loading
close
Dolar: TL
Euro: TL
Sterlin: TL
SON DAKİKALAR

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan soruşturma açıklaması

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan soruşturma açıklaması
Tarih: 28.12.2022 - 16:38
Kategori: Gündem

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sarçhane'de 6'lı Masanın hukuk işlerinden sorumlu genel başkan yardımcıları ile İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan soruşturma hakkında açıklama yaptı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu açıklamasında;

"Değerli basın mensupları;

Sizleri 16 milyon İstanbullunun evi Saraçhane’de ağırlamaktan mutluluk duyuyorum. Hoş geldiniz.  Her ne kadar millet iradesinin temsil edildiği bu yere dönük, siyasi saikler ve yargı darbeleri ile müdahaleler olsa da, dim dik görevimizin başındayız. Arkamızda 86 milyon insanımızın, 6’lı masanın ve millet ittifakının gücünü hissederek yol yürüyoruz. Bugün de mücadelemize destek olmak için bu toplantıya katılan 6 genel başkan yardımcımıza şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin de takip ettiği gibi İstanbul’un iradesinin aksine, gayrı meşru, gayri ahlaki ve anti-demokratik müdahaleler bir takvim ve disiplin içinde devam ediyor.

Bunları belgeleriyle açıklayacağım.

Önce, siyasi yasak ve hapis kararı aldığım dava, ardından da İBB’ye yönelik sözde terör soruşturmasının tamamlanıp, sürecin adli makamlara teslimi bugün sizlere, İçişleri Bakanlığı’nın İBB’ye yönelik iddiaları ile ilgili ayrıntılı ve yeni bilgiler vermek üzere bir araya geldik. Konuşmama başlamadan önce çok ama çok önemli bir konunun altını çizmek isterim: hukukun vazgeçilmez bazı evrensel ilkeleri vardır. Hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu tüm demokratik ülkelerde, her ne olursa olsun geçerli normlar vardır.

Mesela masumiyet karinesi gibi.

Mesela suçun şahsiliği gibi.

Mesela tabii hakim ilkesi gibi.

Bugün bu toplantıyı takip eden gazeteciler arasında, haksız yere cezaevinde yatmış arkadaşlarımızı da görüyorum. Maalesef hukuksuzluk, bu iktidar döneminin normali oldu. Hukuk, siyasi iktidarın baskılarıyla eğilip bükülürse işte bugünkü Türkiye ortaya çıkar. Anayasamızda yazdığı gibi Türkiye bir hukuk devletidir. Bunun sadece yazıda kalmaması, egemenlerin hukukunun değil, evrensel hukuk normlarının pratikte uygulanması ile mümkündür. İşte bugün yaşanan temel sorun tam da budur.

Değerli basın mensupları;

Tüm bu yalın gerçeğe rağmen; kamuoyunun tanık olduğu üzere 1 yıldan fazla bir zamandır, Türkiye Cumhuriyeti’nin içişleri bakanı ne yazık ki, devlet adamlığı kavramıyla bağdaşmayacak iddialar üzerinden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, 86 bin çalışanımıza ve ailelerine ve bana ‘terör’ ile ilişkili suçlamalarda bulunmaktadır.

İlk olarak 9 Aralık 2021 günü TBMM’de içişleri bakanlığı bütçesi görüşülürken, hezeyana kapılan bakan, sayı ve örgüt listesi vererek İBB’de 557 teröristin çalıştığını iddia etmiştir. Bakan, 400 gün önce açık bir tespit yapmış ama aradan geçen zamanda terörist olduğunu iddia ettiği kişilere karşı herhangi bir yasal girişimde bulunmamıştır. Oysa biz girişimde bulunmak istedik. Elinizdeki basın kit’lerinde de bulacağınız gibi hem İçişleri Bakanlığı’na hem de İstanbul Valiliğine resmi yazı göndererek özetle, ‘bu 557 teröristi bizim bilmemiz mümkün değil. Bu isimleri bize verin yasal işlem başlatalım’ dedik. Aldığımız yanıt ‘siz bizim muhatabımız değilsiniz’ oldu.

Buradaki önemli bir husus dikkatinizden kaçsın istemem: bakanın, İBB’de teröristler olduğunu iddia ettiği 9 Aralık 2021 gününden 31 Temmuz 2022 tarihine kadar yani tam 8 ay boyunca her nedense kullanmadığı bir yetki var.

Nedir bu yetki?

OHAL kapsamında çıkarılan 667 sayılı kanun hükmünde kararnamenin, 6749 ve 7333 sayılı yasaları, belediyelerdeki sakıncalı personelin işten çıkarılma yetkisini 31 Temmuz 2022’ye kadar İçişleri Bakanı’na veriyor. Yani bakan soylu, sayı ve örgüt ismi vererek terörist tespiti yapmış ama 8 ay boyunca, terörist diye iddia ettiği kişileri işten çıkartmamıştır. Burada bakan soylu terörist diye iddia ettiği kişileri işten çıkarmayarak görev suçu işlemiş midir?

Hal böyleyken, bir süre sonra mülkiye müfettişleri eliyle, terörle ilişkili personel soruşturması İBB’de başlatıldı. Bu süreçte devletimizin istediği her türlü bilgi ve belge anında yetkili makamlarla paylaşıldı. İBB, kuruluşları ve iştirak şirketleri talep edilen her bilgiyi soruşturma makamlarına sundu. Bu süreçte de bilgilendirme tek taraflı yürüdü, tarafımıza herhangi bir bilgi sunulmadı.

Şimdi burada, bir amaca matuf yapıldığı çok belli olan soruşturmanın önemli bir ayrıntısı daha var. Mülkiye müfettişleri, İBB’ye geldiğinde 8 kişilik ekibin başında ismini vermeyelim bir başka başmüfettiş vardı. Heyet bir süre incelemeyi bu başmüfettiş başkanlığında yaptı.

Her nedense, siz nedenlerini iyi biliyorsunuz, yaza doğru bu müfettiş, heyet başkanlığından alındı ve Ankara’ya çekildi. Sağlık sebepleri bu konuda sık kullanılan bir gerekçedir bilirsiniz. Heyetin yeni başkanı kim oldu biliyor musunuz? Daha doğrusu, görevden alınan başmüffettiş yerine kim getirildi biliyor musunuz? 

Bir dönem AK Parti’den milletvekili adayı olan bir kişi…
Ben İBB başkan adayı olduktan sonra Beylikdüzü belediye başkanlığı dönemimle ilgili 28 ayrı özel soruşturma açan bir kişi…
Arif yıldırım adlı militan ak partili bir zat-ı muhterem heyet başkanı oldu.
Bu zatın sicili belgelidir. Nasıl belgelidir biliyor musunuz? Bu kişi, 20 Mayıs 2019’da Beylikdüzü Belediyesi’ne bir işlem ile ilgili soruşturma açtı. Belediye başkanı olarak beni suçlayarak ifademi almak istedi. Oysa ki o işlemin tarihi 31 Mart 2019 seçimleri sonrasıydı. Beylikdüzü Belediyesi yeni başkanını seçmiş, ben ise mazbatası iptal edilmiş İBB başkanı idim. Yani bu kişinin gözü İmamoğlu konusunda bu kadar dönmüştür. Aklında hep ben varım. Hiç çıkaramıyor. Herkes iyi bilsin ki bu kişi adil ve tarafsız bir müfettiş değildir, bunu ispat etmiştir.

Görüyorsunuz değil mi? Ahmak davasında ‘bu davadan ceza çıkmaz’ denen hakim, tabi hakim ilkesine rağmen başka bir kente sürülüyor. Terör soruşturmasında müfettiş grubunun lideri merkeze çekiliyor, yerine malum zihniyette biri getiriliyor.

O yüzden, bize dönük saldırıların belirli bir takvim ve disiplin içinde yürüdüğünü söylüyorum. Bunlar sıradan olaylar değil. Bu süreçlere karşı çıkan da ister hakim, ister baş müfettiş olsun, bu insanlarda ortadan yok ediliyor.

Geçtiğimiz yıl ki iddialarının ardından bakan bey 26 Kasım 2022 günü, yine medyanın karşısına çıktı ve aralarında İBB’nin de bulunduğu bazı belediyelerle ilgili müfettiş raporundan, bir kısım iddiaları gerçekmiş gibi kamuoyuna sundu. Şimdi bu bakan kendini akıllı herkesi aptal sanıyor.

Basın toplantısına şöyle başladı: CHP’li belediyelerle ilgili 1107 soruşturma açtık ama ak parti belediyelerine de 885 soruşturma, ön inceleme başlattık.’ yani aklı sıra ne kadar da adaletli olduğunu anlatıyor bize. Kendini akıllı sanan bakanın ak parti belediyeleriyle ilgili incelemeleri imar yolsuzluğu, zabıta rüşvet iddiaları, imar planlarındaki ranta yönelik değişimler gibi konular.

Sen, terör örgütü üyeliği suçlamalarıyla sadece CHP belediyelerine soruşturma açtın. İstanbul, Mersin, Seyhan, Ataşehir gibi… üstelik te yasal olarak belediyelerin hiçbir güvenlik soruşturması yapamayacağı bir döneme ilişkin soruşturma açıyorsun…

Eğer adil bir bakansan, 19 AK Parti ve kayyumun yönettiği büyükşehir belediyelerine de İBB’ye yaptığın personel soruşturmasını yap. Eğer adaletli olduğunu iddia ediyorsan Ataşehir, Seyhan gibi CHP belediyelerine gösterdiğin sertliği, yüzlerce AK Partili ve MHP’li ilçe belediyesine göster.

Bir de çıkmış yüzdeler vererek grafik göstererek ben adil biriyim diyor. Ne adalet, ne hukuk ne ahlak ne vicdan senin ruhunda yer bulmuyor. Yüce Allah, insanı insan yapan bu melekeleri senden almış. Sen kalbi de aklı da sadece kötülüğe çalışan bir zatsın.

Velhasıl bu toplantıda gördük ki bakan, geçen yıl 557 adet dediği terörist sayısını ülkedeki enflasyon oranında artırmış ve sayıyı 1668’e çıkarmıştı. İBB olarak terörle mücadelenin neresinde olacaksak orada durduğumuz için, yine dosyalarda göreceğiniz üzere bu 1.668 kişi ile ilgili de bakanlığımıza bilgi sorduk ama yanıt alamadık.

Yani 1 yıldır İBB’de var olduğu iddia edilen teröristlere ulaşmak ve haklarında yapabileceğimiz yasal işlemleri yapmak için mücadele ediyor ama bakan beyin engeline takılıyoruz. İBB’de olduğu iddia edilen teröristleri birisi saklıyor ve işlem yapmıyor…

Ama o birisi Ekrem İmamoğlu ya da İBB değil. Bakanlık bize hiç bilgi vermediği gibi, bizim verilerimizle bakanlık verileri arasında da ciddi farklar var olduğunu gördük. Elimizdeki bilgileri soruşturma tarihine göre yeniden ele aldık.

Yani 1 Ocak 2019- 31 Aralık 2021 tarihleri arasını tekrar inceledik. Bildiğiniz gibi soruşturma tarihlerindeki 1 Ocak 2019-27 Haziran 2019 arasında biz görevde değildik. Öncesinde eski başkan Mevlüt Uysal ve kayyum döneminde de İstanbul Valimiz sayın Ali Yerlikaya görevdeydi. Yani 1 Ocak 2019-18 Nisan 2019 arasındaki sorumluluk sayın uysal da, 7 Mayıs 2019 -27 Haziran 2019 arasındaki sorumluluk da sayın valimizdeydi. Bu dönemleri de titizlikle inceledik.

Bu sonuçları madde madde az sonra paylaşacağım.

Ama öncesinde şunu belirtmek isterim:

İçişleri bakanı olan kişi yaptığı basın toplantısında iddia ettiği 1.668 teröristi isim isim 8 terör örgütüne böldü.
Daha ne olabilir derken, son olarak da 51 kişiyi diğer terör örgütleri klasmanına soktu.
Ekranda görüyorsunuz. Arkadaşlar diğer terör örgütleri hangileridir?

Mesela İBB’de tamil gerillası mı var?

İrlanda’nın bağımsızlığı için kurulan İRA örgütünden adam mı aldık işe? Ne demek diğer? Böyle aymazlık mı olur! İşte bunlar bu kadar dalga geçilecek kişilerdir.

Bakanın açıkladığı rapor, daha sonra İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre 9 Aralık 2022’de cumhuriyet başsavcılığına gönderildi. Şimdi savcılık raporu inceleyecek ve karar verecek.

Gelinen süreçte madde madde elimizdeki veriler ve bakanın iddiaları odaklı sunum gerçekleştireceğim.

İçişleri bakanı 23 Aralık cuma günü attığı son tweet ile belediyemiz ve terör arasındaki iltisak iddiasını maddde madde yazarak tekrar iddia etti. Yani konu yargıya taşınmışken, yargıyı etkilemeye yönelik faaliyetlerini içişleri bakanı olarak sürdürdü. Bu iddialara sessiz kalmamız beklenemezdi.

Şimdi başlıyoruz:

Bakan diyor ki: güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmadan belediyeye personel aldılar.
Biz 27 Haziran 2019 günü mazbatımızı aldık. Bakan beyin bilerek istismar ettiği şu: anayasa mahkemesi biz göreve geldikten 5 ay sonra, 28 Kasım 2019 tarihinde bir karar aldı. Buna göre; kamu kurumlarında işe alınacak personel için güvenlik soruşturması-arşiv araştırması talebini yasal bulmadı ve kaldırdı.

Yeni yasa çıkana kadar, işe alınan personel için bu evrakı talep etmek en yüksek yargı makamınca yasaklanmıştır. Bu yasak kararı 81 il valiliğine bizzat içişleri bakanı soylu tarafından resmi yazıyla iletildi. Bir örnek vereyim mesela;  İBB olarak biz, İstanbul Valiliği’ne Kasım 2019’da bünyemize alacağımız bir memurumuz için arşiv araştırması talep etmişiz. Valilik de 30 Aralık 2019 tarihinde İBB’ye verdiği yanıtta, anayasa mahkemesi kararına göre bu evrakı isteyemezsiniz demiş ve yazıyı işlemsiz olarak bize iade etmiş. Arkadaşlar size bunun gibi bir kaç örnek yazışmayı sunduk, kitinizde görürsünüz. Burada anlatmak istediğimiz şu. Anayasa mahkemesi’ 28 Kasım 2019’dan yeni yasa çıkan 18 nisan 2021’e kadar yani 17 ay boyunca, bakanın yapmamışlar dediği araştırmanın yapılmasını yasaklamıştı.  AYM’nin yasak kararı olan 17 ayda İBB’nin iştirak şirketlerine 11 bin 351 kişi işe alındı. İBB, İSKİ ve İETT’de de bu dönem alınanları sayarsanız 13 bin civarında personelin işe girdi. Bu dönemde arşiv araştırması-güvenlik soruşturması yapılması

Yasaktı nokta

Peki bakan bunu bilmiyor mu?  Ocak 2021 tarihli yazısı elinizde. Bizzat kendisi bu evrakları istemeyin diye resmi yazı yazdı. Yani ilk iddiası tamamen iftira. Biz, bu insanlar için bahsettiği evrakları isteyemezdik, istediğimizde de zaten verilmedi. Şimdi asıl konu şu: müfettiş raporuna göre kurumlarımıza alınan 25.361 kişiye arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılmış. Yani, Anayasa Mahkemesi’nin yasakladığı dönemde işe aldığımız 13 bin civarındaki personele de bu araştırmayı yapmışlar.

Ve şimdi bizi o dönemde niye yapmadınız diye savcılığa veriyorlar.

Yasa yok, genelge yapmayın diyor…
Valilik talebimizi reddediyor…
Ama bakan yine de yapmalıydınız diyor.
Bizim kendi emniyet teşkilatımız mı var bunları yapacak?
Kurt kuzuyu yemek isteyince, kendisi suyun yukarısında olduğu halde “suyumu bulandırdın” dermiş. Ama biz kuzu değiliz, bu ülkede adaletin yerini bulacağı günlerin geleceğine inanıyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz.

Peki, anayasa mahkemesi kararına kadar ve 17 aylık aradan sonra yeni yasa çıkınca İBB, arşiv ve güvenlik araştırmaları konusunda üzerine düşeni yapmış mıdır? Evet yapmıştır. Yasak kararı öncesi 5 aylık ve yeni yasa sonrası 8 aylık toplamda 13 ayda işe giren 7500 kişi için arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasını talep ettik. Bununla da yetinmedik, eski İBB yönetiminin 6 ayda işe aldığı 4116 çalışandan eksik olduğunu gördüklerimizin de arşiv ve güvenlik soruşturmalarını talep ettik. Bu 3 yıl için, toplam 10 bin 277 arşiv araştırması talebimizin 9 bin 617’sine cevap aldık. 660 kişinin arşiv araştırması için 1 yılı aşkın süredir cevap bekliyoruz. Hatırlatmak isterim 30 günde cevaplaması gereken, 660 kişiye 1 yıldır yanıt beklerken, müfettiş ise 25.361 kişinin sorgusuna 5-6 ayda ulaşabildi.

Demek ki isteyince oluyormuş! Ve bu maddede son ama acıtıcı bir detay vereyim sizlere: eski başkan Mevlüt Uysal ve sayın Vali Ali Yerlikaya’nın sorumlu olduğu dönemde işe alınan 4116 kişiden 1800’ü için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması istenmemiş. Üstelik AYM kararı yokken. Şimdi Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi de bizim gibi hileci mi oluyor?

Madde 2- bakan diyor ki; işe alınacak personelin adli sicil kaydı yani bildiğimiz adıyla sabıka kaydı e devletten alınırken, kamu seçeneği seçilmeliydi. Ama büyük çoğunluğu özel sektör seçeneğinden kayıt aldı. Böylece işe alımda hülle yöntemi kullandılar./// buna sadece ne demek lazım biliyor musunuz? Bakan bey saçmalamış. Neden? Dediği gibi bir hülle yöntemi kullanılmışsa bizden önceki ilk 6 ayda yani eski başkan Mevlüt Uysal ve sayın İstanbul Valisi döneminde işe alınan 4 bin çalışanın 1400’ünün adli sicil kaydı özel şirket seçeneğinden alınmış olmazdı. Siz İstanbul valisine, partili eski belediye başkanınıza hülleci mi diyorsunuz sayın bakan?

Bakan beyin 3 ve 4 nolu iddiası ise belediye ve kuruluşlarında değerlendirme komisyonu olmadığı ya da komisyonu olan kuruluşlarında geç değerlendirme yaptığı yönünde. İBB, İSKİ ve İETT’de değerlendirme komisyonlarımız görevini yapmaktadır. Bakan beyin geçen yıl ki hezeyanının ardından iştirak şirketlerimizde de değerlendirme komisyonu kurduk.
Gelen tüm arşiv araştırmaları da bu komisyonlarda değerlendirildi. Bu zamana kadar çeşitli kayıtlardan 1105 dosya ele alındı. 974 dosyaya işlem yapılma gereği görülmedi, 46 terör ilişiği ve iltisakı içeren kişi işten çıkarıldı. 53 kişi de farklı suç bilgileri ve arşiv araştırmaları nedeniyle iş akitleri feshedildi. Bu rakamların içinde bizden önceki döneme ait işe girişler de var.

Peki, bakan bey sizin partinizin döneminde ne yapılmış?

Siz, değil arşiv araştırması adli sicilinde yani basit sabıka kaydında bile silahlı terör örgütü üyeliği, bombalı terör eylemi vb suçları olanları istihdam etmişsiniz. 2017’de işe aldığınız a.t – 2018’in temmuzunda işe aldığınız r.a bunlardan birkaçı. Hatırlatmam gerekir ki; 2018 yılı Kasım ve Aralık ayında işe alınan 3 terör örgütü İBDA-C üyesi sabıkalı personelin iş akitlerini de biz feshettik.

Değerli basın mensupları;

Görüyorsunuz değil mi? Bize yaptığı suçlamaların bir mantığı varsa aynı suçu eski başkan ak partili Mevlüt Uysal da, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da işlemiş. Zaten bu bakan girişimleriyle adeta pandoranın kutusunu açtı. Daha yeni başlıyoruz bakın daha neler var:  2019 şubat ayında yani Mevlüt Uysal döneminde işe alınan  y.y – yine 2019 ocak ayında 2. Kez  işe aldığınız o.ç nasıl oldu da hassas gözlerinizden kaçtı acaba?

Bakın arşiv araştırması demiyorum sabıka kaydında yazıyor diyorum. Ne yazıyor: silahlı terör örgütüne üyelik- silahlı terör örgütü yöneticiliği yazıyor. Nerede, sabıka kaydında. Bu 2 kişinin de işten çıkışı tarafımızca yapılmıştır.

Gelelim arşiv araştırmalarına. 6 Mayıs’ta seçimin iptalinin ardından, 29 Mayıs 2019’da yani İstanbul Valisi sayın Yerlikaya İBB kayyum başkanı iken işe alınan, arşiv araştırması yapılmayan, biz gelince fark edip arşiv araştırması talep ettiğimiz ve FETÖ iltisakı ortaya çıkan 6 personeli nasıl değerlendirmek gerekir?  Bakın burada çok önemli bir şey söyleyeceğim. Beni lütfen çok dikkatle dinleyin sevgili basın mensupları. Savcılığa, İçişleri Bakanlığı’nın sunduğu ve medyaya göre 500 sayfadan fazla olan rapor bizde yok.

Ama duyumlarımıza göre bu raporda hakkında işlem yapılması istenen kişiler sadece ben ve 100’den fazla eski- yeni yönetici arkadaşlarım.

Size Mevlüt Uysal ve sayın Vali dönemindeki eksikleri de anlattım. Yani aynı şeyle suçlanıyoruz.  Eğer, savcılığa sunulan raporda, dönemin İBB başkanı Mevlüt Uysal ve İBB yöneticileri ayrıca İstanbul Valisi ali Yerlikaya ve onun yöneticileri hakkında da işlem talep edilmişse bir lafım yok. Bakın bugünün ulaştırma bakanı Adil Karaismailoğlu da, o dönemin genel sekreter yardımcısıdır. Yani sorumlulardan biridir. Unutmayın…

Ama altını çiziyorum o raporda sadece Ekrem İmamoğlu ve onun yöneticileri suçlanıyorsa, Gökkubbeyi başınıza yıkarız. Herkese eşit muamele yapılmışsa tamam aksi takdirde ak parti milletveki adayı müfettiş, bu eksikliği yapmışsa bilerek ve isteyerek görevi ihmal suçu işlemiştir. Hesabını çatır çatır bakanıyla beraber öder.

Şimdi az evvel bakan, pandora’nın kutusunu açtı dedim ya. Biz sadece, 1 Ocak 2019 ve göreve geldiğimiz 27 Haziran 2019 arasını inceledik. Ve size sunduğumuz onlarca konu ortaya çıktı. Şimdi, arkadaşlarım 2019 öncesini de inceliyor. Medyanın çok ama çok ilgisini çekecek personel verileri elimize ulaşıyor. Toparlıyoruz, bakacağız sabıka kayıtlarından, arşiv araştırmalarından neler çıkmış da kimselerin kılı kıpırdamamış?  Ne olsa bakan o zamanda aynı bakan değil mi?

Bakan bey, yaktın partili arkadaşlarını haberin olsun…

Bakanın, belediyemizle ilgili bir diğer iddiası terör örgütlerine katılanların ailelerine iş verdiğimiz iddiasıydı. Böylece onlara sahip çıkıyormuşuz… Allahaşkına güvenlikten sorumlu bir bakan terör örgütlerinin promosyonunu reklamını bu kadar aleni yapar mı? Bu suç değil mi? Bakan resmen devlet ağzıyla, terör örgütlerinin üyelerine sahip çıkmasının reklamını yapıyor.

Bak sayın bakan: tekrar anlatalım bakanlığın zaten zayıf da, belediyeciliğin hiç yok. Belediyeler güvenlik kuruluşları değildir. Terör örgütlerine kim katılmış, onların akrabaları kimdir belediye bilmez, bilemez.

Bunu bilmesi gereken kurumlar sizin başında olduğunuz güvenlik kurumlarıdır. O yüzden, bilmemizin mümkün olmadığı konularda nasıl oluyor da kendinizi suçlamanız gerekirken, bize çamur atıyorsunuz anlayamıyorum.

Değerli basın mensupları; bakan bey, terör örgütlerinin yakınlarına jest yaptığımızı iddia ediyor. Veya İBB’deki 959 kişinin yakınları terör örgütleriyle iltisaklı iddiasında bulunuyor.

Sayın basın mensupları: bu soruma da özel ilginizi bekliyorum: sayın bakan, emniyet ve istihbarat gibi hayati önemdeki güvenlik konularını bağladığınız bakan yardımcınızın kardeşi FETÖ terör örgütü üyesi ve yurt dışında kaçak bir firari. Ne zamandır? 15 Temmuz 2016’dan beri. 6 yıldır yaz tatilinde bile gelemez oldu Türkiye’ye.

Soru 1- peki kardeşi, yani 1. Derece yakını FETÖ firarisi olan bakan yardımcısını, ağustos 2018’de yardımcınız olarak atayınca, siz de bir terör örgütü iltisaklısına jest mi yapmış oluyorsunuz?

Soru 2-  acaba, güvenliği ve istihbaratı emanet ettiğiniz bakan yardımcınız İsmial Çataklı’nın, firari kardeşi nedeniyle FETÖ iltisaklısı olmasından yola çıkarak, bu kritik göreve tarafınızca getirilmesi, sizin FETÖ terör örgütüne yaptığınız bir jest midir?

Soru 3- 2020 yılında bizzat ağzınızdan ‘ bir tek FETÖ’cüyü göreve getirmişsem, bu ülkeye ihanet etmişimdir’ dediniz. Hemen ardından sizin atadığınız 2 kaymakam FETÖ soruşturması kapsamında görevden alındı. Devletin güvenliği emanet edilen kişi, daha burnunun ucundakileri göremiyorsa, devletimizde güvenlik zafiyeti mi vardır?

Değerli basın mensupları; sizlere daha önce bu bakanın bir milli güvenlik sorunu olduğunu söylemiştim. Şimdi ortaya çıkan tablo devletimizin kıymetli valileri ve ak partili siyasiler için de ciddi tehlike olduğunu ortaya koydu.

Bu kişiyi bu göreve getiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dır. Aslında konuşmamın başından beri anlattığım, görev ihmalleri zincirinin sorumlusu da doğal olarak odur. Burada sayın Cumhurbaşkanı ya ortaya koyduğumuz fotoğrafın yaratacağı kaosa razı gelecek ya da, içişleri bakanlığı koltuğuna bir Cumhurbaşkanı olarak yüzünü kızartmayacak bir isim atayacak. Artık alenen ortaya çıkmıştır ki, Süleyman Soylu olmamıştır. Olmamış bu adam. Siyasi körlüğe gerek yok; İçişleri Bakanlığı kapasitesi yok. Onlarca kez hem ak partiyi hem iktidarı rezil etti. Üstelik bizim bildiklerimizin eminiz ki, sizin bildiklerinizin yanında esamesi okunmaz.

Değerli basın mensupları; ne yazık ki aklını ve kalbini günaha teslim etmiş, hırsı ve öfkesi tarafından kontrol edilen bu bakan Türkiye Cumhuriyeti’nin çok kıymetli kurumlarını istismar etmektedir. 100 Yıllık Cumhuriyetin oluşturduğu kurumları, 167 yıllık İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni terörle irtibatlandırmak, bu kurumlara ve yüzbinlerce çalışanına büyük haksızlıktır. Gerçekten en büyük Türkiye düşmanı bile bu göreve gelse bu asırlık kurumları, yüzbinlerce aileyi böyle düşman bellemezdi.  Umarım, bir bakanın yarattığı dezenformasyon ve doğmasına sebep olduğu bu kaotik durum, devletimizin aklı selim sorumluluk sahibi yetkilileri tarafından bir an evvel ele alınır. Çünkü bu devlet hepimizin, milletimizin devleti. Türkiye’nin bu aklı selimliğe ihtiyacı vardır. Bir bakanın karanlıklar içindeki ruh haline, ne İBB’yi, ne valilerimizi, ne de seçilmiş ya da atanmış yöneticilerimizi feda etmeyelim. Hele hele yüzbinlerce aileyi zan altında hiç ama hiç bırakmayalım. Her önümüze gelene terörist-vatan haini diyemeyiz. Güvenlik ne kadar önemliyse hukuk ve adalet de en az o kadar önemlidir. Adalet mülkün temeli ise,  evrensel kriterler çerçevesinde yürümelidir.

Devletimizin terörle mücadelesinde her zaman bir nefer olmaya devam edeceğiz. Tıpkı hak-hukuk-adalet yanında durmaya devam edeceğimiz gibi.

Arkadaşlar;

Bu bir hukuk davası değil, siyasi dava.

Bu bir kişisel dava değil, ulusal dava.

Bu bir mağduriyet davası değil, haysiyet davası!

Kimse bizden susmamızı beklemesin.

Kimse bu milletten teslim olmasını beklemesin.

Öyle kolay kolay hakkımızı yedirmeyiz.

Öyle kolay kolay mücadeleden vaz geçmeyiz.

Geldiğiniz için teşekkür ederim.

Kaynak : wwww.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları