loading
close
Dolar: 6,08 TL
Euro: 6,80 TL
Sterlin: 7,72 TL
SON DAKİKALAR

HDP'li Gergerlioğlu, cezaevlerindeki hak ihlallerini Meclis'e taşıdı: 'Cezaevlerindeki insanlara düşman hukuku uygulanıyor'

HDP'li Gergerlioğlu, cezaevlerindeki hak ihlallerini Meclis'e taşıdı: 'Cezaevlerindeki insanlara düşman hukuku uygulanıyor'
Tarih: 12.02.2019 - 12:10
Kategori: Gündem

HDP Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevlerindeki hak ihlallerini Meclis gündemine taşıdı.

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında konuşan Gergerlioğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Türkiye Cezaevlerinden başka bir cezaevine gönderilmiş olan bir kişiyle ilgili konuşacağım. Büyük bir skandal ve bu konuyla ilgili bir soru önergesi verdik, medyaya da yansıdı hepinizin haberi var. Muhammed Abdulhafiz Hüseyin Mısırlı İhvan-ı Müslimin mensubu muhalif bir kişi. Mısır yönetimine muhalif bir kişi. Bu kişi Türkiye’den uçağa bindirilerek Mısır’a gönderildi ve hakkında Mısır yönetimi tarafından idam cezası verilmişti. Aslında Evrensel İnsan Hakları prensiplerine göre hakkında ölüm ceza verilmiş bir kişinin o ülkeye iade edilmemesi gerekiyor ancak çok büyük bir skandalla bu kişi Mısır’a iade edildi. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Mısır yönetimine muhalif tavrıyla tanınmasına rağmen İhvan yanlısı tavrıyla tanınmasına rağmen, bu skandalı işledi. Elleri ters kelepçeyle bağlanarak uçağa bindirildi ve Mısır’a ölüme gönderildi. Bu kabul edilebilecek bir hadise değil. Sorumluluk sekiz tane görevliye yıkılmaya çalışıldı. Uçaktaki fotoğrafı çeken görevli tutuklandı. Bu büyük bir kötü fiil üzerinde yakalanma hadisesi, ne yapacağını bilememe halidir. Sorduğumuz soru önergesiyle Cumhurbaşkanlığına bu konu hakkında bir açıklama yapma istedik ve bekliyoruz. Sanırım bu cinayete varan işlemin bir açıklaması olmalı ve kamuoyu bilgilendirilmeli.

Hasta mahpuslar

Cezaevinde kalan mahpusların tarafımıza ulaştırdığı şikayetlerin başında hastane sevklerinde yaşadıkları sıkıntılar gelmektedir. Pek çok mahpus geç sevk edildiklerini, sevk edildiklerinde de kelepçeli muayene veya muayene esnasında hakarete maruz kaldıkları gibi şikayetleri olduğunu belirtmişlerdir. Bu şikayetler ispatlanması neredeyse imkansıza yakın olduğu için mahpuslar için oldukça sıkıntılı bir hal almaktadır. Cezaevinden giden hastalara hastane personelinden yeteri kadar ilgi olmadığı özellikle rapor almaya çalışan hasta mahpuslara yeterli tetkikler yapılamadığı için gerekli raporlarını alamadıklarını tarafımıza iletmiştir. Hastane koğuşları olmadığı için pek çok hasta mahpus tedavi edilememektedir. Ne yazık ki Ankara’da bile sadece 1 tane mahkum koğuşu olduğu Ceza Tevkifevleri Genel Müdürü tarafından şahsıma iletilmiştir. Hasta koğuşu konusu Sağlık Bakanlığının mı yoksa Adalet Bakanlığının mı sorunu olduğu yetki karmaşası içerisinde insanlar ölümle pençeleşmektedir.

Ağır hasta mahpusların tahliye edilmemesi

Cezaevinde kalan kişilerle ilgili en çok aldığımız şikayet özellikle ağır hastalıklar sebebiyle tutuksuz yargılanma veya ceza ertelemesi talep eden mahpusların bu taleplerinin karşılanmadığı yönündedir. Mahpuslar 5275 Sayılı Kanunun 16. Maddesinin 2. Fıkrasında belirtilen “Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.” ifadesi çerçevesinde tutuksuz yargılanma veya ceza ertelemesi beklemektedirler. Bu süreçte mahpusların öncelikle tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevk edilmesi bu hastaneden alınacak bir raporun da İstanbul Adli Tıp Kurumuna giderek onaylanması gerekmektedir. Ne yazık ki öncelikle bu sevklerin yapılması sorunu sevk yapıldığında hastanın eğer gittiği hastanede mahkum koğuşu yoksa tedavi olma sorunu ve bunların neticesinde de bir rapor alırsa bunu Adli Tıp Kurumunda da onaylatma sorunu oldukça uzun ve meşakkatli  bir yol haline dönüşmektedir. Tarafımıza iletilen cezaevinde kalırsa hayati tehlikesi vardır ancak cezaevinde kalmasında bir mahsur yoktur gibi raporlar ulaştırılmaktadır (Örnek: Şerif Ağu Antalya Döşemealtı L Tipi Cezaevi) Yine son günlerde gündem olan İbrahim Akbaba hasta olduğu için tahliyesi istenmiş ancak tahliye edilmediği için SEGBİS Bağlantısı sırasında fenalaşarak hayatını kaybetmiştir.

Hamile ve yeni doğum yapmış kadınlar

5275 Sayılı Kanunun 16. Maddesinin 4. Fıkrasında belirtilen “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.” ifadesi çerçevesinde tahliye olması gereken tutuklu veya hükümlüler halen cezaevlerinde tutulmaktadırlar. 2018 Kasım verilerine göre 0-6 yaş arasında en az 743 çocuk anneleriyle beraber cezaevinde kalmaktadır. Bebekler ve çocuklar anne karnında da doğum sonrasında da cezaevi koşulları kendileri için hiç uygun olmayan şartlar sunmaktadır. Pek çok yaralanma, çocukların besinsiz kalması gibi vakalar sıkça rastlanmaktadır. Bu bebeklerin ve de çocukların bir an önce anneleriyle birlikte dışarıda sağlıklı ortama alınması gerekmektedir.

Annesi babası tutuklu çocuklar

Son dönem yargılamalarında yaşanan en büyük sıkıntılardan birisi de anne babaların tutuklanmaları neticesinde ortada kalmaktadırlar. Bu çocukların dede ve nineleri hayatta olanlar onların yanına geçmektedirler. Zaten yaşlı olan bu insanlar kendileri bakıma muhtaçken bir de torunlarının sorumluluğunu almak durumunda kalmaktadırlar. Anne ve babaya en çok ihtiyaç duydukları dönemde 0-6 yaş arasında olanlar anne veya babalarından birisinin yanına geçtiklerinde diğer evebeyinlerinin yokluğunu duymaktadırlar. Gelecek nesiller açısında bu durum onarılamaz ve geri dönülemez mağduriyetler oluşturmaktadır. Maddi manevi sıkıntı içerisinde olunan bu durumda çocuklar çok büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bu çocuklar hayatlarının çok kritik bir döneminde bu yaşadıkları sorunlarla ileriki yaşlarını da etkileyecek psikolojik  hastalıklara yakalanmaktadırlar.

Cezaevlerinde nakil problemleri

Cezaevlerinde doluluktan kaynaklandığı belirtilen nakil sorunu en büyük sorunlardandır. Cezaevinde yerde tuvaletlerin önünde insanlar yatmaktadır. 8 kişilik koğuşta 24 kişinin kaldığı belirtilmektedir.

Bu sorun çerçevesinde ailelerinden kilometrelerce uzakta bir cezaevinde kalan insanlar görüş günlerinde aileleriyle görüşememektedir. Samsunda ikamet eden bir tutuklu Antalya cezaevinde kalmakta veya Van’da ikamet eden bir mahpus Edirne Cezaevinde kalmaktadır. Bu durum hem fiziki anlamda hem de maddi anlamda insanları yormaktadır.

Aile içerisinde mahpusun annesi, babası veya bir diğer yakın hastalıkları sebebiyle şehir dışına çıkamamaktadır. Bu sebeple de pek çok ölümü bekleyen kişi yakınını son bir kez göremeden hayatını kaybetmektedir.

Uzak yerlerde kalan yakınlarını görmeye giden ailelerin pek çoğu trafik kazaları sebebiyle sakat kalmakta hatta hayatlarını kaybetmektedir. Bu şekilde görüşe giden aileden onlarca kişi hayatını kaybetmiştir. 2018 senesi ziyaret anlamında giderken trafik kazası geçirilmesinde verisi olarak en yüksek olduğu yıldır.

Çocuklar ziyaret ve telefon sorunu

Telefon etme hakkı çocuklarının okulda olduğu saate gelen mahpusların aileden herkesle görüşememektedir. Yine sadece hafta içi görüş günü olan cezaevlerinde okulda olan çocuklar anne veya babalarını görmeye gidememektedir. Yine farklı cezaevlerinde kalan aynı gün görüş günü olan mahpuslarda aileler ya ikiye bölünmekte veya bir görüş anneye bir diğer görüş de babaya gitmek durumunda kalmışlardır. Okula gidemeyen çocuklar okullarından geri kalmaktadırlar.

Karı Koca beraber tutukluğuna muhakkak çözüm bulunmalıdır. Muhakkak hakimlerin geride kalanları Çocuklar perişan haldedir. Karı kocalar farklı illerdeki cezaevlerine koyulmakta ve aynı cezaevinde olanlara iç görüş hakkı verilmemektedir.

"Cezaevlerinde açlık grevi eylemcilerine yönelik sistematik ihlaller var"

Avukat ziyaretleriyle belgelenen ihlalleri açıklayacağım. Disiplin soruşturmaları başlatılmış durumda. Açlık grevi yaptığı için cezaevleri disiplin soruşturmaları başlatıyor bu nasıl bir saçmalıktır anlamak mümkün değil.

8 Şubat 2019 tarihi itibariyle Leyla Güven, cezaevlerindeki 54’ü kadın, 247’si erkek 301 mahpus, Hewlêr, Galler ve Strazburg’da ise 19 siyasetçi ve aktivist olmak üzere toplamda 320 kişi Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini sürdürüyor.

Leyla Güven'in 8 Kasım 2018 tarihinde başladığı açlık grevi 93. gününe girerken; greve 16 Aralık 20018 tarihinden katılan ilk grup lar ise açlık grevinin 55. gününde. DBP EŞ Genel Başkanı Sebahat Tuncel ve önceki dönem Hakkari Milletvekili Selma Irmak ise 15 Ocak 2019 tarihinde süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine başlamıştı.

Cezaevlerinde bulunan açlık grevi eylemcilerine yönelik avukat ziyaretleri ile belgelenen ihlallerin bir kısmı şöyle:

• Dönüşümlü-süresiz ve dönüşümsüz-süresiz açlık grevine giren bütün mahpuslarlar hakkında disiplin soruşturmaları başlatılmış durumda. Bandırma 2 Nolu T Tipi Hapishanesinde bulunan ve açlık grevine giren mahpuslar hakkında disiplin cezası verilmiştir.

• Edirne F Tipi Hapishanesinde açlık grevinde olan Adem Arslan isimli mahpus savcıya götürülme gerekçesiyle iki asker tarafından koğuştan zorla çıkarılmış ve götürülürken askerlerin fiziksel şiddeti ile sözlü hakaretine maruz kalmıştır. Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevindeki mahpusların B vitaminine erişimine engeller çıkarılmaktadır.

• Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Ocak ayının ortasında kurum müdürü açlık grevindeki mahpuslara eylemin daha fazla ilerlemesi halinde müdahale edebilecekleri tehdidinde bulunmuştur.

• Maltepe 1 No’lu Kapalı Cezaevi’nde hapishane idaresi, Cesim Yıldırım ve Ersan Nazlier ile birlikte daha önce süresiz dönüşümlü açlık grevine giren 27 kişi hakkında açlık grevi eylemlerini gerekçe göstererek 1 ay etkinliklerden men cezası vermiştir. Açlık grevindeki mahpusların açlık grevine ilişkin gönderdikleri her türlü faks ve mektup için yine disiplin soruşturmaları açılmıştır.

• Kandıra 1 Nolu Kapalı Cezaevi’nde daha önce uzun süreli açlık grevi eylemlerinde bulunmuş olan İbrahim Kaya’nın 10 kilo kaybettiği ve açlık grevi eylemlerinin sonucu olarak öngörülen sağlık problemlerinin büyük bir kısmını yaşamaya başladığı tespit edilmiştir.

• Birçok cezaevi idaresi tarafından eylemcilere B vitamini (saf B1 ve kompleks vitaminler dahil) ve karbonat verilmiyor. Halihazırda kullanılan vitaminler mahpusların daha önce revire çıkarken aldıkları vitaminler. Kimi cezaevlerinde ihtiyaç duyulan karbonatın bulunmadığı, limonun kimi zaman verilmediği bildirilmiştir.

• 26 Aralık 2018 tarihinde Düzce T Tipi Kapalı Cezaevinde açlık grevine başlayan Süleyman Benzer, açlık grevine başladıktan sonra ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğu gerekçe gösterilerek tekli hücreye konulmuştur. Halihazırda refakatçisi bulunmayan Benzer’in ihtiyaçlarını tek başına gidermesi mümkün değildir.

• Bandırma 1 Nolu T Tipi Hapishanesinde süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan 5 mahpus revire çıkartılmayı kabul etmediğinden hiçbir şekilde sağlık kontrolleri yapılmamaktadır.

• Edirne T Tipi Hapishanesinde 23 Aralık 2018 tarihinden beridir süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan Zerdeşt Oduncu, açlık grevine başladığı tarihten 18 Ocak 2019 tarihine kadar sadece bir kere doktor kontrolünden geçebilmiştir.

• Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesinde sağlık personelinin gerekli kontroller bakımından yetersiz olduğu, kontrollerin düzenli yapılmadığı, yapıldığı zaman bile ciddiyetsiz ve göstermelik yapıldığı, bir takım sağlık personelinin ideolojik tavır takınarak alaycı tavırları ile sözlü tacizde bulundukları öğrenilmiştir.

* Elazığ Kampüs Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda süresiz dönüşümsüz eylemde olan mahpuslar 3 ‘er kişilik odalarda ve refekatçisiz tutuluyor. Özellikle 05 Şubat tarihi itibarı ile 16 Aralık 2018'te başlayanların 55. günde olmaları nedeniyle refakatçi olmaması durumu önemli bir durumdur. Yine grevde olan mahpuslara 33. günden sonra B kompleks ilaçların verilmemiş olması da durumun ciddiyetini artırıyor. mahpuslara verilmesi zorunlu malzemeler verilmiyor. mahpusların bugüne kadar doktor kontrolleri yapılmış değil. 

* Grevin başlamasından bu yana Ahmet Tekin adlı mahpus tek başına bir hücrede kalmaktadır. Gerekli doktor kontrolü ve kilo tansiyon kontrolü yapılmamaktadır. Aynı cezaevinde olan Serkan Eren adlı mahpus uzun süre tek kişilik hücrede tutulduktan sonra grevde olan diğer mahpus Yasin Güngör ile aynı odaya konulmuş kısa bir süre sonra yeniden tek kişilik hücreye alınmıştır.

Diğer cezaevlerinden de benzer sorunlar rapor edilmiştir. mahpuslara uzun süre tuz ve şeker verilmemesi, kantinden zorunlu ihtiyaçların karşılanmaması, doktor kontrollerinin düzenli yapılmaması en temel sorunlar olarak ön plana çıkmaktadır.

"Leyla Güven’in durumu ağırlaşıyor"

Geçtiğimiz günlerde serbest bırakılan ve evinde açlık grevine devam eden Leyla Güven’in sağlık durumu ise kötüleşmeye devam ediyor. Güven’in tansiyonu ve nabzı düşük seyrediyor, ışık ve sese karşı hassasiyetinde artış yaşanmaya başlandı. Baş ağrıları ve mide kramplarının yanı sıra Güven’de kas ağrıları, baş dönmesi ve uyku düzensizliği söz konusu. Güven cezaevinden çıktığından bu yana 2 kilo daha vererek 58 kiloya düştü. Şimdiye kadar toplamda 12 kiloluk bir kilo kaybı var.

Samsun H Tipi Ceza İnfaz Kurumunda yaşanan ihlaller

Ramazan ayında kurum yeni yerleşkesine taşındı ve  su şebekesiyle ilgili problemlerden dolayı uzun bir süre su verilemedi mesela. 12 gün boyunca içme suyu kantinde satılmadı. Depolardan akan çamurlu suları içmeleri söylendi. Tutuklular taşındığında yatakları getirilmediği için demir mazgallarda uyumak zorunda bırakıldılar. Sahur yemekleri bazı günler imsak vaktinden sonra verildi. Hasta tutuklulara verilmesi gereken diet yemek imkanı hala sağlanamadı. Kütüphaneden kitap temini hala yeterince sağlanamadı. Kıyafet verilmeye kalkındığında her seferinde mağazadan yeni alınmış kıyafetler isteniyor. Düşünün ailenin maddi olarak hiçbir geliri yok. Evdeki kıyafetini getiriyor hayır kardeşim olmaz mağazadan yeni kıyafet getireceksin. Oysa ki bu insanlar işsiz.

"Malatya cezaevinde çok vahim bir hadise yaşanıyor"

4 aydır takip ediyorum ve beni kahrediyor gerçekten. Medeni Arifoğlu isimli bir hasta, tutuklu. Kendisi çok ağır hasta durumda karaciğer nakli yaşamış. Günde 19 tane ilaç kullanan ve ardından birçok sağlık hakkı ihlali yaşayan, apandisiti patlayan, geç sevkten dolayı geç hastaneye götürülen ve genel yoğun bakımda zor bela canı kurtulan bir hasta. Ardından 4 ay önce böbrek kanserine yakalandı, 4 aydır Malatya  Tıp Fakültesinde ameliyat edilemiyor. Biz edemiyoruz, mahkum koğuşu yok diye. Biraz evvel bahsettiğim mahkum koğuşu hadisesinden Adana Baycanlı cezaevinde 1.5- 2 ay hasta olarak ortalarda kaldı. Gönderenler Adana’da işlerin yapılmadığını biliyor muydu bilmiyor muydu ? Adana’da da bu hasta ortada kaldı dolaştı ve 1.5- 2 ay sonra bu hasta tekrar Malatya’ya döndü şuan  20 gündür  çırpınıyor. Toplamda bu hasta 4 aydır. Böylesi bir felaket olamaz. Kabul edilebilecek bir davranış değil.

"Düşman hukuku uygulanıyor gerçekten cezaevlerindeki insanlara yönelik"

Suçunuz olabilir bir takım cezalandırmalara uğrayabilirsiniz, ama insansınız devlet size düşman hukuku uygulayamaz değerli arkadaşlar.
Bakın size başka örneklerde vereceğim. Sosyal medya hesaplarımdan aldığım örnekler bunlar. Çok önemli anne-baba tutuklu Serap Betül Soydaş, Orhan Soydaş 1 yaşındaki çocukları tutuklu ve tabi ki babasını göremiyor aylarca. Anne ağır migren hastası, cezaevine girdikten sonra her gün migren nöbetleri sıklaşmış durumda. Bunlar üniversite bitirmiş doktora yapmış insanlar, ama şu anda büyük bir işkence ve eziyet çekiyorlar.

Birçok cezaevinde utanç verici şikayetler alıyoruz. Gerçekten kelimelerin bittiği yerler Eskişehir H Tipi’nden, Sivas Cezaevinden ve birçok cezaevinden yüz kızartan örnek şikayetler aldık.
          
Kadınlarda ped uygulaması

Kadınlarda ped uygulaması yapılıyor. Tutuklulara ziyaret anında adet gören kadınların pedlerinin incelenmesine kadar varan mahremiyet ihlalleri yapılıyor. Ortalık yerde kadınların pedlerinin incelenmesi yapılıyor. Utanç içinde kalan kadınlar sırf ziyaretlerinde bir engel olmasın diye bu muameleyi yaptırmak zorunda kalıyor. Böylesine onur, şeref ve haysiyet zedeleyen tavırlar şuan yapılıyor cezaevlerinde. Biz bunu soru önergeleriyle de sorduk. Bize bu konuda çok başvuru geldi. Hiçbir yönetici, hiçbir ziyaretçi kadının onuru,gururu ve haysitetiyle oynayamaz. Çünkü o insanlar mutlak surette yakınlarını ziyaret etmek istiyor ve her türlü ihlale boyun eğiyorlar o anda. Trabzon Beşikdüzü cezaevinde her hafta köpeklerle arama yapılıyor. Köpekler koğuşlardaki yatakların üzerine girip çıkabiliyor. Bunu da sorduk.

Anne kadın mahpuslar

Çocuklarından uzak yerlere naklediliyor. Birisi bahsediyor: Bir yıldan fazladır Tarsus cezaevi oradan Kayseri Bünyan cezaevine eşim gönderildi. Anne ile birlikte tüm çocuklar cezalandırılıyor. Bir başka vaka; doğumuna üç hafta kala Vatan Emniyette gözaltına alınan bir anne. Şeyma Atmaca örneği. Yine Gülşah Altun üç çocuk annesi ve bu da sanırım son anda tutuksuz yargılanma ile çıktı ama günlerce gözaltında zor anlar yaşadı. Halime Gülsu hakkında Adalet Bakanlığı’nın hiçbir cevap vermemediğini söyledim. Adalet Bakanlığı bu durumu saman altı edelim ya da zamanın dipsiz kuyusuna atalım diye düşünüyor. Şeyma Tekin az evvel bahsetmiştim. Erzurum cezaevinde yeni doğum yapmış, loğusa anne şuanda cezaevinde. Bu kabul edilebilecek bir şey mi? Loğusa anne eller üstünde tutulur ve çok nazlıdır, o bebek eller üstünde tutulur ancak şuanda Şeyma Tekin ve kalbinde delik olan sürekli doktor kontrolünde olması gereken bebeği cezaevinde zor şarlar altında. 25 kişilik koğuşta yaşıyorlar şuanda.

Yargı alanındaki ihlaller

Bana gelen bir şikayette yeni doğum yapanların  Jandarma eşliğinde cezaevine getirildiğini biliyorum. Tutuklu iken savcı yanına çağırıp doğumu içerde mi yoksa evinde mi yapmak istersin diye sordu, ona göre isim ver dediği kişiler var. Bakın hamileliği üzerinden şantaj yapılarak isim vermeye zorlanıyor. En zor durumdaki insanlar hamileliği ve hastalığı üzerinden şantaj yapılarak isim vermeye zorlanıyor. Eskişehir cezaevindeki ped işkencesini gerçekten çok üzücü buluyorum.

Cezaevlerinde bulunan iki kişi hakkında Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilme hadisesi var. Sayın HDP Eski Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş ve Değerli Aydın Osman Kabala şu anda dünya çapında Nobel Barış Ödülüne aday gösterilmiş durumdadırlar. Düşünün değerli insanlarını cezaevlerinde tutan ülke haline geldik. Sorgusuz sualsiz yargı felaketleriyle dolu bir şekilde insanlarımız cezaevinde ve böylesine değerli insanlar Nobel Barış Ödülüne aday gösterilen insanlar iddianamesiz bir şekilde cezaevinde. Osman Kabala’nın neredeyse 15 aya yaklaşıyor iddianamesi bile  yok, keyfi bir şekilde cezaevinde tutuluyor.

Yine oğlu fizik tedavi gören bir kadın Tuğba Tüfekçi. Cezaevindeydi, çocuğunun kolunda önemli bir fizik tedavi gerektirecek bir hastalığı vardı, uzun süredir fizik tedaviyi alamadı ve sonunda ancak serbest bırakıldı ve çocuğu şuanda fizik tedavi alabiliyor.

Bir kadının bana cezaevinden yazdığı mektubu okuyayım: Ayşegül Özer. Mahkemede bana 9 yıl ceza verildiğinde, kucağımda ki iki yaşımdaki çocuğum ağladı. Cezaevine giderken cezaevi aracının penceresinde ağaç görünce o kadar sevindi ki demir kapıları yumruklayarak açın açın demesine dayanamıyorum. Belki, yıllarca ağaç göremeyecek o çocuk.

Yine bir anne- baba tutuklu. Emel Uz- Mustafa Uz çocuklarının durumu son derece kötü üç tane çocuğu var ve psikolojik sıkıntılar yaşıyorlar. Birinci çocuk %90 zihinsel engelli otizm hastası, ikincisi dikkat eksikliği sendromu yaşıyor, üçüncüsü anne ilgisine muhtaç bir çocuk. Bu üç çocuk 75 yaşında hasta bir babaanne tarafından bakılıyor.

Türkiye cezaevlerinde yıl 2019 5.5 aylık hamile tutuklu Hatice Şahnaz cezaevinden gönderdiği mektubunda bana diyor ki; Cezaevi şartları normal insan için bile çok ağırken benim gibi özel durumu olan için çok zor. Yoğun stresten 6 kilo verdim. Mide bulantıları kendim ve bebeğim için çok endişeliyim. Ben burada olmamalıyım. Yasa burada olmamamı söylüyor.

Bir başka şikayet; Bu gece yarısı saat 02.00’da bu insanları karakola çağırsanız sabahleyin giderler ama gece yarısı 02.00’da eve baskın düzenleniyor Urfa’da. Betül Solmaz gözaltına alınmış şuan Şanlıurfa Çevik Kuvvet Amirliğinde gözaltında. Emzirmekte olduğumuz kızımız var. Ve kızımız annesinden ayrı,16 aylık çocuk evde ne bir şey yiyebiliyor, ne de bir şey yapıyor. Her yerde annesini arıyor. Şuan savcılığa getirildi bekliyoruz.

Yine devam ediyoruz. Şeyma Tekin’den bahsetmiştim. Doktorlar hamileyken hastaneye gittiğinde ona demişler ki: Ya seni bu kötü halde nasıl cezaevinde tutuyorlar.  Ve sonunda cezaevinde doğum yapılıyor.

45 günlük bebeğiyle cezaevine atılan Sümeyra Gökalp uzun süreli itirazlarımız sonucunda tahliye oldu. O bebeğin yüzünü unutamamıştık. Yeni doğmuş ve gülümseyen bebeğin annesiydi Sümeyra Gökalp ve 45 günlük bebek annesi olarak cezaevine atılmıştı.

Gebze Cezaevinden Fadime Coşar. Marttan beri yumurtalık kanseri olan bir kadından bahsediyoruz. Acil ameliyat edilmeli şeklinde raporu var. Bebekli anne 10 aydır ameliyat edilmiyor.

Ben bir çok hastanın tedavi edilmeyip vefat ettiğini söylüyorum ve şuanda halen böyle insanlar var. Yetkililer duysun Gebze Cezaevi Fadime Coşar kanserli ve ameliyat edilmiyor, diğer yumurtalığa da kanser sıçramış, bu kişi cezaevinde mi ölsün? Yeni bir skandal daha mı olsun?
Emrah Arslan tutuklu. Şeyma Arslan’da anne-baba tutuklular. Üç çocuk ortada kaldı. Aileler Aydın’da yaşıyor. Biri Antalya biri Ağrı cezaevinde.

"Kolay tutukluluklar veriliyor, acımasız kararlar veriliyor"

Yine bir başkası Hacer Gümüş. Manisa’da tutuklandı. 5 yaşındaki kızında akciğer hastalığı var. 11 aylık bebek emiyor ve anne cezaevinde çok zor durumda. Hamile Tutuklu Beyza Demir. Doğum yapmış ve halen cezaevinde. Dünyanın hiçbir yerinde olmayacak bir şey. Yeni doğum yapmış, loğusa kadınların yüzlercesi şuanda cezaevlerinde.

Mevlüt Avşar- Anne Tülin Avşar tutuklu. 15-13 ve 4.5 yaşlarında 3 çocukları var. Babaanne bakıyor. Yaşlı  ve bakıma muhtaç. Bir babaanne üç tane annesiz babasız çocuğa bakıyor. Büyük kız intihar girişiminde bulunmuş. İntihar girişiminde bulunan tekrar intihar girişiminde bulunur. Baba İzmir cezaevinde anne Burhaniye’de.

Hüseyin Avni Güler eskiden maliye’de çalışan bir KHK’lı. Sincan Cezaevinde tutuklu iken annesi vefat ediyor. Hüseyin görmeden annesi defnedildi, güvenlik gerekçesiyle annesini gömemedi.

Funda Belde 7 aylık hamile. 2 yaşındaki bebeğiyle  Tokat L Tipi cezaevinde bu da dün tahliye edilebildi. Aylardır uğraşıyoruz. 7 aylık hamileydi ancak dün tahliye haberini alabildik.

Biz bunları birebir takip ediyoruz. Hepsini de sosyal medyamdan takip ediyorum ve İHİK’a da dilekçeyle başvuruyorum, Kamu Denetimi Kurumu’na (Ombudsman) gidiyorum. Adalet Bakanlığı’na gidiyorum. Sadece burada söylemekle kalmıyorum, bu insanlık dışı durumu tüm yetkililere iletiyorum.    

Tarsus cezaevinde 80 yaşında Sise nine var. Hasta, tutuklu.

İnfaz Koruma Memurları’nın dalga geçtiği Halime Gülsu abisine diyor ki: Abi ben çok kötüyüm diyor ve 28.04.2018’de cezaevinden tabutla çıkıyor. Devr-i İktidarlarının utanç tablosu Halime Gülsu. Ben ölümünden sonra nasıl olduğunu  tahmin ettim. Daha sonra Adli Tıp Raporları ve ölümünden 4 gün önce yazmış olduğu mektup tüm tahminlerimi doğru kıldı.    

Biz bunu büyük bir rapor halinde de açıkladık. Mağdurlar için Adalet Topluluğu olarak da 900 sayfayı aşkın bir raporla da bunu açıkladık. Önümüzdeki hafta bununla da ilgili bir basın toplantısı yapacağız. Önemli hak ihlalleri 2.5 yıldır cezaevlerinde yaşandı ve bunlarla ilgili basın toplantılarıma devam edeceğim. Çünkü çok yoğun ihlaller geliyor ve İHİK bunlarla ilgilenmiyor.

Biz burada cezaevlerinde ki ihlalleri gündeme getirip, vatandaşımızın milletimizin sesi olmaya çalışacağız başka türlü olmayacak. Biz gereken tüm başvuruları yaptık,ama başvuru yaptığımız yerler adeta bir duvardı. Adeta vicdanlarını kaybetmiş insanlara biz bu başvuruları yapmış gibiydik. 

Sincan Cezaevi ziyaretimizde de Cezaevi Komisyonu Başkanı AKP ve MHP’li üyelerin son derece duyarsız hissiz davranışlarıyla karşılaştık ve iyi bir cezaevi ziyareti yapamadık. Birçok yapmamız gereken ziyaret engellendi ve ben buradan milletime şikayet ediyorum Komisyon başkanını.

Bir son örnekle bitireyim demiş ki bana bir tutuklu yakını: Abim Mikail Kaya ve Eşi Pembe Kaya 04.12.2018’den beri farklı illerde tutuklu. Tutuklandıktan sonra kızları Nesibe 2.5 yaşında konuşma geriliği ve anksiyete tanısı konuldu.

Gündeme getirmek istediğimiz hadiseler bunlardı. Daha bunun gibi yüzlerce hadise var ve biz örnek hadiseler olarak bunları gündeme getirdik. Bize başvurularınıza devam edin. Elimizden geldiği kadar milletimizin sesi olmaya devam edeceğiz. Ahlakın, hukukun ve vicdanın kaybolduğu bu dönemde biz tüm gücümüzle milletimizin sesi mağdurların sesi olmaya çalışacağız ve  görevimizi yerine getirmeye çalışacağız."

Kaynak : Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları