'Dağdaki 2 günüm helâl olsun'

Hüseyin Aygün eleştirilere cevap verdi: O çocukları Karayılan'la bir tutamam ama örgütün yöntemini kabul etmiyorum...
PKK'nın Tunceli'de 48 saat boyunca alıkoyduğu
CHP milletvekili Hüseyin Aygün, Habertürk TV'de "Türkiye'nin Nabzı"
programına telefonla bağlandı ve merak edilen sorulara cevap verdi.
En çok
tartışılanlardan biri; Hüseyin Aygün'ün, kendisini kaçıranlardan bahsederken
'genç arkadaşlar' gibi ifadeler kullanmasıydı. Aygün, "Beni alıkoyan
çocukları, Murat Karayılan'la bir tutmamak gerekiyor, onlar yeni katılmış
çocuklar" diye konuştu.
"Kendi dışlarındaki her şeyi tehdit olarak
görüyorlar"
Hüseyin Aygün
"PKK sizi neden kaçırdı?" sorusuna şu cevabı verdi:
"Bu uzun bir
dönem. PKK, Kürdistan olarak tanıdıkları coğrafyada, kendileri dışındaki bütün
siyasi akımları, kültürel renkleri, kendi ideolojilerine ve düşündükleri toplum
modeline tehdit olarak görüyorlar. Önceki seçimlerde bürolarımız taşlandı.
Bizim olgunluğumuz sayesinde CHP tabanı ile BDP'liler arasında bir gerginlik
yaşanmadı. O günden beri alttan alta bir gerginlik sürüyor.
"Tepkiler olmasa 30-40 gün sürebilirdi"
Kaçırıldığım gün
örgüte yakın olan bazı internet sitelerinde benim kirli planların uygulayıcısı
olduğum, özel savaşı yürüttüğüm falan dendi. Dolayısıyla tekçi bir algı var.
Benim gibi; Kürtler'in özgürlüğünü savunan, halkların kardeşliğinden yana
dilimden bile rahatsızlar. Başıma gelen olay, benim hiçbir güvencemin
olmadığını ortaya koydu. Toplumun, demokratik baskı gruplarının, AB'nin,
ABD'nin, BM'nin tepkileri olmasaydı emin olun 30-40 günlük süreç yaşanabilirdi.
PKK elinde patlayacağını düşündüğü için beni bir saatli bomba gibi kucağından
attı.
İşte Hüseyin
Aygün'ün konuşmasından satır başları:
"Çocuklar saygılı ve düzeyliydi"
"En azından CHP'den
istifa etmemi, karşılarında yer almamaya zorlayan bir tavır söz konusuydu.
Benimle muhatap olan arkadaşlar son derece düzeyli ve saygılıydılar. Oradaki
çocuklar ne Taşkesen ne Karayılan'dır. Onlar yeni katılmış tertemiz insanlardı.
Bu nedenle serbest bırakıldığımda örgütün olumsuz yaklaşımına rağmen kan
dökülmesine son verilmesi özlemini, o çocuklardan aldığım dilek ve
temennilerimi dile getirdim. Onu şimdi de tekrar ediyorum.
"Vatan bayrak diyerek çözülmüyor"
Eleştirileri
anlıyorum. Savaş 30-40 bin kişinin ölümüne yol açtı. Bu arkadaşlar savaş
demiyorlar, terör diyorlar. Ancak terörist, vatan, bayrak, diyerek sorun
çözülmüyor. Bu nedenle Türk kamuoyuna, milliyetçiliğin zehirinden etkilenen
insanlara söylüyorum; milletvekili olmadan evvel de bu düşünceleri
savunuyordum. Benim dileğim; aklı selimin galip gelmesi için parlamentonun
üzerine düşeni yapması. Benim serbest bırakıldığım gün bile partimin yaptığı
çağrı kabul edilemedi.
"CHP'nin bu tartışmalara ihtiyacı var"
CHP askeri bir
parti değil ki. Askeri faşist partiler vardır ama CHP öyle değil. Çok kimlikli,
içerisinde değişik fikirlerin olduğu bir partidir. Ben de o hareketin içinde
yer alan bir milletvekiliyim. CHP bu tartışmaya ihtiyaç duyuyor. Bu meseleyi
mutlaka çözelim diyen partidir. O bakımdan ben CHP'ye yararlı bir iş yaptığımı
düşünüyorum.
"Şamil Tayyar cahil, ulu divanı bilmiyor"
Ulu divan, Alevi
geleneğinde yüksek mahkeme demektir. Bütün davaların çözüme vardırıldığı makam.
Şamil Tayyar o kadar bilgisiz ki ulu divanın ne olduğunu bilmiyor, savcıları
göreve çağırıyor. Ulu divan, bu meseleyi öteki dünyaya bırakmak, böyle bir
anlam ifade ediyor. Ulu divan, Pir Sultan'ın yaptığı bir kavramdır. Adam o
kadar cahil ki ulu divanı, yasa dışı örgüt zannediyor. Adamın düşüncesi her
şeyi PKK'ya bağlayan tehlikeli bir düşünce.
"O çocuklardan şikayetçi olmadım, dağda
kalışımı helal ediyorum"
Savcıya 'iyi
çocuklar' dediğim için suçladım diye sosyal medyada eleştiriler var. Olay, kamu
düzenini ilgilendirdiği için gerçeği anlatmak, savcıya bildirmek için gidip 4
sayfalık ifade verdim. O çocuklardan şikayetçi değilim. Onların dağlardan
inmesi, Kürt sorununun çözümü, Türk toplumunun ortak dileği. 2 günlük dağda
kalışımı da onlara helal ediyorum.
"Onları kazanma adına şikayetçi olmadım"
MHP'li
arkadaşlarıma söylüyorum, 100 yıl boyunca bu savaş sürecek mi? Mayın
patladığında insanların nasıl acılar çektiğini düşünmeye davet ediyorum.
İnsanlar sakat kaldığında neler olduğunu düşünmeye davet ediyorum. Ankara'dan
İstanbul'dan beylik laflarla olmaz. Çocuklardan kişisel zararım yok, şikayetçi
olmadım. Ama kamu düzeni olarak var. Benim kişisel olarak onlarla bir husumetim
yok dedim. Onları kazanma adına şikayetçi olmadım.
"Örgütün yöntemini kabul etmiyorum"
Bu savaşın bitmesi
gerek. Ben 42 yaşındayım. 13 yaşındayken bu eylemler başladı. Kızım 16 yaşında.
Dersim'de hergün helikopterler uçuyor, insanlar yüreklerinde korkuyu
hissediyor. Mesele; dağdakilerin inmesi için, demokratik bir toplum için,
demokrasi için barış için ne yapacağız? Örgütün yöntemlerini kabul etmiyorum,
eleştirdiğim için de Dersim'de hedefim. Parlamentoda bir araya gelinmeli,
şiddet sona ermeli, PKK silah kullanmayacağını ilan etmeli. Ardından Kürt
yurttaşların haklarını tartışmalıyız. Dağlarda iki gün kaldım ama öfke
duymuyorum. Bu sorunu kızımın ve oğlumun yaşamasını istemiyorum"
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












