CHP Genel Başkanı Kemal Kııçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. CHP lideri çocukları ve akrabalarının vergi cennetinde off-shore şirketler kurduğu ortaya çıkan Başbakan Binali Yıldırım'a yüklendi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kııçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. CHP lideri çocukları ve akrabalarının vergi cennetinde off-shore şirketler kurduğu ortaya çıkan Başbakan Binali Yıldırım'a yüklendi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kııçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. CHP lideri çocukları ve akrabalarının vergi cennetinde off-shore şirketler kurduğu ortaya çıkan Başbakan Binali Yıldırım'a yüklendi.
CHP lideri, "Başbakan 'çocuklarım dahil herkesin hesabı incelensin' diyor. Başbakana içten teşekkürlerimi sunuyorum. Arkadaşlarım vergi cennetlerinde kimin ne kadar parası var ortaya çıksın diye araştırma önergesi verecekler. Umarım başbakan sözünün arkasında durur. Görelim el mi yaman bey mi yaman" diye konuştu.
CHP lideri, grup konuşmasından önce şehit olan kardeşinin cenazesinde isyanıyla hatırlanan, OHAL KHK'si ile ihraç edilen ve bugün CHP'ye katılan Yarbay Mehmet Alkan'a rozet taktı.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:
"Vatanına, bayrağına sahip çıkan Yarbay Mehmet Alkan aramıza katılıyor. Kardeşi Ali Alkan Beytüşşebap'ta hayatını kaybetti. Bütün şehitler gibi bizim onurumuzdur. Aralarında ayrım yapmadan bütün şehitleri ve gazileri kucaklamak görevimiz. Koşullar ne olursa olsun bunu kararlılıkla sürdüreceğiz.
Daha düne kadar çözüm diyenler ne oldu da sonradan savaş diyor. Her insanın sorması gerekir düne kadar kucaklaştın, taviz verdin, şehirler patlayıcılarla donatılırken sesini çıkarmadın, neden? Sen misin bunu soran. 20 Temmuz darbesinden sonra OHAL kararnamesiyle aramıza katılan Mehmet Alkan ordudan atıldı. Şehit yakını kardeşi şehit olan bir subay. Sadece konuştuğu için bir KHK ile atılıyorsa bütün şehit yakınlarına, bütün gazilere sesleniyorum: Bu tabloyu içinize sindirebiliyor musunuz? Yarın önünüze sandık gelecek ona göre oyunuzu kullanın.
"Yeri gelir askere gitmezsin, yeri gelir vatan millet Sakarya dersin, yeri gelir arkana bakmadan kaçarsın"
Mehmet Alkan sadece ordudan atılmadı, pasaportu, beylik tabancası verilmedi, Oyak'taki birikimine el konuldu, tazminatı verilmedi. Sivil ölüme terk edildi. Bunların yatacak yeri yok. Bu tablodan güç alanlar, herkesin gözü önünde iki gazimizi darp edebiliyorlar. Cesareti kimden alıyorlar? Vicdan sahibi herkese sesleniyorum gazileri darp etmek nedir? Sen arabana binip bu vatanda geziyorsan gaziler sayesinde. Yeri gelir askere gitmezsin, yeri gelir vatan millet Sakarya dersin, yeri gelir arkana bakmadan kaçarsın. Onlara kalkan her el bize kalkmış demektir.
Havuz medyasından bir köşe yazarı gazilere şaklaban diyecek kadar aklını yitirmiş. Aslında kendisi şaklaban. Kimsin sen gazilere bunu diyorsun? Merak ediyorum o gazetenin yazarları, sahibi ne yapacak? O sözü manşete mi çekecekler, bunu diyemezsin deyip kapıya mı koyacaklar? Merak ediyorum iktidar kanadı, başbakan AK Parti'nin genel başkanı ne yapacak? Sahip mi çıkacaklar, geçmişte kelle dedikleri gibi tavrı mı sürdürecekler?
"Sözcü'yü de Cumhuriyet'i de asla mahkum edemezsiniz"
-Bugün Sözcü davası var. Sözcü'yü beğenir ya da beğenmezsiniz. Tirajı yüksek gazetelerdendir. Değeri parayla biçilmez halkın gönlündedir. Yazarları talimat almazlar, diz çökmezler. Sözlerinin arkasında durur, araştırmadan bir konuyu gündeme getirmezler. Sahibi Burak Akbay'ı FETÖ'yü yönetip propagandasını yapmaktan 30 yılla cezalandırmak istiyorlar. Bunlar ülkeyi yönetemiyorlar. Ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Sözcü'nün ilk sayısından bugüne kadar FETÖ ile ilgili olumlu bir cümle bulsunlar sözlerimi geri alacağım. Siz Sözcü'yü de Cumhuriyet'i de asla mahkum edemezsiniz, o gazeteleri ve gazetecileri yok edemezsiniz.
FETÖ'nün iktidarla paralel yürüdükleri dönemde vergi denetim elemanlarını gönderdiler. 10 milyon 687 bin lira ceza kesildi. Cezayı kesen ve uzlaşma komisyonunun başkanı da FETÖ'den hapiste. Hükümet 'diz çökeceksin, istediğim yazarı atacaksın' diyor. Sen ne yaparsan yap Sözcü bu ülkede yaşayacaktır.
Burak Akbay'da ByLock yok, 'FETÖ okullarında okumadım, yurtlarında kalmadım' diyor. Adalet er geç tecelli edecektir.
"Zonguldak'ın takipçisi olacağız"
-Geçen hafta Zonguldak'taki işçilerden söz etmiştim. İşçilerin haklarının ellerinden alınacağından söz etmiştim. İşçiler madenden çıkmayacağız, CHP'li vekiller de komisyonda mücadele edeceğiz' dedi. Bu sabah anlaşma sağlanmış. Takipçisi olacağız. Bütün işçilerin haklarına sahip çıkmak CHP'nin temel görevi.
"Her bakan değiştiğinde sınav sistemi de değişiyor"
-Son günlerde eğitimle ilgili ciddi tartışma var. Devlet akılla, bilgiyle, birikimle yönetilir. Eğer bir karar alacaksanız oturur bakarsınız sonuçları ne olur diye. Bir kişi değil birden fazla kişiyle tartışacaksınız. Şu geldiğimiz hale bakın. Sınav sistemi her bakan değiştiğinde değişiyor. Her bakanla değişiyorsa o eğitim milli değil bakana göredir. Aileler de perişan. Çocuklarımızın iyi okullarda okumalarını isteriz. Dünyayı sorgulamalarını isteriz, haklarını öğretmek isteriz. İyi öğretmenlerin çocuklarımızı eğitmesini isteriz. Adı milli kendisi milli değil bakanlığın.
Haziran 2017'de 2017-23 öğretmen strateji belgesi yayınlandı. 2017'de açıklanan belge kamuoyuna kapalı, katılımcılıktan uzak geliştiriliyor. Bu nasıl milli? Sendikaların, STK'ların, vatandaşın haberi yok.
-Ortaöğretim kurumlar sınavı geldi, reform diye savundular. Bakan değişti yeni sitemi geldi, savundular. TEOG geldi reform dediler. Bir sabah kalktık AKP genel başkanı başbakana söylerim TEOG kalkar, dedi.
Bütün velilere sesleniyorum: Senin çocuğun bu kadar değersiz mi? Eğitimci de değil, eğitimi bilmiyor başbakana söylerim kalkar, diyor. 87 saat sonra Milli Eğitim Bakanı taksi durağında sistemin kalktığını açıklıyor.
"Gerekirse boğazımızdan keseceğiz bütün parayı eğitime harcayacağız"
TEOG yerine geçecek modeli bakan açıkladı. İtirafta bulundu. Çocukların yüzde 10'unun nitelikli okullara yüzde 90'ının merkezi sınavla alınacağı öngörülmüştür, dedi. Milli Eğitim Bakanı itiraf ediyor. Eğitim sistemini düşünün devlet okullarının yüzde 90'ı niteliksiz. Eleştiriyoruz da ne yapmamız lazım?
-Kesinlikle Milli Eğitim Şurası toplanmalı. Devlet ortak akılla yönetilir. Herkes davet edilecek. Bunu zamanında Finlandiya yaptı. En köklü eğitim reformunu yapan ülkelerden birisi. Reformu yapan bakan yardımcısını Türkiye'ye davet ettik. MEB'e çağrıda bulunduk gelin dinleyin diye.
-Her okulun bir bütçesi olmalı. Devlet özel okullara bin 300 lira teşvik veriyor devlet okullarına vermiyor. Fakir fukaranın çocuğu gidiyor da ondan. Eğitim versem de vermesem de oyu çantada diyor.
-Liyakat sistemine dönmek zorundayız. Öğretmen yetiştirmek için özel çaba harcamak zorundayız.
-Taşımalı eğitime son vermeliyiz. Nerede çocuk varsa orada orada okul ve öğretmen olacak.
Gerekirse boğazımızdan keseceğiz bütün parayı eğitime harcayacağız. Eleştiriyoruz ama ne yapılması gerektiğini de söylüyoruz.
"Et fiyatlarını düşürmenin yolu besiciyi desteklemekten geçer"
-Gül gibi ülkeyi samana muhtaç ettiler. Arpayı, mercimeği, eti ithal eder duruma geldik. TBMM'nin kararına da uymadılar. Meclis gereğini yaptı, çiftçiye milli gelirin onda biri oranında teşvik verilecek, denildi.
Et ithal ediyorlar. İlk ithalat 2010'da başladı. İthalatla et ucuzlasaydı mesele çözülürdü. 7 yıldır et ithal ediyorlar. Şimdi 2 mağazada et satacaklar. 70 bin kasap isyan ediyor. Yarın önünüze sandık gelecek demokratik yollardan hesabını soracaksınız. 2 mağazada satacaklar, parayı onlar alacak. Et fiyatlarını düşürmenin yolu besiciyi desteklemekten geçer. Nereye kadar ithalat? Bizi dinlemiyorsun ABD'ye, Fransa'ya, Hollanda'ya bak nasıl yapıyor?
2016-17'de çiftçilere yapılması gereken destek ödemesi 196 milyar liradır. Bugüne kadar 93 milyar lira verildi. 102 milyar 733 milyon lira alacağı var çiftçinin. Alacağınızı isteyin.
-Bunlar devleti yönetemiyorlar. devleti yönetmek için ya kanun ya tüzük ya yönetmelik çıkarırsınız. Yönetmelik çıkardılar Bilim Sanayi Teknoloji Bakanlığı yayınladı. Otomobillere cam filmi takılması serbest bırakıldı. 5 milyon vatandaş aracına cam filmi taktırdı. Ödenen para 1 katrilyonun üzerinde. 1 yıl geçmeden kararı değiştirdiler. Sökmezseniz cezası 427 lira söküm parası 150 lira. Niye serbest bıraktılar niye yasakladılar? O 5 milyon vatandaşımıza sesleniyorum. Filmi tak dediler taktın, sök dediler söktün önüne sandık gelecek hesabını sor.
O kadar kibirlendiler ki her şeyi yaparız dediler. Sırtına binerim yine oy verir dediler.
"Teklifi yumuşatıyorum. İstifa eden başkanların olduğu yerlerde seçime gidelim"
-Bir ara kimsenin bu ülkede can ve mal güvenliği yok demiştim, kıyameti koparmışlardı. En tipik örneği seçilen belediye başkanları. Halkın oyuyla seçilen belediye başkanının can ve mal güvenliği yoksa sokaktaki vatandaşının nasıl olacak? Balıkesir belediye başkanı ağlayarak istifa etti. Ailesine kadar tehdit ediliyorsanız can güvenliğiniz yoktur. Bir savcı çıkıp da tehdit suçtur, kim seni tehdit etti diye soruşturma açtı mı, korktular.
Erken seçim yapalım demokrasinin namusunu kurtaralım, dedik, kaçtılar. Hayatımda milli iradeden korkup kaçan genel başkan görmemiştim onu da görmek bana nasip oldu.
Teklifi yumuşatıyorum, gel görevden alınan, istifa eden belediye başkanları için bir düzenleme yapalım, seçim yapalım. Niçin korkuyorsun, niye kaçıyorsun? Hodri meydan demeye devam edeceğim.
Nüfusun yüzde 50'si seçmediği belediye başkanları tarafından yönetiliyor. Atamayla belediye başkanı gelmesin onu Kenan Evren yapıyordu. Korkuyorlar.
Bütün AK Partili kardeşlerime sesleniyorum. Seçtiğiniz hükümet 15 yıldır iktidarda. 15 yılın sonunda partinizin genel başkanı seçimden kaçıyorsa şapkanızı koyup düşünün.
"Faiz lobisinde secde ederler"
Bunlar ülkeyi yönetemiyor. İki konuda haklarını yememek lazım. Kendilerine ve yandaşlarına çok iyi çalışıyorlar, ellerinize kimse su dökemez.
Faiz lobisine 15 yılda ödedikleri faiz 145 milyar dolar. IMF'ye borçlanmadık diyorlar bu parayı kimden borç aldın? Öğrenmek hakkımız. 145 milyar ödedik, diyemezler. Faiz lobisinde secde ederler. Ödedikleri faiz 620 milyar lira. Bunu kime ödediniz?
-Referandumda evet deyin Türkiye uçacak, dediler. Dolar, enflasyon, terör uçtu. Yandaşa nasıl çalışıyorlar? Önce bir yandaş buluyorsun, proje geliştiriyor. Köprü yapacaksın, hükümet garantisi veririm yeteri araç geçmezse üstünü ben öderim diyor. Sadece Karayollarına 2018'de ödeyecekleri para 182 milyar lira. Devletin cebinden para çıkmıyor. Sen yap, parayı, garantiyi vereceğim, vatandaş ödeyecek, diyor. Bundan daha iyi yandaş mı teşvik edilir. Şehir hastanelerine hasta garantisi veriyorlar. Hapishanelerde böyle bir garanti yok.
Başbakan Yıldırım'a: Halka vergi öde diyorsun, şirketi niye vergi cennetlerinde kuruyorsun?
Enflasyon aldı başını gitti. Bu hükümet kendisine nasıl çalışıyor, ayakkabı kutularından iyi biliyoruz. Ey vatandaş vergini öde, yastık altından altınını çıkar, dövizini bozdur, diyorlar.
Siyasetçi halka örnek olmak zorunda. Halka vergi öde diyorsun, sen ödemiyorsun, şirketi Malta'da kurdun. Niye vergi cennetlerinde kuruyorsun? Yastık altındaki altınları çıkar diyorlar. Ekonomi yönetilemediğinde yöneticilerin kullandığı cümledir bu.
Altınları çıkar, dövizi bozdur diyorlar. Sen niye dövizini bozdurmuyorsun? Başbakan, milletvekilleri, bakanlar neden yurt dışındaki bankalarda dövizlerini tutuyorlar?
Sabah musluğu açtığınızda akan sudan 5 tür vergi ödüyorsunuz. Gün içinde 494 çeşit vergi ödüyor vatandaş. Öldükten sonra da vergiden kurtulmuyorsunuz. Tabut, kefen bezi de vergi. Bu Ankara'daki beyler Türkiye'de vergi ödememek için şirketlerini vergi cennetlerinde kuruyor. Bu olay ortaya çıktı. Başbakan 'çocuklarım dahil herkesin hesabı incelensin' diyor. Başbakana içten teşekkürlerimi sunuyorum. Arkadaşlarım vergi cennetlerinde kimin ne kadar parası var ortaya çıksın diye araştırma önergesi verecekler. Umarım başbakan sözünün arkasında durur. Görelim el mi yaman bey mi yaman."
Vişne Haber Ajansı