loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

Sorumlusu başka iktidarmış gibi

Çiğdem Toker
Tarih: 04.09.2026
Kaynak: Çiğdem Toker - T24

Çiğdem Toker; Muhatabınız 23 bin liralarla, 28 bin liralarla yaşamaya çalışan milyonlar değilse, özeleştiriden kaçıp bütün göstergeleri farklı görüp yorumlamak normaldir belki.

Bundan yaklaşık beş yıl önce (Aralık 2021), sürekli faiz indirimlerinin yol açtığı döviz kuru üzerindeki baskıyı hafifletsin diye getirilen Kur Korumalı Mevduat (KKM) sona erdi ermesine...

Ancak KKM’nin bütçede yol açtığı hasarın sorumluluğunu üstlenen olmadığı gibi, ekonomi yönetimi gelecek yıllara yayılan bu yüke, sanki başka bir iktidar yol açmış gibi davranmayı sürdürüyor.

Kamu bütçesine ağır bir bedel ödeten KKM, bu olurken servet sahiplerinin parasını garanti altına almasını sağladığı halde meselenin bu kısmını yalnızca bağımsız iktisatçılar dile getiriyor. Ekonomiyi yönetenlerin, KKM’yi muhalefet partileri icat edip uygulamış gibi davranıp öyle bir söylemi sürdürmesi yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) ilanının beklendiği şu günlerde, halkın aklıyla alay etmek anlamına geliyor.

* * *

Göreve getirildiği 2023 yılı haziran ayında, KKM’yi “geçici bir tedbir”, “koşullu yükümlülük” diye tanımlayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, rasyonel politikalara dönüleceği için (ki KKM’nin irrasyonel olduğunu söylemenin dolaylı yoluydu bu) kademeli olarak bitirileceğini açıklamıştı. Kademeli sonlandırılmasının gerekçesi TL’ye güveni ve piyasaları sarsmamak diye izah edildi. Gerçekten de Şimşek, selefi bakan Nureddin Nebati’den görevi devraldıktan sonra KKM hesapları kademeli olarak azaltılarak sona erdirildi.

Yaklaşık beş yıl yürürlükte kalan KKM’nin Merkez Bankası ile Hazine’ye toplam maliyetinin 60 milyar dolar civarında olduğu belirtiliyor. Güncel kurlarla 2,8 trilyon TL’ye karşılık gelen bu tutar, Merkez Bankası’nı da Hazine’yi de temel politikaları açısından olumsuz etkiledi.

Servet transferi ve baskılanan ücretler

Ancak bu uygulamadan asıl olumsuz etkilenen kesim, ücretliler, emekliler, dar gelirliler oldu. TL’yi cazip kılmak uğruna uygulanan yüksek faiz, servet sahiplerini himaye ederken, ücretlinin ve emeklinin payına “Ücretler artarsa enflasyon da artar” söylemi reva görüldü. Dahası, hak arama özgürlüğü, diğer Anayasal hakların pek çoğu gibi kriminalize edildi.

Devletin üç bakanlığının garantörlüğüne karşın ödenmeyen yasal alacalarını talep eden maden işçileri yerlerde sürüklenip gözaltına alınırken, onlara öncülük eden Gökay Çakır ile Başaran Aksu (Bağımsız Maden İş Sendikası) sekiz gündür tutuklu.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in Nebati’den görevi devraldığı zaman verdiği taahhütlerden KKM’ye ilişkin olanı tutuldu. KKM kademeli olarak sona erdirildi. Ancak bugünden o güne baktığımızda, dezenflasyon programı kapsamında, enflasyonun da şu sıralar tek haneye inmiş olması gerekiyordu. Şimşek, bu durumu iç ve şoklar ve savaş ile gerekçelendiriyor. Dahası yıllık yüzde 31,5 enflasyonu, olumlu olarak değerlendirebiliyor. Enflasyondan hiç etkilenmemeye göre tasarlanmış imtiyazlı sözleşmelerin tarafı şirketlere aktarılan bütçe kaynaklarından hiç söz açmadan yılları geçirebiliyor.

Muhatabınız, 23 bin liralarla 28 bin liralarla yaşamaya çalışan milyonlar değilse, özeleştiriden kaçıp bütün göstergeleri farklı görüp yorumlamak normaldir belki. Ama KKM’nin yoksulları ezen faturasına başka iktidar yol açmış gibi davranmanın hiçbir karşılığının olmadığı bilinse iyi olur.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları