loading
close
SON DAKİKALAR

Güler’den ‘CHP-Cemaat işbirliği’ iddiasına net yanıt!

Güler’den ‘CHP-Cemaat işbirliği’ iddiasına net yanıt!
Tarih: 27.12.2013 - 21:19
Kategori: Gündem

CHP İzmir Milletvekili ve PM üyesi Prof. Dr. Birgül Ayman Güler yaptığı açıklamada, ''Hayır, onayımız yoktur'' dedi.

CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler’den operasyon ve bakanların istifasının ardından ortaya atılan “CHP Gülen ile ittifak yapar mı?” iddialarına yanıt verdi. Güler yaptığı açıklamada, “Hayır, onayımız yoktur” dedi.

AK Partili bakanların çocuklarının da karıştığı yolsuzluk operasyonu ve sonrasında gelen istifaların yankıları sürerken ortaya atılan “CHP-Fethullah Gülen ittifakı” iddiaları ise ayrı bir boyutta tartışılıyor. Yaşanan süreçte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hükümetin “çeteler-örgüt” diye ifade ettiği Gülen Cemaati ve Fethullah Gülen hakkında olumsuz söz söylememesinin ardından Oda TV yazarı Gazeteci Soner Yalçın “Gül+Gülen ve CHP” başlığı ile yazı kaleme almıştı. Partide ve kamuoyunda tartışılan iddialara CHP Parti Meclis Üyesi İzmir Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler’den açıklama geldi. Güler, bu tür yapılanmaya karşı olduklarını söyledi.

Yalçın’ın sorularını ve ifadelerini açıklamasında tekrar gündeme getiren Prof. Dr. Güler soruların önemli olduğunu ifade etti. Güler, “Çünkü ‘cemaat’ diye adlandırılan yapı, yaşamlarını ancak balinalara yapışıp sürdürebilen kabuklu canlılara benziyor. Bu bir siyasal parti değil; ama siyasete ve özellikle de iktidarda siyasete çok düşkün. Düşkünlüğünü, bir siyasal partiye yapışarak gideriyor. Bir zamanlar DSP’ye yapışmıştı. Sonra AKP’ye yapıştı. Her ikisini de eriten asit gibi iş gördü. Şimdi yeni bir balina arıyor; bir süredir de CHP’ye yanaşıyor” dedi.

“C”, CHP OLMAYACAKTIR

Böyle bir koalisyonun CHP’yi tarih sahnesinden çıkartacağı yönündeki fikir için de “yerli yerinde” tabirini kullanan Güler, “CHP, ülkenin kurtarıcı ve kurucu partisidir. Yalnızca kendi seçmenlerince değil, başka partilerin arkasından giden seçmenler bile, ülkenin ve ulusun varlığıyla ilgili en temel ilkeler söz konusu olunca CHP’nin tavrına bir göz atar. Yüreğine düşen bir tedirginlik varsa, o tedirginliği CHP’nin tavrına bakarak ateşler ya da bastırır. CHP, işte bu güveni yitirdiği anda tarih sahnesinden çıkar. Düşer ve bir daha da kalkamaz. "C" ile herhangi bir işbirliği CHP'yi öyle düşürür ki, bunun sonucu yalnızca CHP'nin yok olması değil Türkiye'nin geleceğinin kararması sonucu yaratır. C, CHP olmayacaktır. CHP'nin ulusal kurtuluştaki kökleri ile Anadolu'daki gövdesi buna onay vermez. Türkiye’de siyasetin kirliliği, siyasetin ve ülkenin bağımlılığından kaynaklanır. Kirli siyasetin aktörlerinin ‘yerli’ olması, bu kaynağı yani temel nedeni ortadan kaldırmaz. Artık açıkça biliniyor ki, cemaat denen yapı ne bir inanç çevresi ne de yerli bir siyasal aktördür. C, emperyalizmin elindeki yeni vurucu güçten başka bir şey değildir” diye konuştu.

HESAP SORULMALIDIR!

Yapılması gerekenlerin altını çizen Güler birçok madde sıraladı. Güler, “Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a bir kaset komplosu düzenlendiğini ve bunun “C” tarafından yapıldığını ilan etmiştir. CHP kendisine yönelik bu darbeyi unutmamıştır. Başbakanın ihbarını değerlendirmek ve komplonun hesabını sormak CHP'nin görevidir. Başbakan başdanışmanı, şimdi “yolsuzluk ve rüşvet operasyonu” yapanların ulusal muhalefeti ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tasfiye etme amaçlı sözde davaları düzenleyenlerin aynı “C” yapısı olduğunu açıklamıştır. CHP, kendi milletvekilleriyle üyelerini hedef almış Silivri ve Hasdal düşmanlığının hesabını sormakla görevlidir. Ayrıca “C” yapısı dinsel inancını yaşayan bir cemaat değildir. “Türkiye’nin yüz yüze olduğu en tehlikeli tehdit odağıdır.Emniyet hizmetleri, polis okulları, adliye içinde yuvalanmış bu yapı, CIA denetimindeki Moon, Falun-Gong gibi tarikatlarla benzeşir. Bu gerçekleri, daha 2002 yılında yayımlanan “Köstebek” adlı kitaptan öğrendik. Yazarı Necip Hablemitoğlu'ydu. Aynı yıl suikaste uğradı; aramızdan ayrıldı. Yine "C" yapısı komplo kurmak, suç uydurmak, iftira atmak, tuzağa düşürmek işlerinin ehlidir. Devlette, emniyet ve adliyede yuvalanmıştır. ‘Gördüğüm manzara korkunç; kadrolu devlet adamları devleti yönetmiyor… o zaman kim yönetiyor’ diye sorup bu gerçekleri halka anlatan Hanefi Avcı ‘bunların hayatımın bundan sonrasını zehir zindan edeceğini biliyorum, geçmişte birçok örgütün hedefi oldum. Ama bu defakinin başka bir şey olduğunun da farkındayım’ diyordu. Haliçteki Simonlar'ın yazarı, şimdi ne ile suçlandığı belirsiz olarak, hapishanededir” açıklaması yaptı.

Güler sözlerini şöyle sürdürdü: Cemaat yapısı emperyalizmin maşasıdır. Bu işlevi aldatıldığı için değil görev sayarak, bilerek, bilinçle üstlenmiştir. Kaynağı, Saidi Nursi’nin gaipten aldığı haberdir. Ahir zamanda beklenen bir zat gelecek, Hristiyanların ruhani liderleri ile de işbirliği yaparak üç görev yapacak: Birincisi insanların imanını kurtaracak, ikincisi şeriatı tatbik edecek, üçüncüsü hilafeti yeniden kuracak. Şeriat – hilafet kurmak yanı bir yana, "C" yapısının son yıllarda tanık olduğumuz dinler arası diyalog; tolerans; hoşgörü atakları ve Fethullah Gülen - Papa buluşmaları... Rastlantısal sonuç değil, varoluş nedenidir. CHP, İslam inancını küresel siyasetin emrine vermiş olanlarla nasıl ortaklık yapar?

Yine cemaat yapısına göre meşruiyet ve Cumhuriyet kurucuları “Süfyan Komitesi”dir; yani Hz. Muhammed’e karşı savaşan Ebu Süfyan tarafına benzetilir; din düşmanı sayılır. Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik her türlü ağır saldırı, "C" ve dayandığı Saidi Nursi kaynaklıdır. Bunlar, bağımsız ulusal ve laik Türkiye'nin düşmanlarıdır. Bu gerçek Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından çok önceden ilan edilmiştir; dayandıkları temeli "kendi belgeleriyle" öğrenmek için Prof. Dr. Zekeriya Beyaz'ın 2012'de yayımlanmış olan Nurculuk başlıklı kitabına bakmak yeter. CHP, kendi varlığının anlamı olan ilkelere düşmanlık için var olanlarla nasıl işbirliği yapar?

Cemaat, Türkiye'nin çözülmesini sağlayacak programatik çerçeveyi 2010 yılı Aralık ayında "Çözüm Mümkün" adlı bildiriyle ilan etmiştir. Bugüne ve geleceğe dönük hedeflerinin, "ulusal ve laik devlet yapısını ortadan kaldırmak" olduğunu ilan etmişlerdir. CHP, evrensel insan haklarını ulusal ve üniter devlet yapılanmasıyla laik devlet ve özgür toplum idealini ortadan kaldırmak için araç olarak kullanacaklarını ilan etmiş böyle bir kesimle nasıl ortaklık yapar?

Şimdi bize gereken, yalnızca "temiz siyaset" değil, temiz siyaseti mümkün olmaktan çıkaran kökü dışarıda siyasete son veren bağımsız siyasettir. Bu nedenle yapmamız gereken şey, bağımlı kirli siyasetin ana faili olan "C" yapısına karşı kapıları kapatmaktır. Cemaat bir balinaya yapışmadan var olamayan kabukludur; CHP'nin buna izin vermemesi, Türkiye'yi kurtarmak ve bağımsız, ulusal, laik Cumhuriyet'i temelden yeniden inşa etmek demektir. Koalisyon sorusuna yanıtımız şudur; Hayır, onayımız yoktur”

Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
CHP İzmir Milletvekili ve PM üyesi

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları