CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2007 yılında genelkurmaya TSK'deki Fethullahçı yapılanmayı ayrıntılarıyla anlatan bir flash disk verildiğini ancak dosyanın 2009'da kapatıldığını söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekili Tuncay Özkan'ın 2007 yılında kendisine getirilen ve TSK'deki Fethullahçı yapılanmayı ayrıntılarıyla anlatan bir flash diski genelkurmaya gönderdiğini, dosyanın incelenmesi için Güneş Çalışma Grubu oluşturulduğunu söyledi. İnceleme sonunda dosyanın kapatıldığını belirten Kılıçdaroğlu, dosyayı kapatan isimlerden birisinin bugün darbe girişiminden yargılanan Akın Öztürk olduğunu kaydetti.
Kılıçdaroğlu, İstanbul'da bir savcının Tuncay Özkan'dan flash diski istediğini belirterek, "Merak ediyorum bu savcı arkadaş bilgileri aldıktan sonra Güneş Çalışma Grubu'nun kurulmasına onay verenlere sorma cesaretini gösterecek mi? Siyasi ayağı ortaya çıkaracak mı?" dedi.
"Umuyorum adalet tecelli eder de tüm Cumhuriyet çalışanları serbest bırakılırlar"
Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle:
"Basın özgürlüğü önemlidir. Sadece bizim için değil demokrasisi gelişmiş bütün ülkeler için basın özgürlüğü 4. güç olarak kabul edilir. Dün 24 Temmuz'du. Sansürün kaldırılışının 109. yıl dönümü. 109 yıl önce basın özgürlüğü üstündeki baskılar kalktığı için bayram ilan edilmiş. Gazeteciler bugünü bayram olarak kutlamıyor. Dünya özgürlüklerle ilerliyor, basın özgür olacak ki insanlar haberdar olsun. İstanbul'da aynı gün adliye sarayında Cumhuriyet gazetesi davası var. Cumhuriyet gazetesi cumhuriyetle yaşıttır. Ömrü FETÖ gibi suç örgütleriyle mücadele edenlerin hepsini alıyor FETÖ ile ilişkili diye yazarları hapse atıyorsunuz. Umuyorum adalet tecelli eder de tüm Cumhuriyet çalışanları serbest bırakılırlar. Düşünün Kadri Gürsel'in çocuğunu kucaklamasına izin vermiyorlar. Ahmet Şıka servetin ne, diyorlar. Ahmet Şık da 'kızım' diyor. Medya bu hale mi getirilmeli? İddianameyi hazırlayan savcı da FETÖ'den yargılanıyor. 109 yıl önce basın üzerindeki baskıyı kaldıran Ali Paşa vasiyetnamesinde "basın özgürlüğü ancak hatalarını düzeltmek istemeyen hükümetler için tehlikedir" diyor. Süreç budur.
"Atatürk'e dil uzatanlarda, Lozan'ı küçümseyenlerde ahlak, vicdan var mı?"
24 Temmuz Türkiye'nin tapu senedi olan Lozan Antlaşması'nın 94. yıl dönümüdür. Lozan'dan önce biraz geriye gitmek istiyorum. Rıza Tevfik hatıralarında yazar. '433 maddelik Sevr'i imzalayanlar arasındadır. "Teklif olunan maddeler evvelce hükümetin malumudur. Şurayı saltanat da haberdardır. Bizlere sadece vesikayı imzalamak görevi düşmüştür' der. Osmanlı'nın toprak büyüklüğü 5,5 milyon km karedir. Sevr imzalanınca 470 bin km 2'ye düştü. Sevr'in 36. maddesi, 'Padişah İstanbul'da Osmanlı'nın İstanbul üstündeki haklarına ve sıfatlarına dokunulmadan Osmanlı'da oturabilir. Bununla birlikte hükümeti Osmaniye anlaşmanın hükümlerine dil, din, saygıda kusur ederse müttefikler müdahale hakkına sahiptir' denir. 69. maddede ise, 'İzmir ve sözü edilen toprakların egemenlik haklarının kullanımı Yunanistan'a aittir' deniyor.
Hani bunların külahlı adamı var ya (Kadir Mısıroğlu) 'Türkiye'yi Yunanistan alsaydı' diyordu ya bunu almayan yargı, ses çıkarmayan hükümet ... İkisine de lanet olsun. Neden Osmanlı bu hale geldi hiç düşünmüyorlar, konuşan da yok. Yeri geldiğinde gazi Mustafa Kemal'e her şeyi söylüyorlar. Bu anlaşma için Gazi Mustafa Kemal şöyle diyor: 'Sevr yaşama hakkımızı inkar ve ortadan kaldırmaya yöneliktir, Sevr Anlaşması'nı tanımıyoruz.'
Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları Lozan'la 470 bin km kare toprak 736 bin km 2'ye çıkarmıştır. Hatay'ın ilhakıyla 738 km 2 olmuştur. Atatürk'e dil uzatanlarda ahlak, vicdan var mıdır? Lozan'ı küçümseyenlerde ahlak var mı? Lozan'dan bu yana son 15 yılda ilk kez Türkiye toprak kaybına uğradı. 12 adayı Yunanistan'a teslim edip Süleyman Şah türbesini kaçırdık. Toprağı bırakıp terör örgütlerinden kaçıyorsun. Bir de vatan, millet, Sakarya diyorlar. Onun hesabını vereceksin önce.
"Türkiye Cumhuriyeti uygar dünyanın parçasıdır ve AKP'den ibaret değildir"
Dış politika ciddi iştir. İç politikaya malzeme edilmez. 80 milyonun ortak ses çıkarması gereken alandır. Dışişleri içişlerine malzeme edersen duvara toslarsın. Herkesle dost olan Türkiye'den herkesle düşman olan Türkiye sürecine evrildi. En son Avrupa Birliği, Almanya'yla kavga ettiler. Buradan AB ülkelerine seslenmek isterim; Türkiye Cumhuriyeti laik, sosyal, hukuk devletidir, uygar dünyanın parçasıdır ve AKP'den ibaret değildir.
Biz çocuklarımıza güzel bir onurlu bir Türkiye bırakmak zorundayız. Ortadoğu'nun şamar oğlanına dönen Türkiye değil.
Son günlerde Filistin yeniden kaynamaya başladı. Amacımız belli, İsrail ve Filistin halklarının kava etmelerini istemeyiz. İsrail hükümetinin Mescid-i Aksa'daki ibadet yasağını kabul edemeyiz. Her hükümetin her inanca saygı göstermesi lazım. İbadet yerinde şiddet olmaz. Arkadaşlarım Filistin büyükelçiliğini ziyaret edip tutum belgesini yayınladılar. Buna göre, Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılması kabul edilmez. Sorunun çözümü saygı çerçevesinde aranmalıdır. Harem-i şerifin kutsiyetine tarihi statüsüne saygı tarihi bir sorumluluktur.
Neve Şalom Sinagog'una saldırı da asla kabul edilemez. Bir sinagoga saldırı insana saldırıdır. Eylemini yapacaksan git başka yerde yap. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımızı üzmek kabul edilemez. İsrail orantısız güç kullanmaktan vazgeçmelidir. Kudüs çatışmanın değil saygının, barışın merkezi olmalıdır.
"Bir densiz kalkmış '15 Temmuz'u Atatürkçüler yapmış olabilir' diyor..."
-15 Temmuz'u yaşadık. Sokağın 15 Temmuz'unu gayet iyi biliyoruz. Bir densiz kalkmış '15 Temmuz'u Atatürkçüler yapmış olabilir' diyor. Terör örgütünün lideri diyor. Sen Balyoz, Ergenekon'da orduda Atatürkçü, cumhuriyetçi, demokrasiye bağlı paşaları ortağınla birlikte temizlemedin mi? Unuttuk mu sanıyorsun. Sen Balyoz, Ergenekon davalarının savcısıyla aynı menzile yürürken biz hak, hukuk diye bağırmıyor muyduk? Binlerce insanlara kan kusturdunuz yine o dönemde biz sahip çıktık.
"Kozmik Oda'yı bir terör örgütüne vermek vatana ihanettir. İhanet edenler iktidardadır"
Adalet ve Kalkınma Partisi size devleti teslim etti, savcınıza kurşun geçirmez araç verdi. Ankara'dan Pensilvanya'ya katar katar gidip el etek öptüklerini unutmadık. Her istediğinizi verdiler. Valiler istediniz valiler verdiler. Vali yardımcıları, kaymakamlar verdiler. General istediniz 169 general verdiler. Üniversite rektörleri, okullar, dersaneler, büyük ihaleler, emniyet müdürleri, istihbaratçılar verdiler. Bankalar istediniz, banka kurdurdular birlikte kurdele kestiniz. Öğretmenler verdiler, genel müdürler, müsteşarlar verdiler ve siz daha da ileri gittiniz devletin sırlarını, Kozmik Oda'yı istiyoruz' dediniz. Onu bile verdiler.
Kozmik Oda'yı bir terör örgütüne vermek vatana ihanettir. İhanet edenler iktidardadır. Utanmadan 'darbeyi Atatürkçüler yapmış' diyor. Asıl sorumlu seninle birlikte sana devleti teslim edendir. Sana devleti teslim edenlerden er geç hesabını soracağız. 2 cambazdan biri, düştü diğeri ipte, o da düşecek.
"Tuncay Özkan 2007'de TSK'ye FETÖ yapılanmasını anlatan flash disk verdi, dosyayı kapattılar"
-2007 başlarında Tuncay Özkan vekil değilken bir flash disk verilir. İçinde ordudaki FETÖ yapılanması var, denir. Özkan flash diski dönemin hükümeti aynı menzile gidiyor diye Kara Kuvvetleri Komutanına gönderir. Kara Kuvvetleri Komutanı Genelkurmay Başkanına gönderir. Genelkurmay Başkanı Hava Kuvvetleri komutanına... Ve Güneş Çalışma Grubu oluşturulur. 2 yıl sonra 9 Şubat 2009'da bütün bilgiler dosyaya aktarılır ve dosya 2009 yılında tutanağa 'gerçeği yansıtmıyor' yazılarak kapatılır.
"Güneş Çalışma Grubu iktidarın bilgisinde mi kuruldu? Bu dosya kapatılırken Başbakan, savunma bakanı, genelkurmay başkanı kimdi?"
Dosyayı kapatanlardan biri Akın Öztürk'tür. Dosyada 15 bin askerle ilgili bilgi belgeler vardır. Fişlemeler vardır. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve sonraki genelkurmay başkanları hakkında fişleme bilgileri vardır. Fethullahçı subayların ilişkileri vardır. Elemine edilmek istenen TSK mensuplarının nasıl şikayet edileceği burada vardır.
2008'de Tuncay Özkan gözaltına alındı, 6 yıl hapiste yattı. Özkan yargılanırken dönemin Başbakanı davaların savcısıyım, dedi. Soru şu; flash diskteki bilgileri incelemek için kurulan Güneş Çalışma Grubu iktidarın bilgisinde mi kuruldu? Bu dosya kapatılırken Başbakan, savunma bakanı, genelkurmay başkanı kimdi? O dosya yok sayılmasaydı bugün ne 250 şehidimiz ne gazilerimiz olacaktı.
"İstanbul'daki savcı dosyayı yeniden açmak istiyor"
Şimdi İstanbul'daki savcı dosyayı yeniden açmak istiyor. Tuncay Özkan bugün gidecek flash diskin bir örneğini teslim edecek. Merak ediyorum bu savcı arkadaş bilgileri aldıktan sonra Güneş Çalışma Grubu'nun kurulmasına onay verenlere sorma cesaretini gösterecek mi? Siyasi ayağı ortaya çıkaracak mı?
15 Temmuz darbe girişiminden sonra hükümet 20 Temmuz sivil darbesiyle OHAL'i fırsata çevirdi. Darbenin olacağı biliniyordu önlenmedi.
OHAL ilan edildi parlamentonun yetkileri elinden alındı. Parlamentonun vermediği yetkiler OHAL kararnameleriyle uygulanmıştır. Buna izni AYM vermiştir. AYM üyeleri de kendi geleceklerinden korkmuşlardır. Eğer sen AYM üyesiysen anayasaya sadakat yemini ettiysen o koltuktan ya ayrılacak ya onurunla duracaksın.
"Anayasayı etmediğimiz gibi içtüzüğü de kabul etmeyeceğiz"
Sıra Meclis içtüzüğüne geldi. Parlamento konuşma yeridir. Muhalefet konuşmayacak, diyorlar. Anayasayı etmediğimiz gibi içtüzüğü de kabul etmeyeceğiz, kürsüye çıkıp konuşacağız. Kolektif suç ilan ettiler 20 Temmuz sonrası böyle adalet mi olur?
Çıktılar 'ağaç kökü yesinler' dediler, sizsiniz onu yiyecek olan. 1 milyonun üzerinde masum aile var. Hepsine sahip çıkacağız. Bizi suçlayamazlar, biz tertemiziz. Hava harp okulu öğrencilerinin darbeyle ne ilgisi var? Kin, hırs yetmedi mi? Gözaltına alacaksan darbeye fırsat verenleri al.
Kenan Evren asmayalım da besleyelim mi, demişti. Bu da 'bize ne devlet mi besleyecek' dedi. Darbeci kafası. Sıkıyönetim dönemlerinde dava dosyasında delil olurdu, şimdi atın içeri diyorlar atıyorlar, dosya boş. Kendisine hakim yargıç, diyor. Batsın senin hakimliğin.
"Ne yaparlarsa yapsınlar, yolumuzdan, demokrasiden, haktan hukuktan dönen olmayacağız"
Kimi muhalif görüyorsa üzerlerine karbasan gibi çökmeye başladılar. 63 gazete, 16 tv, 20 dergi kapatıldı. 167 tutuklu gazete var. 12 Eylül'le aynı tablo. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez 21 Temmuz'da BM'ye başvurdu. 'Adil yargılamayı kabul etmiyoruz, tutulanlara işkence yapacağız' dedi. Kimse sesini çıkaramıyor.
OHAL'le kendi hukuklarını oluşturdular. Gayrimeşru anayasayı da 20 Temmuz darbe hukukunu da tanımıyoruz. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra Türkiye süratle parti devletine dönüştü. Partiden değilsen ağaç kökü yiyeceksin. 80 milyona sesleniyorum, 'Ne yaparlarsa yapsınlar, yolumuzdan, demokrasiden, haktan, hukuktan dönen olmayacağız, buna izin vermeyeceğiz."
Vişne Haber Ajansı