24. DÖNEM CHP Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş terör ve gündeme ilişkin yazdı.
Haluk Ahmet Gümüş'ün gündeme ilişkin yazısı şöyle:
TÜRKİYE'DEKİ TERÖRÜN VE
ORTADOĞU'YU SARAN ATEŞİN GERÇEK NEDENİ:
"Yaşanan terör olaylarında kullanılan teröristler dini gruplara ait olsada bu bir maskedir. Bu maske ile nüfusu müslüman olan birçok ülkede olduğu gibi halk katmanları birbirine düşürülmek istenmekte ülkeler bitmez tükenmez iç karışıklığın içine atılabilmektedir. nitekim bir çok ülke de bu duruma düşürülmüştur...
Asıl mesele ne din ne de meshep savaşıdır; asıl mesele; dünyadaki hakim güçlerin artık değişmekte olduğu meselesidir. Yeni güçler, yeni güçlü ülkeler girmektedir devreye. Dünya artık sadece bir gücün kararıyla yönetilmeyecetir. Aralarında yarış başlamıştır, karın ağrısı budur. Bizim gibi ülkelerin mevcut dünya güçlerinin bazılarının yanında olması veya yanında gözükmesi veya yeni dünya kurulurken bertaraf edilmesi birçok dünya gücünün geleceği için yaşamsal öneme haizdir. Sorun dinler, inananlar, meshepler arasındaki mücadele gibi gösterilmektedir; Irak'ta bir zamanlar Şiilerin kutsallarına, sünnilerin kutsallarına bombalar atılmadı mı? Şimdi niye bu sabotajlar kesildi? Şimdiki yönetimler herkesi aynı meshepten mükemmel bir yönetim altında mı yönetiyorlar? İlgisi yok. Mesele yeniden mücadeleye giren dünya güçlerinin bizim gibi ülkelerin coğrafyalarında yaptıkları paylaşım savaşıdır.
Eski dünya güçleri yeni çıkan, güçlenen ülke ve ülke gruplarıyla büyük bir yarışa girmiştir. Yeni yüselen veya yeniden güçlenen ülkeler de dünya geleceği ve yeni kurulacak dünya sistemi içinde söz sahibi olmak istemektedirler. Eskileri de mevcut hakimiyetlerini sürdürülebilir kılma peşindedirler. Ortadoğu'da birden hortlayan savaşların altındaki gerçek de budur. Arap baharı diye toplumların karıştırılıp bir daha eski durumuna dahi gelememesinin gerçek nedeni altında bu değişimin oyuncularının senaryolarını aramalıyız.
Bir anlamda bu güç yarışı doğaldır; ama bizim gibi ülkelerde toplumların birbirine düşürülmesi, sivillere yönelik saldırılar ahlaksızcadır ve modern güçlerin kalleş savaşıdır.
Bu coğrafyada var olan birçok ülkenin yönetimi önüne uzatılan havuca kanıp bu işe alet olmadı mı oldu. Bu yönetimler şimdi bu tuzakların kendilerine de kurulduğunu görüyorlar.
Sorunlar karşısında yeni bir bakış lazım: geçmişte şu oldu bu oldu. Bunlarla sonra hesaplaşırız. Şimdi zaman hepimize yapılan saldırılara hepbirlikte karşı koyma zamanıdır.
Kimse bana yaşananlara dinler meshepler savaşı demesin. Apaçık olan şudur; ortadoğunun cahil insanları müslüman bile olmayan dünya güçlerinin kurduğu örgütlerde eğitilip, ceplerine para konup radikal hale getirilmekte güyya müslümanlık adına nüfusu müslüman olan ülkelerin dirliklerine ve düzenlerine saldırtılmakdadırlar.
Hesap büyük ülkelerin güç hesabıdır. Sorun müslümanın müslümanla; şu etnik grubun bu etnik grupla hesabı değildir. Böyle sananlar kullanılmakta alet olmaktadırlar.
Yarın terör olayları devam ederken şehirlerimizde kimyasal saldırılara, insanların laboratuvarlarda ürettigi mikroplarla salgın hastalıklara tanık olabiliriz.
Bunlara; "yaşanabilecek olaylar" olarak hazır olmalıyız.
toplum dayanışma içinde olmalıdır. bu saldırılar hepimize yapılmaktadır. saldıranların arkasındaki güçler din savaşçıları değil hepimizin ortak düşmanlarıdır.
Çözüm birlik ve dayanışma içinde olmaktan geçmektedir. Açıkça söyleyeyim zaten de öyle olacaktır toplum dayanışma örneği verecektir. Bu halk tanımladığı andan itibaren büyük tehlikeler karşısında bütün coğrafyalarıyla her zaman birlik olmayı başarabilmiştir.
Çok degil 2-3 sene içinde büyük olasılıkla bütün sorunlar kargaşalar aşılacaktır.
Aşılamazsa ne mi olur; yangın bu sorunların kaynağı olan güçlerin evine sıçrar. Bizimle uğraşacak güçleri kalmaz. Tıpkı 1900'lerin başında "İspanyol gribi" vakası'nda yaşandığı gibi.
Toplumsal dayanışmamızı bozmamamız şarttır düşman dışardan içeriye, içerideki meczupları ve hainlari kullanarak saldırmaktadır... Aydınların zihnini dahi karıştırıp kendine nefer yapma ihtiyacı içindedir. Sonuçları ve neden oldukları ile savaşsak da gerçek savaş nedeni bizim dışımızdadır ve bizim meselemiz değildir..."
Vişne Haber Ajansı