loading
close
SON DAKİKALAR

CHP’li Emir’den, İçtüzük değişikliklerine egzersiz ve rakamlı yorum

CHP’li Emir’den, İçtüzük değişikliklerine egzersiz ve rakamlı yorum
Tarih: 19.07.2017 - 07:15
Kategori: Siyaset

Meclis İç Tüzüğü’nde değişiklik öngören düzenlemenin devam eden görüşmeleri sırasında söz alan Komisyon üyesi CHP'li Murat Emir, TBMM Genel Kurulu’nda kanunlar görüşülürken her maddede yoklama istenmesini engelleyen düzenlemeyi esprili bir dille eleştirdi

Anayasa Komisyonu’nda, Meclis İç Tüzüğü’nde değişiklik öngören düzenlemenin devam eden görüşmeleri sırasında söz alan Komisyon üyesi CHP Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, TBMM Genel Kurulu’nda kanunlar görüşülürken her maddede yoklama istenmesini engelleyen düzenlemeyi esprili bir dille eleştirdi. Özellikle AKP milletvekillerini kast eden CHP’li Emir, “Sizin yoklamalardan hazzetmediğinizi biliyoruz. Yoklama istediğimiz zaman aslında bence hoşlanmalısınız. Bilirsiniz, hepiniz tanıksınız, o yoklama istendiğinde hızlıca gelip Genel Kurul salonunda bir boy gösterip çıkıyorsunuz. Bu kadar egzersizi bile kendinizden esirgemeyin, bence –bir hekim olarak söyleyeyim buna ihtiyacınız var. Bunu kaldırmayın, yoklamalara uyun, biraz daha spor yapmış olursunuz” dedi. Emir, esas komisyonunda en az kırkbeş gün içinde incelenmeyen tasarı, teklif ve kanun hükmünde kararnamelerin Meclis Genel Kurulu’na indirilmesini kısıtlayan düzenlemeyi de milletvekillerinin bu dönem verdiği kanun tekliflerinin partilere göre sayılarını açıklayarak yorumladı ve “26’ncı Dönemde AKP Grubu 317 milletvekiline rağmen 34, MHP Grubu 252, HDP Grubu 99, CHP Grubu –sıkı durun- 1.394 kanun teklifi vermiş. Şimdi AKP’li milletvekillerinin tembelliğini, görevini ihmal etmesini, çalışmamasını, yasa teklifi hazırlamamasını, yasa teklifi hazırlamak yerine, tasarılarla hükûmetin yani bürokrasinin çalışmasına Meclisi feda etmesini ödüllendirmek zorunda niye oluyoruz? Her parti grubu haftada bir gün kanun teklifi getirecekmiş. Ne münasebet? Biz getirmişiz 1.394, AKP Grubu getirmiş 34; buna hanginiz ‘hakkaniyetli’ diyebilir” şeklinde konuştu.

İç Tüzük Değişiklik Teklifi’nin bütünü ve üçüncü maddesi üzerinde konuşan Emir, şu değerlendirmeleri yaptı:

Yoklama isteyince siz de spor yapıyordunuz!

“Sizin yoklamalardan hazzetmediğinizi biliyoruz. Yoklama istediğimiz zaman aslında bence hoşlanmalısınız. Biz CHP Grubu olarak oldukça formda bir grubuz, formda olduğumuzu da ispatladık, 450 kilometre yürüdük. Tekrar yürümemiz gerekirse yine yürürüz, biz bunu yapabiliyoruz. Ama siz, bilirsiniz, hepiniz tanıksınız, o yoklama istendiğinde hızlıca gelip Genel Kurul salonunda bir boy gösterip çıkıyorsunuz. Bu kadar egzersizi bile kendinizden esirgemeyin, bence –bir hekim olarak söyleyeyim buna ihtiyacınız var. Bunu kaldırmayın, yoklamalara uyun, biraz daha spor yapmış olursunuz. Bu, işin latifesi ama arkadaşlar yoklama yasama faaliyetinin temelidir. Üstelik, yoklama Anayasa’yla güvence altına alınmıştır. Bakın, Anayasa’mızın 96’ncı maddesi diyor ki: “Türkiye Büyük Millet Meclisi yapacağı seçimler dâhil bütün işlerinde üye tam sayının en az üçte 1’iyle toplanır.” Demek ki neymiş? En az üçte 1’iyle toplanacaksınız. Demek ki neymiş? Bunun altına düşemezsiniz. “Ya efendim, biz maddeler görüşülürken buna uymayalım.” Olmaz, uyacaksınız. “Biz bunu İç Tüzük’te değiştirelim.” değiştiremezsiniz, Anayasa 96 çok açık, değiştiremezsiniz. Bu, gidecek ve dönecek. Ha, tabii, siz belki şunu hesap ediyor olabilirsiniz: Orada artık uzunca bir süredir bir Anayasa Mahkemesi yok; var da mahkeme sıfatı çok tartışmalı dolayısıyla belki ona güveniyorsunuz ama 96’ncı madde bu kadar açıkken yoklama hükmünü kaldıramazsınız. Bir başında, bir sonunda yaparız, ondan sonra eve gideriz, muhalefet istiyorsa konuşsun, istiyorsa konuşmasın, zaten karar alırız, sabaha kadar çalıştırırız.”

AKP Grubu 317 milletvekiliyle 34, biz 133 milletvekiliyle 1.394 kanun teklifi vermişiz!

“3’üncü maddeyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Şimdi, bu madde son derece sakıncalar içeren bir madde. Öncelikle, ne getiriyorsunuz bu maddeyle? Tasarı ve teklifler komisyonda görüşülemiyorsa kırk beş gün içerisinde, sahibinin istemi üzerine Genel Kurulda beş dakika görüşülecek, beş dakika da o konuda bir başka milletvekili konuşacak, hepsi bu. Teklifin sahibi konuşacak, bir de o teklifin sahibinden bir başka milletvekili daha konuşacak. Şimdi, bu engellenmeye çalışılıyor. Sanki açmışlar, bakmışlar, maddeleri bir bir gözden geçirmişler, nerede muhalefetin konuşabileceği, nerede sesini duyurabileceği bir beş dakika, iki dakika, üç dakika varsa bunu yok etmeye gayret etmişler. İşte, bu da onlardan birisi. Getirilen düzenlemeyle deniyor ki: ‘Her hafta salı günü ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekili bu hakkı kullanabilir ve bir milletvekili de bir yasama yılında ancak bir kez bu hakkı kullanabilir.’
‘Peki, niye böyle bir yola gidiliyor, ihtiyaç nedir?’ diye gerekçeye bakıyorsunuz, gerekçede diyor ki: ‘Aynı gruba mensup milletvekili ya da milletvekillerinin bu uygulamayı istismarının önüne geçilmesi.’, amaç buymuş. ‘İstismarın önlenmesi’ deniyor. ‘İstismar nedir?’ diye bakarsanız –ben sözlüğe de baktım ‘Acaba yanılıyor muyum?’ diye- istismar ‘çıkar sağlamak, sömürmek, kötüye kullanmak’ anlamına geliyor. Şimdi, bir defa bu son derece yanlış bir sözcüktür, bunun değiştirilmesi lazım. Niye? Çünkü bir milletvekili veya bir partiye, bir gruba ait milletvekilleri kanunun, İç Tüzük’ün hükmü gereğince teklif vermişler, süresi içerisinde beklemişler ve bu 37’nci maddeden yararlanma olanağını bulmuşlar. Bunların hepsi hukuka uygun. Bu niye suistimal olsun? Bunu bir istismar konusu olarak gören anlayış bugüne kadar ne yapmış? Bakın, 26’ncı Dönemde kanun teklifleri ne kadar verilmiş, hangi grup ne kadar vermiş? Ben merak ettim, baktım. AKP Grubu onca milletvekiline rağmen yani 317 milletvekiline rağmen 34 kanun teklifi vermiş, MHP Grubu 252 kanun teklifi vermiş, HDP Grubu 99 kanun teklifi vermiş, CHP Grubu –sıkı durun- 1.394 kanun teklifi vermiş. Neymiş? Cumhuriyet Halk Partisi Grubu kanun teklifi verme konusunda çalışkanmış. Peki, şimdi AKP’li milletvekillerinin tembelliğini, görevini ihmal etmesini, çalışmamasını, yasa teklifi hazırlamamasını, yasa teklifi hazırlamak yerine, tasarılarla hükûmetin yani bürokrasinin çalışmasına Meclisi feda etmesini ödüllendirmek zorunda niye oluyoruz? Bu yaptığımız uygulamayla bunu yapmış olmuyor muyuz? Her parti grubu haftada bir gün kanun teklifi getirecekmiş. Ne münasebet? Biz getirmişiz 1.394, AKP Grubu getirmiş 34; buna hanginiz ‘hakkaniyetli’ diyebilir, var mı içinizde birisi ‘hakkaniyetli’ diyecek?

Bakınız, dünyada en büyük eşitsizlik, eşit olmayanlara eşit davranmaktır. Biz hükûmet değiliz, tasarı getirme olanağımız yok; teklifle geliyoruz, çalışıyoruz ve 1.394 teklif getirmişiz. Ama biz dört haftada bir, 1 Salı günü konuşacağız, AKP Grubu da onca gücüne karşın, bütün tasarıları kendi getiriyor olmasına karşın ve şimdiye kadar da koskoca 26’ncı Dönemde 34 teklif getirmiş olmasına karşın ayda 1 defa konuşacak, bizim kadar. Buna da ‘eşitlik’ diyeceksiniz, döneceksiniz gerekçeye de “istismarın önlenmesi” diyeceksiniz. Buna kargalar bile güler arkadaşlar.

Meclisi böylesine değersizleştirmeye, böylesine işlevsizleştirmeye kimin hakkı var? Kanuna yazacaksınız her hafta biri getirecek, ondan sonra AKP getirmeyecek, MHP çok büyük ihtimalle getirmeyecek, ondan sonra, bizim her hafta kullandığımız hakkımız dörtte 1’e düşecek bunca çalışıyor olmamıza rağmen ve üstelik elimizde başka bir olanak kalmamış olmasına rağmen, buna da ‘istismarın önlenmesi’ diyeceksiniz.”

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları