Göreve başladıktan 7 ay sonra Şişli Belediyesi’ndeki makamında öldürülen imardan sorumlu Başkan Yardımcısı Cemil Candaş cinayetinde şu ana kadar 5 kişi tutuklandı.
Göreve başladıktan 7 ay sonra Şişli Belediyesi’ndeki makamında öldürülen imardan sorumlu Başkan Yardımcısı Cemil Candaş cinayetinde şu ana kadar 5 kişi tutuklandı. Soruşturmada gelinen noktayı ağabeyi Cemal Candaş Posta gazetesinden Nedim Şener’e anlattı...
Kardeşiniz tehdit alıyor muydu?
Bir sürü tehdit aldı ama üzerinde işlem yapılan birkaç somut olay var. Makam arabasına binmek üzereyken birisi ona silah gösterdi. Şoför onu fark edip inince adam kaçtı.
Kaçtığı yer Şişli Belediyesi’nin otoparkıydı. Ertesi gün aynı kişi yine belediye önünde görüldü ama polis havaya ateş ederek adamı kaçırdı.
Kardeşim 2 Temmuz’da Trabzon’a gitmek için havaalanına eşiyle birlikte geldiğinde birisi gelip ona arkasından çarpmış. Döner dönmez de Cemil’i tokatlamış. Orada zabıt tutuldu, iş savcılığa intikal etti. Bayram dönüşünde de ilk iş gününde de zaten katledildi.
Koruma istemedi mi?
İstanbul vali yardımcısına gitti avukatıyla. Vali muavininden koruma istedi. Takriben Nisan aylarında. Haziran ayı başında valilikten bir yazı geldi. Koruma talebinin uygun bulunduğu, komisyona gideceği bildirildi. Ama aradan geçen 2.5 ayda maalesef bir koruma verilmedi.
Peki cinayetten sonra gözleminiz nedir, sizce kim azmettirdi?
Yapan kişi Cemil’i tanımıyor. Adı Şenol Şahin, kiralık katil. Cemil anlatıyordu, Şişli’de ruhsat almak için belirli bir düzen var. Bu düzen şöyle işliyor. Siz Şişli sınırları içinde ruhsat alacaksanız belli bürolar var. Önce oraya gidiyorsunuz. Onlar size arsanızın üzerine ne kadar inşaat yapabileceğinizi söylüyorlar.
Koridorlarda tur atanlar
“Siz bize vekalet verin, biz bu işi şu rakama yaparız” diyorlar. Belediyedeki memurlar bürolardaki bu kişileri zaten amirleri olarak görüyor. Cemil ilk işe başladığında bu insanlarla çekişme yaşadı. “Belediye ile işi olan varsa benle görüşsün dışarıdakilerle değil” diyordu.
Birkaç ay önce çok iddialı birçok firmanın iskanlarının sahte evraklarla alındığını söyledi. Bunun üzerine gitti. Belediyede bir program var, iskanı oraya işliyorsunuz.
Burada hile yapılıyor. 3 bin, 5 bin, 10 bin metrekare iskansız inşaatlar yapılmış. İskanlar belediyede bir bilgisayar programı ile işleniyor. Buradaki kayıtlar İstanbul Belediyesi ve bakanlık tarafından da görülüyormuş, Hilenin de burada yapıldığını keşfetmiş. Yasadışı yapılan inşaatlara yasaya uygunmuş gibi iskanlar düzenlenmiş.
Bunun üzerine gitti ve 10’a yakın böyle olay hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bu süreç Cemil’in başına gelenlerin en önemli halkasıdır.
Peki gerçek azmettirici kim?
Tutuklananların bu işin içinde olduğu açık, görüntüler var ama asıl azmettiricilere ulaşılabileceğini sanmıyorum. O kadar karmaşık ki, öyle büyük insanların işine mani olumuş ki, sonrasına ulaşılabileceği konusunda umutsuzum.
Gözlemim birisi bu. Diğeri şu; tahmin ediyordum ama şimdi yaşayarak gördüğüm şey şu; siyasiler maalesef bu süreci hem biliyorlar hem de bir kısmı siyasi geleceği için bu işe bulaşmak istemiyor. Şişli Belediye Başkanı ve birkaç iyi niyetli insanın dışında bu davaya sahip çıkan hiç kimse yok.
Cinayeti aydınlatmak devletin namus borcu
Yaşananlardan merkezi yönetimin sorumluluğu yok mu?
Bu olayların siyasi iktidardan bağımsız olduğunu sanmıyorum. Sisteme girilip, sahte evrak üretilip binlerce metrekare sahte iskan verilmiş. Bu Büyükşehir’in, Çevre Bakanlığı’nın görebildiği bir sistem, niye bunların haberi yok.
Belki de var?
Yani, bu sadece Şişli’de olmuyordur. Cemil çetelerin rüşvete bağladığı belediye çalışanlarının da tepkisini çekiyordu. Ben iddia ediyorum; Şişli Belediyesi’nde çalışanların yüzde 80’inin amiri o çeteler. Çünkü harçlıklarını onlar veriyor.
Umudunuz var mı?
Naifçe bir şey ama Cemil devlet memuru statüsünde belediye başkanı yardımcısı olarak öldürüldü. Bunu aydınlatmak devletin namus borcu. Belki devlet içinde böyle düşünenler de vardır.