Galatasaray Meydanı’nda 414. Kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri, Dargeçit kayıplarından kemikleri bulunan Mehmet Emin Aslan ile üniversite öğrenci Cüneyt Aydınlar’ın dosyasını açıkladı...
Cumartesi Anneleri 414. Kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek, 1995 yılında Mardin Dargeçit ilçesinde gözaltında kaybedilen ve 18 yıl sonra kemikleri bulunan 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan ile 1994 yılında gözaltında kaybedilen Cüneyt Aydınlar’ın dosyasını açtı.
29 Ekim 1995'te, Dargeçit'te ağır silahlı askerlerce aynı anda yedi eve yapılan baskında, 58 yaşındaki Süleyman Seyhan, 20 Yaşındaki Abdurrahman Coşkun, 18 yaşındaki Abdullah Olcay, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 13 yaşındaki Nedim Akyol, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 12 yaşındaki Davut Altunkaynak gözaltına alınarak Dargeçit Tabur Komutanlığı'na götürüldü.
Yetkililer ifadelerini aldıktan sonra onları serbest bıraktıklarını açıkladı. Ailelerin suç duyurusuna rağmen gözaltındakilerin PKK'ye katıldıkları söylenerek dosyaları kapatıldı. Ailelerin ve İnsan Hakları Derneği’nin ısrarlı arayışı sonunda; ölüm kuyularında bulunan yanmış kafatası ve kemiklerden birinin Mehmet Emin Aslan'a ait olduğu Adli Tıp Kurumu raporu ile kesinleşti. 18 yıl sonra Aslan’ın ailesi oğlunun kemiklerine kavuştu.
Cüneyt Aydınlar, 10 Şubat 1994 tarihinde polisler tarafından14 arkadaşı ile birlikte gözaltına alınarak Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü.
Gözaltına alınan Aydınlar ve arkadaşları için İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Aytaç Tolay'dan 15 günlük gözetim süresi alındı.
Tanıklar Cüneyt’in şubede ağır işkence gördüğünü ve ‘’ölmeye hazır mısın, ölmeye gidiyorsun’’ diyen polisler tarafından sürüklenerek hücreden açıklamalarına rağmen oğlunu arayan Aydınlar’ın babasına siyasi şube müdürü, “Oğlun yer göstermeye götürülürken kaçtı ve kayıplara karıştı” dedi.
Ailenin ve İHD’nin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü onun yer gösterirken kaçtı yalanını sürdürdü. Yapılan tüm suç duyuruları takipsizlikle sonuçlandı.
İlk olarak konuşan 1994 yılında gözaltına kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, ‘’Berfo Ana öldü ama kemikleri sızlıyor. Başbakan Berfo Ana’yı makamında kabul edip söz verdi’’ diyerek, en azından Berfo Ana’nın ölümün ardından Başbakan’ın sözünü tutamadığı için özür dilemesi gerektiğini belirtti.
Politikaların sözlerinin ‘’dün dündür bugün bugündür’’ işleyişine göre belirlendiğini ifade ederek, onların adına hep biz mi utanacağız? Diye soran Yıldız, Başbakan’a televizyonlarda çıkıp başkalarına ders verirken, başka kişileri kınarken kendi ülkesinde yaşananları neden görmüyorsun’’ şeklinde seslendi.
1981 yılında gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl’ün ağabeyi Muzaffer Yedigöl, Geçmişle yüzleşmeden barıştan söz etmenin pek bir anlamı olmadığını belirterek, ‘’Gazetelerde ve Televizyonlarda 28 Şubat’ın için hesabı sorulurken, 32 yıldır bize yapılanların hesabını kim soracak?’’ dedi.
‘’Bu ülkede 414 haftadır anneler bu meydanda oturuyorsa, devlet şapkasını önüne almalı’’ diyen Mehmet Emin Aslan’ın amcası Recep Aslan, gözaltında kaydeden polislerin, savcıların, jandarmaların yakınlarına seslendi, ‘’Burada oturan annelerin neden oturduklarını babalarınıza, yakınlarınıza sorun’’
‘’Eğer barış tohumları atılıyorsa, bu tohumlar temiz olmalı’’ diyerek, o dönemden cesaret alarak öldürdüğünüz insanların nerede olduklarını korkmadan şimdi gelin bizimle yüzleşerek söyleyin. Kürt oldukları için öldürdüğünüz insanların akıbetini gelin bizimle paylaşın’’ şeklinde konuştu.
Haftanın açıklamasını okuyan Cumartesi İnsanlarından
Nimet Tanrıkulu, ‘’Güçlerine biat etmeyip, karşılarına dikileceğimizi, kayıplarımızın ve gerçeğin izini zamana bağlı kalmaksızın süreceğimizi hesaba katmadılar,
gerçeği sonsuza kadar gizleyebileceklerini düşündüler'' diyerek Mehmet Emin Aslan ve Cüneyt Aydınların dosyasını açtı.
Aydınlar'ın ölümünden Başkomiser Ahmet Erkut, polisler Doğan Özdemir, Mehmet Yalın, Ali Çinal başta olmak üzere, İstanbul Emniyeti Personel Şube Müdürlüğü'nde isimleri kayıtlı olan TMŞ 3 No'lu çalışanlarının ve
dönemin görevlilerin Aydınlar'ın ölümünden sorumlu olduğunu kaydeden Tanrıkulu, "Failler ve tüm sorumlular yargı önüne çıkartılıp hakkaniyete uygun bir şekilde cezalandırılıncaya kadar bu dosya bizim için kapanmayacak" diye belirtti.
Vişne Haber Ajansı/Rojda Duygu Yeşilgöz