loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu: Şu anda Türkiye'de yargı resmen iktidarın tetikçiliğini yapıyor

Kılıçdaroğlu: Şu anda Türkiye'de yargı resmen iktidarın tetikçiliğini yapıyor
Tarih: 13.06.2017 - 11:54
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, '20 Temmuz'u darbe sürecinin başlangıcı kabul ediyoruz' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, '20 Temmuz'u darbe sürecinin başlangıcı kabul ediyoruz' dedi.

Kılıçdaroğlu, "17-25'e darbe girişimi dediler. Madem 17-25 darbe girişimi. O süreçte Fehmi Koru'yu neden Pensilvanya'ya gönderdiniz" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, AİHM'nin KHK ile ihraç edilen bir öğretmenin başvurusunu reddederek OHAL komisyonunu işaret etmesine de tepki gösterdi. "Geciken adalet adalet değildir" diyen CHP Lideri, "Şu anda Türkiye'de yargı resmen iktidarın tetikçiliğini yapıyor. AİHM bu konuma düşmemeli. Düşerse o da saygınlığını yitirir. Komisyondan geçtikten sonra bakarız, diyor. Hangi komisyon? Komisyonun kurulması senin önüne dilekçeler erken gelmesin diye, bilmiyor musun? İki genç arkadaşımız açlık grevindeler. İnsan Hakları Anıtı önünde 'işimi geri istiyorum' diyorlar. Alıp hapse attılar. AİHM'ye sesleniyorum: Sizde vicdan ve hukuk var mı acaba? O insanlar öldükten sonra mı karar vereceksiniz?" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

"-Şenay Aybüke Yılmaz, üniversiteyi bitirdi. Öğretmen olmak istedi. Batman'ın Kozluk ilçesine tayini çıktığında hayatının yeni bir evresine geçti. Gencecik çocukları yetiştirmeyi düşünüyordu. Youtube'da bir ağıdı var. (Magusa Limanı) Bu ağıt Kıbrıs ağıtıdır. Gençler Ali İsmail Korkmaz için söylüyordu. Şimdi, Aybüke Yılmaz için de söyleniyor. Bu tür dramların yaşanmasını istemiyoruz. Bizim bir arada yaşamaya, uygarca tartışmaya ihtiyacımız var. Terör bir insanlık suçu, teröre karşı amasız herkes karşı çıkmalı. Dilimde tüy bitse de Aybüke'ler Anadolu'nun her yerinde güvenli şekilde öğretmenlik yapana kadar bunu söyleyeceğim. Teröre karşı durmak hepimizin ortak görevidir.

"Evet oyu verin terör bitecek' dediler, referandum bitti terör başladı"

-Referandum sırasında 'Evet oyu verin terör bitecek' dediler. Bütün bilboardlarda yazılıydı. Referandum bitti terör başladı. Terörün devam edeceğini neden halktan gizliyorlardı. Teröre destek verenler terörü bitirir mi? Valilere 'engellemeyin' diyenler terörü bitirebilir mi? Terörü önlemek akıl işi. Onlarda olmayan şey akıl. Bir parti düşünün aklını bir kişiye teslim etmiş. Bütün hayat refleksleri dumura uğramış durumdalar, gelecek talimatı bekliyorlar. Referandumdan beri yüzlerce vatandaşımız öldü. Hayır oyu verenler terörün bitmeyeceğini biliyorlardı. Evet oyu verenler, sorsunlar, 'Sizin dediğinizi yaptık, evet dedik, terörü neden bitirmiyorsunuz, diye.

-STK'ler geldi, zeytin ağaçlarını savundular. Zeytin üreticileri imza kampanyası yaptılar. Hala da devam ediyor. Destek vereceğiz. Bir siyasi parti düşünün, ortam oluyor, bir kanun teklifi getiriyor, zeytinlik alanları imara açacağız, diyorlar. Bu teklif 6 kez geldi 6 kez reddedildi. Şimdi 7. kez geldi komisyona havale edildi. Zeytinden ne istiyorsunuz? 1939'da zeytin korunsun diye yasası çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk hayattayken hazırlanmıştır bu yasa. 2017'de zeytini nasıl yok edeceğiz, diyorlar. Bu ülkenin duyarlı yurttaşları zeytini yok ettirmeyeceğiz. Bir de adı üretim reformu. Neyin üretimi yapıyorsun? Ağacı katlediyorsun. 

"Darbe öngörülüyor, önlenmedi ve fırsat çıkarıp 20 Temmuz'da başka bir darbe yaptılar"

-Dün 4 arkadaşımız Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'nun raporuna karşı hazırladıkları muhalefet şerhini paylaştılar.

Bu şerh başlı başına bir rapordur. 15 Temmuz'un bilinen bütün ayrıntıları rapora girmiştir. Amacımız 15 Temmuz darbe girişimini kimler yaptı ve bir daha Türkiye bu tür olaylarla karşılaşmamak. Milletvekili arkadaşlarımız 15 Temmuz'da kurşunlara, bombalara rağmen Meclis'i terk etmediler. 

Komisyonu zor bela kurduk. Komisyon kurulduktan sonra yan çizmeye başladılar. 26 Temmuz'da komisyon kuruldu. 3 Ağustos'ta AKP grup başkanvekili 'şimdi ne gerek var' dedi, uzun süre üye vermediler. Ana aktörlerin gelip vekillerin sorularına cevap vermeleri lazım. Ana aktörler iktidar izin vermediği için gelmediler. 

Komisyonun başına FETÖ'yü öven adamı getirdiler. Eski Genelkurmay başkanları, MİT müsteşarları geliyor, yenileri gelmiyor. Hükümet izin vermiyor, çünkü açığı ortaya çıkacak. Biz teröre de darbeye de karşıyız. Savcıların iddianamelerine müdahale ediyor, olayı araştıran savcıyı görevden alıyorlar. En başından beri söyledik, bu davalar canlı yayınlansın, diye. Amaç, olayı nasıl kapatırız. Biz de bu olayı kapattırmayacağız.

"20 Temmuz'u darbe sürecinin başlangıcı kabul ediyoruz"

Darbe ön görülüyor, yapılacağı biliniyor önlenmedi ve fırsat çıkarıp 20 Temmuz'da başka bir darbe yaptılar. 17-25'e darbe girişimi dediler. Madem 17-25 darbe girişimi. O süreçte Fehmi Koru'yu neden Pensilvanya'ya gönderdiniz. Bu darbenin siyasi ayağı yok mu? Baklavacı, esnaf, hakim, öğretmen, öğrenci buldunuz ama siyasetçi yok. Var, onlar iktidar sahipleri. Darbe olunca bir ülkede Meclis devre dışı bırakılır. 20 Temmuz'dan sonra büyük ölçüde devre dışı bırakıldı. Ülke OHAL kararnameleriyle yönetiliyor. 20 Temmuz'u darbe sürecinin başlangıcı kabul ediyoruz. OHAL kararnameleri süreci sorgulamak için çıkmıyor. Hayatın akışı içinde yapılması gerekenler KHK ile yapılıyor. AYM yolu açtı. AYM'ye sesleniyorum. Önünüzde dosyalar var, saraydan talimat mı bekliyorsunuz karar vermek için. 3 günlük asker aylardır hapiste. Hava harp okulu öğrencileri mi darbe yaptı? Aylardır hapisteler. Darbe dönemlerinde hukuk askıya alınır. Aynısını yaptılar. 20 Temmuz'da BM'ye Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi'ne uymayacağız, dediler. Böyle bir tabloda işkence olur, oldu da. Devletin resmi ajansı Anadolu Ajansı servis etti. 

"Geciken adalet adalet değildir"

-Yeni suçlar yarattılar. Bankaya para yatırma suçu. Çocuğu okula gönderme suçu yarattılar. O banka ve okula kim izin verdi. Keyfilik ve ihbarcılık, medyaya baskı darbe dönemlerinde olur, aynısını yaşıyoruz. 150'den fazla gazeteci hapiste. Çoğu Gülen cemaatiyle kavga etmişlerdir, şimdi FETÖ'cü diye içerdeler. Damatlar serbest bırakılıyor, parası olan, dayısı olan serbest bırakılıyor, gariban içerde kalıyor. Kadri Gürsel'in, Murat Sabuncu'nun, Altan kardeşlerin, Ahmet Şık'ın yerleri yurtları yok mu, neden serbest bırakılmıyor? Parası, kayınpederi olanın serbest bırakıldığı ortam darbe ortamıdır. 18 Temmuz 2016, Adil Öksüz sabit ikametgah kaydı olması sebebiyle serbest. Onun da kuvvetli bir dayısı var. 

-Geciken adalet adalet değildir. Şu anda Türkiye'de yargı resmen iktidarın tetikçiliğini yapıyor. AİHM bu konuma düşmemeli. Düşerse o da saygınlığını yitirir. (AİHM'nin bir başvuru üzerine aldığı 'önce komisyon görüşsün' kararı) Komisyondan geçtikten sonra bakarız, diyor. Hangi komisyon? Komisyonun kurulması senin önüne dilekçeler erken gelmesin diye, bilmiyor musun? 

12 Eylül darbe döneminde ne yaşanıyorsa bugün fazlası yaşanıyor. Kimsenin can ve mal güvenliği yok. Her darbe kendi hukukunu yaratır. 12 Eylül'e, 12 Mart'a, 20 Temmuz'a bakın. Hepsinin kendi hukuku kendi anayasası vardır. YSK'deki çeteyle gayrimeşru anayasa dayattılar. Bu anayasaya göre yapılacak her şey gayrimeşrudur.

Üniversitede de kıyımlar yapılıyor. İki genç arkadaşımız açlık grevindeler. İnsan Hakları Anıtı önünde 'işimi geri istiyorum' diyorlar. Buna bile tahammül edemiyorlar, 20 Temmuz darbesi nedeniyle. Sonunda alıp hapse attılar. AİHM'ye sesleniyorum: Sizde vicdan ve hukuk var mı acaba? O insanlar öldükten sonra mı karar vereceksiniz? 

Erdoğan'a: Bir dönem 'Gazze'ye gideceğim' dedi, gidemedi

-Kısır çekişmelerin bu memlekete faydası yok. İktidar da muhalefet de gerektiğinde bir araya gelmeli, diyoruz. Ama bir kişi var ki gerilimden besleniyor. Geçen hafta 'Arap dünyası kavga edebilir ama Türkiye tarafı olmasın' dedim. 'İhvan'ın simgesini kullanma' dedim. 7 Haziran'da Erdoğan konuşuyor. 'İşaretin içinde tek millet, tek bayrak, tek vatan var, tek milletten mi rahatsız oluyorsun' diyor. Hakaret de ediyor. Hakaret zavallılık işidir. Tek bayrak, tek milletten rahatsız değilim, yalanlardan rahatsızım. Rabianın işareti değilmiş. 3 Kasım 2013, Adalet ve Kalkınma Partisi kamp yapıyor. 'Rabia işareti dünyanın her yerinde zulme baskıya karşı olma işareti' diyor. Şimdi inkar ediyor. Sen ne biçim adamsın? Mart 2014'te tv'de bir programına katılıyor, 'Rabia işaretini kullanıyorum' diyor. 

Bir dönem 'Gazze'ye gideceğim' dedi. Alnından öperim, dedim. 'Alnımı dudaklarınla kirletemem' dedi. Olur. Gidemedi. 8 Şubat 2017, 'Sırada Rakka var, gideceğim' dedi. Elinden tutan mı var. Ordu elinde, Bilal beyi önüne koyarsın, gidersin. 29 Nisan 2017, 'Koalisyon güçleriyle birlikte Rakka'ya gidelim' dedi. Buyur git. 18 Mayıs 2017, 'YPG-PYD terör örgütü. ABD bu iki terör örgütüyle Rakka'ya gidiyor, hayırlı olsun' diyor.

İşine geldiğinde bir konuşmamı alıyor ona cevap veriyor. Ben ısrarla 80 milyon adına bir soru soruyorum. Sayın Erdoğan, senin için namus ve ahlak kavramı ne anlama geliyor?" 

Vişne Haber Ajansı












 

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları