loading
close
SON DAKİKALAR

İmamoğlu, 'Değişim istiyorum. Genel başkan adayı değilim'

İmamoğlu, 'Değişim istiyorum. Genel başkan adayı değilim'
Tarih: 22.06.2023 - 13:01
Kategori: Siyaset

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu basına konuştu; Değişim istiyorum. Genel başkan adayı değilim.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, 4 yıllık görev süresi boyunca gerçekleşen değişimi ve hizmetleri paylaşacağı “İstanbul’a Hizmette 4 Yıl Sunumu’ programı sonrası basına açıklamalarda bulundu.

Ekrem İmamoğlu, gazetecilerin sorusuna cevap verdi: 'Genel Başkan adayı değilim ama değişim istiyorum.'

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya bakan oldu tebrik ettiniz mi sorusuna; Ali yerlikaya'yı hem tebrik ettim hem de İstanbul'a hizmetlerinden dolayı teşekkür ettim. Telefon ettim, Mektup yazdım. Makamında ziyaret etmek istiyorum.

23 HAZİRAN, BU ŞEHİR İÇİN ‘DEMOKRASİ ZAFERİ’DİR

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 4 yıllık görev süresinin hesabını, canlı yayında kamuoyuna verdi. Kentin tüm sorunları, beklentileri ve taleplerine yönelik çalışmaların detaylarını kamuoyuyla paylaşan İmamoğlu, iktidar kanadından gelen tüm engellemelere rağmen yaptıkları hizmetleri örnekleriyle sıraladı. “4 yıl önce bu göreve talip olduğumda, İstanbul’a değişim vaat etmiştim. ‘İstanbul’a yeni, taze, güçlü bir başlangıç yapacağız’ demiştim. Çok şükür, bunu başardık. İstanbul başardı” diyen İmamoğlu, “Bu kadim şehirde, değişim kök saldı. Her değişim, bir zihniyet devrimiyle başlar. Biz, İstanbul’da, vatandaşın şehre ve yerel yönetime bakış açısını değiştirdik. İstanbullular, artık daha azına razı olmayacak. Yapılan her işte insana saygıyı, şehre özeni talep edecek. ‘Bu şehirde, bundan böyle adalet ve liyakat hakimdir’ diyecek. Bir avuç insanın eşi, dostu, yakını değil ya da bir kesimin mutlu edildiği değil, milletin mutlu edildiği bir süreci her zaman isteyecek. Yapılan her işte insana saygıyı, şehre özeni talep edecek. İsrafa, ihmale, partizanlığa geçit vermeyecek. Değişim; eldekiyle yetinmeme, daha azına razı olmama duygusuyla başlar. İktidarlar, bu duyguyu kaybettirmeye çalışırlar. İktidarlar; insanlar ellerindekine razı olsun, daha fazlasını, daha iyisini talep etmesin isterler. İşe yaramadı. İşe yaramaz. Vakti gelmiş bir değişimin önünde durulmaz. Gücü, iktidar dayanağı ne olursa olsun kimse değişimin önünde duramaz. 23 Haziran, bu gerçeğin kanıtlandığı günlerden biridir. O yüzden 23 Haziran, bu şehir için ‘Demokrasi Zaferi’dir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 4 yılı bulan İstanbul’a hizmet maratonunun hesabını kamuoyu ile paylaştı. “İstanbul'a Hizmette 4. Yıl Sunumu”, “23 Haziran Demokrasi Şenliği” başlığıyla Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. CHP milletvekilleri Özgür Karabat, Fethi Açıkel, ilçe belediye başkanları ve İBB bürokratları da sunumda İmamoğlu’na eşlik etti.

“MİLLETİMİZ, 23 HAZİRAN 2019’DA O DEMOKRASİ DERSİNİ VERMESEYDİ, TÜRKİYE ÇOK DAHA KARANLIK BİR YOLA GİRERDİ”

İstanbul ve Türkiye’nin, 4 yıl önce, 23 Haziran 2019’da, vatandaşlarının verdiği kararla yeni bir döneme adım attığını belirten İmamoğlu, “Aynı zarftan çıkan dört oydan yalnızca birini geçersiz ilan edip, vatandaşın iradesini yok sayanlar, kendilerini ülkenin sahibi zannedenler, o gün derslerini aldılar. Anladılar ki, hiç kimse milli iradenin üzerinde değildir. Milletin kararını, ancak millet değiştirir. Milletimiz, 23 Haziran 2019’da o demokrasi dersini vermeseydi, Türkiye gerçekten çok daha karanlık bir yola girerdi. 23 Haziran, bu ülkeyi hukuk ve demokrasi rotasında tutma iradesinin mutlak zaferidir. Demokrasimiz adına yeni umutların güçlü bir başlangıcıdır. 23 Haziran Demokrasi Zaferi vardır, var olacaktır ve kutlu olsun” dedi. Millet iradesinin 23 Haziran’ı bir demokrasi bayramı ve şenlik haline getirdiğini kaydeden İmamoğlu, “Ve sandıktan nasıl çıkarsa çıksın, o irade, bizim için her zaman kıymetlidir, her zaman itibarlıdır. O irade, her zaman başımızın üzerindedir” diye konuştu. Siyasetin sorunları konuşarak çözmenin aracı olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Seçimler, sonuçlar ne olursa olsun, kim veya kimler kazanırsa kazansın, bizim bir arada, kardeşçe yaşama isteğimizin güçlü bir ifadesidir. Şunu biliyoruz ki; ayrıştıran, kutuplaştıran siyaset anlayışıyla belki seçim kazanabilirsiniz, ama birliğimizin, bütünlüğümüzün kaybolmasına da ne yazık ki yol açarsınız” ifadelerini kullandı.

“4 YIL ÖNCE KENDİMİZE BİR SORU SORARAK İŞE BAŞLADIK”

“Türkiye’yi büyük bir aile gibi görmeyen, insanlara, ‘Bizden mi, onlardan mı’ diye bakan anlayıştan mutlak kurtulmak zorundayız” diyen İmamoğlu, “Biz, 4 yıl önce kendimize bir soru sorarak işe başladık: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu kadim şehrin ve şehirde yaşayan çok karma bir toplum, 16 milyonun iddiasını ve layık olduğu yaşam kalitesini sağlamak bakımından nelere odaklanmalıdır? Neler yapmalıdır? İşte bu soruya verdiğimiz vizyon cevabımız açık ve kısaydı: İstanbul; adil, yaratıcı ve yeşil bir şehir olacak. Sonra da prensiplerimizi tanımladık: İstanbul, kutuplaşmayı bitirmek için, demokratik değerlere ve demokratik katılıma öncelik verecek. ‘İstanbul Modeli’nde liyakat, şeffaflık, hesap verebilirlik esas olacak. Bütün bunları hedeflerken, bu benzersiz şehirde yaşayan her bir fert için eşit fırsatlar sunan, her bir vatandaşı istisnasız olarak onurlu ve saygın kabul eden bir bakış açısıyla hizmet eden bir sosyal belediyecilik anlayışı hakim olacak. Nihayetinde de İstanbul’da, 16 milyonluk büyük bir aile olduğumuz duygusuyla çok güçlü bir şekilde çalışılacak. Üstelendiğimiz sorumluluğa, bu prensiplerle başladık” şeklinde konuştu.

İmamoğlu, İstanbul’a hizmet ettikleri 4 yıl boyunca yaptıkları icraatları başlıklar halinde sıralayıp, detaylandırdı. İşte o başlıklar ve detayları:

AİLEMİZ İSTANBUL

“Her bir hemşerimizi, bu büyük ailenin eşit bir ferdi olarak gördük, görmeye devam ediyoruz. Bunu siyasetin üstünde tutma konusunda kararlı olacağız. İstanbul’u bu büyük ‘ailenin evi’ olarak hissetmenin sonucu olarak, yaptığımız her işi özenle, saygıyla, aidiyet duygusuyla yapıyoruz. Onun için ortak aklı ve ortak iradeyi arayarak, katılımcı mekanizmaları sonuna kadar işleterek, birlikte karar alıyoruz. Sorunların bütün taraflarını memnun edecek, kapsamlı ve kalıcı çözümler geliştirmenin peşinde koşuyoruz. İyi örnekler var ise, alarak, sistemimizin içine katıyoruz. Adalar’daki fayton sorunundan, kentsel dönüşüm uygulamalarımıza, taksi sorununa yaklaşımımızdan Halk Bakkal uygulamamıza kadar her alanda bu felsefeyle çalışıyoruz. İBB’nin bütçesini, ‘aile bütçesi’ hassasiyetiyle yönetiyoruz. Her bir kuruşu bu kadim kent İstanbul için harcıyoruz. Bu şehirde, kapalı devre anlayışı, eski yanlışlıkları silip atıyoruz. Asla israfa geçit vermiyoruz. Bu şehrin bütçesini, büyük ailemiz için doğru bir öncelik sıralamasıyla harcıyoruz. Yardıma ihtiyaç duyanın yardımına koşuyoruz. Ulaşım, altyapı, çevre, sağlık, eğitim, kültür ve tarihi miras yatırımları gibi kalıcı ve dönüştürücü işlere çağdaş dünyanın en iyi örneklerini üretme adına ağırlık veriyoruz. Kentsel dayanıklılıkla ilgili bu ülkedeki en önemli adımları atıyor, bütün dünyayla da paylaşıyıruz. Hayatın her alanında yatırım üstüne yatırım yapıyoruz.”

KALKINAN İSTANBUL

“Örneğin; ulaşıma tüm zamanların en büyük yatırımını periyodik olarak yaptığımızın altını çizmek isterim. Trafik sorunu çözmek, kent içi hareketliliği ve yaşam kalitesini artırmak için yatırımların aslan payını metroya ayırdık, ayırmaya da devam ediyoruz. İş başına geldiğimizde, projesi olmayan, finansman sorunu çözülmemiş, yapım çalışmaları tümüyle durdurulmuş, inşaat alanları terkedilmiş metro inşaatları devralmıştık. En temel gerekleri yerine getirilmeden, tamamen seçim yatırımı olarak kamuoyuna duyurulmuş, ne yazık ki yarım yamalak, projesi olmayan metro projelerini biz hızla düzelttik ve hayata geçirdik. Size büyük bir gururla söyleyebilirim ki, 3,5 yılda toplam 46 istasyona sahip, 46,2 kilometre uzunluğunda, 5 metro ve 1 tramvay hattını hizmete açtık. Halen 8 metroda inşaatlarımız hızla devam ediyor. 2024 Mart'a kadar raylı sistem ağına 18,9 kilometre daha raylı sistem kazandırarak, bu büyük başarıyı devam ettiriyoruz. Önümüzdeki 9 ayda hizmete açacağımız 3 raylı sistem hattımızla birlikte, yıllık ortalama 13 kilometreyi aşan bir metroyla İstanbul tarihinin, yıllık bazda en çok metro üreten yönetimiyiz. Bu sadece şehrimiz ve ülkemiz için değil, dünya için de önemli bir rekordur. Böylelikle karbon nötr bir kent ve sürdürülebilirlik hedefleriyle kalıcı yatırımlar yapıyoruz.”

“Bir şeyin altını çizelim. Bahsettiğimiz bu 3,5 yılda, bir hükümetin bir yerel yönetime çektireceği ızdıraplar noktasında akla hayale gelmeyecek süreçlerin de altını çizelim. Düşünün ki, Türkiye'nin en önemli üç kamu kurumundan birisi, en büyük bütçeye sahip üç kamu kurumundan birisi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin devletin finans kuruluşlarından, bankalarından bir kuruş dahi kredi alamadığı bir 3,5 yıldan bahsediyoruz. Bu borçlanmaların engellendiği bir 3,5 yıldan bahsediyoruz. Yani geçmişteki bir borçlanmanın ya da bir kısım satışların bütçede neredeyse yüzde 20-25’lik paylara çıktığı bir yönetim döneminden, neredeyse sıfır düzeyinde borçlanma ya da bir kısım satışların olmadığı bir dönemden bahsediyoruz. Pandemiden bahsediyoruz. Ekonomik krizden bahsediyoruz. Böylesi bir dönemde biz, bu bahsettiğim o güçlü yatırımları İstanbul'a kazandırdık.”

“Başlattığımız yeni uygulamayla, İstanbullulara 6 metro hattında hafta sonu 66 saat kesintisiz metro hizmeti sunuyoruz. Bu yatırım ve hizmetlerimizin sonucu, günlük raylı sistem kullanan İstanbullu sayısı yüzde 35 artarak, 1,8 milyondan 2,6 milyona çıktı. Raylı sistem alanında büyük bir inovasyonla TRAM34 adlı projemizi geliştirerek, yerli ve milli tramvaylarımızı üretmeye başladık. İstanbul'a 2030 ve sonrası için hedeflediğimiz 740 kilometrelik raylı sistem ağına ulaşma hedefine, aklın ve bilimin ışığında ilerliyoruz. Bu projelerden en önemlisi ise İstanbul’un en büyük, en hızlı metro projesi olan, şehri bir uçtan diğerine bağlayan ve tamamen yer altından giden 74,5 kilometre uzunluğundaki 13 istasyonlu HIZRAY projesini hazırladık. Yeni nesil ve ekspres metro projemiz olan HIZRAY ile doğu-batı ekseninde, Sabiha Gökçen Havalimanı’dan Beylikdüzü’ne, 55 dakika gibi bir sürede ulaşım sağlanabilecek olup, sadece bu hatta günde 1,5 milyon yolcu taşımayı hedefliyoruz. Öte yandan, toplamda 2 milyonu aşkın İstanbullunun yaşadığı Sefaköy - Beylikdüzü metro hattının ise projesini ve finansmanını hazırladık. İBB Meclisi’nden onayımızı da aldık. Bu konuda da aynen 300 metrobüs projesinde olduğu gibi, Sayın Cumhurbaşkanı’ndan onay bekliyoruz.”

ULAŞILABİLİR İSTANBUL

“Ulaşım yatırımlarında ağırlığı metroya verirken, diğer boyutları da ihmal etmedik. 3.000’i aşkın özel halk otobüsünü İETT markası altında birleştirerek, hizmet standardını yükselttik. Bu kapsamda taşeronda çalışan şoförleri, Büyükşehir ailesine katarak, ailemizi büyüttük. İBB ailesine kazandırdığımız 1.841 şoförü de çalışma koşullarını iyileştirerek, belediyemizin bireyi haline getirdik. Kendi kaynaklarımızla finanse ettiğimiz 195 yeni metrobüsü hizmete soktuk. Yıl sonuna kadar sayı, 252 olacak. İstanbullunun akaryakıt, elektrik vb. kalemlere gelen fiyat artışlarından etkilenmesini engellemek için, ayda 1 milyar lirayı aşkın büyük bir sübvansiyonu ayırdığımızı bütün vatandaşlarımızın bilmesini istiyorum. Ülkemizin ekonomik düzeninin, ülkemizin özellikle emtia fiyatlarındaki, akaryakıt fiyatlarındaki yüksek artışların sadece İstanbul'un ulaşımına getirdiği yük ve bütçemizden ayırarak bu süreci sübvanse etmeye mecbur kaldığımız yükün yılda 10 milyar lirayı bulduğunu tüm vatandaşlarımızla ve basınla paylaşmak isterim.

“Herkesin artık çok iyi bildiği engellemelere rağmen, 2.800 taksi dolmuşun yeni nesil taksilere dönüşümünü sağladık. Bunların küçük bir kısmı da hizmete girdi. Kalanları da eğitimlerini ve standartlarını tamamladıkça İstanbul sokaklarında hizmet vermeye başlayacak. Umuyorum bu anlamsız ve iyi niyetli olmayan duruşlarından vazgeçerler. Yılda 30 milyon turisti hedeflediğimiz ve İstanbullunun en önemli konfor alanlarından birisi olan ulaşımdaki taksi meselesini hep birlikte çözüme kavuştururuz. Nasıl engellediği konusunda az önce ifade ettiğim gibi, akla hayale gelmeyecek bir biçimde yıllardır belediyenin kendi yönetiminin çoğunluğunun olduğu bir UKOME mekanizmasına müdahale ederek, merkezi iradenin atadığı çoğunluğu ele alarak sözüm ona İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşımla ilgili iradesini sekteye uğratıp, işlerini engelleme çabasını ortaya koyma marifetidir. İnanın akla sığmayacak işler bunlar.”

DENİZ ŞEHRİ İSTANBUL

“Deniz ulaşımını iyileştirmek için üst üste atılımlar yaptık. Örneğin; çürümeye terkedilmiş tarihi gemilerimizi restore ederek, sefere sunduk. 2019’da göreve geldiğimizde, deniz şehri İstanbul’da, sadece 20 hatta Şehir Hatları vapurları çalışıyordu. Bugün yüzde 70 artışla, 34 hatta vapurlarımız, 16 milyona hizmet veriyor. Yine yıllardır atıl halde bırakılan Haliç Tersanesi’ni yeniden çalışır hale getirerek, burada ürettiğimiz 5’i hibrit 50 Deniz Taksi’yi İstanbulluların hizmetine sunduk.”

YENİLENEN İSTANBUL

“Kavşak, cadde, meydan düzenlemeleriyle trafiği rahatlatacak, şehir hayatını kolaylaştıracak çok dönüştürücü yatırımlar yaptık. İçinde tarihi Beyazıt Meydanı’nın da olduğu, 16 meydan düzenlemesi yaptık. Biz, kent meydanlarını sadece bir otopark, taşıt trafiğine çözüm olan soğuk ve kimliksiz yerler olarak değil, şehrimizde yaşayan ve şehrimizi ziyaret eden insanların bir araya geldiği, farklı hayat tarzlarının kaynaşmasına olanak sağlayan birer sosyal, kültürel merkez olarak bakıyoruz. Ele aldığımız her bir meydanı, şehrimizin kimliğini ve değerlerini yansıtan kamusal alanlar olarak yeniliyoruz. Mecidiyeköy MeydanI, Bağcılar MeydanI, Küçükçekmece Cennet Meydanı ve Üsküdar Mimar Sinan Meydanı’nı tamamladık. Şehrimizdeki otopark sorununun çözümü için ‘İstanbul Otopark Ana Planı’nı bitirdik. 2019’dan bu yana, 5 bin 100 araç kapasiteli yol üstü otopark, 13 bin 500 araç kapasiteli katlı otopark ve 11 bin 300 araç kapasiteli açık otopark olmak üzere, toplam 30 bine yakın araç kapasiteli otoparkı hizmete sunduk.”

DEMOKRAT İSTANBUL

“Demokrat bir yönetim için, ne yaptığınızdan çok nasıl yaptığınız önemlidir. Göreve gelir gelmez; İstanbul’un yeni ve demokratik yönetim biçiminin sembolü olacak İstanbul Planlama Ajansı’nı (İPA) kurduk. İPA, demokratik katılım kanallarının inşa edilmesi, kentin tüm paydaşları, bilim ve düşünce insanlarıyla İBB’nin idari yapısı arasında önemli roller üstlendi. Çok sayıda çalıştay düzenleyerek, vatandaşın demokratik katılımı için mekanizmaları geliştirdik. Ulusal ve uluslararası ölçekte 800’ün üzerinde uzman, 3500 kurum temsilcisi ve 35 bin kişiyi içine alan devasa bir ekosistemi inşa ettik. İPA bünyesinde, İstanbul’un uluslararası iddiasına uygun yapıları da harekete geçirdik. Örneğin; şehrimizin liderliği ve inisiyatifiyle 2021 sonunda kurduğumuz B40 Balkan Şehirler Ağı’nı, bir yıl içinde 54 üyeye çıkararak, bölgemizde büyük bir kentsel diplomasi ve iş birliği sürecini başlattık. Daimi sekreteryasını İstanbul olarak üstlendiğimiz bu dostluk ve kentsel demokrasi ağının dönem başkanlığını, bu yılın Ocak ayında Atina’ya devrettik. Yine, İstanbul’un 2036 Olimpiyat adaylığı ve şehrimizin bir spor ve Olimpiyat şehri olmasını sağlamak için, İPA kampüsünde bir ofis ve milli takım kurarak, adaylık sürecimizi başlattık.”

ÇEVREYE DUYARLI İSTANBUL

“Şehrimizin geleceği ve büyük İstanbul ailesi olarak, C40 Şehirler İklim Liderliği Grubu’na Türkiye’den üye olan ilk ve tek belediyeyiz. C40 Belediye Başkanları Zirvesi’nde ‘Deadline 2020’ dokümanını imzalayarak, İstanbul’un 2050 yılı için karbon nötr ve dirençli şehir olma taahhüdünü verdik. Bu taahhüt doğrultusunda, ‘İklim Değişikliği Eylem Planı’mızı 2021 yılında kamuoyuyla paylaşarak yayınladık. Ayrıca, ‘Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’mızı tamamladık. İstanbul iklim değişikliği ile mücadele çalışmalarıyla, AB İklim Nötr ve Akıllı Şehirler içinde 100 misyon şehrinden biri oldu. Ayrıca İstanbul, Türkiye’den tek şehir olarak, 100 misyon şehri arasından seçilen 30 pilot şehirden biri oldu. Avrupa İmar Kalkınma Bankası ile yapmış olduğumuz iş birliği sonucunda, ‘Yeşil Şehirler Programı’na da dahil olduk ve ‘İstanbul Yeşil Şehir Eylem Planı’mızı hazırlamaya başladık.”

“İstanbul’un 25 yıldır ihmal edilmiş ne kadar büyük altyapı sorunu varsa, her birisini teker teker çözdük. İstanbul’un kent direncini artıracak, kapsamlı yatırım hamleleri gerçekleştirdik. Özellikle içme suyu, atık su ve yağmur suyu hatlarında çok ciddi altyapı yatırımları yaptık. 2 bin kilometreye yakın atık su hattı, 200 kilometreye yakın yağmur suyu altyapısı inşa ettik. Böylece, İstanbul’un 21. yüzyılına hiç yakışmayan su baskınlarını ve selleri, bu şehrin kaderi olmaktan çıkardık. Yeni biyolojik su arıtma tesisleri açarak, mevcutların kapasitesini artırarak, şehrimizin yarınlarını da güvence altına aldık, almaya devam ediyoruz. Yaklaşık 100’ün üzerinde noktada taşkın riskini ortadan kaldırdık. Bunları özellikle o çok zor günlerde, pandemi döneminde yaparak, insanlarımızın da çok fazla etkilenmeden, zor ekonomik koşullarına rağmen İSKİ'nin bir tarife üzerinden engellenmesine rağmen, inanın büyük bir fedakarlıkla o süreci başarıya kavuşturduk.”

“Onlarca yıldır çevresindeki nüfusa hayatı çekilmez eden Kurbağalıdere sorununu kökünden çözdük, suyunu pırıl pırıl hale getirdik. Selde can kayıplarına sebep olan Ayamama ve sıkça taşkın yaşanan Haramidere olmak üzere, birçok derede ıslah çalışmaları gerçekleştirdik. Tuzla 3. Kademe ve Baltalimanı gibi yeni birçok atık su arıtma tesisi açarak, mevcutların kapasitesini artırarak, şehrimizin yarınlarını güvence altına aldık. Atık sulardan geri kazanım suyu kapasitemizi artırdık. Kronik bir sorun olan Marmara Denizi’ne, İstanbul Boğazı’na ve Haliç’e kontrolsüz atık su girişini engelledik. Uygulamaya koyduğumuz ‘insani su hakkı’ anlayışıyla, her 2,5 metreküp suyun 0,5 metreküpünü İstanbulluya ücretsiz olarak veriyoruz. İstanbul suyunun güvenli kontrolü ve takibi için, İstanbul Su Kontrol ve Otomasyon Merkezi’ni (İSKOM) faaliyete geçirdik. Avrupa Yakası’nda su kesintilerinin önüne geçecek, 33.6 kilometrelik Terkos İkitelli İsale Hattını tamamlayıp, hizmete aldık. İstanbul’un su kaynaklarını korumak amacıyla, 2019 yılından bugüne dek, tam 619 kaçak yapının yıkımını gerçekleştirdik. Su ve atık su yatırımlarımızı sürdürürken, İstanbul’un tarihi su yapılarına da sahip çıkarak, su kemerleri ve çeşmelerde restorasyon çalışmaları gerçekleştirdik.”

SÜRDÜRÜLEBİLİR İSTANBUL

“Şehrimizde ‘Yeşil Çözüm’ anlayışını hakim kılarak, temiz enerji alanında büyük ve kalıcı yatırımlar yaptık. 2019 yılında 66 Mega Watt olan atıktan enerji üretimimizi, yaptığımız yatırımlarla tam dört katına çıkardık. Silivri Seymen LFG Tesisi, Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi, Kemerburgaz Biyometanizasyon Tesisi ve Şile Kömürcüoda Biyometanizasyon Tesisi gibi yeni yatırımlar yaptık ve hizmete açtık. Dahası İBB’ye ait binalarımız için, güneşten enerji üretmeye başladık. Geçtiğimiz yıl, çöpten elektrik üretimini tam yüzde 55 artırarak, 2,5 milyon İstanbullunun 1 yıllık enerji ihtiyacını üretiyor haline geldik.”

YEŞİL İSTANBUL

“Bütün bu yatırımların yanı sıra, ‘Yeşil İstanbul’ hedefimiz doğrultusunda, İstanbulluların doğayla kolayca buluşmasını sağlamak için; kent ormanları, yaşam vadileri, sahil parkları ve korular açtık. Bunların bir kısmı unutulmuş vadiler, dere kenarlarıydı, bir kısmı unutturulmak istenmiş, ormanlar veya alanlardır. Toplam 7,5 milyon metrekareden fazla aktif yeşil alanı şehrimize kazandırdık. Bir başka ifadeyle; şehrimizde yaşam kalitesini artırmak için, 52 tane Gülhane Parkı büyüklüğündeki yeşil alanı İstanbulluların hizmetine sunmuş olduk. Bir yandan da İstanbul’u sessizleştirmek için stratejik gürültü haritalarını hazırlıyoruz. Gürültü seviyesinin yüksek olduğu Beşiktaş Anadolu ve Kartal Samandıra otoyollarının kenarlarında gürültü bariyeri uygulaması yaptık. Kentsel planlarımız doğrultusunda başka ilçeler için de gerekli alanlarda yatırımlarımızı yapmaya devam ediyoruz.”

DİRENÇLİ İSTANBUL

“‘Aile Evimiz İstanbul’u depreme dirençli hale getirmek en önemli önceliklerimizden oldu. Yıllardır ihmal edilen, mahallelerin plan sorunlarını çözerek, kentsel dönüşümün önünü açtık. Bakın bu plan meselesi vatandaşlarımız tarafından çok bilinmez, takip edilmez. Ama İstanbul'un en temel sorunlarından birisidir. Bu hususta özenli bir çalışma sürdürerek, Meclis’te çoğunluk olmalarına rağmen, açık, şeffaf yönettiğimiz bir süreçle, bence İstanbul tarihine geçecek bir başarıyı elde ederek, idaremiz 4 yıl içerisinde tümüyle kendi iktidar dönemlerinde bile çözemedikleri onlarca ilçemizin, onlarca mahallelerindeki kronik plan sorunlarını aşmanın gururunu yaşıyorum. Bu konuda hızla sonuç alabilmek için, çok geniş bir iş birliğini hayata geçirmek gerekiyor ama maalesef hükümetimizden bu konuda hiçbir olumlu geri dönüş görmüyoruz. Ama biz, elimizdeki imkanları en geniş biçimde kullanarak, sonuç almaya çalışıyoruz.”

“Güçlendirme için attığımız önemli adımlarda, ulaşımdan lojistiğe kadar, deprem afetine karşı alacağımız tüm önlemleri bütünlüklü bir şekilde ele alıyoruz. Geliştirdiğimiz ‘Hızlı Tarama Yöntemi’yle 35 bine yakın inceleme yaptık. ‘İstanbul Yenileniyor’ sistemi üzerinden sürdürdüğümüz kentsel dönüşüm çalışmalarına, 24 bin başvuru yapıldı. 6 binden fazla konut ve ticari birimde, yaklaşık 25 bin kişi ile uzlaşma aşamasına geçildi. 6 sosyal konut, 7 kentsel dönüşüm projesi, 1 Kaynak Geliştirme Projesi olmak üzere, 14 KİPTAŞ projesini tamamladık. 17 projenin temellerini attık. KİPTAŞ tarihinde ilk kez, projeleri sahiplerine erkenden kavuşturduk. KİPTAŞ Silivri 4. Etap sosyal konut projesini 5 ay, KİPTAŞ Tuzla Meydan Evler sosyal konut projesini 6 ay ve KİPTAŞ Tuzla Aydınlık Evler sosyal konut projesini tam 1 yıl erken teslim ettik.”

MİRAS İSTANBUL

“Biz, İstanbul’un tarihini, kültürünü bir ‘aile yadigarı’ olarak görüp, o duyguyla sahip çıkıyoruz. Geride bıraktığımız 4 yılda, tam 630 yapıyı restore ettik. Artİstanbul Feshane, Anadolu Hisarı, Yerebatan Sarnıcı, Taş Mektep, Müze Gazhane İklim Müzesi, Yedikule Gazhanesi, Moda, Beşiktaş ve Kadıköy İskeleleri, Botter Apartmanı, Cendere Sanat, dünya mirası Kara Surları, Kütüphane Troleybüs gibi pek çok yapının yanı sıra, 175 tarihi çeşme, 175 tarihi mezarlık alanını restore ederek, mirasımıza en özenli şekilde sahip çıktık. Fethin simgesi olan hem Anadolu Hisarı'nı bitirmenin hem de hızla Rumeli Hisarı’nı bitirecek olmanın gururunu yaşıyoruz.”

ADİL İSTANBUL

“4 yıldır, hayatın her anında, aileden biri gibi, İstanbulluların yanındayız. Pazarlardayız, alanlarındayız, konserdeyiz, acı anlarında yanındayız. Bayramlarda, milli dini bayramlarımızda her kişinin, her cemiyetin, her İstanbul'un her grubunun önemli anlarında, ilgili alanlarında, yanlarında duruyoruz. Özellikle ihtiyaç sahibi İstanbulluların sorunlarını hissederek, sevgiyle, saygıyla, özenle hizmet sunuyoruz. Örneğin; 10 bin aileye ‘Yenidoğan Destek Paketi’ sunduk. Bu sayımıza 15 bin ailemizi de ekledik ve toplam ulaştığımız aile sayımızı 25 bine çıkardık. ‘Anne Kart’ ile 4 yaşına kadar çocuğu olan 532 bin anneye, ücretsiz ulaşım hakkı tanıdık. Annelerimizin 862 milyon TL'lik geçişlerini sübvanse ettik. Örneğin; 4 yılda 234 bini aşkın çocuğa, 21 milyon litrenin üzerinde süt dağıttık. Halen 57 olan kreşlerimiz, Eylül ayı itibariyle 75’e çıkacak. Yardıma muhtaç ailelere, 4 yılda toplam 460 bin ‘Sosyal Destek Kartı’ dağıtarak, ayrıca ‘Karakış Desteği’, ‘Evlilik Desteği’ gibi konularda nakdi yardımlar yaparak, toplamda 1,5 milyon haneye sosyal destek sağladık. Böylelikle; bizden önceki yönetimlerin 4 katını aşan bir sosyal yardım bütçesiyle ihtiyaç sahibi İstanbulluların yanında olduk. Keza İstanbul Vakfı aracılığıyla, 3 yılda 600 bin kişiye kurban eti, 370 bin aileye gıda yardımı yaptık. 1.500 kız öğrenciye burs verdik, staj ve iş imkanı sağladık. Afet bölgelerine 20 tır dolusu malzeme ve 25 konteyner ve 150 çadır gönderdik. Gönüllü kadınlarla 3,5 ton örgü kıyafet örerek, afetzedelere ulaştırdık.”

“‘Askıda Fatura’ kampanyamızla, 100 binden fazla ihtiyaç sahibi ailenin, 356.300 su veya doğal gaz faturasının ödenmesine yardım ettik. Yine aynı yöntemle; 405 bin 611 adet Askıda Fatura ödemesi, 84 bin 712 adet Askıda Aile Destek Paketi, 60.231 adet Askıda Anne-Bebek Destek Paketi, 34.563 adet Askıda Eğitim Destek Paketi, 14.985 kişiye Askıda Ulaşım Destek Paketi, 16 bin 898 bin depremzedeye, Askıda Fatura üzerinden destek paketi dağıtımı sağladık. İstanbul Halk Ekmek aracılığıyla, 45 binden fazla aileye ücretsiz ekmek desteği verdik. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza İstanbulkart ile değişen miktarlarda düzenli nakit destek sunduk. 306 bini aşkın haneye, toplamda 2 milyar 80 milyon 209 bin lira ödeme yaptık. 29 liraya 4 çeşit yemek sunan 9 Kent Lokantamızı vatandaşımızın hizmetine sunduk. 4. ekmek fabrikamız olan Ahmet İsvan Halk Ekmek Fabrikası’nı açtık. Normal ekmek üretim kapasitemizi, günde 1,5 milyondan 1,8 milyona çıkardık. Daha evvel büfemiz olmayan Şile, Çatalca, Silivri’ye büfe kurduk. İstanbul’un 129 noktasına yeni Halk Ekmek büfesi açtık. Böylece toplam büfe sayımız 683’e ulaştı.”

EĞİTİMLE GÜÇLENEN İSTANBUL

“Büyük İstanbul ailesinin geleceği olan çocuklarımıza ve gençlerimizin eğitimine destek olmak bizim en büyük önceliğimiz. 75 bin üniversite öğrencisine, yıllık 4.500 TL burs sağladık. İşbaşına geldiğimizden bugüne, 191 bin üniversite öğrencisi ile ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki 334 bin öğrencimize, toplam 812 milyon liralık maddi destek sağladık. 11 yurtla 3.500 yatak kapasitesine ulaştık. Sıfırdı. İnşallah bu Eylül’de 5 bin yatak kapasitesine ulaştıracağız. Bizden önce 20 olan kütüphane sayısını, tam 3 kat artırarak, 60’a yükselttik. İstanbul’un 9 ilçesinde teknoloji atölyeleri açtık. Enstitü İstanbul İSMEK bünyesinde, 1,5 milyonu aşkın İstanbulluya, Haziran 2019’dan bu yana, 1.700’ü aşkın dalda eğitim verdik. Türkiye’nin yetişkin eğitimi alanında en büyük kamusal uzaktan eğitim kataloğuna sahip olan Enstitü İstanbul İSMEK, Uzaktan Eğitim Platformu ile tanıştı. Enstitü İstanbul İSMEK, Bölgesel İstiham Ofisi ile birlikte sürdürdüğü iş birliği ile binlerce İstanbullu’ya yeni yetkinlik ve beceriler kazandırarak, onların istihdama katılımına destek oldu. Enstitü İstanbul İSMEK, bir ilke imza atarak, Büyük İstanbul Otogarı Eğitim Merkezi’nde Türkiye’de turizm ve yeme-içme sektörünün en çok ihtiyaç duyduğu mesleklerden olan barista eğitimi vermeye başladı ve özellikle gençlerin bu sektörün önde gelen firmalarında işe yerleşmesini sağladı.”

SPORTİF İSTANBUL

“Eğitimle sporu ve kentsel hareketliliği de birlikte ele aldık. İstanbullunun aktif olması, hareketsiz kalmaması için biz de yerimizde durmadık. Daha sağlıklı nesiller ve gençlere şimdiden spor alışkanlığı aşılamak için, 4 yılın sonunda, yılda 120.000 çocuğumuzu spor okulu eğitimi vererek büyüttük. 70 spor tesisimiz, 28 branşta 19,6 milyon kişiye hizmet verdi. İstanbul’un dört bir yanında hizmete açtığımız ve ilçelerimize değer, insanlarımıza sağlık ve hareketlilik katan; Haliç Su Sporları Merkezi, Arnavutköy Boğazköy Havuzu, Bayrampaşa Muratpaşa Yüzme Havuzu, Kartal Yakacık Stadyumu, Gaziosmanpaşa Halit Kıvanç Stadyumu, Sultanbeyli 100. Yıl Spor Tesisi gibi spor komplekslerini şehrimize kazandırdık. Çok yakın aylarda yenilerini açıyor olacağız.”

KADIN DOSTU İSTANBUL

“Büyük İstanbul ailesi için istihdam ihtiyacını da ilk kez biz mesele edindik ve kalıcı çözümler ürettik. Bu maksatla; şehrimizde ilk kez kurduğumuz Bölgesel İstihdam Ofislerimiz aracılığıyla, 25 ilçede 26 şube ile tam 120 bin kişiye, özel sektörde iş imkanı sağladık. Bu hizmetimizi en kısa sürede 39 ilçeye taşıyacağız. Özellikle burada kadın istihdamının önündeki engelleri kaldırarak, onlara özenli bir hizmet sunduk. Yine bu istihdam ofislerini seçimde açıkladığımızda, o dönemin adayı, televizyonda, ‘Senin ne işin var iş bulmakla’ diye bizimle dalga geçmişti. Seçim iptal olduktan sonra, kendileri bizim, ‘100 bin’ diye açıkladığımız sayıyı onlar, ‘150 bine’ çıkartmıştı. Ben de ‘O zaman biz 200 bin hallederiz’ demiştim. O pandemi süreçleri olmasa, çoktan o hedefe yaklaşmıştık ama yine de görev süremiz dolana kadar bu konuda çok ciddi bir başarıyı elde ettik.”

“Kadın istihdamına her alanda öncelik tanıdık. Dört yılda İBB, İETT, İSKİ ve iştiraklerimizde kadın çalışan oranımız yüzde 31, kadın yönetici oranımız ise yüzde 230 arttı. İBB tarihinde ilk defa kadın çalışanlar otobüs şoförü, vatman, müdahale ekibine itfaiyeci, metro istasyon amiri, otopark görevlisi, cankurtaran ve Şehir Hatları’nda denizci olarak görevlerinin başına geçti. Örneğin; açtığımız 9 Kent Lokantasının çalışanlarının tamamı da kadın. Teknoloji sektörünün ihtiyaç duyduğu yetişmiş insan kaynağına katkı sağlamak amacıyla, özel sektöre istihdam sağlamak üzere, ‘100 Kadın Yazılımcı’ projesini ve gençlerimizi istihdam ettiğimiz ‘İBB Tech-Gelecek’ projesini hayata geçirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İETT, İSKİ ve iştiraklerinde, her yıl 3.000 ‘in üzerinde öğrenciye staj imkanı tanıdık.”

SAĞLIKLI İSTANBUL

“Ailemiz İstanbullunun sağlığını korumak, bizim ilk günden beri üzerinde titrediğimiz bir diğer asli görevimiz oldu. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza sunduğumuz evde sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması için yeni merkezler açtık, açmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda Eyüp Güzeltepe, Esenyurt ve Arnavutköy ilçelerinde hayata geçirdiğimiz Halk Sağlığı Merkezlerimizle; Adalar, Arnavutköy, Başakşehir, Çengelköy, Esenyurt, Güzeltepe, Maltepe, Sultanbeyli ve Zeytinburnu’nda açtıklarımızla, toplam 27 Psikolojik Danışmanlık Merkezimizle; temelini attığımız Eyüpsultan Dr. Mustafa Kemal Gavuzoğlu ve Bedriye Gavuzoğlu Vakfı Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezimizle; ÖZGEM Özel Gereksinimli Bireyler Eğitim Merkezlerimizle, 812 bine yakın İstanbulluya koruyucu, önleyici, rehabilite edici sağlık hizmeti sunduk, psikolojik destek ve terapi hizmetleri verdik, 783 bin defa evde sağlık hizmeti sunduk. Başta otizmli olmak üzere, gelişimsel yetersizliği bulunan ya da risk grubundaki çocuklarımıza ve ailelerimize özel eğitim-terapi ve destek hizmetleri sağlıyor, alkol, madde ve teknoloji bağımlılarına yönelik hizmetler sunuyoruz.”

ÜRETEN İSTANBUL

“İstanbullu çiftçi ve üreticilere İBB tarihinde daha önce hiç görmedikleri destekleri sunduk. Üreticilerimize fide, yağlık ayçiçeği tohumu, buğday tohumu, gübre, sulama malzemeleri, mazot, kuzu besi yemi, mısır tohumu, büyükbaş sığır ve manda süt yemi dağıtarak şehrimiz kırsalında tarımsal kalkınmanın en önemli destekçisi olduk. Kemerburgaz'da yıllardır atıl halde bırakılan serayı, ‘Fide Üretim Merkezi’ne dönüştürüp, fide üretimine başladık. Fideleri, 15 ilçe ve 166 mahalledeki çiftçilerimize hibe ettik.”

DİJİTAL İSTANBUL

“İstanbul’un dijital dönüşümü, yatırım yaptığımız bir diğer stratejik alan oldu. Bu doğrultuda, dünyanın ilk güvenli ‘Şehir Süper Uygulaması’ olarak geliştirdiğimiz ‘İstanbul Senin Platformu’nu hayata geçirdik. 2 milyonu aşkın İstanbullu, ücretsiz İBB Wifi hizmetinden buradan faydalanıyor, otobüsün durağa ne zaman geleceğini bu uygulamadan görüyor, başvuru ve ödemelerini bu kanaldan yapabiliyor, İstanbul'daki etkinlikleri bu mecradan takip ediyor. Aynı zamanda bir demokratik katılım platformu olan İstanbul Senin ile fikirlerini ifade eden İstanbullular, şehrin yönetim sürecine katılım sağlıyor. Oyun dünyasında gençlerin desteklenmesi için Oyun Geliştirme Merkezi OGEM’i kurarak, Türkiye’nin ilk kamu destekli oyun geliştirme kuluçka merkezini faaliyete geçirdik. Mobilite, çevre-enerji ve ‘fintech’ alanında İstanbul’un sorunlarına teknolojik çözümler geliştiren girişimleri destekleyen ‘Tech İstanbul’ girişimcilik çağrısını gerçekleştirdik.”

“Veri ve yapay zekâ alanında kurumların, öğrencilerin ve uzmanların iş birliği yapmaları, veri odaklı proje çalışmaları yapabilmeleri için ‘İBB Veri Laboratuvarı’nı hizmete açtık. Yenilediğimiz İstanbulkart Mobil ile fiziksel İstanbulkart’ı dijitale taşıyarak, İstanbul içi toplu ulaşımı uçtan uca dijitalleştirdik. Böylece otobüslerde, metrolarda, metrobüslerde, deniz ulaşımında ve Marmaray’da QR kodla geçiş sağladık. Ulaşımda aylık QR geçiş sayısı 10 milyona ulaşırken, dijital ortamda karta para yüklemeleri yüzde 35’lere ulaştı. Zengin eğitim içerikleriyle geliştirdiğimiz ‘Her Yaşta Dijital’ platformuyla, yaş almış İstanbulluların interneti kolayca kullanmalarına imkan tanıdık. Online olarak açtığımız ‘Askı Plan’ uygulamasıyla, herkesin istediği mahallenin planını takip edebilmesini, inceleme ve itiraz yapabilmesini sağladık. Bu uygulamamızda 1,2 milyon kullanıcı, 4,6 milyon görüntüleme ve 10 milyon etkileşim gerçekleştirdi. Bu sayede ülke tarihinde ilk kez askıya çıkarılan planların mahallelere kadar ulaşımını sağladık. Uzun yıllar sonra metroda internet hizmetini başlatarak, günlük 2,5 milyon vatandaşa ücretsiz internet hizmeti sağladık.”

DAYANIŞMACI İSTANBUL

“Bu yıl ne yazık ki tüm ülkemizi sarsan büyük bir deprem felaketini 11 şehrimizde yaşadık. Bu felakette acil müdahale ve yaraların sarılabilmesi için tüm Türkiye tek yumruk haline geldi. Biz de İBB olarak vatandaşlarımızın yardımına koştuk, tüm gücümüzle aylarca gece-gündüz çalıştık. 18.264 personelimizle, 1.551 iş makinamızla afetzedelerin yanında olduk. Arama Kurtarma ekiplerimiz, daha fazlası keşke olabilseydi, 561 vatandaşı enkazdan canlı çıkardı. Bölgeye gönderdiğimiz Osmangazi ve Orhangazi feribotlarımızla depremzedelere konaklama, sağlık, rehabilitasyon ve kreş imkanı sağladık. 1,4 milyon kişiye iaşe, 230 bin kişiye mobil büfe hizmeti verdik. Bölgeye, toplam 52 TIR Halk Ekmek, 124 TIR Hamidiye Su, 768 Yardım TIR’ı ve 9 bin çadır ve 700 yardım aracı gönderdik. İlçe belediyelerimizle kurduğumuz 25 aşevinde, halen günde 130 bin öğün yemek vermeye devam ediyoruz. Toplam 1,6 milyar TL’lik işgücü ve bütçeyi, afetzedelere yardım için kullandık ve kullanmaya da devam ediyoruz.”

YATIRIMCI İSTANBUL

“İBB, tüm kamu kuruluşlarında olduğu gibi, aslında halkın, vatandaşın malı. Bizim görevimiz, bize verilen bu emaneti büyüterek, bizden sonra geleceklere teslim etmek. Aynen İBB’de olduğu gibi, iştiraklerimizde de disiplinli mali politikalarla istikrarlı büyüme elde ettik. İştirak şirketlerimizin gelirlerini, bütün ekonomik sıkıntılara rağmen, 2022 yılında bir önceki yıla kıyasla iki kattan fazla artırarak, 31.5 milyar TL’den 72 milyar TL’ye ulaştırdık. Yatırımlarımızı seçerken, halkımıza en üst düzeyde yarar sağlayan ve kendi kendini finanse etme yeteneği yüksek olanlara öncelik verdik. İştirak şirketlerimizin yatırımlarını, bir önceki yıla kıyasla, yüzde 63 artırarak, 1 milyar TL’den 1,6 milyar TL’ye çıkardık. Bu kapsamda, sadece iştirak şirketlerimiz tarafında, bu yılın sonuna kadar yaklaşık 5,5 milyar TL’lik yatırım yapmış olacağız. İştiraklerimizin öz kaynaklarını da 2022 yılında, önceki yıla göre yüzde 52 artırarak, 12,2 milyar TL’den 18.6 milyar TL’ye yükselttik. Bütün bunları yaparken, birçok engellemeye rağmen yaptık. Bir yandan da İstanbul’un borçlarını ödedik. 2019’da devraldığımız 4,5 milyar Euro’luk borcu, 3,6 milyar Euro’ya düşürdük. Peki birileri ne diyor? İstanbul’un ‘fetret’ devriymiş... Bize göre onların tariflediği ‘fetret devrinin’ adı, 16 milyona göre adı, büyük atılım devridir. Ve bunu atılımcı bir İstanbul'a dönüştürme konusunda kararlıyız.”

ATILIMCI İSTANBUL

“Yaptıklarımızın listesi uzar gider. 2022, bizim için bir projeler ve açılışlar yılıydı. ‘150 Günde 150 Proje’ diye başladığımız bir maratonu, ‘300 Günde 300 Proje’ diyerek tamamladık. Her gün yeni bir proje, yeni bir çözüm sunmanın mutluluğunu yaşadık. 2024 yılı Mart ayı sonuna kadar, daha da yüksek bir tempoyla, İstanbul’a projeler kazandırmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki 9 ayın hizmet maratonunu da çok yakında hemşerilerimizle paylaşacağız. Biz, çok yüksek tempoda çalışmak ve mutlaka başarmak üzere organize olmuş bir yönetimiz. İstanbul’un yakın tarihi öyle büyük ihmal ve ihanetlerle dolu ki, zaman kaybetme lüksümüz yok.”

DEĞİŞİMCİ İSTANBUL

“4 yıl önce bu göreve talip olduğumda, İstanbul’a değişim vaat etmiştim. ‘İstanbul’a yeni, taze, güçlü bir başlangıç yapacağız’ demiştim. Çok şükür, bunu başardık. İstanbul başardı. Bu kadim şehirde, değişim kök saldı. Her değişim, bir zihniyet devrimiyle başlar. Biz, İstanbul’da, vatandaşın şehre ve yerel yönetime bakış açısını değiştirdik. İstanbullular, artık daha azına razı olmayacak. Yapılan her işte insana saygıyı, şehre özeni talep edecek. ‘Bu şehirde, bundan böyle adalet ve liyakat hakimdir’ diyecek. Bir avuç insanın eşi, dostu, yakını değil ya da bir kesimin mutlu edildiği değil, milletin mutlu edildiği bir süreci her zaman isteyecek. Yapılan her işte insana saygıyı, şehre özeni talep edecek. İstanbullular, artık daha azına razı olmayacak. İsrafa, ihmale, partizanlığa geçit vermeyecek. Değişim; eldekiyle yetinmeme, daha azına razı olmama duygusuyla başlar. İktidarlar, bu duyguyu kaybettirmeye çalışırlar. İktidarlar; insanlar ellerindekine razı olsun, daha fazlasını, daha iyisini talep etmesin isterler. İşe yaramadı. İşe yaramaz. Vakti gelmiş bir değişimin önünde durulmaz. Gücü, iktidar dayanağı ne olursa olsun kimse değişimin önünde duramaz. 23 Haziran, bu gerçeğin kanıtlandığı günlerden biridir. O yüzden 23 Haziran, bu şehir için ‘Demokrasi Zaferi’dir.

“MUHALEFETİN ETKİSİZ VE ZAYIF OLDUĞU DEMOKRASİLER YAŞAMAKTA ZORLUK ÇEKERLER”

Hizmet sunumunun ardından güncel politika sürecine görüşlerini de paylaşan İmamoğlu, konuşmasını şu çarpıcı cümlelerle tamamladı:

“Ne yazık ki, Cumhuriyetimizin 100. yılına girerken Türkiye, milli iradeye dayalı yönetim fikri zayıflamış, toplumsal kesimler arasındaki kutuplaşma ne yazık ki olabildiğince derinleşmiş, adalete güven tükenmiş halde. Bu haliyle ülkemiz, demokratik dünyadan çokça uzaklaşmış bir durumda. Muhalefet bileşenleri olarak, 21 yıllık iktidarın en zayıf olduğu bir dönemde hem Meclis hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ne yazık ki kaybettik. Vatandaşın değişim talebine cevap veremedik. Çare olamadık. İktidar değiştirecek bir güven ve umut ortamını ne yazık ki oluşturamadık. Bugün içinde olduğumuz tablo, sadece bir seçim yenilgisi tablosu değildir. Çaresizlik ve ümitsizliğin Türkiye’yi giderek muhalefetsiz bir otoriterliğe doğru sürüklediğini hep birlikte görmek zorundayız. Dünya örneklerinden biliyoruz ki, muhalefetin etkisiz ve zayıf olduğu demokrasiler yaşamakta zorluk çekerler. Muhalefetsiz rejimlerde vatandaşlar, iktidarların merhametine terk edilir. Toplumun bizden esaslı bir değişim beklediğini biliyoruz. Bu değişimi gerçekleştirmek zorundayız. Vatandaşlarımızın beklentisini karşılamak ve de bu anlamda üstün bir çabayı ortaya koymak zorundayız. Yoksa, asla ve asla, bu şekilde davranırsak, bulunduğumuz mevzileri koruyamayız. Daha da kötüsü, uzunca bir süre toplumsal muhalefetin değişim arzusunu ve umudunu yeniden harekete geçirmekte zorluk çekeriz.”

“TÜRKİYE MUHALEFETİNİ HEP BİRLİKTE BURADAN ÇIKARTMAK ZORUNDAYIZ”

“Bu tablo devam ederse, önümüzdeki yerel seçimlerde de elde etmeyi istediğimiz üstün başarıyı elde etmekte zorluk yaşarız. Türkiye muhalefetini hep birlikte buradan çıkartmak zorundayız. Bunu çıkartmak, her zaman olduğu gibi CHP’nin göstereceği kararlı değişim iradesine bağlıdır. Bir bütün olarak kendimizi, partimizi, muhalefeti yeniden inşa etme ve kazanacak bir modeli hayata geçirmek zorundayız. En acil ve en hayati ihtiyaç budur. Sadece vitrinimizi ve söylemimizi değiştirmenin de yetmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Değişime direndiğimiz her dakika, toplumla aramızdaki mesafeyi aştığımızı unutmamak zorundayız. En şeffaf haliyle vatandaşı dinlemek, taleplerini almak, onlarla beraber güçlenmenin, vatandaş katılımını, siyasete, muhalefete katılımını en güçlü şekilde artırmak zorundayız. Muhalefette yaşanacak yenilenmenin, yeni bir ittifak mimarisinin kurulmasının da en güçlü anahtarı olduğunu herkesin bilmek zorunda olduğunu burada ifade etmek isterim.”

“TOPLUM, DEĞİŞİM İSTİYOR”

“Toplumun bizden çok güçlü ve esaslı bir değişim beklediğini, ben, birebir İstanbullu hemşehrilerim başta olmak üzere, milletimizden duyuyorum. Bu değişimi gerçekleştiremezsek ne vatandaşların beklentilerini karşılayabilir ne de bunu sağlayabiliriz. Yeni ittifakların toplumda güven tazelemesi, iktidar umudunu diri ve enerjik tutmasının bir zaruret olması prensibi üzerinden değişmeyen ve dönüşemeyen bir muhalefet, çok net olarak iktidarı da değiştirmekte güçlük çeker ve milletimize ciddi anlamda zarar verir. Ülkeye demokrasiyi getirebilmek için, bu anlamda kendimizi değiştirme konusunda yoğun bir çaba, çalışma, çalıştay, vatandaşlarla buluşma ve bu konuda kararlılığı ifade etmek durumundayız.”

“SONSUZ ÇABAYI ORTAYA KOYMASI GEREKEN EN ÖNCÜ KURUM CHP’DİR”

“Tarih, geçen yüzyılda CHP’ye, Türkiye'nin modern ve güçlü bir devlet olmasına öncülük etme rolü vermiştir. Zaman, şimdi bize toplum eliyle daha güçlü bir demokrasi inşa etme sorumluluğu kayıtsız şartsız sunuyor ve bu sorumluluğu yüklüyor. Bu görevden asla ve asla kaçmayacağız. İstanbul’da değişimi gerçekleştirdiğiniz ve 4 yıldır sürekli artan bir destekle sahip çıktığınız için, sizlere ve tüm hemşerilerime yürekten teşekkür ediyorum. Sizin desteğiniz, iradeniz ve emeğinizle İstanbul değişti. Sizlere, bu eşsiz şehre ve ‘Durmamak üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar’ diyen Atatürk’e layık bir yönetici olabilmek, benim için hayatım adına en büyük onurdur. İstanbul’dan sonra tam ve gerçek bir demokrasinin, adalet ve liyakatin bu ülkenin bütün kurumlarında, hayatın bütün alanlarında hakim olmasını yürekten diliyorum. Bu konuda sonsuz çabayı ortaya koyması gereken en öncü kurumun Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu tekrar hatırlatıyorum. Bu anlamda üzerimize düşen sorumluluğu, kayıtsız şartsız bir biçimde yerine getirme konusunda her zaman olduğu gibi, kararlı bir nefer olacağımı da buradan bütün vatandaşlarımıza duyuruyorum.”

İmamoğlu, sunumunun ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Soru-cevap

İsmail Saymaz: Sizin kemal beyden olağanüstü kurultaydan aday olmayacağım demesini talep ettiğinizi öğrenmiştim, KK ve chp enel merkezi çekilme veya aday olmama yönünde bir mesaj vermediler. Bu durumda siz ne yapacaksınız? Bu tepki karşısındaki yol haritanız ne olacak, CHP kurultayında aday olacak mısınız?

İmamoğlu: Genel başkanımızla ilgili çekil vs gibi tarifler benim adıma kullanılamaz. Böyle bir şey mümkün değil, hadsizlik olur. bizim değişime dair tariflerimiz olmuştur. Bir süre vermek gibi bir şey mümkün değil ama elbette ki bu haftayı önemsediğimi kendileri biliyor. Sürece dair bir tarif ya da değişimle ilgili konuştuğumuz kavramlara dair bir gelişme beklendiği doğrudur. Ama bu şahsi bir mesele değil toplumsal bir beklentidir. Beklentileri karşılayan bir grup toplantısı olmuş mudur ya da olmamıştır, O tabii CHP’lilerin takdiri. Ama benim Beklentilerimiz karşılamamıştır. Ben tamamen bir değişim sürecine talip olduğumu ve buna liderlik etmeye hazır olduğumu ifade ettiğim doğrudur. Ama bu bir süreç tarifidir kişisel bir makam tarifi değildir.

İmamoğlu: Muhalefeti inşa eden CHP konumu oturmadığı takdirde önümüzdeki yerel seçimlerin de ne yazık ki bir sorun olduğu; bu konuda iktidarla vereceğimiz mücadelenin yine iki parti mücadelesi değil ittifaklar mücadelesi olduğunu bu konuda da alınması gereken tedbirler olması gerektiğini ifade ettim. Tam da bu yolculuğu tariflediğimi bir makam tariflemediğimi, kurultayda ne olacağını tariflemediğimi, bu değişim içerisinde bunların detay kaldığını kendisine iade etmiştim. Hala da aynı fikirdeyim

Ruşen Çakır: Konuşmanızda yeni bir ittifak mimarisi tanımı dikkatimi çekti. Gördüğümüz kadarıyla şu ana kadar gerek iyi parti gerek yeşil sol bunlar büyük ölçüde son seçimde yaptıkları ittifakları sürdürmek istemediklerini beyan ediyorlar. Sizin bu değişim arayışınızda ittifaklar özel olarak iyi parti ve yeşil sol parti hakkında biraz daha bir şeyler söylerseniz sevinirim

İmamoğlu: Elbette ben iyi partiyi önemsiyorum. Çünkü 2019 seçimleri chp-iyi parti ittifakıyla kazanılmıştır. Karşımızda da akp-mhp ittifakı vardı ama ittifakın inşası tarifimden sadece iyi parti değil elbette ki muhalefetin unsurlarını tarifliyorum. Bu siyasi partiler ya da toplumsal ittifaklar da bu işin içine eklenebilir. Muhalefetin inşasından kastım şu, eğer bugün ittifakın mevcut unsurları 2019 ya da 2023’ün mevcut unsurları ittifaka dair olumsuz tarifler yapıyorlarsa işte tam da bu bizim sorumluluğumuz. Çünkü biz ittifakı domine eden bir partiyken bugün bu ittifak unsurlarının bu ittifak sürecinden çekilmelerini anlamak kavramak varsa bir sorun çözmek süreci bile değişim sürecinin bir parçasıdır. Partimiz olarak ortaya koyduğumuz iki husus var MYK değişimi ve kurultay takvimi. Bu asla benim değişim ile tariflediğim sürecin yüzde 3’ü bile değil. Bu bağlamda şu andaki bu muhalefet bileşenlerinin her birisinin mevcut durumunu en üst düzeyde önemsiyorum. Elbette şuanda kendi yorumlarını ya da kurultaylarında yapacakları açıklamalara dair yorum yapmam hadsizlik olur ama sonrasında da hem değişim sürecine dair tutumumla birlikte hem de İstanbul hem Türkiye’nin bütün yerel seçim sürecine sunabilecekleri katkılar prensibiyle takip etmeye ve diyalog oluşturulması yönünde de partimi zorlamaya devam edeceğim

Göksel Göksu: Seçimin hemen ertesi günü yükselttiğiniz değişim talebi bugün yaptığınız bu konuşmayla en üst çıtaya ulaştı diyebiliriz. Bir tık daha taşıdık değişim talebini ve sizin bu talebi dillendirdiğiniz bu sırada il başkanlarıyla yapılan görüşmeye ilişkin bir açıklama geldi. Kılıçdaroğlu ve siz ne zaman yan yana bir açıklama yapabileceksiniz, yakın tarihte bunu görme ihtimalimiz var mı? Umudunuz ne yönde?

Yanıt: Bizim genel başkanımla buluşma sorunumuz olmadı asla olmaz her an olabilir bilmiyorum ama bizin yarın 23 Nisan demokrasi şölenimiz var açık havada kendilerini de davet ettik, henüz gelip gelmeyeceği konusunda net bir fikrim yok. Genel başkanımızla bir diyalog sorunumuz da asla yok. Ve belki de genel başkanımızla olan sohbetlerimizde kendimi kendilerine karşı sorumluluk hisseden bir belediye başkanı ve partili kimliğimle, rasyonel bütün duygularını aktarmak konusunda sıfır kaygı hissederek tüm içtenliğiyle düşüncelerimi aktaran bir kişiyim. Kendilerine sunduğum ne var ise bundan sonra da sunmaya devam edeceğim.

Candan Yıldız: Dediniz ki 81 ilin il başkanlarını hepsinin onayladığı bir metin olduğunu düşünmüyorum dediniz, 4 il başkanının kaleme aldığını söylediniz onlar hangi iller? İkinci olarak da genel merkezle sizin değişim kavramınız arasında baya ciddi bir fark var, tam olarak değişim derken neyi kastediyorsunuz?

İmamoğlu: Aynı fikirde olduklarını düşünmüyorum dedim bu konuda çünkü benimle konuşan il başkanları var. İçerik olarak makul tarifler de var açıklamanın içerisinde. Burada bazı imalı ifadelerin CHP il başkanlarının topluca ortaya koyacağı açıklama metnine yakışır olduğunu düşünmüyorum. Yani değişimi tılsımlı vs gibi bir tarife oturtarak, tabiri caizse biraz da imalı bir cümleye dönüştürerek hatta değişimden yana mıyız, değişim konusunda örgüt bu konuda ne düşünüyor diye soran olmasa da gibi bir anlamsız yani ikili konuşur gibi bir metin yazılmaz. Hangi duyguyla yazıldı bilmiyorum. İl başkanlarının bu tarz cümleleri imalı cümleleri içine katarak hazırladığı bu metni kişisel muhabbetmiş gibi aktarış usulünü çok doğru bulmuyorum. Bu düşünceye 81 il başkanının tamamının da aynı fikirde olduğunu da düşünmüyorum.

İmamoğlu "belediyeleri kaybedebiliriz" mesajı verdi: Değişime direndiğimiz her dakika toplumla aramızdaki mesafeyi açıyoruz "Çaresizlik ve ümitsizlik Türkiye’yi giderek muhalefetsiz bir otoriterliğe doğru sürüklüyor"

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’a Hizmette 4. Yıl” sunumu gerçekleştirdi. Konuşmasında bir kez daha "değişim" vurgusu yapan İmamoğlu, partisi CHP'ye "belediyeleri kaybedebiliriz" mesajı verdi. İmamoğlu, "Bir bütün olarak kendimizi, partimizi muhalefeti hep birlikte güçlendirmek yeniden inşa etmek ve kazanacak bir modeli hayata geçirmek zorundayız. En acil ve hayati ihtiyaç budur. Sadece vitrinimizi ve söylemimizi değiştirmenin yetmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Parti içi demokrasi vazgeçilmez prensibimiz olmalıdır. Değişmek zorundayız. Değişime direndiğimiz her dakika toplumla aramızdaki mesafeyi açtığımızı unutmamalıyız" ifadelerini kullandı.

Soru-cevap

İsmail Saymaz: Sizin kemal beyden olağanüstü kurultaydan aday olmayacağım demesini talep ettiğinizi öğrenmiştim, KK ve chp enel merkezi çekilme veya aday olmama yönünde bir mesaj vermediler. Bu durumda siz ne yapacaksınız? Bu tepki karşısındaki yol haritanız ne olacak, CHP kurultayında aday olacak mısınız? İmamoğlu: Genel başkanımızla ilgili çekil vs gibi tarifler benim adıma kullanılamaz. Böyle bir şey mümkün değil, hadsizlik olur. bizim değişime dair tariflerimiz olmuştur. Bir süre vermek gibi bir şey mümkün değil ama elbette ki bu haftayı önemsediğimi kendileri biliyor. Sürece dair bir tarif ya da değişimle ilgili konuştuğumuz kavramlara dair bir gelişme beklendiği doğrudur. Ama bu şahsi bir mesele değil toplumsal bir beklentidir. Beklentileri karşılayan bir grup toplantısı olmuş mudur ya da olmamıştır, O tabii CHP’lilerin takdiri. Ama benim Beklentilerimiz karşılamamıştır. Ben tamamen bir değişim sürecine talip olduğumu ve buna liderlik etmeye hazır olduğumu ifade ettiğim doğrudur. Ama bu bir süreç tarifidir kişisel bir makam tarifi değildir. İmamoğlu: Muhalefeti inşa eden CHP konumu oturmadığı takdirde önümüzdeki yerel seçimlerin de ne yazık ki bir sorun olduğu; bu konuda iktidarla vereceğimiz mücadelenin yine iki parti mücadelesi değil ittifaklar mücadelesi olduğunu bu konuda da alınması gereken tedbirler olması gerektiğini ifade ettim. Tam da bu yolculuğu tariflediğimi bir makam tariflemediğimi, kurultayda ne olacağını tariflemediğimi, bu değişim içerisinde bunların detay kaldığını kendisine iade etmiştim. Hala da aynı fikirdeyim Ruşen Çakır: Konuşmanızda yeni bir ittifak mimarisi tanımı dikkatimi çekti. Gördüğümüz kadarıyla şu ana kadar gerek iyi parti gerek yeşil sol bunlar büyük ölçüde son seçimde yaptıkları ittifakları sürdürmek istemediklerini beyan ediyorlar. Sizin bu değişim arayışınızda ittifaklar özel olarak iyi parti ve yeşil sol parti hakkında biraz daha bir şeyler söylerseniz sevinirim İmamoğlu: Elbette ben iyi partiyi önemsiyorum. Çünkü 2019 seçimleri chp-iyi parti ittifakıyla kazanılmıştır. Karşımızda da akp-mhp ittifakı vardı ama ittifakın inşası tarifimden sadece iyi parti değil elbette ki muhalefetin unsurlarını tarifliyorum. Bu siyasi partiler ya da toplumsal ittifaklar da bu işin içine eklenebilir. Muhalefetin inşasından kastım şu, eğer bugün ittifakın mevcut unsurları 2019 ya da 2023’ün mevcut unsurları ittifaka dair olumsuz tarifler yapıyorlarsa işte tam da bu bizim sorumluluğumuz. Çünkü biz ittifakı domine eden bir partiyken bugün bu ittifak unsurlarının bu ittifak sürecinden çekilmelerini anlamak kavramak varsa bir sorun çözmek süreci bile değişim sürecinin bir parçasıdır. Partimiz olarak ortaya koyduğumuz iki husus var MYK değişimi ve kurultay takvimi. Bu asla benim değişim ile tariflediğim sürecin yüzde 3’ü bile değil. Bu bağlamda şu andaki bu muhalefet bileşenlerinin her birisinin mevcut durumunu en üst düzeyde önemsiyorum. Elbette şuanda kendi yorumlarını ya da kurultaylarında yapacakları açıklamalara dair yorum yapmam hadsizlik olur ama sonrasında da hem değişim sürecine dair tutumumla birlikte hem de İstanbul hem Türkiye’nin bütün yerel seçim sürecine sunabilecekleri katkılar prensibiyle takip etmeye ve diyalog oluşturulması yönünde de partimi zorlamaya devam edeceğim. Göksel Göksu: Seçimin hemen ertesi günü yükselttiğiniz değişim talebi bugün yaptığınız bu konuşmayla en üst çıtaya ulaştı diyebiliriz. Bir tık daha taşıdık değişim talebini ve sizin bu talebi dillendirdiğiniz bu sırada il başkanlarıyla yapılan görüşmeye ilişkin bir açıklama geldi. Kılıçdaroğlu ve siz ne zaman yan yana bir açıklama yapabileceksiniz, yakın tarihte bunu görme ihtimalimiz var mı? Umudunuz ne yönde? Yanıt: Bizim genel başkanımla buluşma sorunumuz olmadı asla olmaz her an olabilir bilmiyorum ama bizin yarın 23 Nisan demokrasi şölenimiz var açık havada kendilerini de davet ettik, henüz gelip gelmeyeceği konusunda net bir fikrim yok. Genel başkanımızla bir diyalog sorunumuz da asla yok. Ve belki de genel başkanımızla olan sohbetlerimizde kendimi kendilerine karşı sorumluluk hisseden bir belediye başkanı ve partili kimliğimle, rasyonel bütün duygularını aktarmak konusunda sıfır kaygı hissederek tüm içtenliğiyle düşüncelerimi aktaran bir kişiyim. Kendilerine sunduğum ne var ise bundan sonra da sunmaya devam edeceğim. Candan Yıldız: Dediniz ki 81 ilin il başkanlarını hepsinin onayladığı bir metin olduğunu düşünmüyorum dediniz, 4 il başkanının kaleme aldığını söylediniz onlar hangi iller? İkinci olarak da genel merkezle sizin değişim kavramınız arasında baya ciddi bir fark var, tam olarak değişim derken neyi kastediyorsunuz? İmamoğlu: Aynı fikirde olduklarını düşünmüyorum dedim bu konuda çünkü benimle konuşan il başkanları var. İçerik olarak makul tarifler de var açıklamanın içerisinde. Burada bazı imalı ifadelerin CHP il başkanlarının topluca ortaya koyacağı açıklama metnine yakışır olduğunu düşünmüyorum. Yani değişimi tılsımlı vs gibi bir tarife oturtarak, tabiri caizse biraz da imalı bir cümleye dönüştürerek hatta değişimden yana mıyız, değişim konusunda örgüt bu konuda ne düşünüyor diye soran olmasa da gibi bir anlamsız yani ikili konuşur gibi bir metin yazılmaz. Hangi duyguyla yazıldı bilmiyorum. İl başkanlarının bu tarz cümleleri imalı cümleleri içine katarak hazırladığı bu metni kişisel muhabbetmiş gibi aktarış usulünü çok doğru bulmuyorum. Bu düşünceye 81 il başkanının tamamının da aynı fikirde olduğunu da düşünmüyorum. Değişim meselesini bir kere aynı alışkanlıkları aynı uygulamaları yaparak seçimi kazanamayacağımızı ve kazanamadığımızı dile getirmiştik. Biz 2023 seçimini kaybettik. Ne yaptık da kaybettik? Efendim sandıklarda şunu yaptılar bu dili kullandılar, biz bunu zaten biliyoruz. O zaman biz n yapmalıydık kısmı benim için önemli. Değişim mottosu Ekrem İmamoğlu’na ait bir motto asla değil içi bütün muhalif düşünceyle doldurulması gereken bir süreç ve bu süreç önümüzdeki yerel seçim ve bir sonraki genel sürücü kazanabilir. Murat Sabuncu: Çok net bir şekilde kılıçdaroğlucular imamoğlucular gibi CHP içinde bir yapı görünmeye başladı. Bunun chp’ye yerel seçimlere 9 ay kala bir problem oluşturmaya başladığını düşünüyor musunuz? Bu iç tartışmalarla birlikte umutsuzluğu artıracağını düşünüyor musunuz? Yarın Meral Akşener’i çağırdınız mı? İmamoğlu: Tabii ki çağırdım. Akşener’den de genel başkanımızdan da henüz bir dönüş ulaşmadı ama bildiğim kadarıyla zaten iyi partinin bir kurultayı var. Kurultay öncesi böyle bir programa katılması ne kadar mümkün olur bilemem. Böyle bir tartışma vahşi bir tartışma değil bence gayet nezaketli ve olgun bir tartışma süreci sürüyor.

Kaynak : www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları