loading
close
SON DAKİKALAR

Cumartesi Anneleri 592. kez kayıplarının hesabını sordu

Cumartesi Anneleri 592. kez kayıplarının hesabını sordu
Tarih: 30.07.2016 - 11:16
Kategori: Gündem

21 yıldır gözaltında kaybedilen yakınlarının hesabını sormak için Galatasaray Meydanı'nda toplanan Cumartesi Anneleri 592. buluşmada 1994'te kaybedilen Süleyman Durgut'un faillerinin yargılanmasını talep etti.

27 Mayıs 1995'ten bu yana her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yaparak kayıplarının hesabını soran Cumartesi Anneleri 592. kez bir araya geldi. Cumartesi Anneleri bu haftaki buluşmada 1994’te öldürülen Süleyman Durgut’un faillerinin yargılanmasını talep etti.

21 yıldır kayıplarının hesabını soran Cumartesi Anneleri/İnsanları, "Yaşadık biliyoruz; OHAL, işkencenin normalleşmesi, gözaltında kaybetme ve katletmelerin yaşanması, hukuk güvenliğinin devre dışı bırakılması, suç işleyen kamu görevlilerine cezasızlık demek" dedi.

Cumartesi Anneleri'nin 592. buluşmasında okunan basın açıklaması şöyle:
 
"Darbe girişimi engellenmesinin ardından, hayata geçirilen düzenlemeler ve uygulamalar darbe sonrası rastlanabilecek düzenleme ve uygulamalardır. Bu durum olağanüstü yönetimleri olağanlaştırma tehlikesine işaret ediyor. Türkiye'nin yaşadığı bu olağanüstü durumdan bir an önce olağan döneme geçilmelidir. Yürürlüğe giren olağanüstü hal yönetimi ve 23 Temmuz 2016 tarihinde çıkartılan kanun hükmünde kararname hukuk rejimine. Anayasa'nın öngördüğü hukuk devleti ilkesine aykırıdır. 

12 Eylül darbesinden biliyoruz: hukuka aykırı bir biçimde yapılan tutuklamalar, yargılamalar, işten çıkarmalar, kamu görevlilerine sağlanan cezasızlık zırhı telafisi mümkün olmayan yanlara neden oluyor. İktidar lanetli darbe girişimini kendisi için "dikensiz gül bahçesi yaratma" fırsatına çevirme yerine, demokrasiye, hukuk devletine, adalete ve barışa yönelme fırsatına çevirmelidir. 

592 haftamızda OHAL uygulamaları sonucunda gözaltına alınan ve zorla kaybedilen Süleyman Durgut dosyasındaki cezasızlık son bulsun talebiyle buluştuk. 

39 yaşındaki Süleyman Durgut Cizre’de yaşayan bir esnaftı.

JİTEM mensuplarınca muhbirlik yapması için baskı görüyordu. Tehdit ediliyor, resmi üniformalı timler ve içinde Adem Yakın’ın da bulunduğu JİTEM mensupları tarafından gözaltına alınıyor, ağır işkence görüyordu.

14 Temmuz 1994'te sabaha karşı Durgut ailesinin evi polisler tarafından basıldı. Polislerin yanında JİTEM elemanları olarak bilinen Ramazan Hoca ve Cabbar kod adlı kişiler de vardı. Yataktan alınan Süleyman Durgut plakasız beyaz bir Toros’a bindirilerek götürüldü. Ailesi aynı gün Süleyman Durgut’u sormak için emniyete gitti. Emniyette “Bu isimde bir şahıs gözaltına alınmadı” cevabı verildi.

Ailesi Süleyman Durgut’u ararken beyaz Toros kilometrelerce yol alarak İdil İlçesi Herbak köyü civarında boş bir araziye gitti. Süleyman Durgut burada kurşuna dizildi. 10 kurşun isabet eden vücudunun çevresinde 30 boş kovan vardı. Üzerinde kimliğini belirten belgeler vardı ama İdil Cumhuriyet Başsavcılığı teşhis için gerekli soruşturmayı yapmadan defin ruhsatı çıkardı ve aynı gün Süleyman Durgut meçhul kişi olarak defnedildi.

Süleyman Durgut’u gözaltına alanlar bilinmesine rağmen 19 Aralık 1994 tarihinde İdil Cumhuriyet Başsavcısı suçun faillerinin bulunamadığı gerekçesiyle dosyayı sürümcemede bırakarak daimi arama kararı ile yetindi.

22 yıl boyunca gerçeği açığa çıkartacak, failleri tespit ederek yargılanmalarını sağlayacak etkinlikte bir soruşturma yapılmadı. 17 Ekim 2014'te, İdil Cumhuriyet Başsavcılığı zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle dosyada kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Aile avukatları aracılığıyla 14 Kasım 2014 tarihinde karara itiraz etti.

Süleyman Durgut hukukun askıya alındığı OHAL koşullarında zorla kaybedildi ve failleri cezasızlık zırhı ile korundu. Yaşadık biliyoruz; OHAL, işkencenin normalleşmesi, gözaltında kaybetme ve katletmelerin yaşanması, hukuk güvenliğinin devre dışı bırakılması, suç işleyen kamu görevlilerine cezasızlık demek. 

Süleyman Durgut için adalet talebimizin gerçekleşmesi için, Hurşit Külter nerede sorumuzun gerçekliğiyle cevaplanması için OHAL değil, acil demokrasi istiyoruz."

Özlem Çoban 

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları