Haliç Dayanışması 1 Temmuz Denizcilik, Kabotaj Bayramı dolayısıyla bir mesaj paylaştı:
Haliç Dayanışması 1 Temmuz Denizcilik, Kabotaj Bayramı'nın 94. yıl dönümü doalyısıyla basın açıklamasında bulundu. Açıklamada "Kabotaj Kanunu’nun 94. yıldönümünü, Denicilik ve Kabotaj Bayramı’nı kutladığımız bugün, Haliç Dayanışması olarak çağrıcısı olduğumuz bu açıklamayla bir kez daha diyoruz ki; ülkemizin demiryolu bağlantılı limanlara, İstanbul'un vapurlara, vapurların da tershaneye ihtiyacı var" denildi.
Haliçport projesinin derhal durdurulmasının talep edildiği açıklama şöyle:
"Bugün Kabotaj Kanunu’nun [Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Kara
Suları Dahilinde İcrayı San’at ve Ticaret Hakkında Kanun] 94. yıldönümünü kutluyoruz. Kabotaj
bir devletin karasuları, gölleri, nehirleri ve iç suları ile bunların liman, iskele vb. kara sınırlarında
deniz ticareti olup, kabotaj hakkı, bir devletin kendi limanları arasındaki deniz ticaretinden
kendi yurttaşlarının yararlanması anlamına gelmektedir.
Osmanlı Devleti’nin hükümranlık alanlarında diğer devletlere tanıdığı kapitülasyonların bir
sonucu olarak deniz ulaştırmasının büyük bir bölümü ile önemli limanların işletilmesi, diğer
devletlerin filoları ve şirketlerine bırakılmış; Osmanlı, denizlerinde ticaret yapamaz duruma
gelmişti. Osmanlı’nın tanıdığı bu kabotaj ayrıcalığı, aslında 1923’de Lozan Barış Antlaşması ile
kaldırılmış, ancak kabotaj hakkının kullanılması teknik ve yasal çalışmaların tamamlanmasının
ardından, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile hayata geçirilmiştir.
Kabotaj Kanunu ile denizciliğimiz genç Cumhuriyet ekonomisindeki vazgeçilmez önemdeki
yerini tekrar kazanmış; Cumhuriyet, Osmanlı’nın kapitülasyonlarla diğer devletlere terk ettiği
deniz alanına yeniden kavuşmuştur. Bu bakımdan Kabotaj Kanunu, bir anlamda Kurtuluş
Savaşı’nın denizlerdeki kazanımıdır. Kabotaj hakkının yeniden kazanılarak kullanılmaya
başlanması ile denizciliğimizin ve gemi yapımcılığımızın gelişmesi sadece hız kazanmamış,
ülkemizin denizlere olan ilgisi ve sahip çıkma duygusu da güç kazanmıştır.
Aradan geçen 94 yılın ardından bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda, çeşitli kamu
yatırımlarının “önem” ve “aciliyeti” gerekçesi ile kabotaj hakkının sık sık delindiği uygulamalar
görüyoruz. Bunlar bir yana, tamamen kara taşımacılığına ağırlık veren ve bunu köprü, otoyol
projeleriyle de giderek hakim duruma getiren ulaşım politikaları nedeniyle, bugün kabotaj
hemen hemen “adı var, kendi yok” noktaya gelmiştir. Dış ticaret yüklerimizin %90’lara varan
bölümünü yurt dışından denizyolu ile limanlarımıza getirip götürürken, üç tarafı denizlerle
çevrili bir ülke olmamıza rağmen ülke sınırları içinde (yani kabotajda) yüklerimizi karayolu ile
taşıyor, deniz yolu ve demiryolu entegrasyonu sağlama özelliği taşıyan limanımız Haydarpaşa’yı,
TCDD limanlarını, Galataport’u, Sirkeci Feribot İskelesi’ni imara açmak uğruna yok etmeye
çalışıyoruz.
Yolcu taşımacılığı konusunda ise karşımızda daha vahim bir tablo çıkıyor; Marmara içindeki
birkaç hattı saymazsak, ülkemiz limanları arasında yolcu taşıyan bir tek gemimiz bile yok.
Dahası, iki yarımadadan oluşması nedeniyle altı tarafı denizlerle çevrili olan İstanbul’da, deniz
ulaşımının kent içi ulaşımdaki payı %3’lere bile ulaşamıyor. Oysa deniz ulaşımı ekonomik ve
çevreci, güvenli, rahat ve konforlu, özellikle de pandemide sağlıklı bir ulaşım yoludur. Motor ve
bireysel kullanımlı deniz taksilerine göre birçok açıdan en nitelikli deniz ulaşım aracı da
vapurlardır. Üstelik bir deprem kenti olan İstanbul’da, tarihten de bildiğimiz üzere, olası bir
depremde tersanelerin, deniz yolunun ve vapurların sunacağı imkanlar çok yüksektir.
Kabotaj Kanunu’nun 94. yıldönümünü, DENİZCİLİK ve KABOTAJ BAYRAMI’nı kutladığımız
bugün, Haliç Dayanışması olarak çağrıcısı olduğumuz bu açıklamayla bir kez daha diyoruz ki;
ÜLKEMİZİN demiryolu bağlantılı limanlara, İSTANBUL’UN VAPURLARA, VAPURLARIN DA
TERSANE’YE İHTİYACI VAR!
Merkezi ve yerel yönetimi 565 yıllık Dünya Endüstri Mirası Tersane-i Amire’nin elimizde kalan
son parçası, yeteneğini ve yetkinliğini sayısız kere kanıtlamış olan HALİÇ TERSANESİ’ni
İstanbul’un ihtiyacı olan ve çağdaş teknoloji ile donatılmış bir İSTANBUL VAPURU markası
tasarlamak ve üretmek üzere yeniden yapılandırmaya, geliştirmeye çağırıyoruz. Haliçport
[Tersane(SİZ) İstanbul] projesinin de derhal durdurulmasını talep ediyoruz. 1 Temmuz 2020.
#TERSANE’ME ve VAPURUMA DOKUNMA, GELİŞTİR..."
Kaynak : istanbulgercegi.com