Prof. Dr. Gökler: Eğitimdeki dinselleşme ile çocuklar, daha küçük yaşlarda birbirlerini dışlamaya, öteki görmeye, birbirlerinden uzak durmaya yönelebilir.
ABD’de, çocuk ve ergen psikolojisinde 'dünya lideri bilim insanlarına' verilen ödülün bu yılki sahibi olan Profesör Dr. Bahar Gökler, eğitimde kötü gidişatın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.
Profesör Dr. Gökler BirGün'den Serbay Mansuroğlu'na son dönemde sıklıkla gündeme gelen eğitimde dinselleşmenin çocuklara etkisini ve proje okullardaki öğrencilerin isyanının kaynağını anlattı.
»Eğitimde, dinselleşme başta olmak üzere çok fazla sorun var. Bu çocukları nasıl etkiler?
Eğitimde çok fazla problem olduğunun farkındayız. Ben bir ruh sağlığı uzmanı olarak kız ve erkek çocukları ayıran, dinsel öğeler içeren, bir takım kısıtlamalar getiren eğitimin çocuklarda ciddi ruhsal problemler oluşturacağını söyleyebilirim.
»Bunlar ne tür problemler?
Özgüven, kabul, kendini gerçekleştirememe, öz saygı, akran ilişkileri başlıca sayacağımız olumsuz problemler.
»Nasıl bir sonuçla karşı karşıya kalabiliriz?
Bugün hedeflenen ve adım adım yaşama geçirilen eğitim sisteminde çocuklar daha küçük yaşlarda birbirlerini dışlamaya, öteki görmeye, birbirlerinden uzak durmaya yönelebilir.
Din ağırlıklı eğitimin yerleştirilmek istenmesi çocuğun birey olarak, yurttaş olarak yetişmesini de engelleyebileceği gibi merakı da engelleyerek bir kul oluşturma yolunun önünü açacaktır. Kendini ve dünyayı keşfetme arzusu sönümlenmiş çocuk, özgür iradesi dışında kendine söyleneni ve dayatılanı kabul etmeye başlar.
»Çocuğa verilen bu eğitim toplumu nasıl etkileyecek?
Karar vericiler uygulamaları gözden geçirilmezse çocuklar için bu fazlasıyla sağlıksız ve kimliği oturmamış bir gelişim süreci olacağından toplumsal yapının kendisi de olumsuz etkilenecektir.
***
Aidiyet duygusuyla itiraz kişisel gelişime uygun
»Proje okullarda gencecik çocuklar ayakta. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnsanın gelişiminde aidiyet duygusu var. Proje okul seçilen okullardaki öğrencilerin kendini okuluna ait hissetme, öğretmene bağlı hissetme, öğretmeni rol modeli görme davranışları gelişim süreçlerine uygundur.
Oradaki çocukların kendilerine değer veren, kendilerini gerçekleştirme noktasında en çok yardımcı olan rol modellerden öğretmenlerine sahip çıkma tutumu da benzer şekilde anlaşılabilir. Öğretmenleri, çocuklardan ayrılınca aidiyet duygularında kırılma yaşıyorlar ve bu kırılmayla birdenbire kendilerini boşlukta hissediyorlar.
»Bundan sonra ne yapmalı?
Demokratik bir ortamın oluşturulması, sorgulayan, özgürlüğüne kendi iradesiyle sahip çıkan gençlerin yetiştirilmesi bugünkü tabloyu değiştirir. Hem ailede hem okulda bu gençleri yetiştirmek için doğru çocuk politikalarının hayata geçirilmesi gerekir.