loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

Hangisi daha değerli: Emeklinin kanunu mu, müteahhidin sözleşmesi mi?

Çiğdem Toker
Tarih: 17.07.2026
Kaynak: Çiğdem Toker - T24

Çiğdem Toker; İktidarın gözünde emeklinin kanunu, müteahhidin sözleşmesinden daha değerli hâle getirilmedikçe, o KÖİ sözleşmeleri gizli kaldıkça bu adaletsizlik, bu eşitsizlik asla düzelmez.

Adlî operasyonların geri plana attığı gündem maddelerinin başında, emekli aylıkları geliyor. Özellikle de “en düşük emekli aylığı” dedikleri, insan onuruyla bağdaşmaz uygulama.

Biliyorsunuz değil mi, en düşük emekli aylığının enflasyon kadar arttırılabilmesi için, her altı ayda bir kanun çıkarılması gerekiyor.

Garip ama gerçek…

Yine öyle oldu. Daha dün, en düşük emekli aylığını 20 bin TL’den 23 bin 552 TL’ye yükseltecek olan maddenin de yer aldığı torba kanun teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi.

İktidar cenahı ile bağlı medyasına baktığınızda ise hepi topu orta halli bir market alışverişine yetecek bu tutar için davullar çalınıyor. Sanırsınız “devlet baba” bir lütuf  ihsan eylemiştir. Bununla böbürlenmenin pek utandırıcı bir durum olduğunu söyleyenleri yok herhâlde.

***

Şu an en düşük emekli aylığı olan 20 bin TL, yaklaşık 5 milyon kişiye ödeniyor. Bu yılın başından itibaren uygulanan bu tutar da yasayla belirlenmişti.

Daha açık bir anlatımla: TÜİK’in açıkladığı ve memurlar ile bir kesim emekliye otomatik olarak yansıyan Ocak-Haziran dönemine ilişkin TÜFE artış oranı, en düşük emekli aylığını alan yaklaşık 5 milyon kişiye otomatik olarak yansımıyor.

Onlar için her seferinde, yani her altı ayda bir kanun çıkarılması gerekiyor.

Çözüm hiç zor değil ama…
Milyonlarca vatandaşın haysiyetiyle oynayan bu saçma durumun sebebi, siyasi iktidarın böyle tercih etmiş olması.

Kök aylık ile taban aylık denilen iki aylık türü arasındaki adaletsizliğin giderilmemiş olması. Devlet, enflasyona dair otomatik artışı, sadece kök aylıklara uyguluyor. Yani emeklilerin kendi prim ödemelerine göre hesaplanan aylığa.

Geçmiş dönemlerde asgarî ücretten çalışmış veya düşük prim ödemiş kişilerin kök aylıkları ekonomik koşulların çok gerisinde kaldığı için taban aylık belirlemişti. İşte emeklinin kök aylığı, enflasyon zammı uygulansa bile sınırın altında kalıyor aradaki fark Hazine tarafından tamamlanıyor. Ancak rakamlar, veriler ve tutarlar her altı ayda bir değiştiği için, bu değişen tutar kadar yasal düzenleme yapılması gerekiyor.

Oysa çözüm hiç zor değil: Her altı ayda bir kanun çıkarma zorunluluğunun ortadan kalkması, kalıcı nitelikte bir yasa değişikliğine bakar. Sözgelimi, ilgili yasaya, en düşük emekli aylığının her yıl resmi enflasyon oranında otomatik olarak arttırılacağına dair bir maddenin eklenmesi bunun için yeterli.

Peki bu irade neden gösterilmiyor?

Cevap ortada değil mi? En düşük emekli maaşı alan emekliler önemsenmediği için.

Başka nasıl bir geçerli gerekçe olabilir?

Neden başka bir gerekçe olamayacağını ise şimdi izaha çalışacağım:

İki rakam, bir karşılaştırma
Bakın; TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na bu kanun teklifi için getirilen ve üye milletvekilleri ile paylaşılan Etki Analizi’nde neler deniliyor:

-Mevcut durumda gelir ve aylık ödenen yaklaşık 17 milyon kişi bulunmaktadır. 2026 yılı Haziran ayı itibariyle 20.000 TL alt sınır aylığı altında aylık ödenen kişi sayısı yaklaşık 4,9 milyon kişidir.

- En düşük emekli aylığı ödeme tutarının, 2026 yılı Temmuz ayı ödeme döneminden itibaren 2026 yılı Ocak- Haziran dönemi için Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 21 en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı (yüzde 17,76) kadar artırılarak 23.552 TL olması öngörülmektedir.

-Düzenlemeden yaklaşık 5,1 milyon kişinin yararlanması beklenmektedir. Yapılan düzenlemenin maliyetinin 2026 yılının ikinci altı ayı için 79 milyar TL olması öngörülmektedir.

79 milyar TL’yi neden unutmayın?
Yukarıda aktardığım alıntıdaki rakamı açarak tekrar edeyim:

Bugün, en düşük emekli aylığı 3 bin 552 TL arttırılıyor. Böylece aylık tutarı, 20 bin TL’den 23 bin 552 TL’ye çıkarılıyor.

Bu düzenlemeden 5,1 milyon emekli yararlanacak.

Bütçeye maliyeti ise 79 milyar TL

Bunu neden tekrar ettim?

Birkaç gün önce bir veri açıklandı: Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle yaptırılan 18 şehir hastanesi için, bu yılın Ocak-Haziran döneminde yapılan ödemelerin tutarlarına dair veriler.   Bu yılın ilk yarısında 18 şehir hastanesinin kullanım ve hizmet bedelleri için Sağlık Bakanlığı bütçesinden bu hastaneleri işleten şirketlere ödenen tutarı ne kadar biliyor musunuz?

70,1 milyar TL

5,1 milyon emeklinin “yararlanacağı” söylenen 3 bin 552 TL’nin bütçeye maliyeti 79 milyar TL olacaktı.

18 şehir hastanesini işleten 7 şirkete aktarılan kaynak 70,1 milyar TL.

Şehir hastanesini işleten 7 müteahhitlik şirketine bu ödemeler nasıl yapılıyor hatırlatalım:

Herkesten saklanan özel sözleşmelere dayanılarak.

En düşük emekli aylığı için bir market alışverişine anca yetecek tutar için ise kanun çıkarılıyor. Elli tane demeç veriliyor, onlarca siyasi konuşuyor. Tutanaklar tutuluyor falan filan.

İktidarın gözünde; emeklinin kanunu, müteahhidin sözleşmesinden daha değerli hale getirilmedikçe, o KÖİ sözleşmeleri gizli kaldıkça bu adaletsizlik, bu eşitsizlik asla düzelmez. Düzelmesi için gereken tek şey ise irade. O da yüzlerce kez görüldü ki AKP iktidarında yok.

Gerisi lafı güzaf.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları