loading
close
SON DAKİKALAR

Gül Ağacı Davası 6 Kasım'a Kaldı

Gül Ağacı Davası 6 Kasım'a Kaldı
Tarih: 11.09.2012 - 16:13
Kategori: Gündem

Prof. Dr. Birgül Ayman Güler, 'Savunma hakkı ihlalleri karşısında ''Yazıklar olsun'' ya da ''böyle yargılama olmaz'' diyen yakınlar mahkemeye veriliyor'.

Bugün, 11 eylül 2012 Salı günü Gül Ağacına Çaput Bağlama davası2nın duruşması yapıldı. Duruşma, Silivri Adliye Sarayı’nın küçük bir odasındaydı. 

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ!

Balyoz Davası’ndan tutsak iki generalin eşleri, Nilgül DOĞAN ile İrem KUTLUK, bir kadın yargıcın karşısındaydı. Salonda üç avukat ile siyasal – kurumsal yapıların 6 kadın temsilcisi yer aldı. 

CHP Parti Meclisi üyesi ve İzmir Milletvekili Birgül Ayman GÜLER, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hilal DOKUZCAN, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Aysel ÇELİKEL, Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal SARUHAN ve Şule PERİNCEK salondaydı. 


Kadınları yargılayan bir kadın yargıç, kadın temsilcilerin gözleri önünde duruşmayı beklediğimiz beraat kararı yerine 6 Kasım 2012 gününe erteleme kararı verdi. 

GÜL AĞACI DAVASI NASIL BİR DAVA?

Dava, 5 Mayıs 2011 Hıdrellez gününde bir gül ağacı fidanına dilek asan tutsak eşlerine, “izinsiz toplantı ve gösteri yaptıkları, bu “planlı eyleme” yöneticilik ettikleri gerekçesiyle açılmıştı. 


Oysa ortada ne bir “planlı eylem” ne de “toplu gösteri” vardı. Olup biten, eşlerinin duruşmasını izlemeye gelmiş ailelerin, duruşma bitiminde hemen salonun önünde bir gül fidanına vatansever eşlerinin serbest bırakılması dileklerini bırakmalarından ibaretti. 


Duruşma sonunda yargıç, cezaevinin olayı kaydeden kameralara sahip olup olmadığını cezaevi yönetimine sormak gerekçesiyle, duruşmayı 6 Kasım 2012 günü saat 10’a erteledi. 


Balyoz, Ergenekon, Oda TV ve benzeri davalara Özel Yetkili Mahkemeler bakıyor. Oysa yaz ayının başında bu mahkemeler kalktı; yetkileri yalnızca süren davalar için geçerli bırakıldı. Bunlar, sanıkların istedikleri tanıkları çağırmayı kabul etmiyorlar. Sanıkların getirdikleri delilleri kabul edip görüşmüyorlar. Adil yargılamanın savunma hakkına dayanan felsefesini açıkça ihlal ediyorlar. 

Ancak sorun burada kalmıyor. Bu yasal temeli olmayan mahkemeler, savunma hakkını bir de yargılamayı ailelere genişleterek kökten kullanılamaz hale getiriyorlar. Sanıkların eşlerine ve çocuklarına davalar açılıyor. Savunma hakkı ihlalleri karşısında “Yazıklar olsun” ya da “böyle yargılama olmaz” diye söylenen sanık yakınları mahkemeye veriliyor. 

Ya da eş ve çocukların gül ağacına çaput bağladıkları için adeta “tehlikeli gösterici” gibi suçlanmalarına yol açılıyor.

Yargılamanın bu yollarla ailelere yayılması, iki bin yıllık “suç ve cezanın şahsa ait sayılması” ilkesini ortadan kaldırıyor. 

Mahkemede tutuklu insanlar, kendi savunmalarını yapamadıkları gibi, aynı mahkemece eş ve çocuklarına yönelen bu tehdidin baskısı altında yaşamak zorunda bırakılıyor.

BERAAT KARARINA KADAR DURUŞMADAYIZ

Bugün beklediğimiz, planlı değil kendiliğinden; eylem değil sıradan olay nitelikleri taşıyan bu davanın “beraat” ile kapanmasıydı. Duruşmanın 6 Kasım’a kalması, tutukluların maruz bırakıldığı baskı halinin sürdürülmesi anlamına geldi. 
Daha açıkça söylersek, Silivri duruşmalarının adil yargılamayı yok eden gölgesi bugün bir kez daha koyulaştı.

Elbette 6 Kasım’da Sayın Doğan ve Kutluk ile yine birlikte olacağız. 

Dileğimiz, seyretmek zorunda kaldığımız hukuk garabetinin bir an önce sona ermesi… Bunun için çalışmayı elbette sürdüreceğiz.

Birgül Ayman GÜLER

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları