupa Birliği ülkelerine, Schengen bölgesine girdiklerinde, orada kalabilecekleri sürenin kısalması ve turist vizelerine ilişkin kalış süresi kurallarının uygulanması nedeniyle büyük mağduriyetler yaşanıyor.

Bu durumun düzelmesi lazım. Bu iktidar tarafından yönetildiğimiz her geçen gün, içeride ve dışarıda hakkımızın yendiği süreçleri görüyoruz. Burada da ticaretimizin geriletilmesine yönelik bir hamle var.

Bakın, bugün lojistik şirketlerine baktığımızda yüzde 50'sinin Avrupa menşeli olduğunu görüyoruz. Böyle olursa bu şirketler de Türkiye'den çıkış yapar ve zaten zor durumda olan ekonomimiz bir darbe daha alır.

Bunun için de Ticaret Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığının doğru bir koordinasyon sağlayarak bu soruna çözüm bulması gerekmektedir.”

YENİ Parti’nin Hedefleri ve Parti İçi Demokrasi

“Adını milletin koyduğu, bütçesini milletin belirlediği YENİ Parti'nin iktidara yürümek ve milletin umutlarını boşa çıkarmamak dışında hiçbir hedefi yoktur. Bu uğurda da gece gündüz çalışmaya devam edecektir.

YENİ Parti'de demokratik adımlar atmaya devam ediyoruz. Daha evvel il ve ilçe başkanlıklarını üyelerin katılımıyla ön seçim gerçekleştirerek belirlemiştik. Bu hafta sonu da 81 ilde, 3 bini aşan sandık bölgesinde, pazar sabah saat 08.00'den akşam 19.00'a kadar genel başkanlık seçimi için üyelerimiz oy kullanacak. 5 Kasım'a kadar üye olan herkes genel başkanlık seçiminde oy kullanabilecek.”

Partiye Yönelik Suçlamalar ve İddialara Yanıtlar

“Bugün itibarıyla Türkiye'nin birinci partisiyiz. Bunu gören iktidarın bize de kumpaslar kurmaya devam ettiğinin bilincindeyiz. Her geçen gün akla hayale gelmeyecek iftira ve suçlamalarla karşı karşıya kalıyoruz.

Burada son olarak geçtiğimiz günlerde gördüğümüz tablo ise şu: Mustafa Sarıgül'ün tutuklanan oğlu Emir Sarıgül'ün, tutuklandıktan bir süre sonra, daha önce sıklıkla gördüğümüz kumpaslardaki gibi yeniden savcının huzuruna getirildiğini ve genel başkanımız hakkında akla hayale gelmeyecek suçlamalarda bulunulduğunu görüyoruz.

Bakın, ifade yanımda var. Emir Sarıgül'ün ifadesi.

Saçmalığa bakar mısınız? Efendim, babası sözüm ona genel başkanımıza para vermiş; kendisi iki tane atkı almış.

Ağustos ayında da kim kime atkı alır? O da ayrı bir tartışma konusu. Çünkü bahsettiği ay ağustos ayı. Yani ağustos ayında mağazalar atkı satıyor mu, ona da bakmak lazım.

Efendim, bu atkının içerisine para konulmuş da genel başkanımıza verilmiş de... Nerede verilmiş? Yemeğe gidilmiş.

Yani genel başkanımızın yemekte olduğu, 20'den fazla insanın ve korumaların bulunduğu, korumaların sürekli ceride tuttuğu, gelen gideni yazdığı bir ortamda, kimse görmeden yemek çıkışında arabasına bu paketi koyabilmişler.

Ya değerli arkadaşlar, genel başkanın aracına yaklaşıp bir paket koymaya polisler izin verir mi? Yani bu sizin aklınıza yatıyor mu?

Saçma sapan iddialar. Suç duyurusunda bulunacağız elbette. Bu iftiralara karşı yasal yollara başvuracağız.

Efendim, bununla birlikte hemen basında çeşitli haberler çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi de, şöyle oldu da, böyle oldu da...

Bütün bunlar, bu kara propaganda, bu akıl dışı ithamlar... Dediğim gibi, hukukta temel bir kural vardır: Hayatın olağan akışına uygunluk.

Sürekli gözü önünde olan bir insandan söz ediyoruz. Birlikte yemek yiyorsunuz; milletvekilleri ve o kadar koruma var... En az 20 kişi, en az beş araba. Hiç kimse görmeyecek, hiçbir kamera çekmeyecek; bir kutuyu götürüp arabaya koyacaksınız.

Akıl dışı iddialar bunlar, değerli arkadaşlar.”

Parti Otobüsü, Kiralama ve Mali İşlemler

“Yine şunu da söyleyelim tabii: İddiada ne diyor? Diyor ki, genel merkeze otobüs alımı konusunda destek olmak amaçlıymış, değil mi? Partiye ait bir otobüsün ses sistemi yapılacakmış falan.

Şimdi değerli arkadaşlar, bakın, burasını da söyleyelim: 'Size otobüs alalım.' diyenlere biz de 'Bize şimdi bir şey almayın. Partiyi yasal olarak kuralım, hesabımızı açalım. O yasal sınırlar içerisinde ne kadar para yatırılabiliyorsa, yapabildiğiniz kadar yapın. Biz ne harcama yapacaksak ondan sonra yapalım.' dedik.

Bakın, bu da bizim otobüsü aldığımız döneme ait iki aylık fatura.

Biz otobüsü satın alma opsiyonuyla kiraladık. Burada iki ayda... Yani satın alma opsiyonlu bir şekilde kiraladık, kirasını veriyoruz. İçine yaptırdığımız bir ses sistemi yok. Çünkü firma bize bunu böyle kiraladı.

Bir yıllık kira sözleşmesi yaptık. Sonunda da satın alma imkânımız var.

Biz ses sistemi falan yaptırmış değiliz yani. Alıştılar bu tür yalanlara. Öyle devam ediyorlar. Fatura burada.

Şimdi, iddianın biri bu. Bakın, çürüdü. Öteki de kış gününde atkı almış, ağustosta!

Yani Allah akıl fikir versin ya! Bari birazcık kafanızı çalıştırın da kumpası kurarken insanları ikna edecek şekilde yapmaya çalışın. Bu kadar mantıksız, değerli arkadaşlar.”

Mustafa Sarıgül’ün İstifası ve Üyelik Durumu

“Bu konu ilk gündeme geldiğinde, ben geçen burada basın toplantısı yaparken ne söyledim? Dedim ki: 'Mustafa Sarıgül, hakkındaki iddiaların yoğunluğu ortaya çıkınca yönetime kendisi başvurdu ve partiye zarar vermemek adına istifa etmek istediğini söyledi. Biz de bunu olumlu karşıladık.'

Ve altını çizerek ne dedim, değerli arkadaşlar? 'Bugün itibarıyla Sarıgül'ün partiyle ilişiği kesilmiştir.' dedim. Değil mi, hatırlıyorsunuz?

Efendim, ondan sonra televizyon programlarında tartışmaya başlıyorlar: 'Yok, istifasını alamadılar da şöyle oldular, böyle oldular...'

Yani Sarıgül bir daha açıklama yapmak zorunda kaldı. 'İstifa ediyorum ben.' diye tekrar açıklama yapmak zorunda kaldı.

Hâlbuki bakın, burada da onu getirdim, T.C. kimliğini kapatarak.

Ben burada açıklama yaptığımız gün, 'Bizim partimizle ilişiği kalmamıştır.' dediğim gün, burada ne yazıyor? 'Üyeliğin son bulması.'

Bak, o da burada. Aynı gün!

Yani Türkiye'de, bakın, bu kadar yoksulluk var; emeklinin, çocukların problemleri var. Aynı medya organları bunları tartışamıyor, iktidara övgüler düzüyor. Gerçek Türkiye'yi konuşamıyor.

Ya biz burada gayet anlaşılır bir açıklama yapıyoruz ve 'Üyeliği düştü.' diyoruz. Onu bile 'Aman, yalan söylüyorlar.' diye...

Orada da bakıyorum tabii, butlan iş birliği var. Butlanı destekleyenler de sürekli bunu gündeme getiriyor.

Bu da burada, değerli arkadaşlar.

Biz, ne kadar kumpas kurmaya çalışırlarsa çalışsınlar, her türlü yalanı ve iftirayı çürütmeye devam edeceğiz, değerli arkadaşlar.

Önümüzdeki Haftanın Programı

“Yarın genel başkanımız Mecliste haftalık grup toplantısını yapacak.

Önümüzdeki hafta yine en az iki ilde saha ziyaretlerinde bulunması düşünülüyor genel başkanımızın. Bunun planlaması yapıldığında sizlere ayrıca açıklayacağım.

Benim anlatacaklarım bunlardan ibaret. Sorularınız varsa alabilirim, değerli arkadaşlar.”

Basın Mensuplarının Soruları ve Yanıtlar

Gazetecinin sorusu

DEM Parti'nin, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde kent uzlaşısı kapsamında CHP listesinden seçilen meclis üyelerinin kendi partilerine, DEM Parti'ye geçeceği yönünde bir açıklaması oldu.

Gözler de uzun süredir İBB'deki dengelerin nasıl şekilleneceği üzerinde.

DEM Partili yetkililerle bu konuda bir temasınız olmuş muydu? Kent uzlaşısı kapsamında seçilenlerin geçişi konusunda bilginiz var mıydı?

Bir de YENİ Parti'nin İBB Meclisinde grup kurma hazırlığında olduğunu biliyorduk. Bu konuda bir gelişme var mı? Son durum nedir?

Zeynel Emre’nin yanıtı

“Şimdi takip ediyorsunuz ve biz hep şunu söyledik:

Dedik ki: 'Bazı belediyelerde, belediye başkanlıklarında ve belediye meclislerinde dengeyi gözeterek, sorumluluk gereği Cumhur İttifakı'nın gerisine düşmemek amacıyla şu anda çağrı yapmıyoruz.'

Çünkü bahsettiğiniz şekilde, bizim İstanbul İttifakı dediğimiz kapsamda meclis üyesi olan arkadaşlar vardı.

Onun da altını çizelim: Cumhuriyet savcılığının, Kürtleri Batı illerinde belediye meclis üyesi yapıldığı gerekçesiyle soruşturma açma garabetine düştüğü bir ortamdan söz ediyoruz. Yani bunu da üzülerek ifade edelim.

Biz buna İstanbul İttifakı dedik. Bugün DEM Parti'ye geçme konusunda adım atan belli sayıdaki belediye meclis üyesi, bizim sıralarımızdan meclise girmişti.

Ve tabii biz YENİ Parti'yi kurduk.

YENİ Parti'ye, dediğim gibi, hemen çağrı yapmadık. Nedeni oradaki dengeydi.

Ama butlan, bakıyorsunuz, oradaki arkadaşlara disiplin cezası vermeye başladı.

Yani belediye başkanlarına, belediye meclis üyelerine disiplin işlemi uygulamaya başlayınca, biz ondan sonraki süreçte çağrı yapmak durumunda kaldık. Bildiğim kadarıyla bizdeki meclis üyesi sayısı 115'i geçti. Dolayısıyla biz YENİ Parti'ye geçmişken, DEM Parti'ye gönül veren kişilerin de butlanda kalmasını zaten beklemiyorduk. Yani onların oraya geçmesi, o anlamıyla normal.”

100 İl ve 1000 İlçe Projesi

Gazetecinin sorusu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin 100 il ve 1000 ilçe projesine partinizin yorumu nedir? Sizce bu projenin getirisi ne olur?

“Şimdi Türkiye'nin önceliği bu mu desek, Türkiye'nin önceliği bu değil. Önce Türkiye'nin mevcut il ve ilçelerde güvenliği sağlaması, o şehirlerde refahı artırması, ekonomiyi düzeltmesi, bu ülkedeki yoksulun ve emeklinin hâlini düşünmesi gerekiyor. Çünkü kendisi Cumhur İttifakı'nın ortağı.

Öncelikli sorunlara baktığımız zaman başka başlıklar görüyoruz. Sürekli bir anlatı, bir hikâye üzerinden vatandaşın karnını doyuramazsınız. Vatandaşın somut problemlerinin çözülmesine ihtiyaç var.”

İBB’de Olası Başkan Vekili Seçimi ve İttifak

Gazetecinin sorusu

Efendim, az önceki DEM Parti sorusuna yanıt verdiniz ama yakın zamanda İBB Belediye Meclisinde olası bir seçimden de bahsediliyor. O noktada yine bir birliktelik görecek miyiz? YENİ Parti ya da CHP muhalefetle birlikte hareket edecek mi? Buna ilişkin bir temasınız oldu mu?

“Tekrardan yeni bir kumpasla karşılaşırsak, bir daha seçim olursa, ben o gün İstanbul İttifakı kapsamında bizim listelerimizden seçilen arkadaşların o ittifaka sahip çıkacaklarını düşünüyorum.

Dolayısıyla bugünden ne olur, ne kestirilir, ne gerçekleşir, bunu kestirmek hakikaten kolay değil.

Çünkü sürekli kumpaslarla karşı karşıya kalıyoruz. Üsküdar'da gördüğümüz gibi, oylamadan önce gözaltına alınıp tutuklanan, sonra serbest bırakılan meclis üyeleri oluyor.

Onun için umarım öyle bir durumla, yeni bir kumpasla karşılaşmayız. Ama karşılaşırsak, o günkü koşullarda herkesin Türkiye İttifakı'na, İstanbul İttifakı'na sahip çıkması gerekir. Biz bunu bekleriz.”

Yargıtay Süreci, Butlan Kararı ve Siyasi Gelişmeler

Gazetecinin sorusu

Efendim, Yargıtay'dan bu butlanla ilgili karar bekleniyor ama bu noktada CHP'den bazı adımlar oldu. Özgür Özel'in geçmişte yaptığı açıklamalar internet sitesinden silindi. Hatta Özgür Özel'in genel merkezdeki fotoğrafının da kaldırılacağı iddia ediliyor. Bu gelişmelerle ilgili neler söylersiniz? Teşekkür ederim.

“Şimdi değerli arkadaşlar, bakın, bunun bir kumpas olduğunu, butlan kararının muhalefete, bize kurulmuş bir kumpas olduğunu söyledik. Asıl amaç, ülkedeki siyasetin tamamen rayından çıkarılması ve seçme-seçilme meselesinin göstermelik hâle geldiği bir Türkiye inşa edilmesiydi.

Biz milletimizle birlikte bu oyunu gördük. Butlanda kalanları da millet tanıdı.

Yani butlan kararı geldiği gün, elimize ulaşan araştırmalara göre oyumuz yüzde 35'ti. Şimdi dikkat ederseniz, oradaki oy yüzde bir, bir buçuklarda, bilemediniz ikilerde çıkıyor.

Koltuklarını korumak için her türlü hamleyi yapmaya devam ediyorlar. Disiplin işlemi uygulamışlardı. Olası Yargıtay kararına yönelik, davayı konusuz bırakmaya çalışan hamleler olmuştu.

Yani bunların devamında da buna göre hamleler yapmaya devam edeceklerdir.

Yani ama şimdi mesela, aslında deminki konuya çok da girmek istemedim.

Şimdi Mustafa Sarıgül meselesini anlatırken de sanki şöyle açıklamalar duyuyoruz: Sarıgül gibi bir ismi kimse tanımıyordu da Sayın Özgür Özel topluma mal etmiş gibi bir anlayış var.

Hâlbuki kendisi önceki yönetim tarafından başarılı bulunmuş. Daha önce ihraç edilen Sarıgül'ü partiye almış, büyükşehir adayı göstermiş, devamında milletvekili adayı göstermiş. Partimizin milletvekiliydi.

Kaldı ki son kurultayda, en son geçerli seçimli kurultayda, üç yıl önce yapılan kurultayda da Sarıgül'ün durduğu pozisyon, desteklediği yer Sayın Özgür Özel'in yanı değildi.

Ama daha sonrasında partiye pozitif katkı sağladı. Butlan kumpasından sonra da bunun bir kumpas olduğunu söyledi ve YENİ Parti'ye katıldı.

Şimdi bakın, hakkındaki iddialar ortaya çıkınca da dediğim gibi yapılması gereken adımları karşılıklı konuşarak yaptık.

Bundan sonrası, olay tam açıklığa kavuştuktan sonra ortaya çıkar.”

Kara Propaganda Eleştirisi ve Kapanış

“Ancak değerli arkadaşlar, bakın, tek bir gün yok ki yeni güne uyandığımızda bizim partimizin büyümesine yönelik haksız bir saldırı olmasın.

Tek bir gün yok ki kara propagandalara karşı kendimizi tekrar tekrar izah etmek durumunda kalmayalım.

Bütün bu resme baktığınız zaman, aynı anlayışın butlanı da adeta pamuklara sardığını görüyorsunuz.

Yani sosyal medyada, medyada bizi yerden yere vurup karalayanların butlana karşı bir sevgisi ve övgüsü ortaya çıkıyor.

Yani bu fotoğraflara aslında bir bütün olarak baktığınızda halkımız, Türk halkı, her şeyi görüyor. Seçimde de gereken dersi herkese verecek.”

Kaynak : istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları