Çalışma yöntemi, dinlediği tanıklar ve inceleme gezileriyle tartışma konusu olan Darbe Komisyonu'nun raporu da eleştiriliyor. Raporda örgütün sızma girişimleri sadece CHP ve MHP’de yaşananlarla anlatıldı.
15 Temmuz darbe girişimini aydınlatma iddiası ile kurulan ancak çalışma yöntemi, dinlediği tanıklar, inceleme gezileri ile tartışma konusu olan TBMM Darbe Araştırma Komisyonu'nun hazırladığı taslak rapor da ‘’karartma, sulandırma’’ yaptığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Örgütün siyasi bağlantılarının görmezden gelindiği raporda, siyasete sızma girişimleri sadece CHP ve MHP’de yaşananlarla anlatıldı.
Raporun "Siyasete müdahale ve sızma teşebbüsleri’’ başlıklı bölümünde, örgütün, birinci adımında, devletin bütün kadroları ve bürokraside kadrolaşmayı, ikinci adımında maddi destek sağlayacak sermayeyi oluşturmayı strateji olarak belirlediği ifade edildi. Raporda, "Kendisini yeterince güçlü hissettiği zaman da siyasete müdahale etmekten kaçınmamış, siyasi partiler ve parti yöneticileri örgüt tarafından kontrol altına alınarak yönlendirilmeye çalışılmıştır’’ denildi.
BirGün'den Nurcan Gökdemir'in haberine göre; Siyasetin doğal akışını bozan, mecrasını değiştiren, kurum veya kurallarını yönlendiren her faaliyetin “müdahale” olarak değerlendirildiği belirtilen raporda, şunlar anlatıldı:
Siyasete müdahaleler; Örgüt mensuplarını milletvekili, mahalli idarelerde meclis veya encümen üyesi seçtirerek parti teşkilatlarına “sızmak’’seçilmiş olan siyasi parti temsilcileriyle Örgüt’ün amaçları doğrultusunda temas kurmak, onları Örgüt’e kazandırmak, hükümet ve siyasi parti politikaları üzerinde etkili olmak ve politikaları yönlendirmek, karar süreçleri üzerinde söz sahibi olmak, Örgüt’e muhalefet eden siyasi kişi veya kurumları itibarsızlaştırmak, aleyhte yayın yaparak yıpratmak, yıldırmak, baskı kurmak, korkutarak sindirmek, tehdit etmek, iş göremez hale getirmek veya istifa ettirmek şeklinde özetlenebilir.
Siyasete müdahalenin temel amacı, siyasi sonuçlar elde etmek ve bu sonuçları Örgüt’ün menfaatleri lehine kullanmaktır. Örgüt, bu tür faaliyetlerin planlamasını “siyasilerden sorumlu imamlar” vasıtasıyla; yapılan planların icrasını ise, özellikle emniyetin istihbarat birimlerini ele geçiren istihbaratçı mensuplarını harekete geçirerek yapmıştır.
Örnekler iki partiden
Fethullah Gülen’in, örgüt elemanlarına, "CHP ve MHP'nin içi bundan sonra iyice karışacak. CHP ve MHP'nin başındakiler ve etrafı olduğu gibi yabancı. Bu toprakların çocukları değil" dediği kaydedilen raporda, şöyle denildi:“Siyasete müdahaleler; özellikle CHP ve MHP genel merkez santrallerinin dinlenilerek partilerin sırlarına vakıf olunması, partilerin teşkilat ve yöneticilerinin usulsüz bir şekilde takip edilmesi, ses ve görüntü kaydedilmesi ve dikkat çekici bir zamanlama ile -Genel Seçim öncesinde- bu ses ve görüntülerin kamuoyu ile paylaşılması şeklinde gerçekleşmiş; “özel hayatın gizliliği”, “haberleşme özgürlüğü” ve “haberleşmenin gizliliği” hakları ağır bir şekilde ihlal edilmiştir.
Parti yöneticileri ve temsilcileri hakkında yapılan usulsüz dinleme, takip, ses ve görüntü kaydı; faili belli olmayacak şekilde ve özellikle menşei yabancı olan internet servis sunucuları ve programları kullanılarak yapılmış; ses ve görüntü kayıtlarının kamuoyuna duyurulmasında da aynı yöntem kullanılmıştır.
Böylece, sözkonusu partilerin yönetici ve milletvekilleri itibarsızlaştırılarak seçimlere girmeleri engellenmiş, seçmenlerin nezdinde partiler ve partililer zor durumda kalmış; siyaset, tabii mecrası dışına sürüklenmiştir.’’
Devlet gücü kullanıldı
Kamu gücünü temsil eden, istihbarat toplamak ve değerlendirmekle görevli birimlerin, CHP ve MHP örgütlerini hedef aldığı bildirildi.
Raporda yer alanlar şöyle:
Hedef kişi veya grubun dinleme, teknik ve fiziki takip, ses ve görüntü kaydı yapılması mevzuata ve usulüne uygun olarak yapılmadığından, kişi veya gruplar, “suç ve terör örgütleri ile ilişkili gibi gösterilerek” hakim kararı alınmış, “sahte isim veya kimlik bilgisi” ve “yanlış ikamet adresi” belirtilerek idari işlemler tamamlanmıştır. Örnek olarak, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın yakın çevresinde bulunan danışmanlarından A.G., sahte bir isimle ve bir terör örgütü üyesiymiş gibi dinlenmiştir.
Örgütün, elde ettiği bütün devlet imkânlarını kendi amaçlarını gerçekleştirmek için kullanması,devlet gücü karşısında kişiler ve kurumların hakları yalnız bırakmıştır.