Cumartesi Anneleri/İnsanları bu hafta 22 yıl önce gözaltında kaybedilen Yusuf Erişti için oturdu...
Galatasaray Meydanı’nda 416. kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları 1991 yılında kaybedilen Yusuf Erişti’nin akıbetini sordu.
1995 yılında gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Mart ayının katliamlar ayı olduğunu belirterek Gazi Katliamına ve Halepçe Katliamını hatırlattı.
16 Mart’ın kendileri için acı bir gün olduğunu ifade eden Tosun, bir yandan konuşmak istemediklerini bir yandan da içlerinin yandığını belirtip, ‘’Canlarımız kayıptı. Hala da kaybediliyor. Bunlara son verilene kadar buradayız. Kayıplarımız için bir mezar istiyoruz’’ dedi.
1980 yılında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır, yazın sıcağı, kışın soğuğu demeden yıllardır sitemlerini dile getirdiklerini söyleyerek, anlatılacak artık çok şeyin kalmadığını, Cumartesi Annelerinin seslerinin sınır dışında duyulduğunu ama buradaki insanların duygudan eksik olduğunu ve buradaki sesleri duymadığını söyledi.
Türkiye’nin demokrat ve devrimcileri katlettiğini söyleyen Yusuf Erişti’nin kuzeni Hasan Erişti, Yusuf’un İstanbul Belgrat kapıda işkenceciler tarafından gözaltına alındı. Vermiş olduğumuz dilekçelerin hepsi sonuçsuz kaldı. Fikret Işıkara, Mehmet Ağar ve Hacı Baykara failleridir ama yargılanmıyorlar’’ dedi.
Ayrıca, Hasan Erişti köyünde yaşayan Yusuf’un babasının Reşadiye’de ki albay ve yüzbaşılar tarafından sürekli olarak Yusuf konusunda taciz edildiğini belirtti.
Yusuf’un kardeşi Zehra Erişti, Başbakana ve Cumhurbaşkanına seslenerek, ağabeyini öldüren Mehmet Ağar’ın cezaevinde krallar gibi yaşatıldığının, başka ülkelerle ilgileneceğine bizim sesimizi duysun’’dedi.
Haftanın açıklamasını Mine Nazari okudu.
14 Mart 1991'de Perşembe sabahı Belgrad kapı civarında İstanbul Terörle Mücadele polislerince gözaltına alındı. Gayrettepe siyasi şube’ye götürüldü. Başında Fikret Işınkaralar’ın olduğu tim tarafından işkenceyle sorgulandı.
Avukat Fethiye Pekşen DGM’ye başvurarak, gözaltında tutulan Yusuf’la görüşmek izni aldı. Emniyet müdürlüğüne gittiğindeyse görüştürülmedi. 29 Mart 1991’de polisler hakkında suç duyurusunda bulunan avukata ‘’Yusuf Erişti’nin gözaltında olduğuna ilişkin bir kayda rastlanmamıştır’’cevabı verildi.
Gayrettepe'de onu sorguda görenler, 'Size hiçbir şey söyleyemeyeceğim' diye bağırdığına tanık oldu."
"Bir görgü tanığı, "Yusuf'a yoğun işkence yapıldı. Onu en son 17 Mart'ta komaya girmiş halde hücresine götürülürken gördüm" dedi.
Babası Bekir Erişti, devletin her kademesine 30'a yakın dilekçeyle başvurup oğlunu sordu, ama yanıt alamadı. Yusuf'un gözaltına alındığı inkâr edildi."
Dönemin Kars Milletvekili Mahmut Alınak 25 Nisan 1992 tarihinde Başbakan Yıldırım Akbulut’un cevaplandırması talebiyle verdiği soru önergesinde tanıkların ifadelerini aktararak Yusuf Erişti’nin akıbetini sordu. Önergede iddia edilen hususların gerçekle ilgisi yoktur. Arz ederim’’ dedi.
"Yusuf'un kaybedilmesinden o dönem Terörle Mücadele Şubesi'nde görev yapan herkesi ve başta İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar'ı sorumlu tutuyoruz. Onu sorgulayan işkence timinde kimlerin olduğunu biliyoruz, Fikret Işınkaralar ve Hacı Baykara bunlardan yalnızca ikisi."
Dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, halen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) Siyasi ve Hukuk İşleri'nden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili.
22 yıldır, hukuku işletmeyen savcıları, ‘’kendi’’ yargıçlarını yaratmayı amaçlayan siyasal iktidarları Yusuf Erişti’nin kaybedilmesinden sorumlu tutuyoruz.
Vişne Haber Ajansı