HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Ankara Adliyesi’nde görülecek duruşması öncesi, adliye önünde açıklama yaptı.
HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Ankara Adliyesi’nde görülecek duruşması öncesi, adliye önünde açıklama yaptı. Demirtaş'la birlikte 6 milyon insanın yargılandığını söyleyen Baydemir şöyle konuştu:
Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemlerinden bir tanesinden geçiyoruz. 21 yy.'dayız Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş bugün, 246 gün sonra ilk defa rehin tutulduğu süreçten bir mahkeme salonuna getiriliyor. 21 yy.'da HDP'nin Eş Genel Başkanlarının, milletvekillerinin tutuklandığı, rehin tutulduğu bir atmosfer içinde 'adliye önünde basın açıklaması yapamazsınız' diyorlar. Bu Türkiye'ye karanlığın dayatılmasıdır. Çok açık ve net söylüyoruz; hiçbir karanlık güç hakikatin aydınlatıcı gücünü bastıramaz.
Muhalefetin sesi yargı yoluyla kıstırılmaya çalışılıyor
Sayın Selahattin Demirtaş, Eş Genel Başkanımız 2015 yılında yapmış olduğu bir konuşmadan dolayı bugün yargılanıyor. Ama aynı zamanda Selma Irmak Diyarbakır'da yargılanıyor. Aynı zamanda Hukuktan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Aysel Tuğluk, Ankara Adliyesi'nde yargılanıyor. Bir nevi demokratik muhalefetin sesi yargı yoluyla, yargı baskısıyla kıstırılmaya çalışılıyor.
Demirtaşlarız, Yüksekdağlarız, Velileriz, Semihleriz
Tamı tamına 100 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca her dönemin mutlaka ama mutlaka zorbaları bir boyutuyla muktedirleri oldu. Bu ülke Sıkı Yönetim Mahkemeleriyle, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'yle (DGM), İstiklal Mahkemeleriyle yüz yüze kaldı. İşte İstiklal Mahkemeleri döneminde bizler Şeyh Said olduk, Şeyh Rıza olduk. Sıkıyönetim Mahkemelerinde Deniz olduk. DGM'de net söylüyorum Leyla Zana olduk, Hatif Dicleler olduk, Orhan Doğanlar olduk. Bugün AKP'nin yargı kolu, AKP'nin muktedirliğinde Selahattin Demirtaşlarız, Figen Yüksekdağlarız, Velileriz, Semihleriz ve aynı zamanda milyonlarız.
Bugün 6 milyon insan yargılanıyor
Bugün sadece yargılanan Selahattin Demirtaş değildir. 6 milyon insanın seçme ve seçilme hakkı yargılanıyor. 6 milyon insanın gelecek umudu yargılanmak isteniyor. Hiç birinizin şüphesi olmasın bu baskı rejimi mutlaka ama mutlaka bitecek.
AP kararının müsebbibi Hükümet’tir
Bugün bu ülke bütün çabalarına rağmen bir kez daha Avrupa Konseyi'nde izlenme sürecine alınmışsa bunun tek müsebbibi hükümet politikalarıdır. Eğer bir kez daha Avrupa Parlamentosu'nda müzakerelerin durdurulması kararı alınmışsa bu hükümetin politikaları sonucudur. Bir ülke yanlış politikalarla, demokratik değerler açısından intihara sürüklenmiştir. Tarih bir gün mutlaka ama mutlaka muktedirlerin zulmünü de yazacaktır. Muktedirlerin zulmüne karşı onurlu bir duruşu ortaya koyan Selahattin Demirtaşları, Figen Yüksekdağları, HDP'lileri, aydınları, yazarları, tutuklanan gazetecileri de kaydedecektir, yazacaktır.
Tek yol muhalefetin sesine kulak vermek
Bu ülkenin bu gidişatına zerre kadar faydası yoktur. Türküyle, Kürdüyle, emekçisiyle, Alevisiyle bu gidişatın kimseye ama kimseye zerre kadar katkısı ve faydası yoktur. Bu kötü gidişattan çıkışın bir yolu ve gündemi var. O yol ve gündem de muhalefetin sesine kulak vermektir. Demirtaş'ın sesine kulak vermektir, yani hakikatin sesine kulak vermektir. 2015'in Eylül ayında Sayın Selahattin Demirtaş'ın yapmış olduğu açıklama demokratik muhalefetin eleştiri hakkıydı. Ama bugün 2017'de o güne baktığımızda Selahattin Demirtaş'ın konuşmasına baktığımızda sadece bir eleştiri hakkı değil bir hakikat haykırışıdır.
Demirtaş’a kulak verilseydi OHAL olmazdı
Eğer Demirtaş'ın sesine kulak verilmiş olsaydı bugün bu ülkede OHAL olmayacaktır. Demirtaş'ın sesine kulak verilmiş olsaydı bugün KHK'lara gerek olmayacaktır. Demirtaşların, HDP'nin sesine kulak verilmiş olsaydı bugün bu ülkede aydınlar, yazarlar cezaevinde olmayacaktı. Bir kez daha tüm kamuoyunu Demirtaşların, HDP'nin, muhalefetin sesine kulak vermeye çağırıyoruz. Geciken adalet adalet değildir.
Bu tıkanıklığı aşmanın bir diğer yolu da Anayasa Mahkemesi'nin verdiği behemahal daha önce vermiş olduğu içtihatına sahip çıkmasıdır. Bu hukuki tıkanıklık Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla açılırsa sadece bir hukuksuzluk bir adaletsizlik ortadan kalkmış olmayacak. Aynı zamanda ülkenin geleceğini karartan bu sürecin aydınlığa evrilmesine de kapı aralamış olacaktır.
Vişne Haber Ajansı